Murat Karayılan sordu: PKK ne yapmalı?

KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “sürekli saldırgan üslupla” şovenist duyguları hareketlendirdiği ve toplumu savaşa hazırlamakta olduğunu iddia etti. “PKK ne yapsın?” diye sordu...

 

ANF’ye konuşan KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, AKP tarafından gündeme getirilen “yeni strateji”yi ve gelişmeleri değerlendirdi:

 

Yeni strateji, tasfiye etme ve yok etme stratejisidir.

 

Yenilik tarafı olarak, psikolojik boyutunun arttırılmış olması, ulusal ve uluslararası düzeyde yoğun bir biçimde ittifakların geliştirilerek, bir Kürt ihanet tabakasının oluşturulmasını hedefleyen bir eksene oturtulmuş olması en göze çarpan kısımlarıdır.

 

Yani yeni tarafı daha çok bu olmaktadır. Yoksa işte “PKK’ye karşı savaş, uzantılarıyla da görüşme yap” biçimindeki çok çelişkili, uygulaması imkansız bir yaklaşımla sonuç alınamayacağını AKP’liler kendileri de biliyorlar. Aslında burada bir çözüm niyeti yoktur, bir tasfiye konsepti vardır; Kürtleri bir bütün olarak zayıflatma stratejisi söz konusudur.

 

“PKK ile savaş, BDP ile görüşme yap” aslında PKK ile BDP arasına nifak tohumlarını ekmeye dönük bir çabadır. Yine, sözüm ona PKK’nin silahsızlandırılması süreci çerçevesinde Barzani’ye rol biçmek, aslında Güney Kürdistan ile PKK arasında çelişki ve çatışma yaratmaya dönük kurnazca ve sinsice bir politikadır.

 

PKK ile BDP arasında, PKK ile KDP arasında çelişki yaratmaya dönük bir çabadır. Ben ne BDP’nin ne de KDP’nin böyle bir oyuna geleceğini düşünmüyorum.

 

Biz hangi kurumların görüşme ve müzakere süreciyle mükellef olduğunu şimdiye kadar defalarca ortaya koyduk. Evet, BDP de bir aktördür ama İmralı’da tecrit varken, gerilla üzerinde imha savaşı geliştirilirken, BDP’yi aktör olmaktan çıkarma durumu zaten gerçekleşmiş anlamına gelmektedir. Yani sen Kürtlerin bir tarafını vuracaksın, diğer tarafını da diyalogda tutacaksın. Bu mümkün müdür? Bu aslında “bir tarafını vuracağım, teslim olmaya gelenleri de teslim alacağım” demektir.

 

Şu anda Kürdistan'da boydan boya bir savaş vardır ve her tarafta bir hareketlilik ve güçlerimize karşı saldırı durumu söz konusudur.

 

Kürt siyasetinde en yaşlı, en olgun, en barışçıl, hayatı boyunca barış için mücadele etmiş, bu sorunun barışçıl yöntemlerle çözümü için çaba göstermiş olan bir siyasetçi olan Ahmet Türk’e bizzat devlet mensuplarının planlı tertiplemesi sonucu ikinci kez, örgütlü bir biçimde vurulan yumruğu biz unutamayız. Bu yumruk Kürt halkının iradesine vurulmuş bir yumruktur.

 

Roboskî Katliamı’nın üzerinden üç ay geçti. Failleri açığa çıkarıldı mı? Mesela en son, bir Kürt gazetesi olan Özgür Gündem’in bir ay kapatılması var. Bu ne demektir? Yani bu, ‘90’lara dönmenin de ötesinde bir uygulama değil midir?

