İHD ve TİHV: Barış bir insan hakkıdır

İHD ile TİHV, İnsan Hakları Günü vesilesiyle yaptıkları açıklamada, 2015’te başta yaşam hakkı ve ifade özgürlüğü olmak üzere hak ihlallerinde büyük bir artış yaşandığını ifade etti.

“Bugün Türkiye’de insan hakları açısından acilen yerine getirilmesi gereken tek bir talep vardır, o da acilen barışın tesis edilmesi. Barışın sağlanamadığı koşullarda yaşam hakkı korunamıyor, yaşam hakkı olmayınca da diğer tüm haklardan söz etmek mümkün olmuyor.”

Bugün, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Birleşmiş Milletler (BM)  tarafından kabul edilişinin 67. yıldönümü.

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde yaptıkları ortak açıklamaya, “Barış bir insan hakkıdır, barış istiyoruz” diye başladı.

Açıklamada, 28 Aralık’ta Diyarbakır, Sur’da vurularak öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’yle birlikte insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için mücadele eden ve artık aramızda olmayan tüm insan hakları savunucuları anıldı.

7 HAZİRAN SONRASINDA…

Açıklamada, artan insan hakkı ihlallerinde en çok ihlal edilen hakkın, yaşam hakkı olduğu vurgulandı:

“7 Haziran seçimleri sonrasında Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yollardan çözümünün rafa kaldırılmasıyla yeniden başlayan savaş ve çatışma ortamında en kolay ihlal edilen yine yaşam hakkı oldu.

Özellikle kentlerin, mahallelerin günlerce hukuka aykırı olarak sokağa çıkma yasağı ilan edilip abluka altına alınması sırasında genç, yaşlı, kadın ve çocuk demeden sivillere yönelik yaşam hakkı ihlalleri yaşandı.

Türkiye’ye sığınmış Suriyelilerin Ege Denizi’ni aşarak Avrupa ülkelerine ulaşma çabaları sırasında da yaşam hakkı açısından çok dramatik olaylara tanık olduk.”

Açıklamada, hak ihlalleri şöyle sıralandı:

YAŞAM HAKKI

İHD ve TİHV Dokümantasyon Merkezleri’nin verilerine göre 1 Ocak - 5 Aralık 2015 tarihleri arasında:

- Kolluk güçlerinin yargısız infazı, dur ihtarına uyulmadığı gerekçesiyle veya rastgele ateş açması sonucu 173 kişi yaşamını yitirdi, 226 kişi yaralandı.

- 135 ölüm ile 191 yaralanma olayı İç Güvenlik Yasası’nın onaylandığı 3 Nisan 2015’ten bu yana yaşandı.

- İntihar bombacılarınca yapılan saldırılar sonucu, intihar bombacıları hariç, 5 Haziran’da Diyarbakır’da 5 kişi, 20 Temmuz’da Urfa, Suruç’ta 33 kişi, 10 Ekim’de Ankara’da 100 kişi olmak üzere toplam 138 kişi yaşamını yitirdi. Üç olayda en az 929 kişi de yaralandı.

- Dört kişi gözaltında yaşamını yitirdi.

- Cezaevlerinde çeşitli nedenlerle yaşamını yitiren kişi sayısı en az 28.

- Zorunlu askerlik yaparken en az 33 kişi şüpheli biçimde yaşamını yitirdi.

- Mayın ve sahipsiz bomba patlaması sonucu 5 kişi yaşamını yitirdi, 22 kişi ağır yaralandı.

- Çatışmalar nedeniyle 171’i asker, polis, korucu, 195’i militan, 157’si sivil olmak üzere toplam 523 kişi yaşamını yitirdi.

- İş cinayetleri sonucu 1 Aralık 2015’e kadar 1593 işçi yaşamını yitirdi.

- En az 16 sığınmacı ve mülteci geçiş yollarında yaşamını yitirdi, 160 kişi de yaralandı.

İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE

Cezasızlık hala işkence ile mücadelede en önemli engel. Faillere soruşturma açılmaması, açılan soruşturmaların davaya dönüşmemesi, dava açılan vakalarda işkence yerine daha az cezayı gerektiren suçlardan iddianame düzenlenmesi, sanıklara hiç ceza verilmemesi ya da işkence dışında cezalar verilmesi ve cezaların ertelenmesi gibi nedenlerle cezasızlık, işkence yapılmasını mümkün kılan en temel unsurlardan biri.

- Türkiye İnsan Hakları Vakfı'na 2015 yılının ilk 11 ayında işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı iddiasıyla toplam 560 kişi başvurdu. Başvuranların 347’si aynı yıl içinde işkence ve kötü muamele gördüklerini belirtti.

- Psikosoyal Dayanışma Ağı Programı kapsamında Ankara katliamından etkilenerek başvuranların sayısı 330.

- İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) verilerine göre ise 2015 yılının ilk 11 ayında 1433 kişi sadece gözaltında ve gözaltı yerleri dışında işkence gördüğünü belirtti.

- Askeri ceza ve disiplin evleri ve cezaevlerinde denetim yapılamadığı için buralarda yaşanan işkence ve kötü muamele olayları, ancak bir ölüm gerçekleştiğinde kamuoyuna yansıyor.

KÜRT MESELESİ

7 Haziran Genel Seçimlerinin hemen ardından Türkiye'nin insan hakları ve demokrasi genel sorununun en önemli halkası olan Kürt meselesinin barışçı yollardan çözümünden vazgeçilmesi 90’lı yılları anımsatan ağır ve ciddi insan hakları ihlallerinin yaşanmasına yol açtı.

- 2015 yılında çatışmalar nedeniyle 171’i asker, polis, korucu, 195’i militan, 157’si sivil olmak üzere toplam 523 kişi yaşamını yitirdi, 338’i güvenlik gücü, 145’i militan, 70 sivil olmak üzere toplam 553 kişi yaralandı.

- 17 belediye başkanı tutuklandı, 9 tutuklu olmak üzere toplam 15 belediye başkanı görevden alındı.

- 2015 yılında KCK soruşturmalarından, yanı sıra HDP/DBP ve HDK’ye yönelik operasyonlardan toplam 6744 kişi gözaltına alındı, 1285 kişi tutuklandı.

DÜŞÜNCE, VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

2015 yılında düşünce ve ifade özgürlüğü alanında ciddi ihlaller oldu, siyasal iktidarın basın üzerindeki baskı ve kontrolü kaygı verici boyuta ulaştı. Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı talepleri karşılığını bulamadı. Alevi, Hıristiyan ve Yahudiler radikal sünni ve ırkçı grupların tehdit ve nefret söylemlerine maruz kaldı. 

TİHV Dokümantasyon Merkezinin verilerine göre:

- Halen gazeteci, basın-yayın çalışanı ya da gazete sahibi 30 kişi tutuklu.

- Yayın toplatma kararları devam etti, en son örneği 2 yöneticisi tutuklanan Nokta Dergisi oldu.

- Erişime engellenen internet sitesi sayısı 105 bin 958 oldu. Bu sayı 2014 yılında 40 bin 773, 2013 yılında 35 bin 1’di.

ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ

7 Haziran ve 1 Kasım genel seçimleri sırasında siyasi partilere, özellikle HDP’ye yönelik yoğun saldırılar oldu. HDP’nin parti binalarına, üye ve yöneticilerine yönelik fiziki saldırılar ve linç teşebbüsleri gerçekleşti.

- 2015 yılı içinde 417’si HDP, 11’i AKP 4’ü CHP olmak üzere toplam 432 parti binasına saldırı oldu.

- Sadece 6-8 Eylül (Kobane eylemleri) sırasında eş zamanlı, yaygın ve sistematik olarak 100’ü aşkın HDP binasına saldırı oldu.

- Yıl içinde çeşitli gerekçelerle çok sayıda sendikacı gözaltına alındı.

