Ermeni sanatçı Charles Aznavur: Ezidileri Fransa'daki terk edilmiş köylere yerleştirelim

Fransa bugünlerde Ortadoğu’daki halklara, özellikle Hıristiyanlara yardım eli uzatıp uzatmamayı tartışıyor.

Fransalı Ermeni sanatçı Charles Aznavur, Fransalılara, Ortadoğu’da savaş içindeki insanlar adına seslendi.

Yeni albümünde yer alan bir şarkısından da alıntı yapan sanatçı, "Tanrı bile çanların artık çalmadığı kiliseleri terk etti” dedi.

Irak ve Suriye’de yaşayan Hıristiyan, Kürt, Ezidi ve Ermenilerin durumunu örnek göstererek, onlara Fransa’daki terk edilmiş köyleri vermeyi önerdi.

Ermeni sanatçı Charles Aznavur'un Agos'ta yayımlanan mektubu şöyle:

Irak ve Suriye’yi kavurmakta olan din savaşında, Doğu Hıristiyanları, Kürtler, Ezidiler ve diğerlerinin geleceğiyle ilgilenmek kesinlikle önceliğimizdir. Ama bu listede, benim gönlümde ayrı bir yeri olan topluluk, Ermenileri unutmamak gerek. Onları hiç konuşmuyoruz, dün hâlâ Suriye’de sayıları birkaç yüz bin civarındaydı. Oradaki günlük hayatta yaşanan dram beni üzüyor. Bizim görevimiz bu halklara mümkün olduğunca hızlı olarak hem maddi hem manevi anlamda yardım etmek değil midir?

Kimseye ders vermek istemiyorum. Her şey hakkında haklı olduğuna inanan bir insan değilim. Ben sadece basit bir öneri sunuyorum.
Şu anki durumda, bu Hıristiyanlar, Kürtler, Ezidiler, Müslümanlar ve Ermeniler, diğerleri gibi çok hızlı bir şekilde orayı terk etmek zorundalar.

Evet, ama nereye gitmek için? Peki, bu neden Fransa olmasın? Yakın zamanda Fransa’da yaptığım turnelerim ve gezilerim bana şu an tamamen terk edilmiş, sevimli köyleri keşfetmemi sağladı. Topraklar hasatta, okullar, postaneler var, ama hiç kimse yıllardır oraya ayağını sürmüyor. Aynı şey kiliseler için de geçerli. Yeni albümümün bir şarkısının bir kuplesinde de zaten bu konudan bahsediyorum:

“Tanrı bile çanların artık çalmadığı kiliseleri terk etti.”

Madem burada yaşayanlar gittiler, ihtiyacı olanları neden yerleştirmeyelim? Bu 'hayalet köyleri' neden bu Hıristiyanlara, Kürtlere, Ezidilere, Ermenilere emanet etmeyelim? Oraları tekrar inşa etmek, tekrar yaşatmak, bereketinden şüphe edilmeyecek toprakları yeniden sürmek zorunda olacaklardır. Barış içinde, kendi kendilerine yeterek yaşayacaklardır. Özellikle hemşehrilerimin sorumluluğunu üstleniyorum. Onların çalışkan olduklarını biliyorum.

Bu topluluklarda, profesyonellikleri övgüyü hak eden çiftçiler, ustalar, ressamlar ve hatta fırıncılar, kasaplar, doktorlar, diş hekimleri, tamirciler var. Entegrasyonları konusunda endişem yok. Okullarında yaygın bir şekilde öğretilen dilimizi çok iyi konuştuklarını tahmin ediyorum.

Peki, para mı diyecektiniz? Prestijli isimlerle hayırsever bir komite kurup, bu mültecilerin yaşamalarından ziyade hayatta kalmaları için yardım fonu toplamaya, büyük geceler düzenlemeye gerek yok. Benim önerim daha kesin, hızlı ve çok daha ekonomik. Onların işlerinde ihtiyaçları olan malzemeleri almaları için nispeten mütevazı bir meblağı sağlamak yeterli olacaktır. Hepsi bu.

İsviçre’de yaptığım Ermenistan Büyükelçiliği görevlerim, İsviçreli otoriteleri etkilememi sağladı. Bu ülkenin artık karakteri olmuş bir ihtiyatla davrandılar. Fransa da aynısını en hızlı şekilde yapmalıdır ve resmi görevdeki bir memura bu dosyayı vermelidir. Eğer gerekirse, kararlı bir şekilde apolitik olan bir harekete şahsen ve fiziksel olarak destek vermeye hazırım. Suriye’de daha önce konser vermiştim. Geri de dönebilirim, ama bu defa sadece konuşmak için. Halklarla olan tüm müzakere yollarına yardım etmek için. İşte yapmamız gereken ve yapacağımız şey de bu. Sahici yardımseverlik budur. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.