Duran Kalkan: Tahir Elçi katliamı, savaşın tırmandırılmasıdır

PKK YK Üyesi Duran Kalkan, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin katliamının Amed, Suruç, Ankara ve özyönetim direnişlerindeki katliamların bir devamı olduğunu söyledi. 

Katliamı yapanlar ve yaptıranlardan mutlaka hesap sorulacağını ifade eden Kalkan, “Adına Esadullah Timi mi, Osmanlı Ocakları mı, ne denilirse densin, 90’ların JİTEM’iiş başındadır. Katliamları yapan kara yüzlü, kara maskeliler tam Hitler’in faşist SS sürüleri gibidir” dedi. Medine nasıl hendeklerle, Paris ise nasıl barikatlarla savunulduysa şimdi de Kürdistan kentlerinde toplumun benzer yöntemlerle can güvenliğini sağladığını söyleyen Kalkan, “Katliamlara sessiz kalınmaya devam edilirse Kürtler artık başka şeyler düşünebilir” diye konuştu.

MED-NUÇE’de Politik Alan programına konuk olan Duran Kalkan, Tahir Elçi cinayetine dair şöyle dedi:  

Öncelikle büyük ve ateşli Kürt yurtseveri Tahir Elçi’yi saygıyla anıyorum. Halkımızın ve Türkiye demokrasisinin acılarını paylaşıyorum. Elçi, barış, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde can verdi. Bu uğurda yaşamlarını ortaya koyan şehitler kervanına katıldı. Her zaman böyle anılacak ve barış, özgürlük ve demokrasi mücadelemizde yaşayacak. Anısı, amacı özgür Kürdistan ve demokratik toplumda somutlaşacaktır.

Her gün faşist sömürgeci sistemin bir de değil, birkaç saldırısıyla hareket, yurtsever, demokratik güçler ve aydınlar olarak karşı karşıya geliyoruz. Bedel ödüyoruz, can veriyoruz. Hapislere dolduruluyoruz. Zor bir dönem, fakat Tahir Elçi’nin de böyle bir dönemi anlayarak, bu saldırganlığı kırmak için en öne atılarak mücadele ettiği bir dönem de aynı zaman. İçinde bulunduğumuz dönemde yurtseverliğin, demokratlığın, ülke ve halk bağlılığının, yurtsever-aydın olmanın gereği bu. Zorlukları kadar kazanımları da büyük olan bir dönemdeyiz. Bunu Tahir Elçi de gördüğü için her türlü zorluğa rağmen büyük bir enerjiyle, dinamizmle, cesaret ve fedakârlıkla öne atıldı.

Katiller, saldırganlar, faşist sömürgeci sistem ciddi bir susturma ve sindirme operasyonu yürütüyor. Korkutmak, ürkütmek, umutları kırmak, dolayısıyla baskıyla, terörle, kanla, katliamla Kürt halkını, devrimci demokratik güçleri sindirmeye, susturmaya, bu temelde egemenliğini pekiştirmeye ve iktidarını devam ettirmeye çalışıyor. 5 Haziran Amed katliamı da, 20 Temmuz Suruç katliamı da, 10 Ekim Ankara katliamı da, Cizre’ye, Gever’e, Farqin’e, Nusaybin’e, Silopi’ye dayatılan bütün katliamların da temel amacı budur. Kürt halkının, Cizre halkının yetiştirdiği en değerli evlatlardan biri Tahir Elçi de öne atıldı, mücadele etti, susmadı ve sinmedi.

Tahir Elçi’yi yalnız bırakmamak, bütün aydınlar, yurtseverler ve toplum olarak onun gibi öne atılmak gerekiyordu. Ancak o biçimde faşizm yenilebilirdi, kırılabilirdi. Herhangi bir moralsizliğe, karamsarlığa, umutsuzluğa kesinlikle düşmemek gerekli. Bütün bunlar Kürdü inkar eden ve imha etmek isteyen sistemin çöküş alametleridir. Dinlerde, İslamiyet’te ‘kıyamet alameti’ denir ya, bu da kıyamet alameti gibidir.

AKP faşizmi çöküşü önleyebilmek için 24 Temmuz’dan itibaren çok açık ve büyük bir saldırganlık başlattı. Daha önce de DAİŞ çetelerini kullanarak ürkütücü katliamlar yapmaya başlamıştı. Bunu 1 Kasım sivil faşist darbesine kadar vardırdı. Açığa çıktı ki 1 Kasım’da sorun seçimi yenilemek değil de, bir sivil faşist darbe gerçekleştirerek iktidarı gasp etmekmiş. İktidar gasp edildikten sonraki saldırılar da daha çok çöküş alametlerini yansıtıyor.

24 Temmuz’dan bu yana geçen süre içerisinde yüzlerce çocuk, sivil Kürt genci katledildi. Keskin nişancılarla sokaklarda vuruldular. Büyük bir kısmı yaşlıydılar, kadındılar, yediden yetmişe herkes vuruldu, katledildi. Yine mezarlıklar, şehitlikler bombalandı. Cenazeleri zırhlı araçlara bağlayarak sürdüler. Kadın cenazelerini çıplak, teşhir edecek kadar alçaldılar. Bütün bunların hepsi çöküş alametleridir. Cumhuriyet Gazetesi genel yayın yönetmenini habercilik yaptı diye tutukladılar. İşi Rus uçağını vurmaya kadar götürdüler. Bunların hepsi çöküş alametleridir. Tahir Elçi katliamını bunlardan kopuk kesinlikle ele almamak lazım. Bu sürecin bir devamı ve tırmandırılmasıdır.

Tahir Elçi katliamını başka hiçbir baskı, saldırı, katliam yokmuş da birden bire olmuş gibi ele almak yanlıştır. Bütün bu sürecin kesinlikle bir devamıdır. Bunu kim yaptı? Açıklanmıyor. Yapanlar yakalanmıyor. Şaibe yaratılıyor. AKP yardakçıları, yalakaları, alçakça ‘PKK yapmış olabilir’ diyebiliyor.  Ve ilginç olan Tayyip Erdoğan’ın sözleridir: “Gömürüyor musunuz? Bu olay bizi doğruladı. Teröre karşı mücadele gerekli dedik de, bak bütün bunlar bizi doğruluyor” diyor. Peki, sormazlar mı insana kendini doğrulamak, kanıtlamak için mi yaptırdın bunu? Yaptıklarına destek bulamıyordun da, destek almak için mi yaptırdın? Bu mantık suçlunun kendini ele vermesi mantığıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.