Nurhak sana güneş doğmaz!

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarını engellemek için Kürecik’te kurulu NATO radar üssüne baskın düzenlemek isterken Nurhak Dağı eteklerinde ihbar edilen ve katledilen Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alparslan Özdoğan 41. Ölüm yıl dönümlerinde, vuruldukları yerde anıldılar. Kürecik’te ikinci kez kurulan NATO Füze Savunma Sistemi’nin bulunduğu yerde de anma yapıldı.

 

68’liler Dayanışma Derneği ve Devrimci 78’liler Federasyonu tarafından organize edilen anma etkinliği, Sinan Cemgil’lerin vurulduğu Gölbaşı İlçesi’ne bağlı İnekli Köyü’nde başladı.

 

SUÇUMUZ, HALKIMIZI SEVMEKTİ…

Sinan Cemgil'lerin mücadele arkadaşı Mustafa Yalçıner Gölbaşı'nda yaptığı konuşmada ‘Halkımızı sevmekten başka, halkın çıkarlarını yüksek tutmaktan başka, halkı savunmaktan başka suçumuz yoktu. Emperyalizme, Amerikalıya karşı mücadele ettik. Bu ülkeyi Amerikan çizmelerinin teslim almamasını istedik. Çok şey mi istedik?’ diye konuştu.

 

Sinan Cemgil ve arkadaşlarını anma etkinliğine, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Veli Ağbaba, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, 68’liler Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Koç, Devrimci 78’liler Federasyonu Başkanı Kanber Ateş, Kürecik Kültür Derneği Başkanı Hüseyin Dumlupınar, Sanatçı Ferhat Tunç, çeşitli partilerin yöneticileri ve belediye başkanları ile vatandaşlar da destek verdi.

 

Kürecik’teki anma etkinliğinde konuşan Ankara 68’liler Dernek Başkanı Hasan Koç, “ Buralarda öldürülen arkadaşlarımız kendileri için değil toplum ve devrim için mücadele etmekte. Denizlerin kurtarılması için Nurhak’tan Amerika Üssünü basmaya gelirken katledildiler. O zaman sadece Amerika’nın kontrolünde olan füze daha sonra füze kalkanı olarak NATO’nun kontrolündedir’ dedi.

 

‘KÜRECİĞİ ABD’NİN YATAK ODASI YAPMAYACAĞIZ’

Anma etkinliğinde konuşan CHP Milletvekili Veli Ağbaba: “Sinan Cemgiller ABD radarına karşı çıkarken katledildiler. Onların yapmaya çalıştığı şeyi şimdi bizler yapmaya çalışıyoruz. Hep beraber Sinan Cemgilleri, Kürecik’te bir kez daha anıyoruz. Devrimcilerin anıları önünde eğiliyoruz. Onlar, Mahir Çayanlar, İbrahim Kaypakkayalar kendilerini değil, ülkelerini düşündüler. Tam bağısız Türkiye istediler. Onlar hâlâ yaşıyorlar, yaşamaya devam edecekler.

 

Türkiye; Kürecik’e bir kalkanın kurulacağını, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı ile ABD Büyükelçisinin imzaladığı bir anlaşma ile duydu. Duyduğumuz günden beri bunun Türkiye’yi, Malatya’yı, Akçadağ’ı hedef yapacağını söyledik. Ve buna karşı çıktık. Sadece Kürecik’te değil Ankara’da da Kürecik’in, Küreciklilerin yanında olduk. Bundan sonra da yanınızda olmaya devam edeceğiz.

 

Füze Kalkanı kurulurken kime soruldu? Küreciklilere soruldu mu? Türkiye’ye soruldu mu? Kimseye sorulmadı. Bir dayatma sonucu kuruldu. Defalarca bu kalkan kime ait, diye sorduk. Yabancı asker var mı, dedik. Sorumuzun cevabı Amerika’dan geldi. ABD Başkanı Obama “kalkan bizimdir” dedi.

 

TÜRKİYE, ABD’NİN KILICI, İSRAİL’İN KALKANI OLDU

Sonra Kürecik’i kaç liraya sattınız, diye sorduk. Bu soruya da bir gazeteci arkadaşımız cevap verdi. 6-7 milyar Dolar’a Kürecik’in satıldığını öğrendik.

 

Burada yazan AKP, oynayan ABD. Türkiye, füze kalkanını kurmak ile ABD’nin kılıcı, İsrail’in kalkanı oldu. Kürecik’i ABD’nin yatak odasına çevirmeye çalışıyorlar. Ama sizlerden aldığımız güçle buna izin vermeyeceğiz. Bunu dost da bilsin, düşman da bilsin.

 

AKP Anayasanın 92. Maddesini ihlal etmiştir. Belki bugün kendi özel yetkili mahkemelerini kurdular ama; bilin ki bir gün AKP’liler de yargılanacak, hesap verecekler.

