Karayılan: Çözümden yanayız ama yaş tahtaya basmayız!

İmralı’da Öcalan ile yapılan görüşmeleri değerlendiren KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, “Şimdilik bir istişare durumundan söz edilebilir” dedi.

ANF’ye mülakat veren Murat Karayılan, İmralı’daki görüşmeler için “Ortada bir girişim ve geliştirilmiş bir diyalog var ama pratik adımlara da ihtiyaç olduğu açıktır” dedi.

Devletin Kürt sorununun çözümü için ne gibi adımlar atmayı düşündüğünü sorgulayan KCK Yürütme Konseyi Başkanı, Öcalan’ın İmralı’daki pozisyonunun değiştirilmesi dahil atılmasını savunduğu adımları sıraladı.

“2013 PLANLAMAMIZI GEVŞETMEDEN YÜRÜTECEĞİZ”

Murat Karayılan, İmralı’daki görüşmeler konusunda “Kolombiya devleti ile FARC örgütünün geliştirdiği gibi bir süreç” önerirken, mevcut girişimlerin bir amacının da saflarda beklenti yaratmak ve güçlerinde rehaveti geliştirmek olduğunu savundu. Karayılan, “Bu yüzden kimse gevşememeli, herhangi bir beklentiye girmemeli, hiç kimse 'hemen demokratik çözüm süreci gelişecek” gibi bir hayale kapılmamalıdır' derken, 2013 yılına dönük geliştirmekte oldukları hazırlıkları ve planlamaları “asla ve asla” gevşetmeden yürüteceklerini söyledi.

İmralı’da Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeler konusunda, “Eğer devlet gerçekten ciddi bir kararlaşma düzeyini yaşamış ve bu anlamda adım atacaksa biz bunu karşılıksız bırakmayız” diyen Karayılan, ancak görünürde devletin böyle bir kararlaşmayı yaşadığı yönünde hiçbir belirti olmadığını söyledi.

DİYALOG VE MÜZAKERE SÜRECİ KAMUOYUNA AÇIK OLMALI

- Öcalan ile görüşmelerin kamuoyuna açık olması daha iyi olmaz mı?

Evet, biz diyalog ve müzakere sürecinin kamuoyuna açık olmasından yanayız. En doğrusu budur. Eğer buna gelirlerse biz buna açığız ve bunu istiyoruz. Daha önceki İmralı-Oslo görüşme sürecinde bize “bu kapalı olacak, asla ve asla kimse yansıtmayacak, yansıtılması beraberinde sürecin sabote olmasını sağlar, ancak sonuca ulaşılırsa taraflar sonucu kamuoyuna aktarır” denildi. Özellikle de aracı-dost grup bunu çok yoğun bir biçimde bir ilke olarak gündeme koydu. Biz de örgütlü bir güç olduğumuz için çok örgütlü ve disiplinli bir biçimde bu kurala harfiyen uyduk ve kendi yapımıza bile hiçbir biçimde yansıtmadık. Biz baştan beri verdiğimiz bu söze bağlı kalarak hiçbir şey yansıtmazken, karşı taraftan bilinen bir çevre bu görüşmeleri deşifre edip kamuoyuna yansıttı.

KOLOMBİYA-FARC ÖRNEĞİ

O dönem bu söz üzerinden kapalı kaldı ama şimdi açık da olabilir, biz açık olmasına daha çok taraftarız. Tıpkı Kolombiya devleti ile FARC örgütünün geliştirdiği gibi bir süreç olabilir. Yani orada nasıl ki hem devlet ve hem de FARC görüşmelerin başta Oslo’da, sonra da Havana’da devam edeceğini, her iki tarafın görüşmeleri sürdürmeye yeniden karar kıldıklarını kamuoyuna açıkladılarsa, böyle açık bir şekilde kamuoyunun önünde bir süreci resmileştirdilerse, biz de bunu daha çok isteriz. En doğru, en açık olan şey, süreci bu biçimde gündemleştirmektir. Yani bu biçimde yaklaşım daha doğru olacaktır. Benim eleştiri konusu yaptığım, kamuoyuna yansıtma konusu değildir. Daha ilk adımda bir propaganda konusu haline getirme tutumudur.

-Demokratik kamuoyu ve halk bu konuda nasıl bir tutum geliştirebilir?

Mücadelemizin çok önemli bir sürece girdiğini herkes bilmeli. Ancak “çok güçlüyüz, o zaman kimseyi kaale almayız” tarzında bir yanılsamayı yaşayan bir noktada değiliz.

