Ayşe Düzkan: Evlilik kurumu yasaklanmalı

Kadına yönelik şiddetin günde 5 kadının ölümüne yol açtığı Türkiye'de AKP'li kadın milletvekili Fatma Salman da şiddetin mağduru oldu. Eşinden gördüğü şiddet üzerine boşanan Salman'ın gözü morarmış bir şekilde gittiği Meclis'te çekilen fotoğrafı, şiddetin belgesi olarak kayıtlara geçti.

Salman'ın karşılaştığı bu şiddet, Türkiye'de kadına yönelik şiddete ilişkin nasıl bir veri sunuyor? Bu soruyu feminist yazar Ayşe Düzkan yanıtladı.

"KADININ MUTSUZ EVLİLİĞİ SÜRDÜRMESİ, İŞÇİLERİN SAĞCI PARTİLERE OY VERMESİ İLE AYNI"

Düzkan, Fatma Salman'ın eşinden şiddet görmesine şaşırmadığını belirtti, "Bu basına yansıyan kısmı. Eminim ki, başka benzer örnekler de vardır" dedi.

Tek başına çocuklarına da bakabilecek şekilde yaşayabilecek kadınların bile mutsuz oldukları evlilik içinde yaşamayı tercih ettiğinin altını çizen Düzkan, kadınların bu tercihini, "işçilerin sağcı partilere oy vermesine" benzetti, "İşçiler neden sağcı partilere oy veriyorsa, kadınlar da aynı sebeplerle mutsuz evliliklerin içinde yaşamayı tercih ediyorlar. Buna ideolojik tahakküm diyoruz" dedi.

İDEOLOJİK TAHAKKÜM

Düzkan, şöyle konuştu:

"İdeolojik tahakküm, sizin kendinize zarar veren bir şeyi aslında yararınıza olduğuna inanmaya çalışmanızdır. Milletvekilliği, kadını toplumda saygı gören pozisyona taşıyor ancak ezilen konumdan çıkartmıyor. Zengin kadınlar da şiddete maruz kalıyorlar ve boşanmaya cesaret edemiyorlar. Onların da mutsuz oldukları görülüyor. Çünkü toplum onlara da boşandıklarında yalnızlık, aşağılanma dayatıyor."

'SALMAN AKP'DE HUZUR BULAMAZ'

Salman'ın muhafazakar bir partinin milletvekili ve muhafazakar bir sosyal çevrede büyümüş bir kadın olarak çekinmek için daha çok nedeni olabileceğini söyleyen Düzkan, "AKP gibi bu kadar aile düşkünü, aile kurumunu kadınların gördüğü her türlü şiddete rağmen savunan bir partide boşanmış bir kadın milletvekiliin huzur bulacağını zannetmiyorum. O yüzden kendisine kolaylıklar ve sabırlar diliyorum" dedi.

Ayşe Düzkan, AKP milletvekili Salman'ın bir süre suskun kalmasının da, şiddete maruz kalan kadınlar açısından çok yaygın olduğunu belirtti, "Bu konumdaki bir kadın için de zor. Koskoca bir milletvekili kadın, kocasından dayak yemiş. Bundan mahcup oluyor. Bu da çok yaygın ve şaşılacak bir şey yok. Görüyoruz ki, milletvekili de olsan dayaktan kurtuluş olmuyorsun" diye konuştu.

'AŞK EKONOMİK BİR KURUMUN SEBEBİ OLAMAZ'

Feminist yazar Düzkan, Başbakan Erdoğan'ın suskunluğu için, "Tam bir muhafazakar bir parti gibi davranıyorlar," derken, aile kurumu için ise şu eleştiriyi getirdi:

"Türkiye'de dayak yiyen kadın sayısı, dayak yemeyenden daha fazla. Her kadın bunun korkusuyla yaşıyor. Ama kimse evliliği yasaklamıyor. Bunların hepsi aile kurumu içinde yaşanıyor. Vahşetse, felaketse hemen evlilik denen kurumun yasaklanması lazım. Benim talebim budur bu konuda. Hiç kimse, bir ekonomik birim içine girmemeli. Aşk ekonomik bir kurumun sebebi olamaz. Aile budur. Çocuklar da başka türlü büyütülebilir. Hangimiz aile içinde mutlu olduk. Çok nadirdir mutlu olan."

'EN ÖNEMLİ TAHAKKÜM ARACI AİLE'

Ailenin en önemli tahakküm araçlarından biri olduğunun altını çizen Düzkan, "Kutsal aile, tatlı aile masalını herkes devam ettiriyor. Sanki çocukken hepimiz ailede çok mutlu büyümüşüz gibi. Hayır böyle bir şey yok. Bir sürü çocuğun küçüklüğünde fonda annesinin çığlıkları vardır. Bir sürü çocuk aile içinde şiddet görüyor. Daha beteri tacize uğruyor. Aile o kadar da güzel bir yer değil. Hatta tahakkümün araçlarından biri. Aile kurumunu korumak isteyen bir parti, kendi milletvekili şiddet görüp aile kurumunu dağıtınca şaşırıyor," dedi.

'KADINLAR ÖZGÜRLEŞTİKÇE ŞİDDET ARTIYOR'

Düzkan, kadına yönelik şiddetin artışı ile kadınların isyan etmesinin arasında bir ilişki olduğunu belirterek şunları söyledi:

"Türkiye'de 80'lerden itibaren kadın hareketinin şiddetin önlenmesi konusunda çok önemli çabaları oldu. Devlet nezdinde bazen karşılığını bulduğu da oldu, bulmadığı da. Kadına yönelik şiddetin artışının, kadınların özgürleşme talepleriyle, kendi başlarına, kendi ayakları üzerinde aile dışında yaşayabileceklerini fark etme eğilimleriyle, erkeklerin onlara olan bağımlılığının artışı arasındaki açıya bağlıyorum.

Kadınlar genellikle isyan ettikleri, isyan etmeye cesaret ettikleri için öldürülüyorlar. Bunun başka ülkelerde de örneği var. Asya'nın doğusunda kadınların özgürleşme süreciyle birlikte, erkeklerin kendileri ile evlenmek istemeyen genç kızların yüzüne kezzap atması gibi bir gelenek başlamıştı.

Kadınlar özgürleştikçe şiddet artıyor. Ta ki, o şiddete sebep mekanizmayı biz alaşağı etmeyi başarana dek. Bu tıpkı siyasal baskı gibi... Muhalefet arttıkça siyasal baskı da artar. Ama bundan dolayı yılacak değiliz." (etha)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.