'PKK de konferansta olmalıydı'

Ankara’da düzenlenen “Kürtler Barış, Demokrasi ve Çözüm Modellerini Tartışıyor” konferansında konuşan YNK Sözcüsü Azad Jundiyani, konferansta Kürdistan’ın farklı siyasi partilerin temsil edildiğine işaret ederken, PKK’nin olmamasını kaygı verici bir eksiklik olarak değerlendirdi. Abdullah Öcalan’ın rolünün önemine dikkat çeken Yekgirti İslami Partisi’nden Abo Bekir Ali ise “PKK’nin siyasi ve sivil güç olarak davranması için yasal ortam hazırlanmalı. Çünkü yeni bir anayasa bu tür bir siyasi durgunluğun önüne geçecektir. Ümitsizliğin önünü alacaktır” dedi.

BARIŞIN PEŞİNDEN KOŞACAĞIZ

Açık Toplum Vakfı, Friedrich Ebert Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği ve Chrest Vakfı desteğiyle, Ortadoğu Barış Araştırmaları Merkezi (IMPR) tarafından düzenlenen “Kürtler Barış, Demokrasi ve Çözüm Modellerini Tartışıyor” konulu konferans dün başladı. IMPR Başkanı Doç. Dr. Veysel Ayhan, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, toplumsal istikrarın sağlanmasının ülkelerin huzur ve barış içinde yaşamaları için önemini dile getirirken, barışın peşinde koşmaya devam edeceklerini söyledi. Ayhan, Kürtler’in bölgedeki medeniyetin dallarından biri olduğunu belirti.

Konferansa Kürdistan’ın İran, Irak, Suriye ve Türkiye parçalarındaki siyasi parti temsilcileri katıldı. Konferansın açılış konuşmasını IMPR Direktörü Aziz Barzani gerçekleştirdi.

Barzani’nin konuşmasının ardından konferansta “Kürtlerin Kürt Sorunu, Barış Süreci ve Çözüm Modellerine Yönelik Bakışları” konulu ilk oturum gerçekleşti. Bu oturumda KDP Dış İlişkiler Ofisi Başkanı Hemin Hewremani, Goran Listesi Milletvekili Yousif Mohammed, YNK Parti Sözcüsü Azad Jundiyani ve Yekgirti İslami Partisi Yönetim Kurulu Üyesi Abo Bekir Ali konuşmacı olarak katıldı.

HEWRAMİ: KÜRTLER İSTİKRARA VE SINIRLARA TEHDİT DEĞİL

Hewrami, anadilde eğitim hakkının olmamasının önemli bir sorun olduğunu belirterek, daha sürdürülebilir çözüm için karşılıklı algıların yeniden tanımlanması gerektiğini söyledi. Stratejik davranmanın önemli olduğunu dile getiren Hewrami, “Zaman kazanmak için küçük oyunlar oynamamak lazım. Kazan, kazan şeklinde gitmelidir. İki taraftan birinin kazandığı anlamı çıkarsa diğerinin de kaybettiği tespiti olur. Bu Kürt sorununu çözmez. Bir taraf güven yönünde çalışırken öbür tarafın bir şey yapmaması gibi bir durum olamaz. Ortadoğu değişiyor ve artık Kürtler Ortadoğu’da aktif oyuncular. Kürtler tehdit olmadıklarını gösterdiler. Herhangi bir ülkenin istikrarına ve sınırlarına tehdit değiliz. Tek istediğimiz şey aktif kardeşler olmak. Kardeşlik içinde yaşamaktır. Kan dökülmesini istemiyoruz. Demokrasi paketi denilen bir şeyle karşı karşıyayız. Paketin içinde elbette bütün beklentilerin olmadığı bir gerçek. Daha ayrıntılı bir pakete ihtiyacımız var. Anayasal ve yasal haklar için. Ama aynı zamanda bu paketin herhangi bir anlamı olmadığını da söyleyemeyiz. Bardağın yarı dolu olduğu algısına sahip olmamız lazım” diye konuştu.

