‘Resmi tarihin yanına bir de hakikatler tarihi konuldu’

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ı ziyaret eden Dersim dernekleri yetkilileri, Başbakan Erdoğan'a teşekkür etti. Komisyon kurulmasını isteyen Seyit Rıza'nın torunu Rüstem Polat, "Mezar yerini bize açıklasınlar. Dua okuyalım, kurban keselim. Gerekirse bir anıt yapalım" dedi.

 

ANKARA - Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu Başkanı Yaşar Kaya, Avrupa Dersim Dernekleri Genel Sekreteri Kemal Karabulut, Seyit Rıza'nın torunu Rüstem Polat ve Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu İkinci Başkanı İbrahim Aktaş'ı kabul etti.

 

Heyet Başkanı Yaşar Kaya, Arınç'ın Başbakanlıktaki makamında gerçekleşen görüşmede, sözlerine ameliyat olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ''geçmiş olsun'' dileklerini ileterek başladı.

 

Kaya, ''Kendisine teşekkürü borç biliyoruz. Sayın Başbakan, Dersim'de 1937'de yapılan tertip konusunda Dersimlilerin yüreğine su serpmiştir. Bizce bu açıklama çok önemli bir açıklamadır. Bu açıklamayla Türkiye'de resmi tarihin yanına bir de hakikatler tarihi defteri konulmuştur ve hakikatler defterinin ilk sayfasına Dersim'le başlanmıştır. Başbakanımız bu yönüyle çok önemli bir adım atmıştır. Bu defterin altının nasıl doldurulacağı, neler yazılacağı ise bütünlüğüyle yine Türkiye toplumunun yükü olan bir şeydir. Nasıl yüzleşeceğiz'' diye konuştu.

 

‘YARAMIZ GÖRÜLÜYOR’
''Sayın Başbakanımızın açıklamalarından sonra kıyametler kopmadı. Tam tersine bir rahatlama oldu'' diyen Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu Başkanı Yaşar Kaya, Erdoğan'ın açıklamalarından sonra Dersimlilerde, ''Evet acımız anlaşılıyor; evet yaramız görülüyor'' görüşünün öne çıktığını anlattı.

 

Yaşar Kaya, ''Dersim yarası hiç kapanmamıştı. Yara dışardan kapanmış gibi görünüyordu ama kan içe akıyordu. Bugün artık Türkiye kendi tarihiyle yüzleşme konusunda çok daha ileri bir adım atmıştır. Yüzleşme yapılarak, hatırlanma yapılarak unutulabiliyor. Bunlar olmadan maalesef bu olmuyor. Bu yönüyle Başbakanımızın yaptığı açıklamayı çok önemsiyoruz'' ifadelerini kullandı.

 

KAYA: YÜZLEŞME BARIŞ GETİRSİN
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a, Dersim olaylarıyla ilgili ''tarihle yüzleşmek adına komisyon kurulabilir'' açıklamasından dolayı teşekkür eden Yaşar Kaya, şunları söyledi:

''Sizin de yaptığınız açıklamayı çok önemsiyoruz. Size de müteşekkiriz. Bir komisyon kurulması çok önemli. Sizden önce de Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile de bir görüşme yaptık, taleplerimizi ilettik. Şimdi oradan geliyoruz.

 

Bu meselenin siyasi partiler arası bir polemik meselesi olmaktan çıkarılıp, bir insan hakları, bir yara ve acının iyileştirilmesi zemininde konuşulmasının daha iyi olacağını, zira halen kurşun ve süngü yaralarıyla yaşayan insanların anılarına, acılarına ve hatıralarına saygılı bir dil kullanılmasının daha uygun olacağını ama bu yaranın da yokmuş gibi kapatılmasının doğru olmayacağını, bu yüzleşmenin Türkiye tarihi açısından da bir demokrasi, barış, birlikte yaşama ve kucaklaşma fırsatına dönüştürülebileceğine inanıyoruz.''

 

'DAVAMIZI HIZIR'A HAVALE ETTİK'
Komisyonun çalışmalarına katkı vermeye hazır olduklarını dile getiren Yaşar Kaya, şöyle devam etti:

''Dersim toplumu hiçbir zaman kin gütmedi. 1937'de olayların tanığı 250'yi aşkın kişiyle söyleşiler yaptık. Bir tanesi hariç, hiçbiri öfkeli bir kelime kullanmadı. Hiçbiri öç lafı etmedi. En kötüsü, 'biz davamızı Hızır'a havale ettik; biz davamızı ulu divana havale ettik' dedi. Bu bizim inancımızın gereği. Böyle barışçıl bir toplumun acılarının görülmesinin tarihle yüzleşme açısından çok önemli olacağını düşünüyoruz.''

‘DERSİMLİLER TEMSİL EDİLMELİ’
Dersimliler olarak taleplerini ''mezarların açılması, arşivlerin açılması, evlatlıkların bulunması'' şeklinde kısa, orta ve uzun vadeli olarak sıralayan Kaya, şunları kaydetti:

''Bizim temennimiz; ilk etapta CHP ve AK Parti'nin bir araya gelip bir komisyon için fikir beyanında bulunması. Yalnızca bir partinin değil... Ve partiler üstü bir sorun olarak bunun ele alınmasını arzu ederiz. Bu konuda yapabileceğimiz bir şey varsa katkı sunarız. Bu komisyonda Dersimliler de temsil edilirse çok daha hakkaniyetli olur. Çünkü mağdur olarak orada yer almaları doğru olur.''

