Karayılan: CHP Kürtleri karşısına almamalı, sürece dahil olmalı

KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, Fırat Haber Ajansı'ndan Erdal Er'e gündeme ve 'çekilme' konusuna ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Karayılan,  devlet güçlerinin gerillanın geri çekilmesi sırasında 1999’dakine benzer operasyonlar yapması durumunda sürecin tıkanacağını ve gerillanın kendi savunmasını yapacağını söyledi.

Geri çekilmen kendi mecrası içinde sürdüğünü, ilk grupların birkaç gün içinde Medya Savunma Alanları’na ulaşacağını söyleyen karayılan, ateşkes sonrası karakol ve barajların yapımın yeniden başlamanın fırsatçılık olduğunu söyledi.

‘Pazarlık yapıyorlar’ sözüne ‘ temel haklar pazarlık konusu yapılamaz’ diye yanıt veren Karayılan, tarafların çözüm konusunda ilkeli ve kararlı olması gerektiğini söyledi.

PKK'nin sözünde duran bir hareket olduğunu, ilan edildiği üzere 8 Mayıs'ta çekilmenin birçok yerde başladığını kaydeden Karayılan, "8 Mayıs itibarıyla birçok eyalette, Amed’de, Garzan’da, Serhat’ta, Botan’da ve adını saymadığım diğer bütün eyaletlerde geri çekilme süreci resmen gündeme girmiş, kararlaşmış ve pratikleşme safhasına girmiştir," diye konuştu.

'ŞU ANA KADAR FİİLEN ENGELLEYİCİ BİR DURUM YOK'

Karayılan, şu ana kadar kendilerine yansıyan fiilen engelleyici, herhangi bir durumun söz konusu olmadığını belirtti. Olası bir saldırı durumunda gerilla güçlerinin kendilerini koruyacağını hatırlatan Karayılan, bunun bir tehdit olmadığını söyledi ve "Müdahale olursa tabii ki süreç tıkanır," diye belirtti.

'SİLAH BIRAKMA' TARTIŞMALARI

 'Silah bırakma' tartışmalarına da değinen Karayılan, şöyle konuştu:

"Kürt halkının çok mütevazi bir şekilde bir savunma gücü vardır. Bu savunma gücü, Kürt halkının temel hakkı olan var olma hakkını savunmakla mükellef bir güçtür. Şimdi iki de bir bunu tehdit gibi göstermek yanlıştır, bir çarpıtmadır. Yani Ortadoğu bugün bir çatışma ortamında; herkes silahlanıyor, kendi savunmasını yapmaya çalışıyor. Kürtlerin de belli bir gücü varsa -ki bu az sayıda bir güçtür- kalkıp bunu sürekli ona buna karşı bir tehdit gücü gibi göstermek bir çarpıtmadır yani. Biz hiç kimse için bir tehdit değiliz, öncelikle onu söyleyeyim. Hele hele bizim bu kararlaşmamızdan sonra Önder Apo’nun Newroz’da kamuoyuna sunduğu tarihi deklarasyondan sonra biz hiç kimse için tehdit değiliz. Bize dönük tehdit durumunda olan güçlere karşı savunma durumundayız. Yani güçlerimizin varlığı bu amaçladır."

'SANKİ BİZ YURTDIŞINDAN GİTMİŞİZ ORALARA, ŞİMDİ DE ORALARDAN DÖNECEKMİŞİZ'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "nasıl geldilerse öyle gitsinler" sözünün ve bu minvalde kullanılan ifadelerin yanlış olduğunu söyleyen Karayılan, "Şimdi bu konuda gerçeklik şudur: Yani Amed’den çekilecek güç dışarıdan Amed’e gitmemişlerdir. Amed’in çocuklarıdır, oradan katılmışlardır. Yani öyle bir söylem -ki sadece Başbakan değil daha önce de bazıları öyle ifade etti- sanki biz yurtdışından gitmişiz oralara, işte nereden gitmişsek şimdi de oralardan dönecekmişiz. Bu güçler orada örgütlendi, oradan katıldılar, oranın çocuklarıdırlar, orada doğmuşlar ve orada dağda bulunuyorlar. Yani doğru, dışarıdan giden, yani bizim eğitip de takviye olarak gönderdiğimiz, yine bir kısım Kürdistan’ın diğer parçalarından olan arkadaşlar, ya da bazı komuta düzeyindeki eğitim görüp giden arkadaşlar belki Medya Savunma Alanları’ndan oraya gitmişlerdir," dedi.

