Fehim Taştekin: Kürtler imkansızı zorluyor

Gazeteci Fehim Taştekin, Kürtlerin Suriye’de federasyon ilan etmelerine ilişkin, “Kürt kaynaklar demokratik özerklik ve kanton sisteminin yeterince algılanamaması nedeniyle literatürde yaygın olan federalizmin tercih edildiğini belirtiyor.

Kürtler demokratik özerklik kurumlarını taşıyabilecek kadar örgütlü bir toplum. Kürtler son beş yılda mahallelerden başlayarak meclis ve komite örgütlenmesiyle ciddi bir yerinden yönetin tecrübesi elde etti. Ve burada kadın en önemli aktör” ifadelerini kullandı.

Merak edilen soruları Cezire Kantonu Dış İlişkiler Sorumlusu Abdülkerim Ömer’e soran Fehim Taştekin’in Al- Monıtor’da yayınlanan “Federal sistem: Kürtler imkânsızı zorluyor” başlıklı yazısı şöyle:

Herkes Suriye’nin kuzeyinde farklı etnik ve dini grupların katılımıyla kanton modelini esas alarak demokratik özerklik inşa eden Kürtlerin 16-17 Mart’ta birden bire federal sistem ilan etmesini anlamlandırmaya çalışıyor.

Suriyeli grupların Rimelan’da “Rojava-Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu” için toplandığı 16 Mart’ta Brüksel’de buluştuğum Cezire Kantonu Dış İlişkiler Sorumlusu Abdülkerim Ömer’e doğrudan sordum:

Niçin ve neden şimdi?

Federalizme geçişin Rusya’nın Suriyeliler kabul ettiği takdirde federal sistem olabileceğini deklare etmesi ve Rus lider Vladimir Putin’in Suriye’deki askerlerin önemli bir bölümünü çekme talimatına denk gelmesi bir tesadüf mü?

Yoksa bu küresel sistem açısından çıbanbaşı haline gelen Türkiye hükümetini köşeye sıkıştırmak için ABD ve Rusya’nın mutabık kaldığı bir manevra mı?

Kürtlerin kulağına birileri bir şey mi fısıldadı?

Bu, Kürtlerin Cenevre sürecinden dışlanmalarına bir yanıt mı?

PYD’ye hasım olan Suriye Kürt Ulusal Konseyi’nden (KUK) ayrılarak kanton yönetimine katılmış olan Abdülkerim Ömer bu komplo teorilerinden hiçbirine prim vermeden pratik nedenlerle izahatta bulundu:

“Biliyorsun Rojava üç kantondan oluşuyor: Cezire, Kobani ve Afrin. Son dönemlerde kantonların dışında çok sayıda bölge DAİŞ’in (İslam Devleti-İD) elinden kurtarıldı. Süluk, Şedadi ve Şüyuh vs. Kantonların dışındaki yeni kurtarılmış alanlarda bir sistem oturtmak gerekiyor. Güvenlik, ekonomi, sağlık ve diğer hayati ihtiyaçların karşılanması için bu şart. Federasyon ilanında milliyetçi bir anlayışla hareket etmiyoruz. Buralarda yaşayan haklar kendi idarelerini tesis ediyor.

Her birim kendi içinde özel ve özerk. Yani Rojava-Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu içerisinde Gre Spi (Telabyad), Şüyuh, Şedadi özel bölgeler olarak kendi kendini idare edecek. Süryani-Asurilerin 40 köyü var, onlar da gelip kendi meclislerini kurmak istediklerini söylediler, onların da bu şekilde bölgeleri olacak.

Yine Rakka DAİŞ’ten kurtarılınca özgün bir konumda federal olacak. Bütün bunları Suriye’nin geleceği için model olarak düşünüyoruz. (...) Evet dediğiniz gibi federasyona geçiş riskli ama politikada riskli olmayan bir şey yok. Kantonları ilan ederken de riskler vardı.

