Sağa-sola gelişigüzel molotof atmak devrimci direniş değildir

"Eylemsizlik süreci bu koşullarda ancak birkaç ay sürebilir" diyen PKK lideri Abdullah Öcalan' "Meclis derhal toplanmalıdır. Çözüm konusunda rolümü oynayabilmem için Meclis'in bana bir çağrı yapması gerekiyor. Eğer Meclis bu çağrıyı yaparsa ben de silahlı güçlerin çatışmasız bölgelere çekilmesi konusunda ve diğer hususlarda elimden geleni yaparım. Meclisin önümü açması gerekiyor" dedi.

PKK lideri Abdullah Öcalan, seçimlerden sonra beklenen kritik görüşmeyi gerçekleştirdi. Heyetle görüştüğünü belirten Öcalan önemli açıklamalarda bulundu.

BLOK TAM İSTENEN DÜZEYDE DEĞİL

Öcalan seçim sonuçları ile Emek, Demokrasi ve Özgürlük Blok'una ilişkin şunları söyledi: "Seçim sonuçlarıyla bloğa ilişkin önerilerimizin haklı olduğu ortaya çıkmış oldu. Zaten 13 yıldır bu doğrultuda tespitlerim,
önerilerim oluyordu. Türkiye'nin böyle bir güçbirliğine, bloğa ihtiyacı olduğunu sürekli vurguladım ama gereği yerine getirilmedi. Blok aslında şu anki haliyle tam istenen düzeyde de değildir. Son değerlendirmelerimde de hep söylüyorum. Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne eksik olan blok, demokrasi ve özgürlük bloğu olmuştur. Mustafa Suphilerin, Çerkez Ethemlerin tasfiyesiyle bu bloğun oluşumu ta başından engellenmiştir. Sosyalistlerin tasfiyesi 1920'lerde Mustafa Suphilerin katledilmesiyle başlamıştır. Bu nedenle Türkiye bugüne kadar hep alternatifsiz kalmıştır, halklar hep milliyetçi-ulusalcı blokla, milliyetçi-islamcı bloğa mahkum edilmiştir, bir alternatif yaratılmamıştır. Bugün artık devlet de bu konuda sorun
çıkarmayacaktır. Ve blok bileşenlerinin bunu iyi anlaması gerekir, ciddiye alması gerekir, bu yüzden zaman zaman onları eleştiriyorum. Onlara çok önemli bir rol düşüyor. Önümüzdeki süreç demokratik anayasa süreci olacaktır. Ben bu süreci demokratik anayasal çözüme işlerlik kazandırma olarak tanımlıyorum. Bu seçim sonuçlarıyla da bir blok gereksiniminin olduğu ispatlanmış oldu. Artık bu husus üzerinden tartışma olmaz.

OLAN ALEVİLERE OLDU

Seçim sonrasında CHP ve lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu da değerlendiren Öcalan, şunları ifade etti: "Kılıçdaroğlu iyiniyetli olabilir, bir şey demiyorum, dürüst de olabilir, kişiliğine bir şey demiyorum ama bilinçli bir planın, senaryonun sonucu CHP'nin başına getirildi, aslında kısmen de başarılı oldular ama olan Alevilere oldu. Kılıçdaroğlu bir asker-Ergenekon operasyonuyla CHP'nin başına getirilmiştir, iyi analiz edilirse bunu görmek zor değildir. Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına getirilişini iyi anlamak lazım. Bu operasyonun asıl amacı Alevi Kürtleri bizden uzaklaştırmak, CHP'ye oyları kanalize etmekti. Dersim'de neden böyle oldu? Alevilik konusunda büyük bir mücadele verdiğimiz biliniyor. Aslında bir süredir geliştirilen bir siyasettir."

