HDP ile Ermeni diasporası arasında bir köprü kurulabilir mi?

Ermeni Soykırımı’nın 99. yıldönümüne günler kala, avukat Erdal Doğan, HDP ile Ermeni diasporası arasında bir köprü kurulabileceğinin işaretini verdi.

Doğan, Ermeni diasporasının yıllarca Türkiye toplumuna “şeytanlaştırıldığını” hatırlatarak, önce bu algının yok edilmesi gerektiğinin altını çizdi. “Diaspora buradan göç etmek zorunda bırakılmış Anadolulardan oluşmaktadır” diyen Doğan, diaspora ve HDP arasında bir diyalog kurulursa, böyle bir buluşmanın önyargıları yıkmaya ve insanları tekrar kaynaştırmaya yarayacağını söyledi.

Ermeni Soykırımı’nın üzerinden 99 yıl geçmesine rağmen Türkiye devleti halen bu gerçeği kabul etmiyor. Sizce bunun sebebi ne?

Neredeyse Ermeni soykırımının tarihsel geçmişi kadar, yani 99 yıldır Türke yabancı bir Türkçülük inşasından dolayıdır. Bu Türkçülük kimliği Türk ve Müslüman olmayanı düşman gören bir ırkçılık üzerine dayandırılmıştır. Öyle ki bu Türkçülüğe göre, Türk ve Müslüman da ancak devletin istediği bir formattaysa makbuldür. Nereden baksan ırkçı, ötekini dışlayan, düşmanlaştıran, tarihi ters yüz eden faşizan bir bombardıman. Bu anlayış, bir asırdır topluma kimliğini Ermeni düşmanlığı üzerinden inşa ettirerek Anadolu’yu Ermeni’den, Hıristiyan’dan arındırdı. Ders kitaplarını öyle bastı okuttu, medyasının da öyle aktarmasını sağladı, idaresini, hukukunu, yargısını, iç ve dış tehdit algısını vs. hep bu soykırım inkarı ve Ermeni düşmanlığı üzerinden kurdu.

Yani halka 100 yıldır yalan bombardımanı ile ırkçılık pompaladı. Bu yüzden inkardan vazgeçmek zor geliyor. Çünkü bunun aksi bir yaklaşım, halklara gerçek manada hizmet eden bir devlet, yani demokratik bir cumhuriyet inşası demektir. Zor gelen bu! Bunca yalandan arınmak, halka gerçeği söylemek ve demokratik hukuk devleti olmak; zor olan bu! Yoksa tazminatmış, mağdurların zarar ziyanı bunlar tali meselelerdir. Gerçekle yüzleşmek çok zor geliyor bu ceberrut devlete; yalnız devlete değil, kendini onunla var eden, aklını ona ipotek eden siyasetçiye, tarihçiye, gazeteciye, yazara, akademisyene, hukukçuya da çok zor geliyor! Onun için inkar ve bu acımasızlığı devam ettirmek kolaydır. Çünkü inkarla soykırımı devam ettirirsiniz ve sizi rahatsız eden herhangi bir vicdan muhasebesine girişmezsiniz!

Bugün bu meselenin tanınması önündeki en büyük engellerden biri olarak Ermeni diasporası gösteriliyor. Sizce bu haklı bir eleştiri mi?

Ermeni meselesinde Türk devletinin ve kamuoyunun yarattığı bir kavram kargaşası var. Mesela Ermeni meselesinde en çok düşmanlaştırılan cephe Ermeni diasporasıdır. Ermeni diasporası soykırımdan sonra 1915’te canlarını kurtaran kişilerin oluşturduğu ve bugün nüfusu 7 milyonu bulmuş bir topluluktur. Şu anda çok sayıda ülkede yaşamını sürdüren diaspora kendi kimlik davasına sahip çıkmaya devam ediyor. Ermeni diasporası Türkiye’de çok tanınmadığından ve devlet, bazı akademisyenler, gazeteciler tarafından şeytanlaştırıldıkları için ne tür bir beklenti içerisinde oldukları dahi bilinmeden önyargılarla karşı karşıya kalıyorlar. Bu da kabul edilebilir bir durum değil.

Çünkü eğer Ermeni meselesi çözülecekse bu ancak ve ancak çoğu Anadolu Ermenilerinden oluşan Ermeni diasporası ile olacak. Türk aydınlarının ve siyasetçilerinin bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde yaptıkları bir diğer yanlış ise Ermeni meselesini Azerbaycan-Ermenistan arasındaki Karabağ meselesine kilitlemeleridir. Halbuki bu Ermeni diasporasının meselesi değildir. Bu mesele Ermenistan devleti ve Azerbaycan devleti arasındaki bir meseledir. Ermeni meselesinde böyle karmaşık bir atlas vardır. O açıdan 24 Nisan sadece soykırımın tanınması meselesi değil, aynı zamanda 24 Nisan’dan sonra Türkiye’de kalan ya da zorla sürgün edilen Ermenilerin mağduriyetinin giderilmesi meselesidir.