Bizim kanaatimiz şu: Ancak demokratik bir Suriye’de Kürtlerin hakları garanti altına alınır, başka bir yolu yok. Adem-i merkeziyetçi bir adım atmazsak Suriye’deki terör sorununu da çözemeyeceğiz. Beş yıldan sonra eskiye dönmek, eski rejime dönmek mümkün değil. Herkes söylüyor bunu. O yüzden en doğrusu federal sistemdir… Rusya ya da ABD’nin yeşil ışık yakmasıyla değil kendi ihtiyacımıza göre hareket ediyoruz”.

Yaklaşık 4 milyon insanın yaşadığı Rojava-Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’nda öngörülen yerler şunlar: Kürt, Arap, Süryani, Keldani, Ermeni ve Çeçenlerin birlikte yaşadığı Cezire bölgesi (Kamışlı, Haseki, Derik, Rimelan ve Serekaniye). Kürt yoğunluklu Kobani ve Afrin. Arap, Kürt, Türkmen karışımı Tel-Abyad. Yine Arap, Kürt, Türkmen ve diğer azınlıkların yaşadığı Şehba bölgesi (Cerablus, El Bab, Menbic, Azez, Tel Rıfat, Mare ve Halep’in güneyinde Sefira bölgesindeki Kürt yerleşimleri Tel Aran ve Tel Hasıl). Ve Kobani ve Cezire’nin altındaki Arap köyleri.

Bu oluşum, Türkiye’nin tehditlerine rağmen gelişiyor. Şöyle ki, Türkiye’nin çektiği kırmızı çizgi ve Amerikan freni nedeniyle YPG Fırat’ın batısında arzuladığı ilerlemeyi yapamasa da Kürt siyasi hareketi bir süredir bu bölgeyi demokratik özerklik için örgütlüyordu.

Bu çabaların sonucunda Şehba bölgesinde Kürt, Arap, Türkmen, Ermeni ve Çerkeslerin katılımıyla Şehba Rûsipiler Kurucu Meclisi (İhtiyarlar Heyeti) oluşturuldu. Kürtler Kürt yoğunluklu bölgelerde ‘Halk Meclisleri’, Kürtlerin azınlıkta olduğu yerlerde ise Rûsipiler Meclislerinin kuruluşuna öncülük ediyor. İkisinin amacı da demokratik özerkliğin temelini oluşturmak.

Şehba için kurulan meclis ilk kongresini 28 Ocak’ta Afrin’de yaptı. TEV-DEM’in organize ettiği kongreye yaklaşık 300 kişi katıldı. Toplantıda 49 kişilik Şehba Yürütme Kurulu oluşturuldu. Meclis şu iki organı yegane temsilci olarak tanıdığını ilan etti: YPG’nin Arap ve Türkmen örgütlerle birlikte kurduğu Suriye Demokratik Güçleri ve farklı siyasi hareketlerin Cenevre’ye alternatif bir heyet göndermek üzere oluşturduğu Demokratik Suriye Meclisi.

Şehba bölgesindeki aşiretler gerek hükümetle iyi geçiniyor olmaları, gerekse zenginliklere hükmeden otorite olmaları nedeniyle hem Nusra Cephesi hem de IŞİD’in hedefinde oldu. Bölgeden kaçan aşiret liderleri düşmana karşı YPG ve Rûsipiler Meclisi’ne destek verdi. Bu da kafalarındaki düzeni kurmada Kürtlerin işini kolaylaştırıyor.

Benzer şekilde Kürtler etnik temizlik yapmakla suçlandıkları Tel-Abyad’ı İD’den temizledikten sonra 21 Ekim 2015’te nüfus dağılımına uygun olarak 113 kişilik bir kurucu meclis ile yedi Arap, dört Kürt, iki Türkmen ve bir Ermeni’den oluşan bir yürütme kurulu oluşturmuştu.

İşte bölge bölge sessizce yürütülen bu çalışmalar 16-17 Mart’ta Rimelan’da 200 kişinin katıldığı bir kongrede karşımıza Rojava-Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu olarak çıktı.

Toplantıya bölgede yaşayan Kürt, Arap, Süryani, Türkmen, Ermeni ve Çeçen halklarının temsilcileri katıldı. Kanton yöneticileri, Suriye Demokratik Güçleri, Demokratik Suriye Meclisi ve TEV-DEM’in yanı sıra 31 siyasi parti ve sivil toplum örgütünün iştirak ettiği toplantıda Rojava-Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu Kurucu Meclisi Eş Başkanlığı’na Cezire Kantonu Eş Başkanı Hediye Yusuf ile Tel-Abyad Yönetimi Eş Başkanı Mansur Sallum seçildi.

