İkinci Karayılan hikayesinin sonu
Daha önce TRT ve hükümet yetkililerince Murat Karayılan hakkında İran tarafından tutuklandığı iddia edilmiş, sonra bu iddianın gerçek olmadığı ortaya çıkmıştı.

Bir süre sonra da ‘İran önce tutukladı, sonra bıraktı’ şeklinde haber ve yorumlar yapılmaya devam etti ve İkinci Karayılan hikayesi üretildi. Bugün de bu hikayenin sonu ortaya çıktı...

KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, İran tarafından tutuklandığına yönelik haberlerin asılsız olduğunu belirterek, “Böyle bir şey yoktur. Her şeyden önce ben kendi üs alanlarımdayım ve hiçbir yere gitmiş değilim. Bir de halkımızın bilmesi gerekir ki bizi herhangi bir gücün tutuklaması öyle kolay değildir” dedi.

Dengê Mezopotamya Radyosu’na konuşan Murat Karayılan, İran tarafından tutuklanıp bırakıldığına ilişkin haberlere cevap vererek, “yandaş basın psikolojik savaş yürütme temelinde masaüstü haberler yapmaktadır” dedi.

Karayılan, yayılan bu haberlerin altında Türkiye, İran ve Suriye arasındaki Kürt karşıtı ittifakların parçalanmasının yattığını iddia etti.

“Böyle bir şey olmamasına rağmen bu haberlerin yayılmasının altındaki nedenler nedir?” diye soran Karayılan şöyle konuştu: “Şimdiye kadar Türk devleti hem bölgesel güçlerden istifade ediyor hem de uluslararası güçlerden istifade ederek, bize karşı bir savaş yürütüyordu. Türkiye, İran ve Suriye arasındaki ittifak temelinde Kürtlere karşı bir savaş vardı. Aynı zamanda AKP devleti NATO ve Amerika ile de bir ittifak geliştirmişti. Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler Türk, İran ve Suriye devletleri arasındaki ittifakı parçaladı. Bölgede yaşanan yeni gelişmeler onlar arasında bir çelişki yarattı. Özellikle AKP hükümetinin Suriye’ye karşı olan tavrının netleşmesi; yine Türkiye’nin füze kalkanı projesini, denetiminde bulunan Kürdistan’a yerleştirmeyi kabul etmesi ardından Türk devletinin bu güçler açısından gerçeğini açığa çıkarmıştır. Bu da Türkiye ve Suriye devletleri arasında bir çelişki yarattı, yine Türkiye ve İran devleti arasında çelişki çıkmasına neden oldu. Bize dönük planlanan ittifak da bu temelde boşa çıktı. Bundan bir buçuk ay önceye kadar da bu devletler bize karşı ortak bir saldırı içerisindeydiler. Ama şimdi bu güçler arasında çelişki var ve ittifakları boşa çıktı. Nasıl ki Türk devleti İran ve Suriye devletlerinden istifade ederek, bize karşı savaş yürütüyorduysa şimdi de sanki biz onlardan yana olmuşuz gibi bir propaganda yaymak istemektedirler. Ama daha düne kadar Suriye devleti onlarca arkadaşımızı Türkiye’ye teslim etmişti. Şimdi de o arkadaşlarımız ağır cezalar almış, zindanda yatmaktadırlar.”

İran’da tutuklanıp, bir ittifak temelinde bırakıldığı yönündeki haberleri yalanlayan Karayılan, “Türk devleti Kürt halkının haklı davasını sürekli dış mihraklara dayanmakla suçlamıştır. Şimdi de öyle bir yalan teori oluşturmak için bu biçimde uydurma haberler yapıyorlar” dedi.

Karayılan, Türkiye’nin PJAK ve İran devleti arasında gerçekleştirilen ateşkesten rahatsız olduğunu iddia etti ve şöyle konuştu:

“Sözde ‘ben İran’da tutuklanmışım, daha sonra da biz birbirimizle ittifak yapmışız’; böyle bir şey yaymak istiyorlar. Bu haberin hiçbir temeli yoktur. Biz PKK hareketi olarak Ortadoğu’da kendi öz gücümüze dayanarak mücadele yürüten bir hareketiz. Biz, bölge halklarının çıkarını ve halkların kardeşliğini savunan bir hareketiz. Bölge halklarının kendi aralarındaki sorunlarını dış güçleri karıştırmadan kendi içinde çözmeleri gerektiğini düşünmekteyiz. Biz, bölge halkları olarak kendi sorunlarımızı kendi içimizde çözebiliriz. Bu görüşümüz geçmişte de böyleydi, şimdi de böyledir. Biz bağımsız bir hareketiz. Bizim arkamızda halkımız ve dağlarımız vardır; yolumuz doğru bir yol, davamız haklı bir davadır. Bizim gücümüz buradan geliyor. Türk devleti bu gerçeği saklamak için sürekli ‘arkalarında birileri var’ diyerek, bizi dışarıyla izah etmektedir. Ama bu çaba boş bir çabadır. Neden? Bütün herkes de bilmektedir ki biz bir süre önceye kadar da bu güçlerle bir çelişki ve çatışma içerisindeydik. Belki bugün yeni koşullar doğmuştur ve bu güçlerle aramızda çatışma yaşanmaz. Bu mümkündür, olabilir bu. Türk devleti bundan rahatsız olmaktadır. Şimdi İran ve PJAK arasında bir ateşkes durumu söz konusudur. Her iki taraf da bu ateşkesi uygulamaktadır. Ama ne var ki Türk devleti bunun karşısında çok rahatsız olmaktadır. Ateşkes olduğu için ‘PJAK teslim olmuş’ demektedir. Hayır, PJAK teslim olmamıştır. PJAK Kandil’de büyük bir direniş sergilemiştir.

İşte ‘PJAK güçlerini İran içlerinden çekmiş’ demektedirler. Halbuki PJAK, güçlerini herhangi bir yere çekmemiştir. PJAK güçleri yerindedir. Önümüzdeki süreçlerde nasıl olacağına dair bir tartışma konusu olarak gündemdedir. Durumlar da o zaman netleşecektir. Sınırda bazı düzeltmeler oldu. Bundan dolayı Casusan Tepesi’ni çok gündemleştiriyorlar. Halbuki biz bu konuda bir açıklama da yaptık. Yani Casusan Tepesi zaten daha önce de İran sınırları dahilinde olan bir tepeydi. Bir karargah değil, sadece sınırdaki bir tepedir. Sınır düzeltmesi çerçevesinde o tepe boşaltıldı. Bütün mesele budur. Türk devleti bunu tersine çevirerek yaymaktadır. Bunu yapanlar kendilerine de bir pay çıkarmaya çalışıyorlar. Sanki ‘işte PJAK teslim oldu, PKK de olabilir havasını yaratmak istiyorlar. Bu, tamamen kendi kendini kandırma ve kamuoyunu da bu yalan haberlerle aldatmaktır.”

HİÇBİR YERE GİTMİŞ DEĞİLİM

Karayılan, kendi üs alanında bulunduğunu, kimsenin ne kendisini ne de onun gibi arkadaşlarını kolay kolay yakalayamayacağını iddia ederek, şöyle konuştu: “AKP hükümeti, şimdi de NATO ve ABD’nin desteğiyle yaptıkları hava saldırılarıyla sonuç almak istiyorlar. Ama bununla da sonuç almaları mümkün değildir. Kalkıp Güney Kürdistan Yerel Hükümeti’ne gözdağı verme ve Irak Federe Devleti’ni de tehdit ederek hiç sonuç elde edemezler.

AHMET ALTAN MEKTUBU

Ahmet Altan’a yazdığı mektubun Türk medyasında yoğun bir biçimde tartışılmasına ilişkin de değerlendirme yapan Karayılan, tartışmaları olumlu gördüğünü, mektubun önemli bir belge olduğunu belirtirken, psikolojik savaş yalanları ile AKP’nin ikiyüzlü politikalarına yönelik cevap içerikli bir mektup olduğunu ifade etti. Karayılan şöyle konuştu:

“Samimi olan ve sorunun çözümünü isteyen kimi yazar-çizeri dışında tutarsak genelde Türk basınının psikolojik saldırılara katıldığı görülmektedir. Ben de bütün bunlara cevap olması açısından bir mektup yazdım. Özellikle de Taraf gazetesinin farklı bir yerde durduğunu iddia etmesine rağmen, o da daha farklı bir üslupla aynı derekeye düşen ve sonuçta devleti destekleyen bir pozisyona düşme durumu vardı. Ben bu konulara ilişkin görüşlerimi ve eleştirilerimi dile getirdim. Bu çerçevede yazılan bir mektuptu. Sayın Ahmet Altan ve Taraf gazetesinin hiçbir kısıtlama yapmadan bu mektubu yayınlamış olmaları iyi bir şeydir. En azından gazetecilik görevlerini yerine getirip, sorunun tartışılmasını istedikleri açık görülüyor. Bu çerçevede ben bu tutumu olumlu görüyorum. Diğer yandan Türk basını da bir süredir bu konuya yönelik tartışmalar yürütüyor. Köşe yazarları da yazılar yazıyorlar. Tabii ki herkes kendi açısından yaklaşıyor ve kendine göre değerlendiriyor. Ancak ben genel olarak konunun tartışılmış olmasını olumlu görüyorum. “

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.