Savcı Doğan Öz polis takibindeyken öldürülmüş

12 Eylül döneminde öldürülen Ankara Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz’ün dokuz yıl boyunca görev yaptığı her yerde polis tarafından izlendiği ve bütün ilişkilerinin mercek altına alındığı ortaya çıktı. Evinin önünde otomobiline bindiği sırada ülkücü İbrahim Çiftçi’nin kurşunlarına hedef olan Savcı Öz hakkında emniyet birimleri tarafından “yasadışı örgütlerle ilişkisi vardır” şeklinde raporlar tutulduğu belirlendi.

Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu’na gönderilen belgelerle Doğan Öz’ün takip edildiği kanıtlandı. Konya ve Denizli emniyetlerinin o dönem tuttuğu raporlardaki bilgilere göre; Savcı Öz’ün bütün görüşmeleri, eşi Sezen Öz ve evi takip altındaydı.

Bahar Kılıçgedik’in Taraf gazetesindeki haberine göre, TBMM Komisyonu raporu; Doğan Öz’ün Başbakan Bülent Ecevit’e Özel Harp Dairesi ve kontrgerillayla ilgili bir rapor sunduktan sonra öldürüldüğüne dikkat çekiyor. Raporda, 12 Eylül müdahalesine giden dönemde işlenen bu cinayetin darbeyle bağı üzerinde duruluyor. Öz cinayetine ilişkin yargılama dosyasındaki bilgiler de devlet güçlerini işaret ediyor. Cinayet davası dosyasında; Savcı Öz’ü öldüren silahın başka bir cinayette de kullanıldığının belirlenmesine karşın cinayetler arasındaki bağın araştırılmadığına vurgu yapılıyor.

SAVCIYA SIKI TAKİP

Komisyona gönderilen belgeler arasında Savcı Öz ile ilgili olarak Konya Emniyet Müdürlüğü’nün 06.07.1970 ve Denizli Emniyet Müdürlüğü’nün 02.11.1976 tarihli yazıları da yer alıyor. Konya’da görev yaptığı sırada Savcı Öz hakkında tutulan emniyet raporlarında Öz ve eşi ile ilgili çeşitli iddialar öne sürülüyor. Doğan Öz’ün, yayıncı Süleyman Ege tarafından Türkçe’ye çevrilen ve Ankara Nöbetçi 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce toplatılan “Komünist Manifestosu” isimli kitaptan üç tane istemek için mektup yazması, suçmuş gibi değerlendiriliyor ve yayıncı Ege ile ilişkisinin olması da hakkındaki olumsuz iddialar arasında yer alıyor. Bir başka değerlendirmede ise şu ifadeler yer alıyor:

“24 Aralık 1969 tarihinde Atatürk Anıtı’ndan başlayıp Mevlana Meydanı’nda sona eren yürüyüş boyunca Doğan Öz’ün evinden ayrılmadığı, aynı gün Konya ilinde görülen Ankara Hukuk Fakültesi asistanlarından Doğu Perinçek’in Doğan Öz’ün evine giderek bir saat kalıp ayrıldığı, Öz’ün sol ideolojiye hizmet etme gayesiyle, eylemlerinden dolayı emniyetçe haklarında soruşturma başlatılan kimselerin bir an önce adliyeye intikal ettirilmeleri hususunda görevlilere sık sık telefonla emir verdiği, şahıslar hakkında adliyeye intikalden sonra devamlı olarak takipsizlik kararı verdiği, görevini yerine getirirken dahi ideolojik düşüncesinin tesiri altında bulunduğu hususunda İçişleri Bakanlığı’na bilgi verildiği..."

“ANARŞİSTLERE CESARET VERİYOR”

Savcı Öz’le ilgili Denizli Emniyeti raporu ise şöyle:

“Aşırı sol faaliyetlerinden dolayı durum ve temasları devamlı olarak kontrol altında bulundurulan Denizli Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz ve eşi avukat Hatice (Sezen) Öz’ün Denizli iline geldiği günden beri aşırı solcularla devamlı temasta bulunduğu, bunlarla TSİP binasında ve kendi evinde gizli toplantılar yaparak bunları bilinçlendirmeyi gaye edindiği, Savcılık sıfatından yararlanarak solcuları silahlandırdığına dair bir ihbarı değerlendiren ve yapılan operasyon neticesi Balaban Kitapevi’nde çok sayıda yasaklanmış kitap ve evinde ordu tipi ruhsatsız tabanca ile yakalanan Mürşit Balabanlılar’ın yakalandıktan hemen sonra Emniyet 1.Şube Şefi’ne telefonla emir vererek şahsın derhal Savcılığa gönderilmesini istediği, şahsı savcılığa götüren polis memurlarını da suçlunun huzurunda alenen tahkir ve tehdit ettiği, hukuka saygısı olmadığı, yaptığı işlerle suç işlemek istidadında ve eğiliminde olan anarşistlere de cesaret verdiği gerekçesi ile Denizli ilinden alınarak gerekli idare ve adli kovuşturma yapılması için hakkında Adalet ve İçişleri bakanlıklarına yazı yazılan Doğan Öz’ün 20 Temmuz 1977’de Ankara Savcılığı emrine tayin edildiği anlaşılmıştır.”