Sallum bir Arap, Hediye Yusuf da eski bir Kürt gerillası. Ayrıca altı ay içerisinde anayasa yerine geçecek bir toplumsal sözleşme hazırlama ve federal sistemin kurumlarını teşkil etme göreviyle 31 kişilik bir kurul oluşturuldu.

TEV-DEM’in organize ettiği bu sürece ağırlıklı olarak siyasi alanda PYD, askeri alanda YPG’nin müttefiki örgüt, parti ve kişiler iştirak etti. Katılım profili hakkında bilgi veren Cezire Kantonu Dış İlişkiler Sorumlusu Abdülkerim Ömer ise toplantıya katılanların PYD çizgisindeki gruplar olduğu tespitini reddetti: “Katılımcıların hepsi PYD’nin müttefiki olarak isimlendirilemez.

Süryanilerin bir kısmı rejimle, bir kısmı koalisyonla, bir kısmı bizimle. Süryani Birlik Partisi ve bazı şahsiyetler bu toplantıda yer aldı. Suriye Kürt Konseyi’nden ayrılan beş parti Kürt Ulusal Koalisyonu’nu oluşturdu. Bunlar özerk yönetimde yer almıyor ama federal bölge toplantısına katıldı. Yekiti ve KDP-S (Suriye Kürdistan Demokrat Parti) zaten katılmıyor. Tel-Abyad’dan Türkmenler gelirken Suriye Ulusal Koalisyonu (SUK) ile birlikte hareket eden Türkmenler de katılmadı.”

Toplantıyı izleyen gazeteci Barzan İso’nun Al-Monitor’a verdiği bilgilere göre Azez Türkmenlerinden Muhammed Sultan, iki kişiyle birlikte Türkiye’den gelerek toplantıya olumlu katkılar sundu. Ayrıca soykırım tartışmasının odağındaki Hammam Türkmenleri de temsilci gönderdi.

Körfez-Batı destekli muhalif cephe Suriye yönetiminden daha şiddetli bir dille federasyonu reddetti. PYD’ye müttefik cepheden de itirazlar geldi. Bunlar arasında Suriye Demokratik Meclisi’nin belirlediği heyetin başkanlığını yapan Arap muhalefetinden Heysem Menna yer alıyor.

Menna ademi merkeziyetçi bir parlamenter demokrasiyi savunmakla birlikte ülke birliğini bozacak bu tür bir dayatmayı kabul etmeyeceklerini söyledi. Federasyon kararının gözden geçirilmesini isteyen Heysem Menna demokratik ademi merkeziyetçiliğe dayalı bir parlamenter demokrasinin kurulması gerektiğini vurguladı.

Mesut Barzani destekli Kürt Ulusal Konseyi (KUK), PYD ile kanlı bıçaklı olsa da federalizme bir model olarak destek çıktı. KUK Dış İlişkiler Sorumlusu Dr. Kamuran Hacı Ebdo federal sistem içerisinde ortak yaşamın Suriye’nin toprak bütünlüğünün garantisi olacağına inandıklarını belirterek “Federal sistem Suriye için en iyi çözümdü. Federalizm, Batı Kürdistan’da bulunan tüm Kürtlerin en doğal hakkıdır. Bu sistem vatandaşların haklarını garantiye alabilir” dedi.

Irak Kürdistan’ından Kürdistan Demokrat Parti (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) de destek açıkladı. KUK federalizmi kabul etmediği için PYD’ye karşı olduğunu söylüyordu. Salt ‘federalizm’ ifadesini yetersiz bulan PYD, ‘demokratik özerklik’ modelini ‘demokratik federalizm’e çevirerek rakip Kürt cephenin elindeki son kozu almış oldu.

Eleştiriler Suriye’nin bu şekilde parçalanacağı yönünde. Karşı savunma ise Suriye’nin toprak bütünlüğünün ancak bu şekilde korunabileceği üzerine kuruldu. Mesela federal sistemi anlatmak için Tel-Abyad’da düzenlenen halk toplantısında Mansur Sallum Araplar olarak toplantıda gerektiği gibi temsil edildiklerini belirterek “Federalizm Kürtlerden önce Araplarındır” ifadelerini kullandı.

