Gezi'de yaralananlar haklarını arıyor

Sinan Onuş / BBC TÜRKÇE

Gezi Parkı eylemlerine katılanlar hakkında davalar ve iddianameler ardı ardına gelirken eylemlerde yaralananlar, suç duyurularının bile dikkate alınmamasından şikâyet ediyor.

Gezi Parkı Protestolarında Şiddet Görenler Platformu "6. Ay: Gezi Turnusolundan Gerçekler" başlıklı raporunu kamuoyuyla paylaştı.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Merkezinde bir araya gelen platform üyeleri, hazırladıkları raporda, devletin mağdurların başvurularının dikkate alınmadığını belirttiler.

Raporu okuyan Kurtuluş Özgür Yıldız, polis şiddeti sonucu yaralanan, zarar gören kişiler için devletin adım atmamasının kaygı verici olduğunu söyledi.

Yıldız, "Devletin, ceza ödeyerek suçluları korumasını istemiyoruz, yargılanmalarını talep ediyoruz" dedi.

"ARTIK DANS EDEMİYORUM"

"Eylemci değildim. Yaralandığım gün çalışıyordum. O günden bugüne toplam üç ameliyat geçirdim. Doktor, 'beş, hatta altıncı olabilir' dedi. Biraz düzelme olursa protez takacaklar" diyor Muharrem Dalsüren.

Başından geçenleri BBC Türkçe'ye anlatan Dalsüren, Gezi Parkı'na destek için Ankara Kızılay Meydanı'nda düzenlenen eylemlerde gözünü kaybedenlerden sadece biri. Çankaya Belediyesi'nde temizlik işçisi olarak çalışıyor.

Olayların olduğu gün 12.00-20.00 vardiyasındaydı. 3 Haziran'da Selanik Caddesi'nin köşesinde süpürge ve faraşını almak için ilerlerken yoldan geçen bir akrepten atılan gaz fişeği, sol gözüne saplandı.

Yüzüne isabet eden gaz fişeği nedeniyle yüzde 80 oranında görme kaybı yaşayanlardan biri de Davut Yıldız. 2 Haziran'da Meşrutiyet Caddesi'nde yaralandığını belirtiyor. "Eylemciydim. İki kapsül yanıma düştü; ıskalamışlardı. Fakat üçüncü yanağıma geldi" diyor.

Yüz kemiği tamamen parçalanan ve psikolojik tedavi gördüğünü belirten Yıldız, "Üç ameliyat geçirdim. Yüzümde metal destekler var. Yemek yerken, konuşurken zorlanıyorum. Hastanede yatarken savcılığa suç duyurusunda bulundum ama hala ifadeye çağırılmadım" diyor.

Seval Erol, "Halk dansları öğretmeniydim ama artık dans edemiyorum" diye söze başlıyor. 2 Haziran akşamüstü başına gelen gaz fişeğiyle yaralandığını ve beyin kanaması geçirdiğini belirtiyor. "Bir ay öncesine kadar sokağa bile çıkamıyordum. Bir gürültü gelse hemen odama kapıyordum" diyen Erol, psikolojik ve nörolojik tedavisinin hala sürdüğünü belirtiyor.

Ara ara epilepsi krizi geçiren Erol, Temmuz ayı başında suç duyurusunda bulunduğunu, ifadesinin bile alınmadığını belirtiyor ve ekliyor: "Yılmayacağım, hakkımı sonuna kadar savunacağım."

Leyla Okay, dizi oyuncusu. Ankara'daki eylemlerde ilk yaralananlardan. Yaralanma anını şöyle anlatıyor:

"31 Mayıs gecesiydi. Polis müdahale etmeyeceğini söylemişti. Bir anda ortalık karıştı. Gaz bombasının yüzüme geldiğini gördüm. Çantamı siper ettim. Yüzümü kurtardım ama kapsül başıma saplandı."

İki kez ameliyat geçiren Okay, kafatası boşluğunda kapsül parçaları kaldığı için bir operasyon daha geçireceğini belirtiyor. "Fişlendiğini" bu nedenle iş bulamadığını ileri süren Okay, "Orada ölmedim ama açlıktan öleceğim. Suç duyurusunda bulundum. İfadeye bile çağırmadılar" diyor.

Saim Keskin ise öğretmen. O da 2 Haziran'da Ankara'da çenesine isabet eden gaz fişeğiyle yaralananlardan. Keskin, kişilik olarak "ürkek" olduğunu belirtiyor. "Yaralanmam sonrası daha da ürkekleştim. Psikolojik tedavi gördüm. Kalabalığa girmekten hala çekiniyorum" diyor.

O da hastanedeyken savcılığa başvurmuş ama aradan geçen aylara rağmen suçlular hakkında dava açılmadığını söylüyor. Birkaç hafta önce savcılığa gittiğini, savcının, "polis bilgi vermiyor" dediğini öne sürüyor.

Eylemlerde yaralananların yaşadıkları birbirine oldukça benziyor. BBC Türkçe, mağdurlardan sadece beş kişiyle konuştu ama TİHV Dokümantasyon Merkezi, Temmuz 2013'te açıkladığı Gezi Parkı raporunda polisin "orantısız güç kullanımı" nedeniyle 8 bin 163 kişinin yaralandığı açıklanmıştı.  

Anahtar Kelimeler:
Gezide Yaralananlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.