19 Kasım 2017 Pazar 10:36
Ercan Kanar: AYM'nin artık işlevi kalmadı, AİHM kararı geçersiz kılar

Anayasa Mahkemesi'nin HDP Milletvekili Gülser Yıldırım’ın başvurusu üzerine verdiği kararı değerlendiren hukukçu Ercan Kanar, AYM'nin bu kararla kendini inkar ettiğini belirtti. "AYM'nin artık işlevi kalmadı" diyen Kanar, AİHM'in AYM kararını geçersiz kılacağını söyledi. 

Anayasa Mahkemesi (AYM) tutuklu HDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım'ın başvurusuna ilişkin bir yıl sonra verdiği "kabul edilemez" kararının gerekçesini açıkladı.

Yasin Kobulan'ın mezopotamyaajansı.com'da yer alan haberine göre, oy birliğiyle alınan kararda başvuruda belirtilen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali, yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olduğu, tutuklamanın hukuki olmadığı ve ifade özgürlüğü ile seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının ihlal edildiği iddialarının "dayanaktan yoksun" olduğu ileri sürüldü. Hukukçu Ercan Kanar, AYM’nin Yıldırım hakkında verdiği kararı değerlendirdi. 

‘İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE AYKIRI SAYISIZ KARAR VERDİ’

AYM’lerin Anayasa Hukuku açısından özellikle ikinci dünya savaşından sonra yaygın olarak kurulduğunu dile getiren Kanar, amaçlananın ise yasama organlarının da insan haklarına aykırı bir yasa çıkardığında toplumu, Meclisi haksızlığa, adaletsizliğe karşı korumak olduğunu söyledi.

AYM’nin yürütmenin emrinde çalışmaması, vesayet altında olmaması gerektiğini vurgulayan Kanar, “Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığına uygun bir şekilde Meclisin çıkardığı kanunları dahi denetlemesi gerekir. Ama bizde Anayasa Mahkemesi kurulduğu tarihten bu yana hiçbir zaman böyle bir fonksiyonu olmadı. İfade özgürlüğüne aykırı sayısız kararlar verdi, sayısız parti kapattı. Genel olarak kurulduğu günden bu yana Anayasa Mahkemesi verdiği kararlar içerisinde doğru diyebileceğimiz çok az karar var” dedi.

‘AYM KENDİ KENDİNİ İNKAR ETTİ'

Kanar, Yıldırım kararında Anayasa Mahkemesi'nin aslında insan hakları açısından katkı sağlayan bir mahkeme olmadığını, tersine OHAL mahkemesi haline geldiğinin tipik bir örneği olduğunu ortaya çıkardığını vurguladı. Mustafa Balbay, Mehmet Haberal ve KCK davalarında tutuklu 4 milletvekilli hakkında verilen kararı hatırlatan Kanar, Yıldırım kararı ile Anayasa Mahkemesinin kendi kendini inkar eden bir karara imza attığını kaydetti. Kanar, AYM'nin kararı iktidarın isteği doğrultusuna verdiğini de sözlerine ekledi.

‘AYM BALBAY KARARINDAN DÖNDÜ’

Balbay kararında AYM’nin milletvekilinin tutuklanmasının aynı zamanda ona oy verenlerin isteklerinin, düşüncelerinin de tutuklanması anlamına geldiğini vurguladığını ve “milletvekilinin yeri meclistir” görüşünü ortaya koyduğunu hatırlatan Kanar, AYM’nin Balbay başvurusunda verdiği kararından döndüğünü söyledi.

‘YASAMA SORUMSUZLUĞU EBEDİDİR’

AYM’nin Yıldırım başvurusunda “ifade özgürlüğü ihlal edilmemiştir” şeklinde kararına ilişkin ise Kanar, “Milletvekilleri hakkında fezleke hazırlanmasına, soruşturma açılmasına, tutuklanmasına neden olan Meclis içerisinde söylediği sözlerini Meclis dışında da tekrarlaması, yasama sorumsuzluğu kapsamındadır. Bu nedenle milletvekilliği bitse dahi sorgulanamaz. Yasama sorumsuzluğu ebedi bir haktır.

Temsil ettiği halkın taleplerini özgürce dile getirmesi için verilmiştir bu hak milletvekiline. Bir milletvekilinin ifade özgürlüğü her hangi bir insanın ifade özgürlüğünden daha önemlidir. Çünkü o binlerce, milyonlarca insanın düşüncesini ifade edecektir. AYM ifade özgürlüğünü de yanlış yorumlamıştır. AİHM kararlarına aykırı yorumlamıştır” değerlendirmesinde bulundu.

