Ezgi Başaran: Heykel olayının Lice'de yaşanması tesadüf değil

Radikal yazarı Ezgi Başaran, Diyarbakır'ın Lice ilçesine PKK komutanlarından Mahsum Korkmaz'ın anıtının dikilmesi ve heykelin yıkılması üzerine başlayan olayları değerlendirdiği yazısında, "Heykeli kimin oraya diktiği?" sorusunun cevabının muğlaklığına dikkati çekiyor.

Başaran, "PKK, KCK ya da gençlik örgütü YDG-H, 'O heykeli biz yaptırdık, getirip biz diktik' demedi, demiyor," diye yazıyor ve  "Normal şartlarda kuş uçurtmayan güvenlik güçlerinin" heykelin aleni bir şekilde dikilmesi karşısında ilk baştaki sessizliğinin 'tuhaf' olduğunu söylüyor. Başaran, "(...)Heykel olayının Lice’de yaşanması tesadüf değildir. Kürt meselesi kaşınmak istendiğinde şehirdeki en yumuşak karnın Lice olduğu anlaşılmıştır. Birileri bu ilçeye oynamaktadır," diye de ekliyor.

Ezgi Başaran'ın Radikal'de yer alan (20.08.2014) "Lice'deki heykel olayının ardındaki tuhaflıklar silsilesi" başlıklı yazısı şöyle:

Kürt meselesi kaşınmak istendiğinde şehirdeki en yumuşak karnın Lice olduğu anlaşılmıştır. Birileri bu ilçeye oynamaktadır.

Bu meşum olayın göründüğü biçimiyle gerçekleştiğine inanmak son derece güç.

Dün Lice’de olanlardan söz ediyorum. PKK’lilerin mezarlığına 15 Ağustos’ta dikilen, örgütün liderlerinden Mahsum Korkmaz’ın heykeli dün sabah 09.00 itibariyle yıkıldı.

Bu yıkımı protesto edenler arasından Mehdi Taşkın adlı genç kafasından vuruldu ve maalesef hayatını kaybetti.

Karnından dört kurşunla yaralanan diğer bir gencin durumu ise ağırdı bu yazı yazılırken.

Bu olayı anlamak için birkaç adım geriye gidelim ve birkaç kilit soru soralım…

**

Öncelikle sorular…

BİR: Heykeli oraya kim dikti? Belli değil. Daha doğrusu ne Diyarbakır’daki Kürt siyasi hareketinin temsilcileri ne de örgütün yurtdışındaki izleyenleri ve medyasında buna değinen, değinmek isteyen var. Niye olsun diyeceksiniz… Bu tür şeyler, yani anıt mezarlar, büstler, heykeller hakkında söz ettirmek, böbürlenmek, sahiplenmek için yapılır. PKK, KCK ya da gençlik örgütü YDG-H o heykeli biz yaptırdık, getirip biz diktik demedi, demiyor.

Görüştüğüm kaynaklar da ‘Kimdir vallahi tam bilemiyoruz’ noktasının ötesine geçmiyor.

İKİ: O heykeli 15 Ağustos günü, öyle gizli saklı, karanlık bir kuytuda değil, gayet aleni biçimde getirip Lice’ye nasıl diktiler? Normal şartlarda kuş uçurtmayan güvenlik güçlerinden “Hoop hemşehrim ne iş?!” diyen çıkmadı. “Hele siz bi dikin de, milliyetçilik damarları kaşınmış Türkler köpürsün. Bak biz o zaman gösteririz” der gibi… Sizce de tuhaf değil mi?

Şimdi gelelim bu hadiseye kadar biriktirilenlerin dikkat çekici boyutlarına.

Mesela sadece iki gün önce ‘PKK silahlarla uyuşturucu operasyonu düzenledi’ şeklinde fotoğraflı bir haberin ajanslara düşmesi…

Bu başlı başına ilginç bir haberdi çünkü Diyarbakır’ın özellikle Suriçi’ndeki Hasırlı ve Cemal Yılmaz gibi bazı yoksul mahallelerinde ciddi bir uyuşturucu problemi olduğu iki-üç yıldır biliniyordu. 1 ay önce de Diyarbakır Belediyesi bununla ilgili bir çalışma başlatmıştı. Eşbaşkan Gültan Kışanak’ı aradım ve ne olduğunu öğrenmek istedim: “Bu haberleri garipsiyorum. Bizim belediye olarak uyuşturucu ile mücadelemiz gayet açık, 92 sivil toplum örgütünü topladık. Metruk binaları yavaş yavaş bu iş için kullanılamaz hale getiriyoruz. Evet seçim döneminde halkın bizden ilk talebi uyuşturucu belasına çözüm bulmamızdı. Yani doğrudur ciddi bir sorun var ama tam da çözüm sistemini kurmuşken burada sanki kontrol dışı işler oluyormuş izlenimi uyandıran haberler için ne diyebilirim bilmiyorum.”

**

Bir başka olay daha… Dünkü heykel olayından yaklaşık 12 saat önce (PKK’nin Kandil’deki liderlerden Duran Kalkan tarafından yakın zamanda Sterk TV’de yayınlanan röportajda bir parça eleştirilen) YDG-H’ın olduğu iddia edilen bir Twitter hesabından ‘o heykele dokunursanız kimse bizi tutamaz’ minvalinde bir mesaj yayıldı.

İşin ilginci bu mesaj değil. Bu mesajın yayılmasına 500 binden fazla takipçisi olan ve Fethullah Gülen’in sitesi Herkul.org’un yöneticisinin retweet ederek iştirak etmesi yadırgatıcıydı.

Bir de fotoğraf hadisesi var. Heykel yıkıldıktan sonra yüzleri gizlenen birkaç askerin devrilen heykelin yüzüne postallarıyla bastıkları fotoğraf. Uzun süre sadece Cihan Haber ajansının servis ettiği ve öfkeleri kaşımaktan başka işe yaramayan bu fotoğrafı da uzun süre sadece Samanyolu Haber yayınladı.

Bunları niye anlattım: Ne zaman ki Kürt meselesinde bir adım atılıyor yahut bir kriz yaşanıyor, Lice’de bir fişek ateşleniyor. 2012’de İmralı’yla ilk görüşmeler başladığında öyleydi. 2013 Haziran’ında Gezi’nin bir uzantısı olarak Medeni Yıldırım’ın ölümü de Lice’deydi. Bu yılın Haziran’ında da Ramazan adlı bir genç öldürülmüştü. Nerede? Lice’de.

Ne bunlarla ne de heykel olayıyla Cemaat’in ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Elbette hayır. İma dahi etmiyorum.

**

Anlatmak istediğim açık açık şudur: Her yönünden tuhaflık akan bu heykel olayının Lice’de yaşanması tesadüf değildir. Kürt meselesi kaşınmak istendiğinde şehirdeki en yumuşak karnın Lice olduğu anlaşılmıştır. Birileri bu ilçeye oynamaktadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
serkan yıldız 2 yıl önce

O heykel 15 agustos degıl tam iki ay önce dikildi ve ilk gün resmini çekip twitterden paylaştık bu kadar dikkat çekmedi buda ayrı bir tuhaflık