Hewrami, Öcalan’ın çözüm noktasında çok önemli bir rolü olduğunu belirterek, “Öcalan’ın konumu değiştirilmelidir. Ateşkesin devam etmesi çok önemlidir. Sorunun değil çözümün bir parçasıyız. Çözümden ve barıştan yanayız ve süreci destekliyoruz. Kürt Ulusal Kongresi’nin düzenlenmesi gerekli. Kürtler Ortadoğu’nun sınırlarını değiştirmeye çalışmıyorlar. Bir arada olmaya çalışıyorlar. Aktif partnerlik için hazırız” ifadelerinde bulundu.

‘ANAYASAL DEĞİŞİKLİKLERE VE GÜVENE İHTİYAÇ VAR’

“Bu sürecin gelişimi ve izlenmesi için zaman çerçevesine ihtiyaç var. Neden böyle bir yol haritasına ihtiyacımız olacak? Çünkü Ortadoğu’nun statükosu değişiyor” diyen Hewrami, şunları söyledi: “Son yüzyılda ilk kez Kürtler aktif oyuncular Ortadoğu’da. Kürt meselesi konusunda başkalarının karar alma dönemi çoktan geçti. Kürtler Ortadoğu konusunda kendi kararlarını veriyorlar. Bu Ortadoğu’nun başarılı bir şekilde değiştirilmesinde Türkiye daha, Kürt sorunun çözümü o nedenle önemli Türkiye’de. Herhangi bir ülkenin istikrarına sınırlarına tehdit değiliz. Daha iyi ilişkiler kurabiliriz. Birlikte yaşama ve tarafsız ilişkiler konusunda. Tek isteğimiz kardeşlik içinde yaşamak. Kan dökülmesini istemiyoruz. Barış getirmeyeceğini biliyoruz. Bu yüzden Türkiye’de demokrasi paketiyle karşı karşıyayız. Bu paketin içinde Kürtlerin beklentilerinin yerine getirilmediği bir gerçek. Hepimiz daha iyi ve ayrıntılı pakete ihtiyacımız var. Anayasal değişiklikler ve yasal değişikliklerin garanti edilmesi konusunda. Bu hiçbir anlamı olmadığı anlamına da gelmiyor. Ya hep ya hiç mantığıyla hareket edemeyiz. Bardağın yarı dolu olduğu algısına sahip olmamız gerekiyor. bu yüzden demokrasi paketi Türk devletinin mantalitesinde değişiklik olduğunu gösteriyor. Bu paketin kendisine bakacak olursak yeni bir dönemi tanımlıyor. Bu dönemde Erdoğan’ın başlattığı Kürtlerin inkar edilmesi süreci bitmiştir. Bu sürecin bittiğini biz de umuyoruz. Gelecekte daha önemli paketler bekliyoruz. Bu paketin iyi bir şekilde güçlenmesi gerekiyor. bizim tabi ki yasal değişikliklere, anayasal değişikliklere ve güvene ihtiyacımız var. Önümüzdeki aylarda Türk hükümetinin Öcalan sürece aktif katılmalı.”

Kürtlerin Ortadoğu’nun sınırlarını değiştirmeye çalışmadığını kaydeden Hewrami, “Kürtler bir arada olmak istiyorlar. Siyasi söyleme ihtiyaçları var, var olabilmeleri için. Bizim aktif partner olmak için hazır olduğumuzu söyleyebiliriz. Sürecin geriye değil ileriye gittiğinden emin olmak için buradayız ve bunun için stratejiler oluşturmaya da hazırız” diye belirtti.