‘AYM GEREKÇE BİLE YAZAMAMIŞ’

AYM'nin seçilme hakkı ve siyasal faaliyet hakkının ihlal edildiğine yönelik başvuruyu reddetmesine dair ise Kanar, “Onun tartışmasına dahi girememiş. O bölümde iki, üç cümle yazmış ve gerekçe bile koyamamış. Çünkü gerekçe koyacak hali yok. Farklı bir gerekçe koysa Mustafa Balbay kararı, kendi kararı ile çelişmiş olacak. Orada hiç izah etmeden ‘seçilme hakkı ve siyasal faaliyet hakkı ihlal edilmemiştir’ diye geçmiş. Gerekçe bile yazamamış” dedi.

‘AYM TARİHİ AÇISINDAN SİYAH BİR SAYFADIR’

Kanar, “AYM artık sürekli tutuklama gerekçesi veren Sulh Ceza Hakimlikleri gibi yargılama yapan özel yetkili mahkemeler gibi yargı faaliyeti değil de idari bir birim faaliyeti yapıyor” dedi. Kanar, AYM’nin operasyonel bir faaliyet yürüttüğünün altını çizerek, “Hukuk açısından trajik bir durum, siyah bir sayfa. Bu karar AYM tarihi açısından siyah bir sayfa olarak anılacaktır. Kendi kendisini reddeden, daha önceki kararları ile çelişen, hukukun temel ilkelerini ayaklar altına alan bir karardır” dedi.

‘YARGILAMA HUKUKU AÇISINDAN SKANDAL’

“Karar açıklanmadan gerekçe hazırlanmış” diyen Kanar, “Hemen hemen bütün milletvekillerini etkileyecek şekilde hazırlanmış bir karar yazmışlar. Bu karar şu anda davalara bakan mahkemelere de bir nevi talimat gibi bir karar. Masumiyet karinesini de çiğneyen bir karar bu. Tutuklu bulunan ve yargılanan tüm milletvekillerinin davaları bu karardan etkilenecek. AYM bu kararı ile masumiyet karinesini çiğnemiştir, devam eden davalar açısından ihsası reyde bulunmuştur. Yargılama hukuku açısında skandal bir karardır” diye konuştu.

‘AİHM AYM’NİN KARARINI GEÇERSİZ KILACAK’

AYM’nin bu kararıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ni (AİHM) etkileyebileceğini zannettiğini de dile getiren Kanar, “Ben AİHM’in bu karardan etkileneceğini düşünmek bile istemiyorum. Gerçi AİHM’in de zaman zaman olumsuz kararları oldu. Ama ben bu konuda AYM’nin kararını geçersiz kılacak bir karar verecek umudundayım” dedi.

‘AYM AMPARO HAKKINI ÇİĞNEDİ’

Uluslararası hukukta yer alan Amparo Hakkını hatırlatan Kanar, “İç hukukta Amparo Hakkının kullanılacağı yerin AYM olduğunu, AYM’nin Yıldırım kararı ile Amparo Hakkını da çiğnemiştir” dedi.

‘ARTIK İŞLEVİ KALMADI’

AYM’nin artık işlevinin kalmadığını söyleyen Kanar, “OHAL ilanından sonra verdiği kararlar da hukuka aykırıydı. 90’lı yıllarda bir kararnamenin OHAL kararnamesi olup olmadığını incelemişti.

Son OHAL ilanından sonra bu başvurular oldu ‘AYM’nin bu başvuruları inceleme yetkisi yoktur’ diye reddetti. 90’lı yıllarda verdiği kendi kararı ile çelişmiş oldu. Neden? Yürütmeden korkuyor. Yürütmenin en tepesindekinin hışmından korkuyor.

Tamamen bağımsızlığını yitirmiş durumda. Halbuki Anayasa’nın 138. maddesi açık. Hiçbir organ ve kişi yargı organlarına ve yargıçlara talimat ve emir veremez. Ama AYM adeta talimatla çalışan, emirle çalışan bir organ durumuna düşmüş durumda.

Dolayısıyla bu açıdan anayasal yargı organı olma niteliğini yitirmiştir. AYM’nin Temmuz darbesinden sonra, iktidar darbesi, sivil darbe başladıktan sonra vermiş olduğu bir tek olumlu karar yoktur” diye konuştu. 

KAYNAK: Mezopotamya Ajansı 

Son Güncelleme: 19.11.2017 18:58
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.