TOPLANTI VE GÖSTERİ ÖZGÜRLÜĞÜ

Kolluk güçleri bu yıl da  barışçıl gösterilerde basınçlı su plastik mermi, kimyasal silah/gösteri kontrol ajanları ve hatta ateşli silahlar kullanarak aşırı/ölçüsüz/orantısız güç ve şiddete başvurdu.

TİHV Dokümantasyon Merkezinin verilerine göre 2015 yılının ilk 11 ayında:

- Kolluk güçlerinin toplantı ve gösterilere yönelik müdahaleler sonucu 210 kişi yaralandı.

- Toplumsal gösterilerde 3 bin 377 kişi gözaltına alındı, 201 kişi tutuklandı.

- Toplam 256 etkinlik yasaklandı.

CEZAEVLERİ

2000 yılında Adalet Bakanlığı tarafından vaat edilen, cezaevlerinin şeffaflaşmasını sağlayacak olan cezaevlerinin bağımsız, demokratik ve mesleki kurum temsilcilerinden oluşan kurullarca sivil denetime açılması yönünde bir gelişme, bu yıl da olmadı.

- Adalet Bakanlığı’nın bilgi verdiği son tarih olan 28 Şubat itibariyle cezaevlerinde toplam 164 bin 461 tutuklu/hükümlü/hükümözlü kişi var. Bu sayı 2014 yılında 154 bin 179’du; AKP iktidara geldiğinde bu sayı 59 bin 429’du.

- Cezaevlerindeki çocuk tutuklu/hükümlü/hükümözlü kişi sayısı 2 bin 165.

- 2015 yılının ilk 11 ayında cezaevlerinde intihar iddiası, işkence ve kötü muamele, kaza, ihmal, hastalık, mahkûmlar arası kavga gibi nedenlerle en az 28 kişi yaşamını yitirdi.

- 2015 yılında ağır hastalıkları olan ve tespiti yapılabilen 300’ü ağır olmak üzere 756 mahpus cezaevlerinde tedavi edilmeyi bekliyor.

EKONOMİ VE ÇALIŞMA YAŞAMI

Bu yıl da esnek üretim, güvencesiz çalışma, taşeronlaştırma ve performans gibi uygulamalar yoluyla emekçilerin ağır ve acımasız çalışma koşulları devam etti.

Özellikle esnek çalışma modeli ile birlikte getirilen “bireysel sözleşme” modeli de modern köleliğin aldığı son biçim.

- 2015’in ilk 11 ayında tüm iş alanlarında iş cinayetleri sonucu en az 1593 işçi yaşamını yitirdi.

MÜLTECİ VE SIĞINMACILAR

Türkiye mülteci ve göçmenler için gerekli yasal düzenlemeleri yapmaktan, temel ve insanî ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayacak koşulları iyileştirmekten uzak tutumunu bu yıl da devam ettirdi.

- Suriye’deki savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınanların sayısı 2 milyonu aştı.

- Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği resmi verilerine göre Türkiye’de 2 milyon 72 bin 290 Suriyeli mülteci var.

- Mültecilerin 259 bin 439’u AFAD kamplarında, geri kalan 1 milyon 812 bin 851 kişi kentlerde ikamet ediyor.

- Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş 18 Eylül’deki açıklamasında, kayıtlı Suriyeli mültecilerin sayısını 2 milyon 225 bin 147 olduğunu söyledi. Kayıt olmayanlarla birlikte toplam sayının 2,5 milyon olduğu, okul çağındaki çocukların sayısının yaklaşık 1 milyon olduğu tahmin ediliyor.

- Kamp dışında yaşayanların sadece yüzde 15'i insani yardım kuruluşlarından ya da ajanslarından yardım alabiliyor. Başta yiyecek ve barınma olmak üzere temel yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamak için asgari ücretin de altında, kölelik koşullarında çalışmak, çocuklarını çalıştırmak ve hatta dilenmek gibi gayri insani yollara başvuruyorlar. (Bianet)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.