HEYETLE GÖRÜŞMEMİZ OLDU

Öcalan, heyetle beklenen görüşmenin de gerçekleştiğini belitti: "Heyetle bir görüşmemiz oldu. Görüşmemizin temel konusu, demokratik anayasa çözümüdür. Böyle bir anayasal çözüm için koşullar uygun hale gelmiş sayılabilir. Bu noktada BDP'nin ve blok bileşenlerinin az önce söylediğim gibi işin
ciddiyetini ve alacakları rolün önemini iyi kavramaları, geç kalmamaları gerekiyor.

SÜRECİN ZORLUKLARI

Sürecin zorluklarından bahsediliyor. İşte seçimin yeni yapılmış olması, Meclis'in açık olmaması, yeniden toplanmasının ve hükümetin kurulmasının zaman alacağı söyleniyor. Buna karşı ben de diyorum ki, süreci zorlayan diğer bir zorluk da vardır. O da sürecin uzamasıdır. Belirsizliğin uzaması tehlikelidir, içinde bir sürü riski barındırır. Bu anlamda devam eden bu askeri operasyonlar ve meydana gelen çatışma ve kayıplar süreci zorlayan diğer bir husus olmaktadır. Bu süreç, belirsizlik uzadıkça çözümün gelmesi de zorlaşabilir, böyle bir handikap var. Çünkü süreç uzadıkça yaşanan çatışmalar, meydana gelen kayıplar, yapılan tutuklamalar barış şansını da azaltıyor; handikap derken bunu kastediyorum. İşte şehirlerde her gün yapılan onlarca tutuklamalar, süreci zorlayan, çözümsüzlük riskini artıran sebeplerden biridir. Kadın, çoluk, çocuk ayrımı yapmadan adeta sürü gibi tutuklamalar oluyor. Her gün bir yerlerde on beş, yirmi, otuz kişi gözaltına alınıyor, tutuklanıyorlar. Bu tür gözaltı ve tutuklamalar gençleri siyasetten koparıp dağa yönlendiriyor, gerillaya katılımı da artırıyor. İşte sürecin uzamasının tehlikeleri derken kastettiğim bunlardır. Süreç uzadıkça çözüm şansı da bu anlamda azalıyor. Bu tutuklamaların hiçbirisi hukuki değildir, bu tam bir saçmalıktır. Böyle binlerce kişi gizli örgüt üyesi diye tutuklanır mı, böyle binlerce sivil üyesi olan gizli örgüt mü olur? Üstelik bu tutuklananların hiçbirinin üzerinde silah milah da yok. Daha önce JİTEM üzerinden bunu öldürerek yapıyorlardı, şimdi polis üzerinden topluca tutukluyorlar. Açıktır ki AKP derin devlet de denilen Ergenekon'un üst düzeyiyle anlaşmıştır."

GENÇLERE ÇAĞRI

Öcalan "Ben bu noktada gençlere de çağrı yapmak istiyorum" diyerek şunları belirtti: "Kendilerini böyle kolay tutuklatmamalıdırlar, tedbirlerini almalı, basitçe tutuklanmamalıdırlar. Gençliğin bu konuda örgütlenmesi gerekir. Ya çalışma yürütmemeli ya da yürütüyorlarsa tedbirlerini almalıdırlar. Ayrıca o gösterilerde öyle gelişigüzel sağa sola molotof atmalarına gerek yok, bu da süreci zorlayan bir husustur. Devrimci direnişleri olacak ama bu sağa-sola gelişigüzel molotof atmak değildir. Eğer gençlerin tutuklanmasına engel olunmuyorsa bu KCK'nin de sorumluluğudur."

