‘Sevan Nişanyan’ın 1915’te belirsizliğe yollanan Ermeni aydınlarından farkı yok’

Yargıtay, Sevan Nişanyan’a 3 ayrı davadan verilen 4 yıl 7 ay hapis cezasını onayladı. Nişanyan’ın toplam infaz süresi 11 yıl 1 aya ulaştı.

Aydın Yenipazar Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Sevan Nişanyan’ın daha önce onanan 6 yıl 6 ay hapis cezasıyla birleşince toplam infaz süresi 11 yıl 1 aya çıktı. Nişanyan’ın, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na (KTVKK) muhalefet gerekçesiyle 2 ayrı davadan verilen 4 yıl 2 ay ve mühür bozmadan ötürü beş ay daha hapis yatması öngörülüyor.

21 Nisan’da açık cezaevine geçmesi beklenen Nişanyan, bu cezalardan ötürü 2016’ya kadar kapalı cezaevinde kalacak. Ayrıca Nişanyan’ın Yargıtay’da bekleyen 5 yıl 6 aylık hapis cezası da mevcut.

Agos’un haberine göre, Sevan Nişanyan hakkında şimdiye kadar KTVKK ve İmar Kanunu’na muhalefetten açılmış 11 dosyayla ilgili olarak itiraz talebiyle Yargıtay’a başvurulmuştu. Aynı suçlardan tek tek ceza verilmesi yerine tek bir ceza verilmesi talebini içeren itiraza Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın vereceği cevap bekleniyor.

1915’TE BELİRSİZLİĞİE YOLLANAN ERMENİ AYDINLARINDAN FARKI YOK”

2 Ocak 2014’ten bu yana cezaevinde bulunan Sevan Nişanyan hakkında peş peşe verilen ceza infaz kararlarının takibi ve Nişanyan aleyhinde isnat edilen tartışmalı suçlamalar hakkında yetkililerin önlem alması talebiyle oluşturulan Uluslararası Sevan Nişanyan’a Adalet Komisyonu üyesi Sait Çetinoğlu, Sevan Nişanyan’ın 1915’te belirsizliğe yollanan Ermeni aydınlarından bir farkı olmadığını söyledi.

Nişanyan’a verilen cezaevi infaz süresinin 11 yıl 1 aya ulaştığına dikkat çeken Çetinoğlu, Paris’te yayımlanan Ermenice gazete Nor Haraç’a verdiği mülakatta, Sevan Nişanyan’ı “itibarsızlaştırmak için suç icat edildiğini” ve devletin politik gerekçelerle doğrudan cezalandırmak istemediği Sevan Nişanyan’ın “izinsiz inşaat” bahanesiyle cezalandırıldığını söyledi.

Sevan Nişanyan’ın mevcut durumu ve yargılama sürecinde skandal sayılabilecek hukuki usulsüzlükleri değerlendiren Çetinoğlu’nun Nor Haraç’ta yayımlanan mülakatta yöneltilen sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

Sevan Nişanyan neden cezaevinde?

Yazar, dilbilimci, tarihçi, turizmci, çevirmen, eski öğretim üyesi Sevan Nişanyan, İzmir’in Şirince köyünde kendisine ait arazide yaptığı deneysel mimari eserlerinden ve restorasyonlardan dolayı cezaevinde. Türkiye’de böyle bir suçtan cezaevinde bulunan bir başka kişi yok. Sevan’a kendi arazisi üzerinde inşaat yapma izni verilmediğinden dolayı yaptığı yapılardan dolayı  “izinsiz inşaat” gerekçesiyle cezalandırılmıştır. Sevan’ın bu eylemi imar yasasının ve bürokratik uygulamaların eleştirisi olarak almamak ve anlamamak için hiç bir sebep yoktur. Nasıl ki ceza yasasının bir eleştirisi olarak bilinçli olarak bir maddesi çiğneniyorsa, Sevan da kendisine izin verilmediğinden dolayı imar yasasını bilinçli çiğnemiştir.

Sevan Nişanyan’ın daha öncede iki basamak merdiven yüzünden iki yıllık cezaevi yaşamı vardır.

Sevan’ın yapıları, deneysel mimarinin eşsiz örnekleridir, özgün çalışmalardır. Restorasyonları da aynı zamanda bir restorasyonun nasıl yapılması gerektiğini gösteren eşsiz örnekleri kapsar.