 

‘MEZAR YERİNİ BİZE SÖYLESİNLER’
Seyit Rıza'nın torunu Rüstem Polat da Başbakan Erdoğan'a geçmiş olsun dileklerini iletirken, ''Sayın Başbakanımızın açıklamasına çok sevindim, duygulandım. Benim de ricam, Meclis buradan bir çözüm çıkarsın. Bu mezar yerlerini bize açıklasın. Senelerdir bunun hasretini yaşıyoruz. Mezar yerini bize açıklasınlar, dua okuyalım; kurban keselim. Gerekirse bir anıt yapalım. Başka bir art niyetimiz yok'' diye konuştu.

 

‘VİRAN OLAN KÖYLERİMİZİ ÖZLÜYORUZ’
Başbakan Yardımcısı Arınç'ın sorusu üzerine, annesi ve babası amca çocuğu olduğu için hem anne hem baba tarafından Seyit Rıza'nın torunu olduğunu anlatan Rüstem Polat, ''Annem ve babam Seyit Rıza'nın torunlarıdır. Ben torun oğlu oluyorum. Seyit Rıza dedemin bir kızı var, halam halen hayatta. Köylerimiz viran oldu. Kimse yok. 16 senedir Almanya'da yaşıyorum. Ama köylerimizin hasretini çekiyoruz'' dedi.

 

EN ÇOK SÜRGÜN ESKİŞEHİR, BURSA VE AYDIN'A
Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu Başkanı Kaya, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, Dersim sürgünleriyle ilgili ''Türkiye'de en çok sürgün nereye yapılmış?'' sorusuna, ''Kayseri'nin batısındaki illere gönderilmişler ve her köye yalnızca bir aile verilmiş. O ailenin başka bir köye geçmesine yasak getirilmiş. Daha çok Eskişehir, Bursa ve Aydın gibi şehirlere göç yaptırılmış'' karşılığını verdi.

 

HAMİLE GELİNLERİN KATLEDİŞİNİ ANLATTI
Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri Kemal Karabulut da 10 yıl önce annesinin anlattığı acı bir olayı şöyle aktardı:

''Köyümüzde, katledilmek üzere köy meydanında toplanan insanlar içinde ileri derecede hamile olan iki gelin varmış. Köyün ileri geleni yaşlı bir amca, subaya yalvararak, 'bize müsaade et, biraz zaman tanı, bu gelinler doğum yapsınlar. Namus sözü sonra size getirip teslim edeceğim' der ama ufak bir kargaşadan sonra halen köyümüzdeki kayalık yere geliyorlar ve bu subay her iki hamile geline de süngüyü takıp kayalıktan aşağı atar.''

 

Karabulut, ''Sayın Bakanım, biz bu acılarla büyüdük ve üstelik tarih çarpıtıldı. Bu savunmasız insanlar, 'eşkıya' diye lanse ediliyor. Biz bu kirliliğin düzeltilmesini istiyoruz. Bunun için gerçekleri araştırma komisyonuna yardımcı olmanızı rica ediyoruz'' dedi.

 

ZAZACA DERSİM TAKVİMİ
Heyet, Başbakan Yardımcısı Arınç'a, Dersime özgü dini ve kültürel özel günlerin yer aldığı Zazaca takvimi hediye etti.

 

Seyit Rıza'nın torunu Rüstem Polat'la, dedesinin fötr şapkalı fotoğrafı üzerine konuşan Arınç, elindeki dergideki fotoğrafa bakarak, ''Demek ki idamından hemen önceki bir fotoğraf... Allah rahmet etsin. Çok yorgun ve bitkin görünüyor'' dedi.

 

‘KEMİKLER AÇIKTA DURUYOR'
Başbakan Yardımcısı Arınç'a, arşivlerindeki fotoğraflardan oluşan bir dosya sunan Yaşar Kaya, ''Bir tanık bulduk, elinizdeki fotoğraftakilerin hepsinin bu fotoğraf çekildikten sonra öldürüldüğünü anlattı'' dedi.

 

Kaya, ''Erzincan'ın köylerinden 100 kişi toplanıp 3 gün yürütülüyor ve bir dağın tepesinde (Zini Gediği) öldürülüyor. Halen o kemikler orada açıkta duruyor. Şu an aramızda bulunanların akrabaları da var bu insanların içinde. Biz savcılığa başvurduk. Bu kemiklere DNA testi yapılması için... Ama savcılık maalesef reddetti. Kemikler halen açıkta duruyor'' diye konuştu.

 

'250 TANIKLA GÖRÜŞTÜK'
''Dersim 1937-1938 Çocukları'' adını verdikleri bir proje üzerinde çalıştıklarını anlatan Yaşar Kaya, ''(Dersim'de ne oldu ne bitti) diye projemiz var. Uluslararası standartlarda çalışma yürütüyoruz. 250 canlı tanıkla görüştük. Bunlardan ikisi Dersim'de askerlik yapmış insanlar. Beşi Dersim'den evlatlık verilmiş kişiler, diğerleri de 1937-1938'de olayları çocuk olarak yaşamış kişiler. Size askerlerle yaptığımız görüşmeden yaptığımız 10 dakikalık kesiti içeren bir CD takdim etmek istiyoruz. Bu asker, halen Bodrum'da çocuklarının yanında yaşıyor. 100 yaşının üzerinde, Dersim'de olanları tüm çıplaklığıyla anlatıyor'' diye konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.