TBMM'YE ÇAĞRI: MECLİS TATİLE GİRMEMELİ

TBMM'ye de çağrıda bulunan Öcalan şunları kaydetti: "Tüm anlattığım nedenlerle yani sürecin uzamasının ve belirsizliğin yaratacağı sakıncaların önüne geçmek amacıyla TBMM'ye çağrı yapıyorum. Bu nokta çok önemlidir. Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Nasıl ki 1920'lerdeki birinci meclis olağanüstü toplandı, gece-gündüz çalışıp tatil yapmadıysa, bu meclis de öyle yapmalıdır, tatile girmemelidir. Çalışma yapmak için Ekim ayını beklememelidir. Çünkü yine 1920'lerdeki gibi tarihi bir süreçten geçiyoruz. Bu nedenle yeni Meclis derhal toplanmalıdır, benim önerim budur. Ve çözüm için, benim çözüm konusunda rolümü oynayabilmem için Meclis'in bana bir çağrı yapması, hakikatleri araştırma komisyonu kurulması ve demokratik anayasa meclisinin oluşturulması için harekete geçilmesi gerekiyor. Bu önemlidir, daha önce de bu konuda öneri yapmıştım fakat yeterince önemsenmemişti. BDP'liler de AKP ile görüşmeler yapmalı, meclisin kapanmaması ve bana rolümü oynamam konusunda çağrı yapması hususunun önemini
anlatmalılar. Eğer Meclis bu çağrıyı yaparsa ben de silahlı güçlerin çatışmasız bölgelere çekilmesi konusunda ve diğer hususlarda elimden geleni yaparım. Öyle kendim için şarta falan da bağlamıyorum, kendimi düşündüğüm falan da yok. Fakat benim rolümü oynamam için Meclisin önümü açması
gerekiyor. Karayılan da söylüyor, gerillayı başka türlü indirmenin yolu yok. Benim onları ikna etmem için gerillaya ulaşmam gerekiyor. Ben olmadan gerillanın bulunduğu mevzilerden kıpırdaması, belli bir yerde toplanması mümkün değildir. Gerillanın bana farklı bir bağlılığı, sahiplenmesi vardır. Bu kendiliğinden oluşmuş bir şeydir, ben ne yapayım. Bunu söylerken gerillayı bir tehdit aracı olarak kullanmıyorum. Dediğim gibi anayasal çözümü sağlamak için gerillaya ulaşmalıyım.

BU TARİHİ FIRSAT HEBA EDİLMEMELİ

Ben buradan, bu koşullarda savaş kararı almam, bunun da iyi anlaşılması gerekiyor artık. Daha önce olduğu gibi şu seçim olacak, bu seçim olacak, şu bu nedenle bu tarihi fırsat heba edilmemelidir. AKP'nin seçimlerde yüzde elli oy almasının iyi olduğu, ona Kürt sorunun çözümünde sorumluluk yüklediği yönünde yorumlar yapılıyor. Ben de bu yorumlara katılıyorum. AKP bu sorumluluğunun gereğini yerine getirmeli ve Kürt sorununu çözmelidir.

SABRIMI, SAĞDUYUMU KORUMAYA DEVAM EDECEĞİM

Biz burada anayasal çözüm süreci üzerinde dururken ve çalışırken Başbakan daha önce ben olsaydım asardım-keserdim diyordu. Bu dil, sürece uygun olmadığı gibi ahlaki de değildir. Başbakanın tahrik, savaş çığırtkanlıklarına gelmeyeceğim. Bütün bunlara rağmen sabrımı ve sağduyumu korudum, korumaya devam edeceğim. Başbakanın bu savaş çığırtkanlığı bana savaş kararı aldırtmayacaktır. AKP de bunu bilmeli, beni anlamalı. Gerçekten tutuklamalara, gözaltılara, gerilla ve asker gençlerin ölümlerine son vermeliyiz. Bunun yolu da Kürt sorununun demokratik anayasal çözümünü geliştirmektir. Gerilla ölümleri de asker ve gençlerin ölümleri de beni üzüyor, bu ölümler karşısında çok zorlanıyorum. 13 yıldır söylüyorum, şimdi de söylüyorum. Benim hassasiyetim, düşüncelerim neden anlaşılmıyor. Aydınların, gazetecilerin de beni anlaması gerekir, çabama destek sunmaları, katkı sunmaları gerekir."

ANF

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.