'GERİLLA BATI KÜRDİSTAN'A GİTMEYECEK, ÖYLE BİR ŞEY OLMAZ'

Bir kısım gerilla güçlerinin Suriye Kürdistan'ına (Batı Kürdistan) gideceği yönündeki tartışmaları da hatırlatan Karayılan, "Hayır. Batı Kürdistan’a bir kere olmaz. Çünkü Batı Kürdistan kendini örgütlemiş, mevcut durumda on bin civarında silahlı gücü var. Öyle bir şey olmaz," diye konuştu.

SİLAHSIZLANMA MESELESİ

Karayılan, "Gerilla silahsızlanacak mı?" sorusunu, "bu bir süreç işidir" diyerek yanıtlarken, 'hemen gitsinler, orada tehdittirler, yok orada bilmem silahsızlanmalılar' sözlerinin ise beylik sözleri olduğunu ve sorunu kavramama ve ciddiyetinin farkında olmama ile ilişkili olduğunu belirtti.

BAŞDANIŞMAN AKDOĞAN'IN 'KARAYILAN SÜRECİ YANLIŞ ANLAMIŞ' SÖZLERİNE YANIT

Başbakan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan'ın "Karayılan süreci yanlış anlamış" sözlerini de yanıtlayan Karayılan şöyle konuştu:

"Benim süreci anlamama gibi bir durumum yoktur. Biz orada bir proje koymuşuz. Bu proje ana hatlarıyla makul ve taraflarca da uygun görülen bir projedir. Kaldı ki bu projeyi Önderlik sunmuş. Bize de sunmuş, devlete de sunmuş. Yani öyle kimsenin orada anlayıp anlamama durumu söz konusu değil. Fakat şu var: orada bizim ifade ettiğimiz, üçüncü aşamayla ilgilidir. Yani her şey paralel yürür. Şunu söylemiyoruz, 'işte bilmem her şey olur, Önder Apo özgürleşir, sonra da bilmem şu olur.' Yok. Bu bir projedir, bu proje çerçevesinde toplumsal uzlaşma, barışın kalıcılaştırılması, özgürlüklerin geliştirilmesi, işte silahsızlanma sürecinin başlatılması, bütün bunlar paralel bir biçimde bir proje dahilinde gerçekleşebilecek olan durumlardır. Birini birinin önüne koyup da öbürünün gerisine koyma gibi bir tartışma biçimi pek doğru değil. O aşama kendi başına bir aşamadır ve diyelim bir kapsamlı proje çerçevesinde paralel bir biçimde sürecin ilerletilip nihai amacına ulaşmasını sağlatmak gerekiyor. Yani benim orada kastettiğim esasında odur."

KARAKOL YAPIMLARINA TEPKİ

Sınıra yakın yerlerde yapılan 'kalekol' meselesine değinen Karayılan, "Fırsat bu fırsat deyip de alelacele karakol inşasına girişmek rahatsız edici bir durumdur. Bizim amacımız bölgeyi sivilleştirmek, askeri bir ortam değil de sivil bir ortam oluşturmak değil mi? Evet, öyleyse bu kadar karakol neyin nesi?" dedi. Çukurca'nın mevcut durumda bir askeri üs olduğunu söyleyen Karayılan, "Şimdi buna rağmen halen daha karakol yapmak, o zaman neyin hazırlığının yapıldığı sorusu insanın aklına gelir," dedi.

Bir kısım barajların da askeri amaç taşıdığını söyleyen Karayılan, bu tür şeylerin en azından üçüncü aşamaya kadar biraz yavaşlatılabilineceğini belirterek, "Ama buna rağmen biz kararlı davranmak durumundayız. Biz bunları daha önce de belirttiğim gibi mutlak yerine getirilmesi gereken şartlar olarak belirtmiyoruz. Sürecin karşılıklı ve rahat işleyebilmesi için, yine en hızlı bir tarzda pratikleşmesi için anlayış gösterilmesi gereken, karşı tarafın da doğru yaklaşması gereken hususlardan bahsediyoruz," diye konuştu.