Halkımız ve dostlarımız şunu bilmeli; mücadelemizin bugün yakaladığı elverişli koşullar, sonuç almak üzere kapsamlı bir hamlenin zeminini güçlendirmiş ve olanaklarını da artırmıştır. Muhtemelen Türk devleti de bunu az çok bildiğinden veya gördüğünden bir girişimle hem kendi konseptinin önünü açmak, hem de bizim yapacağımız yeni hamlesel çıkışların önüne geçmek istemektedir. Bu bir devlet için, kendi politikalarını yürütmek açısından olabilecek bir şey. Herkes elbet çıkarını düşünerek yeni adımlar atmaktadır. Türk devleti de bunu bu çerçevede hesaplıyor olabilir.

DEMOKRATİK CUMHURİYET, DEMOKRATİK ÖZERK KÜRDİSTAN

Ancak biz güçlü bir pozisyondayken, demokratik çözüme daha fazla eğilim gösteririz. Çünkü nihayetinde biz Türkiye’nin mevcut sınırları içerisinde Demokratik Cumhuriyet ve Demokratik Özerk Kürdistan stratejisine bağlıyız. Bu çözüm perspektifi bugün de hareketimizin resmi çözüm perspektifidir. Evet, bazen farklı arayışlar olabiliyor. Devletin her şeye kendini kapatması ve katliamları dayatması tabi ki doğal olarak bizi farklı arayışlara götürebilir. Bu bir seçenektir. Ama hala üzerinde durduğumuz nokta, Türkiye sınırları içerisinde Kürt sorununu çözme noktasıdır. Bu da Demokratik Cumhuriyet ve Demokratik Özerk Kürdistan perspektifinin esas alınması anlamına gelmektedir.

KARŞILIKSIZ BIRAKMAYIZ

Biz bu noktada ısrarcı olacağız. Dolayısıyla eğer devlet gerçekten ciddi bir kararlaşma düzeyini yaşamış ve bu anlamda adım atacaksa biz bunu karşılıksız bırakmayız. Fakat görünürde devletin böyle bir kararlaşmayı yaşadığı yönünde hiçbir belirti yok. Görülen şey, daha çok Özgürlük Hareketi'ni zayıflatacak ve devre dışı kılacak bir formülasyonun uygulanmasıdır. Bugün bölgede PKK bir aktördür. PKK’yi bir aktör konumundan çıkarmaya dönük bir manevra olma olasılığı, ciddi bir biçimde gündemde olan bir durumdur.

AMAÇLARI BEKLENTİ VE REHAVET YARATMAK

Bu girişimlerin bir diğer amacı da saflarda beklenti yaratmaktır. Güçlerimizde rehaveti geliştirmek, daha fazla mücadele azmini gündemleştirme değil de beklentili ruh haline girip kararlı bir mücadelenin önüne geçmek istemektir.

HİÇ KİMSE HAYALE KAPILMASIN!

Mücadelemizin bir parçası ve karakteri olarak Önderliğimizle diyalog her zaman olabilecek bir şeydir. Bu, bizim mücadelemizi hamlesel boyutta örgütleyip geliştirmemizin önünde engel olamaz. Biz hareket olarak tüm dönem görevlerini 2012 yılı değerlendirmemizde ortaya koymuştuk. Bunların hepsi geçerlidir. Zaten değişen bir şey yok, henüz yansıyan bir şey de yok. Fakat devlet öyle yapıyor ki sanki Önderlikle bir diyalog oldu ve artık yeni bir süreç başladı gibi göstermeye çalışıyor. Böyle bir şey yok. Bu bir aldatmacadır. Bu bir psikolojik savaş propagandasıdır. Kürt kitlesini yanında tutma, saf-demokratik güçleri de beklentiye sokma ve onların mücadele azmini törpülemeye dönük bir politikadır. Bu yüzden kimse gevşememeli, herhangi bir beklentiye girmemeli, hiç kimse “hemen demokratik çözüm süreci gelişecek” gibi bir hayale kapılmamalıdır.

Çünkü AKP’nin geçmiş pratiği gözler önünde olduğu gibi, şimdiki duruşu da açık ortadadır. “Ya geleceksiniz çizgimize boyun eğeceksiniz ve güçlerinizi yurtdışına çıkaracaksınız ya da sizi ezerim, uluslararası güçlerle birlikte sizi darbelerim ve sizi ona zorlarım” demektedir. Ama nasıl ki AKP’nin 2011’de gündemleştirip 2012’de başarmak istediği Tamil örneği boşa çıktıysa ve tam tersine bir sonuç ortaya çıktıysa bu konudaki sömürgeci amaçlar da hiçbir şekilde sonuca gitmeyecek ve hareketimizin 2013 yılındaki başarısını hiçbir güç engelleyemeyecektir. Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir.