Son dönemlerde yurtdışında davet edildiğiniz pek çok panel ve toplantıda Ermeni diasporasıyla tanışma fırsatınız oldu. Onlar Türkiye’deki duruma nasıl bakıyorlar?

Dedelerinin, ninelerinin doğup büyüdükleri topraklara bir daha gelemeyecekleri endişesini taşıyanlar da var Türkiye’nin bu geçmişle yüzleştikten sonra memleketlerine, topraklarına dönecek günü bekleyen de. Umudu ve kendi kültürlerini onlarca yıldır yaşatanlar kadar, Türkiye’nin Ermeni soykırımıyla yüzleşmeyeceğinde yönelik karamsar olanlar da çok. Özellikle de yaşadıkları acılar ve kendilerine yapılan soykırım hakkında Türkiye’nin inkardaki ısrarı ve resmi makamlardan bir özrün bile dilendirilmemiş olması bu karamsarlığı besliyor.

Bu nedenle Türkiye devletinin böyle bir adım atamayacağını düşünüyorlar. En çok da Türkiye resmi ve siyasi makamların Ermeni diasporası üzerine yarattıkları düşmanlaştırma ve şeytanlaştırma imajından rahatsızlık duyuyorlar. Çünkü bu diasporanın hepsi Anadolu Ermenisidir. Öyle ki Rusya’nın steplerinde ya da Fransa’da, ABD’de yaşayan ve Türkiye’yi hiç görmemiş ikinci, üçüncü, dördüncü kuşak kendilerini hala Anadolu’dan bir il veya ilçe ile tanıtıyorlar. Bunu anlamak ve bunun üzerine düşünmek hepimizin görevidir diye düşünüyorum.

Ancak Türkiye’de Ermeni halkıyla dayanışma içerisinde olan ve Ermeni soykırımının tanıması için mücadele eden bir kesim de var. Bunu biliyorlar mı?

Evet, özellikle bir kısmında bu karamsarlığı gördüğümde ben onlara Ermeni meselesi konusunda Türkiye’de bir muhalefetin yükseldiğini ve bu muhalefetin en çok da Kürt siyasi hareketinin muhalefetiyle bir araya gelerek bir atmosfer oluşturduğunu HDP örneğini vererek belirttim. Belki bir takım tartışmalara yol açan söylemler olduğunu, ancak bu durumun bilgi ve iletişim eksikliğinden kaynaklandığını ve iki taraf arasında bir diyalog kurulduğu takdirde bu yanlış anlaşmaların da büyük oranda yok olacağını ifade ettim. Türkiye’de Ermeni, Çerkez, Süryani, Hıristiyan birçok kültürü ve kimliği içinde barındıran HDP’nin bir umut olabileceğini söyledim.

Nasıl bir tepki gösterdiler?


Bu konuşmalar esnasında birçoğunun HDP’yi bildiğini ve takip ettiğini görmek beni sevindirdi. Diasporanın bir kısmı bugün Türkiye’de bulunan partilerin içinde kendilerini en çok HDP’ye yakın gördüklerini bana ilettiler.

HDP’ye diasporanın bu yaklaşımını aktardınız mı?

HDP'den bir kısım arkadaşa bu durumu aktardım. Bu idealle yola çıkanların bu yaklaşıma soğuk bakmaları mümkün mü? Zaten Ermenilerin en yoğun biçimde içerisinde yer aldığı parti geçen yerel seçimlerde HDP oldu. Birçok kesimi ve halkları kaynaştırmak üzere kurulmuş bir parti olduğunu HDP zaten sürekli ifade ediyor. Tüm Anadolu kökenli Hıristiyan diasporasının ve HDP ile arasında kuracağı bu yöndeki bir diyalog, bir buluşmanın önyargıları yıkmaya ve insanları tekrar kaynaştırmaya yarayacağı düşünüyorum.

HDP ve Ermeni diasporası arasında bu köprüyü kurmak konusunda çalışmalarınız olacak mı?

Böyle bir çabamız olacak, çünkü böyle bir köprü kurulursa HDP projesinin yerli yerine oturacağını düşünüyorum. Burada sadece Ermenilerin değil, Keldanilerin, Ezidilerin, Süryanilerin de yer alacağı bir gelecekten bahsediyoruz. Bu halkların geri dönüşlerinin de sağlanabileceği imkan ve ortamın da tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Her şeyden önce 1960’lı yıllarda haksız bir şekilde vatandaşlıktan çıkartılan dedelerinin ve babalarının bu hakkını iade etmekle işe başlanabilir. İkinci olarak 1915 ile ilgili olarak, malların iadesiyle ilgili bir yasa, emlak-ı metruke yasası çıkarıldı. Bu yasa sonrasında bu malların sahiplerine geri verilmesi konusuyla ilgili komisyonlar oluşturuldu ve defterler tutuldu. Fakat bu komisyonların tuttuğu defterlere ulaşılamıyor. (ANF)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.