Suriye’nin Kürtler eliyle bölünmekte olduğu senaryosunu en çok gündeme getiren ülke Türkiye. Bu açıdan Türkmenlerin katılımı “Türkmenlere etnik temizlik yapılıyor” diyen Ankara’ya yanıt niteliği taşıyor. Tel-Abyad’dan toplantıya katılan Türkmen temsilci Esad El Yasin, “Bu toplantının halklarımız için kararlaştıracağı her projeyi biz de Türkmen halkı olarak kabul ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Şam yönetimi beklendiği gibi tek taraflı federasyon ilanını yasa dışı ilan etti. Al-Monitor’a konuşan PYD yetkilisi Zuhat Kobani Kamışlı’da YPG ile hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaları, Şam’ın duyduğu rahatsızlığın dışa vurumu olarak yorumladı.

Haseke’de Arap Cubur aşiretinin üyesi Fevaz El Zobe de ‘federalizmle Suriye parçalanacak’ iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirtip ekledi: “Federalizm Suriye’deki krizin çözüm teminatıdır.”

Peki, her şey bu kadar basit mi? Tabi ki değil. PYD liderliğindeki Kürtler, Kürt yoğunluklu yerlerde kendilerinden emin. Kürtler Abdullah Öcalan’ın Orta Doğu realitesine göre formüle ettiği demokratik özerklik fikrini yıllardır tartışıyor. Ancak bu, aşiret kültürünün hakim olduğu Arapların fazla aşina olduğu bir konu değil. Hatta Kürt kaynaklar demokratik özerklik ve kanton sisteminin yeterince algılanamaması nedeniyle literatürde yaygın olan federalizmin tercih edildiğini belirtiyor.

Kürtler demokratik özerklik kurumlarını taşıyabilecek kadar örgütlü bir toplum. Kürtler son beş yılda mahallelerden başlayarak meclis ve komite örgütlenmesiyle ciddi bir yerinden yönetin tecrübesi elde etti. Ve burada kadın en önemli aktör. En azından yüzde 40’lık kota ile kadına kamusal alanda yer açan kantonların diğer bölgelere nasıl adapte edileceği meçhul. Sınırların nasıl tayin edileceği, hangi yerleşim biriminin nereye bağlı olacağı, kantonlardaki mevcut kurumlardan hangisinin kalacağı ya da kaldırılacağı, yönetim ve meclislerde etnik gruplara tanınan kotaların nasıl olacağı, bölgeler arası ilişkilerin neye göre tesis edileceği gibi birçok konu belirsiz. Evet bunları netleştirmekle görevli 31 kişilik kurulun önünde altı aylık bir takvim var ama bu, kimilerine göre ‘zor’ kimilerine göre de ‘imkansız’ bir görev.

Barzan İso’ya göre Rojava-Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’nun sınırlarını YPG’nin kontrol edebileceği yerler belirleyecek. Kürtler YPG’nin kontrol edemeyeceği yerleri federasyona katmada ısrarlı değil. Bu çerçevede eğer İD’den temizlenirse Rakka ayrı bir federal birim olabilir. Aynı şekilde El Bab, Menbic ve Azez gibi yerlerde Kürtlerin az olması nedeniyle YPG’nin buralarda kontrolü sağlayan güç olması söz konusu değil. Kürtlerin YPG için biçtiği rol gözlemci ve yardımcı güç olmaktan öteye gitmiyor. YPG’nin Arap ve Türkmen ağırlıklı bölgeleri kontrol etmeye kalkışmasının intihar olacağı düşünülüyor. O yüzden buralarda Suriye Demokratik Güçleri’nin rolü öne çıkıyor. Bu güç kendisine müstakbel Suriye ordusunun nüvesi olma misyonu biçiyor.

Özetle, uluslararası dengeler, Suriye yönetiminin tutumu, bölgenin etnik ve mezhebi kırılganlıkları federal sistemi ciddi bir teste tabi tutuyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.