Murat Belge: AKP 'koalisyon olmuyor' turunda

Taraf yazarı Murat Belge, dün başlayan koalisyon görüşmelerini yazdı. Belge, "Yani şu önümüzdeki görece kısa dönem, koalisyon imkânı arama günleri değil de, böyle bir imkânın olmadığını gösterme ve kanıtlama günleridir" dedi.

Murat Belge'nin 'Koalisyon olmuyor' turları başlıklı yazısı şöyle:

Bugün resmen hükümet kurma çabaları başlıyormuş. Tek- partili hükümet kurma ihtimali görünmediğine göre, koalisyon imkânları aranacak –ya da “aranır gibi yapılacak”.

Seçimin hemen arkasından AKP’yi dışarıda bırakacak bir “acil işler koalisyonu” gereğine işaret eden bir yazı yazmıştım. 7 Haziran’dan çıkan başlıca sonuç, Türkiye toplumunun 2002’den beri AKP’ye açtığı krediyi sona erdirmesidir. Bundan böyle, bu parti inişe geçmiştir. Böyle olmasına bir “sorumlu” aranacaksa, akla ilk gelecek isim Tayyip Erdoğan’dır. Seçimden çıkan öncelikli net sonuç da, “Bana 400 milletvekili verin” diyen Tayyip Erdoğan’a verilmiş cevaptır.

Bu çerçevede, Meclis’e girmiş öbür üç partinin acilen şu işleri yapmak üzere bir koalisyon kurmaları, “Millî irade” dediğimiz o soyut varlığın 7 Haziran’da aldığı biçime uygun olurdu: 1) Seçim barajını indirmek; 2)Tayyip Erdoğan’ın engel olduğu yolsuzluk soruşturmasının yolunu açmak; 3) Tayyip Erdoğan’ın darmadağın ettiği güvenlik ve adalet aparatlarını olması gerektiği gibi düzenlemek. Bunlara, akla zarar “Saray”, “örtülü ödenek” vb. hukukdışı uygulamaları durduracak tedbirlerde eklenebilir.

Devlet Bahçeli ve MHP bu imkânı kesin bir şekilde kapattı. MHP’nin benimsediği bu tavır, AKP’yi, 7 Haziran sonrası siyasi ortamın en çok hareket imkânına sahip partisi haline getirdi. En büyük parti olarak, önce o koşullarını sıralayacak (Davutoğlu, “Saray tartışma dışında” diyerek büyük koşulunu dile getirmiş durumda); diyelim ki, bu “koşullar”la, görüştüğü üç partiyle de bir anlaşmaya varamadı. Ne olacak? Hiç, AKP asıl istediği sonuca varmış olacak!

“AKP’nin istediği” demek çok doğru olmayabilir. Ama “Saray”ın istediği bu. Şu aşamada, AKP içinde, “Saray”ın istediğinden farklı bir şey istemek, istenir bir şey değil –halen böyle.

Yani şu önümüzdeki görece kısa dönem, koalisyon imkânı arama günleri değil de, böyle bir imkânın olmadığını gösterme ve kanıtlama günleridir. Ama, konjonktürün özelliği, bu “gerçek durum”un kamufle edilmesini gerektirmektedir. “Ben koalisyona razıydım. Elimden geleni yaptım. Ama, görüyorsunuz, bunlarla olmuyor.” Yani, koalisyonu oldurmamak ve olmama nedeni de muhalefete yüklenmek. Şimdi oynayacak oyun bu. AKP ve Erdoğan, muhalefete kaymış oyları yeniden toplamak için bir şeyler yapmak durumundalar. Savaş çıkarmak falan gibi, Erdoğan’ın mizacına çok da aykırı düşmeyen “çılgın projeler”e uzanılmayacaksa, seçim legalitesi çerçevesinde yapılacak iş, böyle bir iş.

Tutar mı? Bunu sorduğumuz anda, yeniden, 7 Haziran öncesinde olduğu gibi, bir spekülasyon dünyasına giriyoruz. Ben AKP’nin, daha doğrusu Erdoğan’ın umduğunu bulacağını beklemiyorum. Bir toplum yüzünü belirli bir siyasi yöne dönmüşse, çok çarpıcı olaylar olmadıkça, kolay kolay karar değiştirmez. Ayrıca toplumlar ikide bir seçim ortamına girip aynı gerilimleri tekrar tekrar yaşamaktan da hoşlanmazlar. “Koalisyonu kurduk, kuramadık! O yaptı! Bu yaptı!” manevraları da yeterince saydam bir ortamda gerçekleşeceği için ne olduğunu, ne bittiğini herkes görecektir. Bütün bu işlerin gerisinde “Başkan olacağım” diye tutturmuş birisinin hırsı ve inadı olduğu gizli bir şey değil.

Tabii bu arada AKP içinde olup da bir koalisyon hükümetinde bulunmayı isteyenler de var; şu koşullarda kaç kişidirler filan bilmeye imkân yok. Erdoğan’la yol ayrımına düşmek hâlâ çok korkutucu. Bütün bu işler olurken Erdoğan’ın onları da “Hepinizin kaderi bana bağlı”ya ikna etmesi gerekiyor.

Özet olarak, “Gezi- sonrası” Tayyip Erdoğan bu topluma –bir kısmını kendi kazandırdığı– çok şey kaybettirdi. Hâlen de kaygısızca kaybettirmeye devam ediyor. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.