 

Açık ki, tüm topluma dönük kapsamlı bir sindirme hareketi geliştirilerek topyekun savaşla sonuç almak istemektedirler. AKP hükümeti uzun bir süreden beri bunun için hazırlık yapmaktadır. Bunun için hem diplomatik ilişkilerini yoğunlaştırmış, hem de toplumu da böyle bir sürece hazırlamaya çalışmaktadır. Bunun için Erdoğan sürekli saldırgan bir üslup kullanmakta, şovenist duyguları hareketlendirmekte ve toplumu savaşa hazırlamaktadır. Mesela en son çıkardıkları “Sivil Şehit Yasası” bunun en çarpıcı örneğidir. Bu yasayla herkesi ölmeye ve öldürmeye hazırlamaya çalışmaktadırlar. Yani topluma “kim ölürse şehit sayacağız, ailesine sahip çıkacağız, bu açıdan ölmeden ve öldürmeden korkmamalısınız” demek istemektedirler. Bu yasanın başka bir anlamı yoktur. Kısaca topyekun bir saldırı durumu söz konusudur.

 

SORUYORUM: PKK NE YAPMALI?

Şimdi ben açıkça söylüyorum; bizim her biçimde hedeflendiğimiz bu koşullarda; özellikle ABD ile predatörler için, daha öldürücü silahların alınması için ittifakların yapıldığı bugünlerde; işte Güney Kürdistan’a gelerek “biz PKK’ye karşı kapsamlı bir yok etme hamlesini başlatacağız, gelin siz de katılın” dedikleri ve bu temelde hazırlık yapmakta oldukları bu süreçte; Cudi’de, Hizan’da, Dersim’de, Amed’de, Bingöl’de saldırıların başlamış olduğu bugünlerde; insanlarımızı bu kadar rencide edici saldırıların olduğu bu aşamada biz PKK olarak ne yapabiliriz? Ne yapmalıyız? Ben soruyorum; Türkiye’deki bütün dostlara, demokrasiden ve barıştan yana olan bütün kesimlere soruyorum; siz bizim yerimizde olsaydınız ve size dönük bu kadar saldırı gerçekleşmiş olsaydı siz ne yapardınız? Güney Kürdistan'daki siyasetçilere soruyorum; bizim yerimizde siz olsaydınız ve sizin çocuklarınıza, yaşlılarınıza, siyasetçilerinize, Önderliğinize bu denli rencide edici saldırılar gerçekleşmiş olsaydı, yine size her gün suikast etmek üzere her türlü yöntemi kullanan ve tüm güçlerinizi yok etmeyi önüne koyan bir devlet karşısında ne yapardınız? Ben Kuzey Kürdistan'daki tüm demokratik-siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına, sendikalara soruyorum; siz bizim yerimizde olsaydınız ne yapardınız?

 

Açıkça bir saldırı var, bir yok etme saldırısı var. Biz bu sorunu demokratik yöntemlerle, barışçıl yöntemlerle çözmek istiyoruz. Buna sonuna kadar var olduğumuzu söyledik ama Ortadoğu’da son bir yılda yaşanan gelişmelerle birlikte AKP çark etti, bizim barışçıl elimizi havada bıraktı, onun için İmralı ve Oslo sürecine son vererek, bize karşı topyekun savaş ilan etti. Bunun karşısında biz ne yapabiliriz? Açık ki bizim yapacağımız tek şey buna karşı direnmektir.

 

Eğer şimdi Newroz barışçıl geçseydi, barışçıl mesajlara karşı devletin de yumuşak adımları olsaydı, İmralı’daki tecrit kalksaydı, operasyonlar olmasaydı bu bahar farklı karşılanabilirdi. Ama ne yapıldı? Newroz yasaklandı, Newroz’da şiddet oldu, Newroz’a kan bulaştırıldı, İmralı İşkence Sistemi derinleştirildi, ardından operasyonlar başlatıldı ve bugün yoldaşlarımız şehit düşüyorlar.

 

Bir de geniş bir ittifak konsepti vardır. Herkesle ittifak kurup, bizi yok etme çabası alabildiğine sürdürülmektedir. Biz de buna karşı tabii ki uyumuş değiliz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.