28 Eylül 2011 Çarşamba 17:39
Lojman cinayetinde yeni perde

Deniz GÜÇER / VATAN ANKARA

TBMM lojmanlarında 1991 yılında eski milletvekilinin oğlu Mustafa Güngör’ün öldürümesinde  tek sanık olarak gözüken Abdullah Gökalp, VATAN’a gönderdiği mektupta, “Mustafa’ya bıçağı Abdürrahim sapladı (eski milletvekili Muhyettin Mutlu’nun yeğeni). Sonra da tabancaya balondan susturucu yapıp ateş etti “ dedi.

Eski SHP İzmir Milletvekili Erol Güngör’ün oğlu Mustafa Güngör’ün TBMM lojmanında 1991 yılında öldürülmesiyle ilgili dava yeniden başladı. Soruşturmanın yeniden başlamasına ve davanın açılmasına neden olan ve halen tutuklu bulunan Abdullah Gökalp VATAN’a gönderdiği mektupta silahı sıkan kişinin isminin “Abdurrahim” olduğunu söyledi. Gökalp’in söz ettiği Abdürrahim’i savcılığa ise “eski milletvekili Muhyettin Mutlu’nun yeğeni Abdürrahim Mutlu” olarak ifade ettiği öğrenildi. 15 Eylül tarihini taşıyan 19 Eylül’de postaya verilmiş mektupta yer alan 20 yıllık karanlık sırra ilişkin satırlar şöyle:

“Namusum şerefim üzerine rahmetliyi ben öldürdüm demedim...

Aynen ifade tutanağındaki ifademden yazıyorum: ‘Abdurrahim hiçbir şekilde plan ve programda benim üstleneceğim ve kabul edeceğim bu icraat kapmasında rahmetliye ölüm niteliğinde darbe vurulmayacağı, ve böyle bir eylem fikri yokken rahmetli Mustafa sağ göğüs altından (memesinin) bıçak ile ‘Yalan söylüyorsun şerefsiz’ deyip 24cm yakın bıçağı tamamen sapladı. Çılgına dönmüş halde, ‘Sen ne yapıyorsun bu ne oluyor? Buraya adam öldürmeye mi geldik lan’ diye bağırıp can çekişmekte olan Mustafa‘ya silahı doğrultup sıkmak isteyip ‘Bizi mi öldürteceksin lan. Ne oluyoruz. Bu ne demek?’ deyince birden Mustafa’nın göğsündeki bıçağı çıkarmaya kalkışması onun o an kanın tüm hışmıyla akıp ölmesi demek olacağından, o an ölümü engellemek için banyoya alınmasını, bıçağı yastıklar ile tampon oluşturup çıkarmayı düşününce banyoya aldırdım. Lakin bıçak çok derine inmişti, iş çığrından çıkmıştı.

‘Balondan susturucu yaptık’

Abdurrahim silahı bana doğrultup ‘Bitir işi’ deyince işte o an, ‘Adam öldürmeye çok meraklısın ya, kendin öldür deyip’ banyodan çıktım. Herkes dondu kaldı öyle bir refleks içinde cama yumruk attım. Büyük camın yanındaki küçük kelebek cama. O an delinin aptalca çıplak namlu ile ateş edeceğini, silah sesinin hepimizin sonu olacağını düşünüp banyoya döndüm. İç cebimden balonu, küçük balonu çıkarıp az bir su doldurup silahın ucuna geçirdim. Onlar benim bilgimin dışında zaten planları öldürmek üzere kurulmuştu kurguları. Sadece silah sesini engellemek için balonu takıp, ‘adam öldürmeye çok meraklıysan küvetin çeşmesini aç. Tıpayı tıka, sıkıyorsan öyle sık’. Söylediğim ifade bundan ibaret.”

Yeğen 14 yıldır kayıp

Abdürrahim Mutlu’nun ismi, 2005 yılında Meclis Araştırma Komisyonu’nun incelemesi sırasında da gündeme gelmiş, cinayeti işlediğine dair herhangi bir bilgi ya da iddia ortaya konmamıştı. O dönem milletvekili olan Muhyettin Mutlu’nun oğlu Şadi Mutlu ve milletvekili Mehmet Emin Seydagil’in oğlu Ümit Seydagil cinayetle ilişkilendirilmişti. Milletvekillerinin oğulları ile 3 yeğenin cinayetten 20 gün sonra lojmanlardaki evlerinden ayrılması şüphe yaratmış, baba Erol Güngör de, polise başvurup onların cinayetle ilişkileri olabileceğini söylemişti. Cinayetten 20 gün sonra ortadan kaybolan 5 genç, o dönem PKK’ya katılmakla suçlanmışlardı. 2 ay sonra 1991 sonunda teslim olan gençler ise, “PKK tarafından kaçırıldıklarını” söylemişler ve serbest bırakılmışlardı.