MOHAMMED: KÜRT SORUNUNDA BİR AŞAMAYA GELİNDİ

Goran Listesi Milletvekili Mohammed, Kürdistan’da yapılan son seçimlerdeki değişikliklere bakılacak olursa aynı zamanda bir hedeften, amaçtan bahsedildiğini dile getirerek, özellikle de siyasi değişime dikkat çekti. Türkiye’deki Kürt sorununa bu bağlamda değinmek gerektiğini ifade eden Mohammed, şöyle konuştu: “Türk Cumhuriyeti’ne bakacak olursak bu bağlamda değerlendirilmeli. Bir değişim var. Sivil bir hareket olduğunu görüyoruz. Kürt siyasetinde de öyle. Medenileşmenin en önemli sivil hareketin çok önemli olduğunu söyleyebiliriz. Sivil hareket tabi ki var olabilmek için çok önemli. Bu nedenle Türkler ve Kürtlerin geçmişte kötü yaşanmışlıkları var. Bunu yıkmak inanmak istiyoruz birbirimize. Atılacak adımlar açısından barış bu süreçte barışın en mantıklı çözüm olduğunu düşünüyoruz. Önümüzdeki küresel sorunlarla daha iyi mücadele edebiliriz. Kürt sorununun artık bir aşamaya doğru gitmektedir. Kürt sorunu şu an farklı bir aşamadadır. Kürdistan’da değişiklikler var. Yeni bir vizyon ve farkındalık meydana geliyor. En güçlü ordu ve silaha sahip olsanız bile bu istikrarı ve barışı getirmiyor. Yalnızca ekonomi sizi güçlü konuma getirebilir. Uluslararası ilişkiler artık karmaşık. Güvene ve barışa dayalı olmaksızın iyi bir ülke yönetemezsiniz. Artık ülkelerin etik, kültürel sermayeye ihtiyacı var."

Şu an yanlış hareket etme vaktinin geçtiğini dile getiren Mohammed, şunları ekledi: “Türkiye bir model olacak birlikte var olabilmek için. Aynı şekilde herkese hakları verilmektedir. Bizim için önemli olan Türkler, Kürtler olmaksızın hedeflerine ulaşamazlar. Bu Kürt sorununu da kapsayacaktır. Barış olmaksızın komşunuzda barış olmazsa sizde de olmaz. AKP barış politikasına devam edecektir. Muhalefette barış sürecini destekleyecektir. Türk halkı barışa hazır görünüyor. Bu nedenle politikacıların insanların bu beklentilerini karşılaması gerekiyor. Güney’deki beklenti de karşılanmalı. Tarihsel bir öneme sahip bu."

‘BATI KÜRDİSTAN HER İKİ TARAFA FAYDALI OLACAK’

Mohammed, ilişkilerin karşılıklı çıkarla ilgili olduğunu belirterek, “Türk hükümeti bölgesel Kürt hükümetine bağlı olacaktır. Bu sürece bakacak olursak Türkiye’de uzun vadeli ilişki içinde olacaktır Güney’le. Bu aynı zamanda batı Kürdistan için de geçerlidir. Batı Kürdistan’a bakacak olursak bu her iki tarafa da faydalı olacak. Değişim hareketi Kürtler ve Türkler arasında iyi ilişkilerin kurulmasına neden olacaktır. Barış birlikte var olabilirlik için başarılı olsun. Bu silahı ve savaşı bırakalım” diye konuştu.

JUNDİYANİ: PKK’NİN KONFERANSTA OLMASI GEREKİRDİ

YNK Sözcüsü Jundiyani, Kürdistan’ın farklı siyasi partilerini temsilen burada olduklarını belirterek, “Burada olması gereken partiler bağlamında örneğin PKK’nin temsilcileri burada değil. Bu da kaygı verici. Burada söyleyeceğimiz her şeyin iyi bir sonuca ulaşmasını umuyorum. Ancak PKK’nin katılımı olmaksızın konferans hedeflerine tam olarak ulaşamayacaktır. Başka bir ülkede başka bir konferans organize edecektir. Kürdistan’ın diğer taraftakilerin seslerinin duyulmasını sağlayacaktır. Bu siyasi sürece bakacak olursak Kürt sorununun çözümüne bakacak olursak barışın tartışılması Türkiye’de sürse bile demokrasi paketi ve süreçle ilgili, Kürt sorununun çözümüne bakacak olursak öncelikle yeniden tanımlanmalıdır. Çünkü yeniden tanımlama olmaksızın biz ne olduğunu çok iyi anlayamayız” dedi.

