Fehim Taştekin: Türkiye'nin Suriye’ye müdahale etmesi kolay değil

Fehim Taştekin, Türkiye’nin Suriye’yi bombalamasını ve bu müdahale sonrasında oluşabilecek savaş cephelerini  yorumladı

Gazeteci Fehim Taştekin, Türkiye’nin YPG mevzilerini hedef alarak Suriye topraklarını bombalamasınA ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Pelin Daş’ın Çağdaşses’te yer alan haberine göre,Türkiye’nin 2011’den beri niyetinin Suriye’ye müdahale olduğunu belirten Taştekin, "Türkiye içerde Sur’dan, Cizre’den 70-80 gündür çıkamadı, istediğine ulaşamadı. Hal buyken Orta Doğu’nun büyük coğrafyalarındaki daha büyük bir savaştan nasıl çıkacak?" ifadelerini kullandı.

Milli Savunma Bakanı Yılmaz İsmet Yılmaz gece yarısı yaptığı açıklamada, PYD’nin silahlı kanadı YPG tarafından Türkiye'ye ateş açıldığını ve Azez'in 8 kilometre güneyinde yer alan Minniğ Kasabası'nda bulunan YPG üssünün top atışlarıyla vurulduğunu duyurdu.

Türkiye’ye göre; YPG’nin ilerleyişi ile Azez - Halep arasındaki kritik nokta olan Tel Rıfat’taki muhalifleri tamamen izole edecek bir koridorun daha oluşması riski doğdu.

PYD ise yaptığı açıklamada Türkiye'nin Suriye'nin içişlerin karışma hakkı olmadığını belirterek, Türkiye'nin top ateşine tuttuğu hava üssünün, Suriye Demokratik Güçleri tarafından geçen hafta ele geçirilmeden önce El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi'nin kontrolünde olduğunu belirtti.

Deneyimli gazeteci Fehim Taştekin, Türkiye’nin Suriye’yi bombalamasını ve bu müdahale sonrasında oluşabilecek savaş cephelerini değerlendirdi.

İşte Fehim Taştekin'in yaptığı açıklamalar:

Türkiye savaşa müdahale etmek istiyor. Ancak sahadaki mevcut koşullar bunun çok kolay olmadığını bize gösteriyor. Eğer bir müdahale olursa bu ciddi bir çılgınlık olabilir. Çünkü orada Suriye ordusu var. Türkiye’nin kafasındaki savaş da sanıldığı gibi IŞİD’e karşı değil, genel çerçevede desteklediği muhaliflerin saha hakimiyetini güçlendirmeye yönelik bir savaş olacaktır. Burada haliyle karşısına aldığı güçler Rusya, Suriye ve Kürtlerdir.

Bu üç cephede karşılaşacağı direnç nedeniyle sıcak savaş kolay bir seçenek değil. Bu yüzden de Türkiye’nin daha çok gürültü çıkarıp başka türlü bir savaş yürüttüğünü görüyoruz.

BU SAVAŞ İKİ BOYUTLU

1) Sınırı geçmeden YPG güçlerini bombalamak. Bu şekilde muhalif güçleri rahatlatmak ve onların toprak kaybını önlemek. Bunu yaparken sınırı geçmediği için Rusya’nın misilleme saldırılarından kurtuluyor. Rusya misilleme yapmak için fırsat bekleyecektir.

2) Şuanda Halep ile Kilis arasındaki koridor Azez’in hemen altından kapandığı için İdlib taraflarıyla Kilis’e yakın olan bölgede, yani Azez taraflarında bir koordinasyon ve destek akışı mümkün değil.

Türkiye kedi topraklarını kullandırarak, militanları Kilis’ten alıp Hatay üzerinden İdlib taraflarına geçirerek bu şekilde dolaylı bir savaş yürütüyor Suriye’ye karşı. Bu bir vekalet savaşıdır ve kaçamak bir savaştır.

Türkiye’nin daha fazlasını yapması kuşkusuz ABD’nin tavrına bağlıdır. ABD bu bölgede kendisi bir savaşı göze almadığı sürece Türkiye’nin tek taraflı Suriye’ye müdahale etmesi öyle kolay değil.