2005 yılında Muhyettin Mutlu’nun oğlu Şadi Mutlu TBMM Lojman Cinayeti Araştırma Komisyonu’na verdiği ifadede, kendisiyle PKK’ya katıldığı iddia edilen yeğenler arasında geçen Abdurrahim Mutlu’nun nerede olduğunu bilmediğini söylemişti. Aynı komisyona bilgi veren Bitlis Emniyet Müdürlüğü, Abdürrahim Mutlu’nun PKK mensubu olmak suçundan Van DGM Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 1997 yılından beri arandığını bildirmişti. Cinayetin ise iki sebebi olduğu öne sürülmüştü: İlki akraba olan Mutlu ve Seydagil ailesinin eşlerinden birine baktığı iddia edilen Mustafa’nın ‘Kıskançlık’ nedeniyle öldürüldüğü, ikincisi ise o dönem milletvekili çocukları arasında yaşanan Türk -Kürt ayrımı olduğu.

Öte yandan Eski milletvkili Erol Güngör’ün oğlu Mustafa Güngör’ün, TBMM lojmanında 20 yıl önce öldürülmesine ilişkin açılan davanın görülmesine, Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Duruşmaya, başka suçtan hükümlü olan sanık Abdullah Gökalp hazır edilemezken, sanık avukatı ile müşteki Erol Güngör ve avukatı duruşmaya katıldı. Erol Güngör, olay günü kendisinin ve eşinin İzmir’de bulunduklarını, oğlu Mustafa’nın ise milletvekili lojmanında yalnız olduğunu, oğlunun öldürüldüğü haberinin kendilerine daha sonra ulaştırıldığını söyledi. Güngör, sanık Abdullah Gökalp ortaya çıkana kadar öldürme olayında şüpheli olarak kimsenin ismini telaffuz etmediğini kaydetti.

Sanık Gökalp’in, gerek Adalet Başmüfettişine, gerek savcıya verdiği ifadelerde olay sırasında kendisiyle birlikte 5 kişinin isimlerini de sayarak, gece geç saatlerde eve girdiklerini, bıçak ve silahla oğlu Mustafa Güngör’ü öldürdüklerini ayrıntılı bir şekilde anlattığını dile getirdi. Sanığın, diğer delilleri de açıklayacağını beyan ettiğini anımsatan Güngör, sanık Gökalp ile diğer kişilerden şikayetçi olduğunu ifade etti.

Sanık Gökalp’in, ikrarında, olay yerinde bir yüzük unuttuğunu ve banyo mermeri ile aynaya yazılar yazdığını beyan ederek, ayrıntılı bir şekilde olayı anlattığını dile getiren Güngör, “Sanık, Gürel Özener’in azmettirmesi sonucu 5 kişinin birlikte giderek olayı işlediğini beyan etmiştir. Gerek sanık ve gerekse ifadelerde ismi geçen, azmettiren şahıslar ve Gürel Özener’den şikayetçiyim” diye konuştu.

‘Başka kadın yoktu’

Husumetli oldukları bir kişinin bulunmadığını ifade eden Güngör, “Oğlumun olaydan önce başka bir kadınla ilişkisinin olduğunu duymadım. Bu konuda herhangi bir ima dahi olsaydı ben de o lojmanda durmazdım, oğlumla birlikte buradan ayrılırdım” dedi. Güngör, olayın hangi nedenle meydana geldiği konusunda da bir tahmin yürütemeyeceğini kaydetti. Devletin olayın üzerinde ciddiyetle durup gerekli soruşturmaları yapmadığını ve bu konuda ihmallerin olduğunu düşündüklerini belirten Güngör, bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduğunu, mahkemenin Türkiye’yi mahkum ettiğini söyledi. Cumhuriyet savcısı Mustafa Sağıroğlu, Erol Güngör’ün suçtan zarar görme ihtimaline binaen davaya katılma talebinin kabul edilmesini talep etti.

Sanığın eşi ve çocuğu korunacak

Sanık Gökalp’in, eşi ve çocuğunun güvenliğinin sağlanmasının ardından delilleri vereceğini söylediğini anımsatan savcı Sağıroğlu, bu nedenle söz konusu kişilerin can güvenliğinin sağlanması için Cumhuriyet savcılığına müzekkere yazılmasını istedi. Müşteki Erol Güngör’ün, davaya katılma talebini kabul eden mahkeme, soruşturma aşamasında ve TBMM Araştırma Komisyonunda tanık olarak dinlenilen eski milletvekillerinin dinlenmesine karar verdi. Mahkeme, sanık Gökalp’in eşi ve çocuğunun can güvenliğinin sağlanması konusunda gereğinin takdir ve ifası için Cumhuriyet savcılığına yazı yazılmasını ve sanığın gelecek duruşmada hazır edilmesi için yazı yazılmasını kararlaştırdı. Abdullah Gökalp, 14 Mayıs 2010’da adalet müfettişine verdiği ifadede, 24 Haziran 1991’de Mustafa Güngör’ü öldürdüğünü beyan ettiği ifade ediliyor.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.