Türkiye’deki yapıların yüzde 60’ı izinsizdir. Hatta cumhurbaşkanlığı sarayı, Ak Saray da bir kaçak saraydır. Önceki cumhurbaşkanlığı konutu Çankaya Köşkü’nün (bugün Başbakanlık konutu) kaçak olduğu gibi. Zira bu köşk Kasapyan’ların bağ evinin üzerine izinsiz ve yasadışı inşa edilmiştir. Sarayın tapusu halen Kasapyan ailesinin varislerindedir.

Sevan’ın cezalandırma sebebi, resmi tarihi eleştiren, TC’nin kuruluşunun kapsamlı eleştirisini içeren Yanlış Cumhuriyet adlı kitabı, eleştirel tarih yazıları ile İslami mitolojiye aykırı ve eleştiren yazılarıdır. İslam peygamberi Muhammed’i eleştiren 2,5 satırlık yazı için 13,5 ay hapis cezası ile cezalandırılmıştır. Ayrıca Muhammed’i eleştiren yazısından incindiğini ifade eden birçok kişi maddi tazminat davaları açmıştır.

Bunun Nişanyan’ın Ermeni olması ile bir ilgisi var mı?

Sevan gibi “izinsiz inşaattan” dolayı cezalandırılmış kaç kişi olduğu ve bunların kaçının cezaevine konularak cezalarının infaz edildiğini Meclis’te bir parlamenter Adalet Bakanı’na sordu. Bugüne kadar cevap alınamadı. “İzinsiz inşaattan” dolayı 55.000’ün üzerinde kişinin cezalandırıldığını biliyoruz. Bunlardan sadece Sevan cezaevinde tutulmaktadır.

Sevan’ın cezalandırılmasında Ermeni kimliğinin ve Ermeni Soykırımı’na, Ermenilerin el konulan varlıklarına (emval-i metruke), yok edilen kültür varlıklarına dair yazdığı kapsamlı yazılarından, Adını Unutan Ülke adlı isimleri değiştirilen coğrafyaya, Ankara’nın Doğusundaki Türkiye adlı günümüze kalmış Ermeni kültürel varlıklarının envanteri niteliğindeki çalışmalarından dolayı verilmiştir.

Sevan’ın cezalandırılma süreci de bir hukuksuzluk örneğidir, adaletsizlikler saymakla tükenmez:

Sevan, izinsiz inşaat faaliyetinde bulunduğu iddiasıyla yapılan yargılama sonunda, Selçuk Asliye Ceza Mahkemesi’nin 15.09.2011 tarihli ve 2011/140-328 sayılı kararıyla 2863 sayılı yasanın 65/b maddesi gereğince 2 yıl hapis ve 5 bin gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Ancak bu kararın mesnedi olan 2863 sayılı yasanın 65/b maddesi Anayasa Mahkemesi’nin 11.04.2012 gün ve E. 2011/18-K. 2012/53 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Parlamento iptal kararının gereğini 11.10.2013’te yerine getirmiş ve Sevan’ın mahkumiyetine neden olan 2863 sayılı yasanın 65/b maddesini, 6498 sayılı yasayla değiştirmiştir. Bu değişiklik aynı zamanda suçun vasfını da değiştirmektedir.

Yüksek mahkeme Yargıtay, Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu iptal kararının içeriğini değerlendirilememiş ve Sevan hakkında sürdürülen yargılama sonuçlanmış ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği eski 65/b maddesine göre hüküm, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 19.03.2014 tarihinde ve E. 2013/8183- K. 2014/6870 sayılı kararıyla onanmıştır.

Türkiye Anayasası’nın 2., 38., AİHS’nin 6. ve 7. maddelerine aykırı olarak verilen bu kararı karşı Anayasa Mahkemesi’ne yapılan itiraz, “başvuru koşulları taşımadığı” gerekçesiyle reddedilmiştir. Özetle, Sevan olmayan bir ceza maddesi ile cezalandırılmıştır.

Ceza yasasına göre “zincirleme suç” hükümleri uygulanması gerekirken yani, aynı zaman aralığındaki aynı eylemle işlendiği iddia edilen suçlarla ilgili tek tek ceza verilmesi, tek bir ceza verilmesi yerine, Sevan için suç olduğu iddia edilen eylem birkaç parçaya bölünerek birden fazla ceza verildiğinin örnekleri vardır: yapının her duvarına ayrı bir hapis cezası verilmesi gibi.

Siyasi bir tutsak olarak değerlendirilebilir mi?

Bilindiği gibi politik kişileri doğrudan politik gerekçelerle tutuklamamak, cezalandırmamak genel bir uygulamadır. Onları itibarsızlaştırmak için bir suç icat edilir. Sevan’da olduğu gibi kaçak bir inşaat cenneti olan Türkiye’de “kaçak inşaat” suçu icat edilerek cezalandırılmıştır. Bu aynı zamanda dayanışmayı önleyen bir mekanizmadır. Bu yüzden hem ülke içinde, hem de uluslararası dayanışmayı örmede ve gerçekleştirmede zorlanıyoruz.