Çünkü başından itibaren Türkiye kendisi olmasa da ABD’nin öncülüğünde uluslararası koalisyonun Suriye’ye müdahalesini istiyor. Buna çeşitli kılıflar uyduruldu. Önce BM’den koalisyon kararı çıksın dendi, olmadı. Sonra NATO’nun kapısı çalındı, oradan da bir şey çıkmadı. Türkiye Gönüllüler Koalisyonu olsun diye çabaladı, ABD hiçbirisine yanaşmadı.

‘ABD ÇÖZÜM ARAMANIN PEŞİNDE’

ABD bölgede bütün gerginliklere rağmen Rusya ile birlikte çözüm yolu aramanın peşinde. Bunu da yaparken Türkiye ve Suudi Arabistan gibi bölgesel müttefiklerinin sinirlerini bozuyor. Türkiye ve Suudi Arabistan’dan gelen müdahale tehditleri önemli ölçüde hem Rusya ve Suriye’yi belli tavizlere zorlamak; operasyonları sınırlandırmak, fiili durumu korumak, hem de ABD yönetimini kışkırtmak, Rusya ile daha fazla koordinasyona girmesini engellemek amacını taşıyor.

Türkiye’de çok zor bir dönem var. Şuana kadar özellikle Kürtler tarafından güç kullanımı açısından daha sınırlı bir kapasite ile karşılaştık. Bugünkü ortam, mevsimin kış olması, kırsal alanda hareket kabiliyetinin olmaması nedeniyle, klasik anlamda doğrudan gerillanın devrede olduğu bir savaş ortamı olmaktan uzak. Önümüzdeki haftalarda Türkiye cephesi daha da ısınabilir. Bunu bilemiyoruz. Ancak iki meseleden bahsetmek lazım: Türkiye içerde Sur’dan, Cizre’den 70-80 gündür çıkamadı. İstediğine ulaşamadı. Hal buyken Orta Doğu’nun daha büyük coğrafyalarındaki daha büyük bir savaştan nasıl çıkacak? Soru işaretleri var burada.

‘SURİYE KÜRTLERİ ŞİMDİYE KADAR TÜRKİYE'YE BAHANE VERMEDİ’

İkincisi de Suriye’de Kürtler şimdiye kadar Türkiye’nin kışkırtıcı politikalarına, salvolarına karşı yanıt vermeyerek olası müdahaleleri engellemiş oldu, bahane vermedi. Bu çabanın hala titizlikle sürdürüldüğünü düşünüyorum. Tel Abyad’ta da Kürt mevzilerine saldırı oldu. Eğer karşılık verilseydi, Türkiye bütün dünyaya: “Bakın PYD benim güvenliğimi tehdit ediyor” diyecekti ve istediğini yapacaktı. Ama YPG şimdiye kadar soğuk kanlılığını korudu.

ANADOLU AJANSI BENİM İÇİN REFERANS DEĞİL’

YPG’nin Türkiye’yi vurduğuna dair haberlerin doğru olmadığı söyleniyor. Anadolu Ajansı benim için referans bir haber ajansı değil. Genel strateji ve taktikler çok önemli. Suriye’den sözgelimi, Türkiye’yi tahrik etmek, savaşın içine çekmek için Türkiye’nin müttefik gördüğü gruplardan da atış gelebilir. Bu taraftan da oraya gitmek için can atan ve bunun için de gerekirse 'bahane üretirim' diyen bir devlet anlayışı var.

5 yıldır gördüğümüz tabloda Türkiye’nin niyetleri belli, o nedenle de Kürt tarafı titizliğini koruyor. Daha önce Kobane’de büyük patlamalar oldu. Patlayıcıların bir şekilde Türkiye sınırından geçirildiğine dair iddialar da oldu. O zaman Kürtler sadece durumu anlatmaya çalıştılar. Sanırım şimdi Kürtler de bunca tecrübeden sonra nasıl siyaset yapacaklarını biliyorlardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.