'Öldürülecek Kürtler listesi vardı, Ağar’ın kardeşine sorun’

Susurluk'un kilit ismi İbrahim Şahin, 90'lı yıllarda Kürt işadamlarının öldürülmesi sorulunca çözüldü: Eğer ortada illegal bir yapı varsa bana değil Mehmet Ağar'a sorun.

ANKARA - Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği’nce yürütülen faili meçhul cinayetler soruşturması kapsamında ifade veren eski Özel Harekât Daire Başkanı İbrahim Şahin, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Radikal gazetesinin ulaştığı ifadelerde Şahin, illegal bir yapı varsa bunun Mehmet Ağar ve kardeşine sorulması gerektiğini de belirterek, Ağar’ın kardeşi ile ünlü bir işadamının o dönem ortak olduğunu ileri sürdü.

‘SUSURLUK ÜZERİME KALDI’
Görev alanının Kayseri’nin öbür tarafı olduğunu söyleyen Şahin, faili meçhul cinayetlerle ilgisi bulunmadığını savunarak şöyle devam etti: “Susurluk olayı benim üzerime kalmış ve günah keçisi ilan edilmişimdir. Susurluk olayına katılma sebebim Ömer Lütfü Topal olayında cinayet şüphelisi olarak gözaltına alınan özel harekât polislerini tutanak karşılığında Ankara’ya götürmem sebebiyle olmuştur.” Topal cinayetine karışan polislerin alınması için Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Halil Tuğ’un emrettiğini de belirten Şahin, “Tuğ bana şahısların İçişleri Bakanı olan Ağar tarafından Ankara’ya getirilmesinin istenildiğini söyledi. Ağar beni arayarak ‘İstanbul’da özel timciler gözaltına alınmış, onları sana teslim edecekler. Ankara’ya getirdiğinde ifadelerini al’ dedi. Ankara’ya doğru yola çıktık. Ağar ‘ifadelerini al serbest bırak’ dedi. Şayet böyle bir illegal yapı varsa bunun benden sorulmaması gerekirdi. Bu konuda Ağar’ın ve kardeşlerinin sorgulanması gerekirdi” dedi.

SMS’TEKİ ŞİFRELERİ ANLATTI
Şahin, Ergenekon davası kapsamında tutuklu Fatma Cengiz’e gönderdiği SMS’nin detaylarını da anlattı: “Bu mesajda H. Çetin, Hikmet Çetindir. ‘H.A’ kısaltması Hanefi Avcıdır. ‘E.’ ise Mehmet Eymür’dür. Burada kastettiğim Cantürk, Hanefi Avcı ve Eymür’ün ABD’nin has adamı olduğu hususudur.”

‘BENİ ÖLDÜRECEKLER DİYORDU’
“Benim bildiğim kadarıyla Tarık Ümit, MİT’e çalışırdı. Ben evine de gider gelirdim. Hatta bir ara bana ‘Abi beni öldürecekler’ dedi. Çelik yelek giydiğini söylemişti. Bizzat kendim de gördüm. Ümit ile en son görüşen kişiler Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu’ydu.

‘AĞAR DANIŞMAN OLARAK EKEN’İ ALDI’
Bilinenin aksine Ağar ile Eymür arasında sorun yoktu. İkili arasındaki bağlantıyı Korkut Eken sağlardı. Çok içki içmesi sebebiyle onu özel harekâtta istemedim. O zaman Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar da Eken’i yanına danışman olarak aldı.

‘VELİ KÜÇÜK’Ü TANIMAM’
Veli Küçük’ün Mehmet Ağar ve Korkut Eken ile bir irtibatının olup olmadığını bilmiyorum. Ben hiçbir zaman Susurluk olarak adlandırılan illegal bir oluşum içinde olmadım. Hiçbir zaman yasalara aykırı bir şekilde yetkilerimi kullanmadım.

SAPANCA ÖLÜM ÜÇGENİ
4 Kasım 1993’te dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in İstanbul’da Holiday Inn Oteli’nde ellerinde PKK’ya haraç veren işadamlarının ve sanatçıların listesi olduğunu belirterek “Onlardan hesap soracağız” açıklamasının ardından Kürt işadamları öldürülmeye başlandı. O dönem Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, Kocaeli Jandarma Alay Komutanı ise şimdi Ergenekon davasının tutuklu sanığı olan Veli Küçük’tü.

Şoförü Recep Kuzu’yla birlikte cesedi 15 Ocak 1994’te Sapanca yakınlarında bulundu. Cantürk’ün, öldürülecek 67 Kürt işadamı listesinin ilk sırasında yer aldığı belirtildi.

28 Mart 1994’te Şehremini’de bir kafeden polis olduklarını söyleyen 4 kişi tarafından alındılar. Ertesi gün cesetleri Hendek’te bulundu.

SAVAŞ BULDAN VE DİĞER CİNAYETLER
3 Haziran 1994’te Yeşilköy Çınar Oteli’nden çıkarken ‘polis’ yazan yelekli silahlı kişilerce alıkonulduktan iki gün sonra Melen Çayı kenarında öldürülmüş halde bulundular.

Medet Serhat, Behçet Cantürk’ün avukatlığını da yaptı. 12 Kasım 1994’te Bostancı’daki evinin yakınlarında otomobili kurşunlanarak öldürüldü.

‘ELİMİZDE LİSTE VARDI’
“Ben kesinlikle Ayhan Çarkın’ın ifadelerini kabul etmiyorum. Kesinlikle Kürt işadamları bürokratlarına yönelik benim bildiğim bir ölüm listesi yoktur. Sadece şahsımda kimin getirdiğini bilmediğim, Kürt Ulusal Meclisi (KUM) üyelerine ilişkin bir liste bulunmaktaydı. Bu kapsamda yurtdışına giden PKK ile toplantı yapan kişileri belirtir bir liste vardı.”

KUM NEDİR?
PKK’nın kurumsallaşma çabalarından biri olarak 1992 yılında faaliyete geçen Kürdistan Ulusal Meclisi’nin (KUM) amacı iç ve dış kamuoyunu etkilemekti. KUM’da Selim Çürükkaya, Faik Candan, Osman Öcalan gibi isimler yönetici olarak faaliyet gösterdi. KUM, Avrupa’da da yoğun olarak faaliyetteydi. KUM daha sonra Sürgünde Kürt Parlamentosu adını aldı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.