ÖZEL HARP’E DİKKAT ÇEKMİŞTİ

TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanan raporda ise Savcı Doğan Öz’ün neden öldürüldüğü şu sözlerle anlatılıyor:

“Savcı Doğan Öz ve Abdi İpekçi cinayetleri aslında Türkiye’de 12 Eylül askerî darbesini çözmek isteyenler açısından bütün malzemeleri içermektedir. Bu cinayetin dosyaları, gelişmeleri izlense, araştırılsa zaten her şey ortaya çıkacaktır. Ankara Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz, öldürülmeden kısa bir süre önce Başbakan Bülent Ecevit’e Özel Harp Dairesi ve kontrgerillayla ilgili bir rapor sunuyor. Savcı olarak yaptığı yakalamalardan, aldığı ifadelerden, sorgulamalardan vardığı sonuçları içeren bir rapor sunuyor ve diyor ki: ‘Türkiye’de esas tehlike Özel Harp Dairesi merkezli kontrgerilladır ve ben adımımı attığım her yerde bununla karşılaşıyorum’. Bu raporu yazmasından kısa bir süre sonra evinin önünde öldürülüyor.”

SUİKAST NASIL FAİLİ MEÇHUL KALDI

- 24.03.1978 günü: Savcı Doğan Öz, Ankara Adliyesi’ndeki görevine gitmek üzere otomobiline bindiği esnada uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti.

(Savcılık ve Emniyet Ankara’da sol görüşlü Muzaffer Üstünel’in 05.01.1978’de öldürülmesi olayında elde edilen kovanların Doğan Öz cinayetinde kullanılan kovanlarla aynı silahtan çıkmış bulunduğunu tespit etti.)

- 20.12.1978 günü: 09.10.1978 tarihinde Ankara Bahçelievler’de yedi TİP’linin katil zanlısı olarak yakalanan İbrahim Çiftçi, Doğan Öz suikastı tanıklarından Hayati Erdoğan tarafından kesin olarak teşhis edildi. Kesin teşhis karşısında İbrahim Çiftçi, Doğan Öz suikastını gerçekleştirdiğini emniyet sorgusunda itiraf ettiği gibi sorgunun akabinde üç Cumhuriyet Savcı yardımcısı önünde verdiği hazırlık sorgusunda cinayeti tüm ayrıntılarıyla anlattı. Eylemi Hüseyin Demirel ve Hüseyin Kocabaş’ın emir ve talimatları doğrultusunda yaptığını söyledi.

- 26.12.1978 günü: Diğer sanıklar bulunamadığından İbrahim Çiftçi aleyhine açılan dava, Sıkıyönetim Komutanlığı Ankara Askerî Mahkemesi’ne gönderildi.

- 03.08.1979: Ankara 1 No.lu Askerî Mahkemesi, Çiftçi’yi Öz cinayetinden idama mahkûm etti.

- 09.01.1980: Askerî Yargıtay 1. Dairesi, soruşturmadaki bazı noksanlıklar nedeniyle Mahkeme kararını bozdu.

- 21.01.1981: Noksan sayılan işlemleri tamamlayan Askerî Mahkeme, Çiftçi hakkında ölüm cezasına tekrar karar verdi.

- 27.12.1983: Askerî Yargıtay Genel Kurulu, 1. Daire’nin onayladığı idam kararını bozdu.

Yargılamayı yürüten Askerî mahkeme, defalarca idamına hükmettiği İbrahim Çiftçi’yi, onca delile, tanığa ve kirli ilişkileri ortaya koyan belgeye rağmen beraat ettirdi ve gerekçeli kararında yargı tarihe geçecek şu ifadelere yer verdi: “İtiraz üzerine verilmiş olsa dahi Askerî Yargıtay Daireler Kurulu kararlarına direnilemeyeceği muhtelif Askeri Yargıtay Daireler Kurulu kararlarından anlaşıldığından ayrıca Askerî Yargıtay Daireler Kurulu kararları mahkemeleri bağladığından Mahkememiz eski kararında direnememiştir. Bir oy farka dayansa da sekizde yedilik oy çokluğuna dayanan Askerî Yargıtay Daireler Kurulu’nun bozma ilamına, hukuki zorunluluk nedeniyle uyulmuş ve sanık İbrahim Çiftçi’nin beraatına karar verilmiştir.”

Doğan Öz cinayeti, böylece ‘faili meçhul’ cinayetler arasındaki yerini aldı.

CİNAYETİN SEBEBİ GEREKÇELİ KARARDA

Doğan Öz cinayeti davasının 03.08.1978 tarihli gerekçeli kararında ülkenin içinde bulunduğu koşullarda Doğan Öz’ün, yüklendiği görevi en iyi şekilde yapmak bilinciyle hareket eden bir savcı olduğu sözleri yer almıştı.

Yine gerekçeli kararda, 19.01.1978 tarihinde öldürülen Levent Özyörük isimli öğrencinin katillerinin tespiti için yürüttüğü soruşturma sırasında Site öğrenci yurtları ile Ticaret ve Turizm Yüksek Okulu’nda yaptırdığı aramalarla hedef haline getirilen Doğan Öz’ün, bazı yayın organları ve bazı politik çevrelerin bilinçli saldırılarına maruz kaldığı belirtildi.

Doğan Öz cinayeti davasında yargılanan İbrahim Çiftçi, hazırlık ifadesinde Site Öğrenci Yurdu’nda arama yaptıran ve ülkü ocaklarının kapatılması için uğraşan savcı yardımcısı Doğan Öz’ün öldürülmesi için karar alındığını söylemişti.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.