‘Soykırım inkarı düşünce ve ifade özgürlüğü değil’

Fransa Parlamentosu'nun Ermeni soykırımını inkar yasasına karşı Türkiye'de geliştirilen tepkiye karşılık, İHD İstanbul Şubesi ve bir grup aydın "Fransız Parlamentosu'nu bırakalım, inkara karşı sesimizi yükseltelim" dedi.

 

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon'dan yapılan açıklamada, Fransa Parlamentosu'nda yarın görüşülecek olan soykırımın inkarını yasaklayan yasa tasarısına karşı Türkiye'nin, en geniş kesimleriyle birleştiği belirtildi.

 

Açıklamada, "Yasaya karşı argümanların ortak noktası düşünce ve ifade özgürlüğü. Ermeni soykırımı da dahil olmak üzere Fransa'nın resmen tanıdığı soykırımların inkarının yasaklanmasının düşünce ve ifade özgürlüğünün ihlali anlamına geleceği öne sürülüyor" denildi.

 

İHD, soykırım gibi bir insanlık suçunun inkarının hiçbir şekilde düşünce ve ifade özgürlüğünün gerçekleşmesi ve düşünceyi ifade hakkının kullanılması olarak kabul edilemeyeceğini belirtti.

 

İHD, "Bir halkın tüm toplumsal dokusu, meslekleri, sanat eserleri, tarihi mirasıyla birlikte, devlet tarafından bile isteye, planlayarak yok edildiği gerçeğinin inkarı, işlenen bu suçu savunmak demektir, şiddeti aklamak demektir" dedi.

 

Yahudi soykırımının inkarının bugün birçok ülkede para cezası ve hapisle cezalandırıldığını hatırlatan İHD, soykırımın inkarının cezalandırılmasının yeni olmadığını ve sadece Fransa'ya özgü olmadığını belirtti.

 

İHD, şöyle dedi: "Sonuç olarak, Türkiye'de TOBB, TÜSİAD başta olmak üzere bütün sivil toplum kuruluşlarını, kanaat önderleri ve aydınları, devletin izlediği çizgiyi güçlendirecek şekilde Fransa Parlamentosu'na karşı kampanya yürütmek yerine Ermeni soykırımının, aynı yıllarda gerçekleştirilen Süryani/Asuri soykırımının, genelde bir bütün olarak Anadolu Rumları dahil işlenen etnik temizlik suçlarının devlet ve toplum tarafından tanınması için çaba harcamaya davet ediyoruz."

 

FRANSA PARLAMENTOSU’NA DEĞİL, SOYKIRIMIN İNKARINA KARŞI BİRLEŞMEK GEREK

 

Aralarında Halil Berktay, Şebnem Korur Fincancı, Ersin Salman, Eren Keskin ve Ayşegül Devecioğlu’nun da olduğu bir grup da devam eden bir imza kampanyasıyla, “Fransa Parlamentosu’na değil, soykırımın inkarına karşı birleşmek gerek” dediler.

 

Açıklama şöyle devam etti:

 

“Dünyanın çeşitli ülkelerinden sonra şimdi de Fransız Parlamentosu’nda Ermeni Soykırımı’nın inkarını yasaklayan yasa tasarısına karşı AKP'si, CHP'si, MHP'si, kimi iş kuruluşları ve çevreleri ve önemli bir aydın tabanıyla Türkiye'nin geniş kesimleri birleşmiş görünüyor. Yasa tasarısına karşı görüşler, yasağın düşünce özgürlüğüyle bağdaşmayacağı önkabulünde buluşmakta.

 

Soykırımın inkarı devlet eliyle işlenen örgütlü bir suçun aklanmasına hizmet eder; tarihle yüzleşmeyi, kurbanların anısı önünde eğilmeyi, kurtulanların torunları karşısında utanç duymayı “bir daha asla” demeyi engeller. Eşitsizliği, tahakküm ilişkilerini ve potansiyel şiddet tehdidini kalıcılaştırır.

 

Nitekim Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni, Aralık 1948'de kabul etmiş ve Sözleşme Ocak 1951’de yürürlüğe girmiştir. O günden bu yana Holokost, yani Yahudi soykırımının inkarı birçok ülkede yasaklanmış, para cezası ve hapisle cezalandırılmıştır. Fransa da Holokost inkarcılığına karşı 1990 yılında Gayssot yasasını çıkarmıştır.

 

Soykırımı inkar etmek, düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilecek bir olgu değil, soykırıma uğramış bir halkın çocuklarına ve soykırımın utancını duyanlara uygulanan bir şiddet, soykırımın sonuçlarını kalıcılaştırmak için kullanılan önemli araçlardan biridir, yeni insanlık suçlarına davettir.

 

Bu yüzden biz aşağıda imzası bulunanlar, her şeyden önce, Türkiye’de hayatın her alanında süren, vicdanları yaralayan, mağdurları tekrar tekrar incitmeye devam eden inkar politikasına son verilmesini istiyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.