 

Türkiye’de her alanda işkence var. Kimisi Uludere’de katlediliyor, kimisi cezaevinde tutuluyor. Bir demokrasi oyunu oynanıyor. Binlerce öğrencinin rektörler tarafından okullarından uzaklaştırıldığı, eylem yapan memurların üzerine gaz sıkıldığı, öğrencilerin bacağının kırıldığı bir Türkiye’de yaşıyoruz.

 

Muhalefet eden milletvekillerine mecliste saldırıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Bu durum ancak bir faşist rejimlerde olur. Bunu da faşist bir parti yapar. Türkiye’de artık gizli saklı değil, açık bir Faşizm var. Ama bilin ki faşizme karşı mücadele eden milletvekilleri var.

 

Bu coşkuya katkı sunan herkesi kutluyorum. Bu etkinliği düzenleyen 68’liler Vakfı başkan ve yöneticilerini, aramızda bulunan Sinan Cemgiller’in arkadaşı Mustafa Yalçıner’i, Salman Kaya’yı kutluyorum. Bu kalkanı buradan kaldırıncaya kadar mücadelemizin devam edeceğini belirtiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.” dedi.

 

“KATLİAMLAR ULUDERE’DE DEVAM EDİYOR”

41 yıl önce başlayan bir mücadeleyi yeniden hatırlatmak ve bu mücadelenin bitmediğini, sürdüğünü, devam ettiğini duyurmak için buradayız, diye sözlerine başlayan BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ise bu mücadeleyi verenlerin kimilerinin idam edildiğini, kimilerinin zindanlarda çürütüldüğünü, kimilerinin de katledildiğini ifade etti.

 

‘Unutmayalım ki unutturmayalım. Onlar bizim hafızamızı elimizden almak istiyorlar’ diyen Tuncel, ‘AKP hükümeti ile 41 yıl önceki hükümet arasında bir fark yok. O zamanda kalkan vardı bugün de kalkan var. O günde devrimciler vardı. Bugün de devrimciler var. O günde katliamlar vardı, bugün de hâlâ Uludere’de devam ediyor. Ama biz bu faşizme teslim olmayacağız.” dedi.

 

‘SUÇUMUZ HALKIMIZI SEVMEKTİ’

Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan’ın Nuhrak’ta öldürüldüğü çatışmadaki grupta yer alan ve yaralı olarak ele geçirilen Mustafa Yalçıner ise, Gölbaşı ve Kürecik’te yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: ‘Suçumuz halkı sevmekti. Halkımızı sevmekten başka, halkın çıkarlarını yüksek tutmaktan başka, halkı savunmaktan başka suçumuz yoktu. Emperyalizme karşıydık, bunun için mücadele ettik. Amerikalıya karşı mücadele ettik. Taa Kurtuluş Savaşı’nda başlamıştı, sürdürdük.

 

İşçiler, köylüler, memurla, esnaf iyi koşullarda yaşasın istedik. Malatya’da haşhaş üreticileri ile miting yaptık. Üniversiteler özerk olsun, demokratik olsun istedik. Bu ülkeyi Amerikan çizmelerinin teslim almamasını istedik. Çok şey mi istedik?

 

Filistin’e gittik, Filistin halkını savunduk. İsrail çizmelerine karşı yanlış mı yaptık? Şimdi Suriye kaplarını zorluyoruz. Sanki Suriye Müslüman değilmiş gibi. Birbirimizin boğazına sarılmaya hazır hale getirildik İran da öyle. Filistin’i savunan bizler, İsrail’e karşı savaşa giden, bizler ölümü göze alan bizler. Şimdi Suriye, İran’a ve Irak’a kılıç çekmek. Hangi yol doğru? Hangi yoldan gitmeliyiz?

 

“TÜRK KÜRT AYIRMADIK”

Bakın, Radar Üssü bir kez daha Kürecik’e kuruldu. Çalışıyor? Peki ne yapacağız? Sinanların açtığı yoldan mı, bugün yürünen çıkmaz yoldan mı gideceğiz? Hiçbir halkı diğerinden üstün tutmadan sadece emperyalizme karşı mücadele ettik. Türk, Kürt diye ayırmadık. Kimseyi kışkırtmadık. Amerikalıya boyun eğmedik. Ama şimdi birbirimizin boğazına sarılıyoruz. Bu doğru mu? Kürt olsun, Türk olsun, bu ülkede ölen çocuklar bizim çocuklarımız. İnsanca, beraberce yaşayamaz mıyız? Hem ülke içinde hem ülke dışında savaşa sürükleniyoruz. Herhalde bütün bunlara ‘yeter’ demek için gideceğimiz tek yol Sinanların yoludur, diye düşünmeliyiz. “

 

Konuşmaların ardından sanatçı Ferhat Tunç, Sinan Cemgil ve arkadaşları için bestelenen ‘Nurhak Sana Güneş Doğmaz’ adlı türküyü seslendirdi.

 

Anma etkinliğine katılanlar Kürecik Cemevi önünde 68 kuşağının gençlik önderleri anısına fidan diktiler.

 

Sultan KILIÇ / Demokrat Haber Malatya

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.