‘KÜRTLER YANLIŞ YANSITILIYOR’

Kürtlerin kendilerini “bölünmüş ulus” olarak tanımladığını ifade eden Jundiyani, şunları söyledi: “Diğer taraftan bakacak olursak coğrafi olursak Kürt sorununun kendi istedikleri farklı şekilde tanımlamaktadırlar. Özellikle Irak dışında bunların hepsini tanımlamasına baktığımızda uluslararası organların tanımlarına göre, literatürdeki tanımlamalar kullanılmaktadır. Kürdistan’ın bir kısmı Kürt sorununun tanımlanması için tek bir bölüm göz önüne alınıyor. Kürdistan yıllardır çözüm ve barış bekliyor. Kürt sorununu ülkeler kendi çıkarlarına göre tanımlıyor. Ne yazık ki baskı var. Kürtler yanlış yansıtılmıştır. Bu başka bir yöne doğru ilerliyor. Bütünleşme ve entegrasyon, ayrımcılık söz konusu. Bu noktada diğer önemli husus ise Kürtlerin içinde Kürt sorununun tanımlanmasının farklı olmaktadır. Çünkü bu ülkelerdeki siyasi partilere bakacak olursak jeopolitik sorunlar nedeniyle bu siyasi partiler farklı bir etki altında hareket etmekte ve Kürt sorununda düzgün tanımları yok. Şu ana kadar tanım halen devam ediyor. Anayasal ve bilimsel bir süreçtir. Barışçıl bir çözüm bulunabilmesi için. Ortadoğu’daki Kürt sorununda demokrasi ve vatandaşlık sorunu var. Bu da yeterli değil. Bu konuda eğer Kürtleri düşünecek olursak Kürdistan’ı kucaklayan ülkelere ihtiyacımız var kendi coğrafyalarında. Bu ülkelerde soruna güvenlik sorunu olarak bakmamalılar. Ülkelerinin yapısı bağlamında bakmalılar. Yüz yıldır İran, Irak, Suriye ve Türkiye güvenlik bağlamında değerlendirmişlerdi. Arada anlaşmalar yapılmalıdır. Saddam rejiminin yıkılmasıyla birlikte kültürel, güvenlik ve ekonomik konularda anlaşmalar yapmış ve çalışmışlardır."

Jundiyani, AKP’nin yürüttüğü sürecin iyi gelişmeler meydana getirdiğini söyleyerek, bir takım güçlükler olduğunu da belirtti. Ancak Türkiye için zorlu süreç olduğunu dile getiren Jundiyani, şöyle devam etti: “Özellikle Talabani, Özal ve Erdoğan’la görüşmeler yaptı. Konuyu dikkate aldı. Birlikte yaşam konusunda pozitif adımlar atılmaya başlandı Kürtler ve Türkler arasında. Dolayısıyla bu konuda Kürt meselesi çözümü öncelikli mesele haline geldi bölgede. Bu noktada bölgesel ve uluslar arası enerji haritasına yerleştirilmiş oldu. Sadece Türkiye ve ırakta değil çevredeki tüm ülkelerde barış ve istikrar için dahil etmeleri gerekiyor Kürtleri. Buna altın bir fırsat olarak bakacağız. Kürt sorununun barışçıl çözümüne ilişkin önemli bir katkı. Türkiye ve diğer parçalardaki Kürtler için önemli. Çığır açıcı bir strateji olarak önümüze çıkıyor. Kürdistan bu sürece pozitif bakıyor. Sorunun çözümüne ilişkin Ortadoğu’da Kürtler önemli katkılar sunacak. Kürt sorunu bölgesel bir sorundur. Çünkü yıllardır bu sorunun halen çözülmemiş olduğu bir bağlamda yaşıyoruz. Büyük fedakarlıklar yapıldı. Zorluklar çekildi. Güven sorunu ortaya çıkmaya başladı. Bu hepimiz için bir kriz bu. Adeta gerilik, barışın olmaması sıfatı olarak kullanılmaya başlandı. Türkiye’de Kürt sorununun başarılı çözümü başarı ve istikrar için bölgeye önemli katkı sunmuş olacak."

‘TÜRKİYE CESUR OLMALI’

Türkiye’nin Kürdistan konusunda cüretli ve cesur politikalara ihtiyacı olduğunu vurgulayan Jundiyani, “Özelliklede Suriye’deki Kürt sorununa ilişkin. Merkezi Kürdistan’ın bir parçası olduğunu unutamayız Suriye Kürdistan’ının. Böylesi sorunları birlikte yaşadılar dört parçadaki Kürtler. Ulusal bir mesele ve pek çok perspektiften bakıldığında her Kürdistan parçasının kendine özgü özellikleri olmakla birlikte açık şekilde tanımlanmış boyutları var bunun. Barış sürecinin başarısı Türkiye’yi hayati önemde bir ülke haline getirecek bölgede. Kürt sorunu tarihsel nesnel bir sorundur ve çözülmek zorundadır” diye kaydetti.