'ÖNDER APO BİR TAKIM BİRİMLERLE İLİŞKİLENEBİLMELİ'

PKK lideri Abdullah Öcalan'ın koşullarının düzeltilmesi gerektiğini de belirten Karayılan, "Önder Apo’nun bizzat bir takım birimlerle ilişkilenme olanağının yaratılması, bu sürecin pratikleşmesini bizim açımızdan daha da rahatlatır," dedi.

'ADALET VE HAKİKAT KOMİSYONU'NA İHTİYAÇ VAR'

Kalıcı bir toplumsal uzlaşma için bir Adalet ve Hakikat Komisyonu’na ihtiyaç olduğunu söyleyen Karayılan, "Bununla kastımız nedir? Toplumdaki tüm işlenmiş olan suçları, bizim tarafımızda da işlenmiş olanlar var, olabilir. Karşı tarafın da işlediği şeyler var. Bunların hepsinin araştırılması, açığa çıkarılması, netleştirilmesi ve bu temelde karşılıklı helalleşme diyebileceğimiz, bir birini bağışlama ve ortak yaşamı böylece bunun üzerinde inşa etme projesi geliştirilirse o zaman hakikaten toplumsal uzlaşma kalıcılaşır," dedi.

'CHP SÜRECE DAHİL OLMALI'

CHP'nin süreçteki tutumuna ve bir kısım CHP'linin de imzaladığı "Barış İçin Özgürlükçü Demokrasi" bildirgesine yönelik değerlendirmelerde bulunan Karayılan, "CHP'nin sürece dahil olması gerektiğini düşünüyoruz," dedi ve şöyle devam etti:

"Yaklaşım nedir? Yani biz tümden geçmiş ile hesaplaşan, geçmişin sorunlarını kapatan değil, netleştirerek gideren, yaralarını saran bir anlayışı taşıdığımız için CHP’nin de bu sürece dahil olmasını önemli görüyoruz. Neden? Çünkü CHP inkar siyasetinin başından bu yana sorumlu bir güç olarak bulunmuştur. Bu bence CHP için de önemli bir durum. Şimdi CHP 20. yüzyılın bakış açısıyla yapılmış olan bir takım uygulamaların 21. yüzyılda da takipçisi mi olacak, yoksa “onlar o tarihte yapılmıştır, bunun özeleştirisini vermek gerekir, biz bugün yeni Türkiye’de daha çağdaş bakış açısıyla yeni Türkiye’nin inşasında yer almak istiyoruz” mu diyecek? Bundan önce CHP’nin ve CHP çizgisinin geleceği açısından da önemli bir husustur."

Karayılan, kendilerinin, “CHP bu sürece dahil olmalı, günahıyla sevabıyla o da bu helalleşme sürecinde bulunmalıdır” dediklerini belirtti.

'CHP, KÜRT TOPLUMUNU KARŞISINA ALMAMALI'

CHP'nin Kürt toplumunu karşısına almasının kendisi için çok hatalı bir şey olduğunu söyleyen Karayılan, "Dikkat edin CHP giderek Kürt toplumunu karşısına alan çizgiyi izliyor," dedi.

"CHP bu kadar Alevi kitlesine dayanmış olmasına rağmen, Alevi inancının özgürlüğü için ne gibi bir projeyi yaptı?" diye soran Karayılan, "Bayağı, kaba, ulusalcı, devletçi bakış açısını sürdürme dışında fazla bir şey yapmadı," dedi. Karayılan yeni sürece işaret ederek, herkesin dikkatli olması gerektiğini belirtti ve "Herkes aklını başına alsın; yeni Türkiye kurulacak, yeni Türkiye inşa edilecek. Bu Türkiye’de Kürtler dahil Aleviler dahil herkes özgür olacak. Özgürlük ve eşitlik tesis olacak. Bundan geri duran kaybedecek," dedi ve şu ifadeleri kullandı:

"Bizim siyasetimize göre CHP de dahil olmalı o da devletin en güçlü muhalif gücü. Biz de sorunu devletle çözmek istiyoruz. Bu anlamda CHP’nin dahil olması bizce doğru. (Erdoğan'la) yapacakları görüşmeler olursa biz de katılmalarını istiyoruz."