İnsanlara anlatmakta zorlanıyoruz, oysa vicdani ret hakkını kullanarak askerliğe gitmeyen bir pasifistin ceza yasalarını çiğnemeleri, bu yasayı eleştiri olarak anlıyorsak Sevan’ın eylemi de imar yasasını eleştirerek çiğnemekten ibarettir.

Kaldı ki Sevan, tüm mal varlığını kimsesiz çocukların eğitimini sağlayan Türkiye’nin büyük mizah ustası yazar Aziz Nesin’in kurduğu Nesin Eğitim Vakfı’na bağışlamıştır. Yaptığı yapılar bu eğitim kurumuna aittir ve bunların hakkında Kültür Bakanlığı tarafından yıkım kararı alınmıştır. Bir yazarın hapisle cezalandırılarak, kitaplarının toplanması ve yakılması ile Sevan’ın deneysel mimari eserlerinin yıkılması arasında bir fark yoktur.

Sevan Nişanyan olayının bir başka boyutu da Türkiye’deki hiç bir yazar kuruluşunun bu haksızlığa ses çıkarmamasıdır. Uluslararası PEN’in Sevan için yapacağı kampanya ve acil eylem çağrısına, Türkiye PEN karşı çıkmış ve kampanyaya mani olmuştur. Bu durumda Sevan’ın cezalandırılmasıyla ceza karşısındaki sessizlik Sevan’ın Ermeni olmasıyla yakın ilişkisini akla getirmektedir.

2 Ocak 2014’ten beri yüksek güvenlikli cezaevinde tutulan Sevan Nişanyan’a bu süre içinde hücre cezası verilmiş, üç kez sürgüne gönderilmiş, Buca Cezaevi’nde kışın soğuk beton üzerinde yatırılmış, Ali Ağa Cezaevi’nde tamamı cinayetten müebbet hükümlülerin olduğu koğuşta tutulmuş, itirazımız sonrasında tecrit hücresine konmuştur.

Sevan’ın 1915’te belirsizliğe yollanan Ermeni aydınlardan farkı yoktur. Sevan’da Ermeni aydınları gibi bir belirsizlik yolcusudur.

Kendisine cezaevinde nasıl davranılıyor? Ailesi ve arkadaşları ziyaretine gidebiliyor mu?

Sevan bugün Aydın Yenipazar Cezaevi’nde. Yenipazar Cezaevi yüksek güvenlikli bir cezaevidir. Yüksek güvenlikli cezaevi her şeyi açıklar.

Ailesinin haftada bir kez 45 dakikalık görüşüne ve haftada 10 dakika ailesi ile telefonla görüşmesine izin verilmektedir. Arkadaşları ancak Aydın’daki infaz savcısının izin vermesi halinde Sevan ile görüşebilirler. Ben 600 km yol gittikten sonra ancak 10 dakika kadar görüşebildim.

Şirince Köyü hakkında ne dersiniz? Faal durumda mı? Gelen turistler var mı?

Şirince, TürkçeBenden Selam Söyle Anadolu’ya adıyla yayımlanan çağdaş Helen yazar Dido Sotiriyu'nun gerçek adı “Kanlı Topraklar” (Matomena Homata) olan özyaşam öyküsünde Kırkınca olarak anılan ve Sotiriyu’nun doğduğu bir Helen köyüdür. Bu köy 17. yüzyılda Yunanistan’ın Epir bölgesinden Küçük Asya’ya sürgün edilen Helenlerin kurduğu ve özgün mimarisi olan bir köy.

Köy, Mütareke sonrası Küçük Asya Helenlerinin direniş odaklarından biridir aynı zamanda. Doğal yapısı direnişe uygundur. Direniş süreci Kanlı Topraklar’da ayrıntılı anlatılır. Köylüler 1924 Mübadelesi ile ikinci kez sürgünle köylerinden kovulmuş ve bugün Selanik yakınlarında Nea Ephesus adıyla yeniden kurdukları köyde yaşamaktadırlar. Sevan unutulmuş bu Helen köyünü ayağa kaldırmış ve özgün Helen mimarisini geleceğe taşımıştır.

Şirince bu gün Türkiye’nin çok önemli bir turizm merkezidir. Sevan bu tarihi Helen köyünü ölümden kurtarmıştır. Şirince, Sevan sayesinde bugün bir turizm merkezine dönüşmüştür.

(Demokrat Haber)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.