Yekgirti İslami Partisi Yöneticisi Abo Bekir Ali, Kürt sorununun her çeşit zulüm, kan dökülmesinden geçilmiş bir süreci içerdiğini belirterek, “Bu öyle bir kurtuluş ki İslam kardeşliğine tarih kardeşliğine ve milletlerin paylaştığı ortak kadere aykırıdır. Kürt sorununda elimizden geleni yapmaya çalıştık. Kutsal bir görev olarak bakmış bulunuyoruz. Bu platformu da bir fırsat olarak görüyoruz. Öncelikle temel olarak Türkiye’de Kürt meselesinin çözümü diyalog ve karşılıklı çabadan, şiddet ve tehditten uzak geliştirilebileceğine inanıyoruz. Barış adımlarına saygı duyuyoruz. Ki derin ve sürekli bir çözüme ulaşılabilsin. Barış inisiyatifi toplumsal düzeyde oluşturulmalı. Kürt mücadelesinin temsilcileri daha resmi kimlikle görünür olmalı. Taktik değil stratejik yaklaşılması gerektiğine inanıyoruz. Birlik yolunda çözüm oluşturularak siyasi ve psikolojik gerilimler barışın çözümüne fayda olarak gelişir. Dışta ve içte ayrı perspektiflerle barış için uğraşan çevreler var. Çeşitli taraflar var. Süreç konusundaki korkularını gideren husus, güven ve aşamaların ilerlemesi, barışa gerçek olarak bakılması, siyasi olumluluk ruhunu yansıtmasıdır” dedi.

Ali, Kürt halkının halk olarak saygı görmediğini ifade edere şu ifadeleri kullandı: “Kültürel, insani ve iktisadi bakmak gerekir. Acı tezahürlerine ve çözüme dönük yaklaşımlar ele alınmadan çözüm ve genel uzlaşmaya yol açmayacaktır. Kürt sorunu ekonomik geri kalmışlık meselesi değil. Şiddetin bunu çözememesinden kaynaklanmaktadır. Her taraftan gelişecek çözümleri benimsemek gerekir. Kürdistan’ın diğer parçaları göz önüne alınarak çözülmesi gerekiyor. Kürtler yaşadıkları ülkelerde azınlık değil. Ortadoğu’da belki de 4. büyük halktır. Her parça diğeriyle ilişki içinde. Türkiye’nin Güney ve Batı Kürdistan’da olumlu gelişmeler oluşması, buna ilişkin barış sürecini geliştirmesi önemli bir olgu olacaktır. Kürt hareketlerinin davranışları barışın faydasına olarak yorumlanmalıdır. Bunun içinde reformlar, eğitim sorununun çözümü, medya, kamuoyu, akademik, sanatlar, tüm bunlar gerekli değişikliğe zemin oluşturmak zorunda. Ta ki yeni bir toplumsal yapıya ulaşılsın. Vatandaşlığın ve devletin doğası, kimliği değişmeden. Devletin siyasi haklara, kültürleri ve ilişkileri etkilediği ilkesini kabul etmek zorundayız. Türkler ve Kürtlerin bunu kabullenerek yaşamasıyla mümkün. Kesin ve derin çözüm kolay değil. Deneyimler ışığında adaletle mümkündür. Özellikle de zulüm görmüş tarafların. Bu sonuç ancak bu şekilde taraflar tarafından noktalanır. İnsanların eşitlik ve özgürlük temelinde bir araya gelmesi demektir."