YAŞ TAHTAYA DA BASMAYIZ

Ayrıca Türkiyeli dostlarımız, demokratik çevreler ve tüm dost kesimler bilmeli ki demokratik çözümden yanayız ama yaş tahtaya da basmayız. Bu konuda Önderliğimize sonuna kadar güveniyoruz. Önderliğimiz bu konuda hepimizden daha duyarlı davranmayı bilmiş bir pratiği sürekli sergilemiştir. Bu açıdan hareketimizin temkinliliği ve bu konuda tutarlı, kararlı bir duruşu sergileyeceği kesindir.

2013 HAZIRLIKLARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ

Eğer gerçekten çözüme dönük bir belirti ve bir ışık gözükürse bunu sonuna kadar götürmeye dönük politikalar geliştiririz. Ama 2013 yılına dönük geliştirmekte olduğumuz hazırlıkları ve planlamaları asla ve asla gevşetmeden yürütmek durumunda olacağız.

Şimdi bazı kişi ve çevreler var, adeta görüşme olmuş, o zaman her şey bitmiş diyerek hemen “PKK silah bırakmalı” diye televizyonlara çıkıp boy vermekteler. Bakın devlet bile bizden silah bırakmamızı hemen istemiyor. Çünkü akıl dışı bir şeydir. Onu istemek işi yokuşa sürmektir. Ama işbirlikçi bazı şahsiyetler bunu istiyor. Yani bir kişi bu kadar kendi gerçekliğine, içinden çıktığı toplumun reflekslerine ve çıkarlarına ters bir duruş sergileyemez. Ama ne yazık ki Kürt toplumunda böyle tipler de ortaya çıkabilmektedir. Biraz vicdan olsa, biraz ar ve namus olsa hiç olmazsa “devlet görüşme başlatmışsa biz de bu görüşmelerin sonuç almasına dönük bir çaba gösterelim. En azından destekçi olalım” der.

PARAZİT YAPMAYIN

Benim bu çevrelere söyleyeceğim şudur; “lütfen ortalığı bulandırmayın. Yapabilecekseniz destek sunun ama böyle ortalığı bulandırmayın. Parazit yapmayın. Sizin parazitleriniz yüzünden bu sorun bu kadar tıkanmaya gidiyor.”

EGEMEN BAĞIŞ PALAVRACI BİR KİŞİ

-AB Bakanı Egemen Bağış sizi Avrupa'da kaçakçılık yapmakla suçladı. Bu açıklama hakkında neler belirteceksiniz?

Bu Egemen Bağış adındaki zat zaman zaman hareketimize karşı palavraya dayalı açıklamalar yapan bir kişidir. Son dediğiniz açıklamasında, PKK’nin Avrupa’da en büyük uyuşturucu trafiğini yönettiğini, nasıl ki Türkiye’de insanları silahla öldürdüğünü, Avrupa’da ise uyuşturucu ile öldürmekte olduğunu, bunu da Avrupa devletlerinin anlamış olduğunu ifade ederek, bu çerçevede bazı şeyler söyledi. Bu tamamen yalandır. Açıkça bir iftiradır. Bunu en iyi bilen de Avrupa devletleridir. Umarım Avrupa devletleri bu Egemen Bağış denilen kişinin konuşmalarına bakarak Türk devletinin PKK hakkında nasıl çarpıtmalarda bulunduğunu anlamış olacaktır. Çünkü Avrupa devletleri de çok iyi biliyor ki; PKK’nin uyuşturucu ile ilgili hiçbir ilişkisi bugüne kadar tespit edilmiş değildir. Bu kişi bu sözleri söylerken dayandığı hiçbir bulgu yoktur. Sadece suçlama ve propaganda olsun diye bu iddiaları ortaya atmaktadır.

Bu hareketin yüzlerce çalışanı Avrupa’da yargılanmış ve sorgulanmıştır. Bunların genellikle yargılanma nedenleri, örgüt üyesi olma ve para toplama gibi konulardır. Hiçbir yerde bu hareketin uyuşturucuyla ilgilenmiş olduğunu yansıtan herhangi bir bulgu ve belge yoktur. Çünkü böyle bir şey yok.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.