Savcılık sorgusunda 'sahte belge' tartışması

Soma'daki kömür şirketinin yönetim kurulu başkanı Can Gürkan ve genel müdür Ramazan Doğru'nun savcılık ifadeleri, soruşturmanın seyrini değiştirdi. Karşılıklı suçlamalar, CEO Can Gürkan dahil tutuklamaları getirdi.

Fevzi Kızılkoyun'un Radikal'de yer alan haberine göre Soma’da 301 madencinin hayatını kaybettiği maden faciasıyla ilgili Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 26 kişiden Genel Müdür Ramazan Doğru, İşletme Müdürü Akın Çelik, maden mühendisleri Yalçın Erdoğan, Ertan Ersoy, vardiya amirleri Yasin Kurnaz ve Hilmi Kazık ile teknisyen Mehmet Ali Günay Çelik tutuklandı. Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan ise Genel Müdür Ramazan Doğru’nun ‘sahte belge’ iddiası üzerine yeniden gözaltına alındı daha sonra da tutuklandı. 15 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Soruşturmayı yürüten 5 sorgu savcısı, şüphelilere 9 soru yöneltti. Şüphelilere, hangi görevi üstlendikleri, kaç yıldır çalıştıkları ve maaşlarının yanı sıra facianın sebebi ve sorumlularını ortaya çıkarabilecek 5 kritik soru soruldu. Savcılık, “Sensörler uyarı vermesine rağmen niye önlem alınmadı? Karbonmonoksit seviyesi yüzde 50’nin üzerine çıkmış ne gibi bir önlem aldınız? Madende yaşam odası var mıydı? Sensörlerin karbonmonoksit ve ısı artışı uyarısına rağmen önlem alındı mı? Daha önce de benzer yangın çıktı mı, çıktıysa ne gibi önlemler alındı?” sorularına yanıt aradı. Zanlılar ise ifadelerinde sorumlulukları olmadığını savundu.

Adliyeye gelişinde “Zamanı gelince konuşacağız” diyen İşletmenin Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan ise savcılıktaki sorgusunda, “Olayda ne benim ne de şirketin bir ihmali söz konusudur. Olay kazadan ibaret” dedi. Can Gürkan’ın ifadesinde, şirketin Yönetim Kurulu Başkanı olduğunu ancak, kendisinin şirketin yapılan işleriyle ilgili bir sorumluluğunun bulunmadığın, tüm yetkinin Genel Müdür Ramazan Doğru’da olduğunu söylediği de belirtildi. Gürkan, Ticaret Sicil Dosyası içindeki yetki belgesini delil olarak savcılığa sundu. Bunun üzerine savcı, Can Gürkan’ı ‘denetimli serbestlik yasası’ndan yararlanması isteğiyle mahkemeye sevketti. Ardından da şirketin bugüne kadar soruşturmada ismi bulunmayan Genel Müdürü Ramazan Doğru hakkında gözaltı kararı çıkartıldı. İşte bu gelişme, soruşturmanın seyrini değiştirdi. Gözaltına alınan Ramazan Doğru, Gürkan’ın ifadesi üzerine dün akşam saat 18.00 sıralarında Soma Adliyesi’ne getirildi.

Genel Müdür Ramazan Doğru, savcılık sorgusu sırasında patronu Can Gürkan’ın kendisiyle ilgili yetki belgesi ifadesini öğrenince bu duruma tepki gösterdi ve önemli bir iddia da bulundu. Söz konusu belgedeki kendisine ait olduğu ileri sürülen imzanın sahte olduğunu, şirketin yönetim kurulu toplantılarına katıldığını ancak, kendisine böyle bir yetkinin verildiğinden haberdar olmadığını ileri sürdü. Doğru, olayın sorumluluğunun üzerine yıkılmak istendiğini de söyledi. Bu ifadenin ardından Can Gürkan yeniden gözaltına alınırken, Ramazan Doğru da savclığın talebi doğrultusunda mahkemece tutuklandı. Savcılık, Ramazan Doğru’nun ifadesi üzerine imzanın sahte olup olmadığının tespiti için imza sirkülerinin incelenmesini kararlaştırdı.

Adli kontrol şartıyla serbest kalan Vardiya Amiri Halil Sarı, mahkemedeki ifadesinde, “Geçen sene karbonmonoksit yoğunlaşması nedeniyle bir panoda üretim durdu. Ayak külle dolduruldu. 6 ay sonra tekrar faaliyete başlandı. Yaklaşık 6-8 ay önce S panosunda benzer bir şekilde karbonmonoksit yoğunlaşması olmuştu. Kül basılarak 2 ay üretim durdurulmuştu. Daha sonra tekrar üretime başlandı” dedi.

Tutuklanan İşletme Müdürü Akın Çelik ise mahkemede kendisine yöneltilen “Yaşam odası var mıydı?” sorusuna, “Bir kaçış yolumuz mevcuttur. Bu yaşam odasından daha faydalı bir yerdir. A panosunda da yaşam odasının yapılması konusunda çalışmalara başlanmıştı” yanıtını verdi. “Sensörler uyarı vermesine rağmen niye önlem alınmadı? Karbonmonoksit seviyesi yüzde 50’inin üzerine çıkmış, nasıl bir önlem aldınız?” soruları üzerine Çelik, “Kömür kızışması doğal bir olaydır, kendiliğinden gerçekleşir. Maden ocağında herhangi bir anormallik görmedim” diye kendisini savundu.

Cumhuriyet gazetesi avukatı Akın Atalay’ın, Twitter’da paylaştığı bilgilere göre, savcılık şüphelileri, ‘yükümlülüğün ihmali’ nedeniyle değil ‘dikkat ve özen göstermemek’ten suçladı. Atalay, bu nedenle olayın sorumlularının müebbet hapis cezası alabilecekken, 8 yıl hapis cezası ile kurtulabileceklerini söyledi. Atalay şu mesajı paylaştı: “Soma’da tutuklananlar, TCK 85/2’den, yani dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla ölüm neticesini öngörememekten suçlanmışlar. TCK 85/2’nin kanundaki cezası, birden çok kişinin ölümüne neden olunmuşsa iki yıldan on beş yıla kadar hapistir. En üst sınırdan 15 yıl ceza verilecek bile olsa, takdiri indirimle sonuçta 12,5 yıl hapis alacak kişiler, cezalarının 2/3’ünü (8 yıl) yattıktan sonra tahliye olacaklardır. Oysa 301 kişinin ölümü, belli bir yükümlülüğün ihmal edilmesinden kaynaklı olarak değerlendirilseydi, TCK 83’den suçlama yapılacak ve ihmal suretiyle ölümlere neden olduğu saptananlara verilecek ceza artardı.” 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.