CHP'NİN DAHİL OLMASI VE 'KÜRT İNKARI' KONUSU

CHP'nin 'dahil olması' durumunun, "Kürt inkarı konusu" noktasında önemli olduğunu savunan Karayılan, şöyle konuştu:

"Önemli bir konudur. Kürt inkarı nedir? Büyük bir yalandı. Kürtler bu topraklarda binlerce yıldır var. Kendine ait kültürü, kendine ait geçmişi ve tarihi vardır. Dili ve kültürü var. Fakat bunlar inkar edildi. Bu büyük bir talihsizlik ve yanlıştır. Sonra bu inkarı 90 yıl boyunca sürdürmek bir yalandır. Yalan İslamiyete göre, Alevi inancına göre en büyük günahtır. Fakat bugüne kadar bu yalanla devlet yürütüldü. Fakat bu çok şeye neden oldu, trajedilere yol açtı. Buna son vermek gerekiyor. Kürt inkarına son vermek önemli bir olaydır. Buna herkes dahil olmalı. Gerçeği gören ve toplumsal gerçeği doğru okuyan, dönemin ve sürecin ruhunu doğru okuyan herkes Kürt inkarına son verme sürecine dahil olmalı. Bu konu çok önemlidir. Bu konuda yaşanan süreç bana göre devindirici olacak ve her şeyi beraberinde değiştirecektir. Toplumu özgürleştirecektir. Özgürleşmiş bir toplumda herkes eşit ve özgür yaşama olanağına kavuşacaktır. Her inanç grubunun, her mezhebin ve her etnisitenin Türkiye demokratik ulusu kimliği altında özgürce yaşama ve bu anlamda demokratik modernitesini oluşturma sürecine dahil olma şansı ve imkanı yaratılmış olacaktır. Bu açıdan önemlidir."

'TEMEL HAKLAR PAZARLIK MEVZUSU YAPILAMAZ'

"Yüz yılık bir sorun tartışılmadan çözülemez; tartışma ve diyalogun olması gerektiği bilinen bir husus" diyen Karayılan, "Ama CHP’nin ifade ettiği gibi bir al-ver meselesi yoktur. CHP’nin pazarlık iddiası doğru değil. Doğal ve temel haklar tartışma ve pazarlık konusu olamaz," dedi.

YENİ ANAYASA

İnkarın değil, toplumsal gerçeğin kabul edildiği, çoğulcu bir anlayışın esas alındığı bir anayasa olması gerektiğini de belirten Karayılan, "Tekçi, toplumsal mühendislik bakış açısıyla toplumu tek bir açıyla ele alan bir anayasa olmaz. Toplumsal gerçeği olduğu gibi resmeden demokratik bir anayasa öneriyoruz. Demokratik ulus bakış açısını esas alan tüm kesimleri kucaklayan bir anayasa çerçevesine Türkiye’nin ihtiyacı vardır," diye konuştu.

'MECLİS UZUN TATİL EDİLMEMELİDİR'

Süreç ve Anayasa'nın gündem de olduğu bir dönemde Meclis'in uzun tatile girmemesi gerektiğini de ekleyen Karayılan, "Bu sorunların bu dönemde çözülmesi gerekiyor. En önemli sorun ise anayasanın yapılması. Yine bu yeni anayasada Kürt sorunun çözümünü kapsayan bir çerçevede ele alınması konusu çok önemli," dedi. Sürecin "ikinci aşaması" için de Meclis'in açık kalmasının önemine dikkati çeken Karayılan, "Birinci aşama bitiyor. Başladı ve hızla bitecektir. Böylece ikinci aşama gündeme giriyor. Bu ikinci aşamada da daha çok anayasal düzeyde bir takım reformların yapılması çözüm sürecinde geliştirilmesi gerekmektedir. Bu anlamda da normal bir şeydir. Bu sürecin duraksamaması ve sistematik bir şekilde ilerlemesi için meclisin daha fazla devrede olması gereklidir ve bu normal bir şeydir," diye konuştu.

'TOPLUMUN HER KESİ ÇÖZÜME SAHİP ÇIKMALI'

Karayılan, "Türkiye’deki demokrasi güçlerini, barış ve demokrasiden yana olan tüm kesimleri sorunun çözümü ve ikinci aşamanın başarılı bir biçimde gündemleşip gelişmesi için mücadele etmeye ve sorumluluklarına sahip çıkmaya çağırıyoruz," dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.