‘ÖCALAN’IN BU SÜREÇTE DAHA FAZLA ROLÜ OLABİLİR’

“Kürtleri inkar, ayrımcılık, zulüm, farklılıkların zorla bastırılması, bölgenin tarihinin göz ardı edilmesi ideolojik farkların engel olmasına neden olmaktadır” diyen Ali, şu hususları belirtti: “Hükümet süreci hızlandırmalı sorunu ortaya koymalı. Barış meselesi sadece AKP’nin meselesi olmadığı görülmeli gerekli çabalar ortaya konmalı. Geçmişte Kürt kimliğinin inkarı, söylemlerin putlaştırılması temeline bağlanmaktaydı. Bunun farklı yönleri vurgulanmalı. Abdullah Öcalan bu süreçte daha fazla rol almalı. Sorunun iyileştirilmesine dahil edilmeli. Öcalan, şu ankinden daha iyi bir rol oynayabilir.”

‘PKK’NİN SİYASİ VE SİVİL GÜÇ OLMASI İÇİN YASAL ORTAM HAZIRLANMALI’

PKK’nin de süreci siyasi bir görüş ve barışın bir tarafı olarak ele alması gerektiğini dile getiren Ali, “BDP’nin daha iyi bir rol alması gerekiyor gelecek siyasi hayatta. PKK’nin siyasi ve sivil güç olarak davranması için yasal ortam hazırlanmalı. Çünkü yeni bir anayasa bu tür bir siyasi durgunluğun önüne geçecektir. Ümitsizliğin önünü alacaktır. Kürtlerin haklarını alabilmesi önceliğimizi oluşturuyor. Bu konuda federalizm iyi bir çözüm olabilir. Bunun dışında çözüm bölgeye yabancı değil. Karşılıklı anlayış ve irade sunulmalı. Tüm Kürdistan güçlerinin, Türkiye’deki güçlerin siyasi ve ahlaki görevlerini söylemek isteriz. Sorunun ertelenmesinden acılardan sonuç elde edilemez. Sivil yöntemler çözüm için ele alınması zorunluluktur. Gereken baskının da pozitif yönde yapılması gereklidir. Bu süreci kim olumsuzluğa uğratırsa tarihi sorumluluğun altında kalacaktır. AKP bu süreçte daha fazla sorumluluk almalı” diye konuştu.

ANKARA'DA KÜRDİSTAN KONFERANSI

Irak, Suriye ve İran’daki Kürt partileri Erbil yerine ilk kez Ankara’da düzenlenen “Kürtler Barış, Demokrasi ve Çözüm Modellerini Tartışıyor” konferansında bir araya geldi. Toplantıda Türkiye’deki barış süreci de değerlendirildi.

Erbil’de toplanması öngörülen Kürt Ulusal Kongresi’nin ertelenmesine ilişkin tartışmalar sürerken, Irak ve İran’daki Kürt partileri Ankara’da düzenlenen “Kürtler Barış, Demokrasi ve Çözüm Modellerini Tartışıyor” konferansında bir araya geldi.

Irak ve İran’daki Kürt partilerinin temsilcileri Türkiye’deki çözüm sürecine desteklerini ifade etti. BDP Eş Başkanı Selehaddin Demirtaş da son dakikada konferansa katılmaktan vazgeçti. Yerine Grup Başkanvekili İdris Baluken’in katılması öngörüldü. Ancak Baluken de İmralı’ya gidince, konferansta BDP’yi Ağrı Milletvekili Halil Aksoy temsil etti. Aksoy, sunumunu Türkçe yaptı.

PYD SON ANDA KATILDI

Konferansa Suriye’den katılacak olan PYD temsilcisi Sihanouk Dibo’ya verilen iznin sınıra geç ulaşması sebebiyle Dibo, konferansın ilk gününe yetişemedi. Dibo’nun yerine Serekaniye Halk Meclisi eski Başkanı Fehime Ali konuştu.

ERGİL’DEN MİLLİYETÇİLİK ELEŞTİRİSİ

Toplantının öğleden sonraki bölümünde moderatörlük yapan Prof. Dr. Doğu Ergil, milliyetçilik eleştirisinde bulundu. Kürt milliyetçiliğinin, Türk milliyetçiliğinin gayrimeşru çocuğu olduğunu ileri süren Ergil, devlet babanın iki çocuğu olduğunu birinin Türk diğerinin ise Kürt olduğunu söyledi. Ergil, devlet babanın Türkler’i nüfusuna aldığını ama Kürtler’i nüfusuna almadığını dile getirdi. (ANF, BUGÜN)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.