Erdem Gül: Asker ve MİT Erdoğan’a karşı Davutoğlu’nun safında

Gazeteci Erdem Gül, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu arasında olduğu öne sürülen krizi ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Gül, “ Asker, Dışişleri ve MİT. Bu 3 kurumun Başbakan Davutoğlu’nun arkasında saf tuttukları gözlendi. Asker, Dışişleri ve MİT’in AKP içinde iki ayrı iktidar gücü görerek birini tercih etmesi, özellikle Erdoğan çevresinde kaygılara yol açtı” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu’na müdahalenin erken tarihe alındığını ifade eden Erdem Gül’ün Cumhuriyet’te yayınlanan, “Erdoğan'ın korkusu: Devlet elimden gidiyor mu?” başlıklı yazısı şöyle:

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yetkilerinin tırpanlandığı 29 Nisan darbesinin arka planında “Devlet elden gidiyor” kaygısının yaşandığı da ortaya çıktı.

Davutoğlu’na 29 Nisan darbesinin ardından AKP’deki krizin boyutları her düzeyde kendini hissettirmeye devam ediyor. Yeni yeni kriz alanları kendini gösteriyor.

Partideki iç tartışmanın devlet içindeki boyutu da kulislerde seslendirilmeye başlandı. MKYK darbesinin devlet organları ile doğrudan ilişkisi Ankara kulislerinde şöyle anlatılıyor:

Devlet kaçıyor: AKP’de yeni anayasa, başkanlık sistemi ve dokunulmazlıklarla ilgili takvime bağlı süreç yürütülmeye çalışılırken devletin en önemli organlarının tutumlarında ani değişiklikler kendini gösterdi. “Devlet” kavramı etrafında 3 kurumdaki gelişmeler dikkat çekti.

Bunlar; asker, Dışişleri ve MİT. Bu 3 kurumun Başbakan Davutoğlu’nun arkasında saf tuttukları gözlendi.

Bir ilk: Asker, Dışişleri ve MİT’in AKP içinde iki ayrı iktidar gücü görerek birini tercih etmesi, özellikle Erdoğan çevresinde kaygılara yol açtı.

AKP’nin iktidarı süresinde bunun bir ilk olduğundan hareketle Davutoğlu’nun gücünün azaltılması gerektiği yolunda görüş birliği oluştu. 29 Nisan’daki MKYK’de Davutoğlu’nun atama yetkilerinin elinden alınması bu nedenle gerçekleştirildi.

Operasyon öne çekildi: Asker, Dışişleri ve MİT içinde bu tür tutum değişikliği olmasaydı, Davutoğlu’na yönelik bu aşamada bir müdahale beklenmiyordu.

Davutoğlu’na müdahale için yeni anayasa, başkanlık sistemi ve dokunulmazlıklarla ilgili süreç beklenecekti.

Yeni anayasa başkanlık ve dokunulmazlıklarda başarılı sonuç alınamaması halinde sonbaharda, ekim, kasım aylarında Davutoğlu’na yönelik müdahaleler öngörülüyordu.

Ancak devlet kurumları içinde de konum değiştirmeler gözlenince operasyon öne çekildi ve 29 Nisan’da düğmeye basıldı.

Gül ve Arınç etkisi: Operasyonun öne çekilmesinde halen dışarıda olsalar da parti içinde özgül ağırlıkları olan Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ın hareketlilikleri de etkili oldu. Partide gidişattan rahatsız olanların etraflarında toplandığı Gül ve Arınç’ın da aynı dönemde Davutoğlu ile yakınlaşmaları operasyonun öne çekilmesinde bir başka etkili neden oldu. Siyasi çevrelerde bundan sonraki süreçte Davutoğlu’nun ne yapabileceği sorusuna da yanıt aranıyor.

Kendisinin tek güç haline gelmesini amaçlayan bir kalkışma içine girebileceğini düşünenlerin sayısı yok denecek kadar az. Ancak açık bir mücadele yerine yine dışarıya kriz görüntüsü vermeden içeride kendi kadro ve gücünü artırarak, yola devam etmek isteyeceği görüşleri seslendiriliyor.

Pelikan’ı kim yazdı: AKP içinde büyük tartışmalara yol açan Pelikan dosyasının kim ya da kimler tarafından kaleme alındığı yolunda da hummalı bir araştırma yürütülüyor. Dosyanın Davutoğlu muhalifleri tarafından ortaya atıldığı konusunda yaygın bir görüş birliği bulunuyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ngkoerjtor5ıyp0 8 ay önce

erdem gül ve can dündarın yanındayız.bu ülkenin bir bireyiyim recep tayyip ardoğan bu ülkeye hesap vermek zorundadır.bütün kazanımlarına el konulmalıdır.devletin olanaklarını kötü kullanamaz,halklara saldırarak kendini sürerkli aklatmaya çalışıyor ve onun gibilerin de hesap vermeleri lazımdır.mal varlıklarına el konulup devlet kasasına konulmalı.bunlar vijdansızlar faşistler katillerr