30 Haziran 2015 Salı 13:11
Duran Kalkan: HDP'ye olan talimatsa AKP'ye olan da talimat

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, HDP’ye yönelik açıklamalarının basında “HDP’ye talimat” olarak yer almasına tepki gösterdi. AKP’ye yönelik de eleştiri ve değerlendirmeleri olduğunu hatırlatan Kalkan “HDP’ye olanlar talimatsa, AKP’ye olan da talimat sayılmalı” dedi.

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan MED NÛÇE’de yayınlanan Politik Alan programında Ersin Çelik'in sorularını yanıtladı.

Tel Abyad’dan IŞİD’in çıkarılamsı ardından “bölgenin Arapsızlaştırılması, Türksüzleştirilmesi gibi bir kara propaganda da yürütülüyor. Bu tartışmayı neye bağlıyorsunuz?

Rojava’da ve bütün Suriye’de büyük bir özgürlük ve kurtuluş mücadelesi veriliyor. Şimdi kurulan yönetimler ortada, mücadeleyi yürütenler içeresinde Arap, Süryani, Ermeni gençleri var, dünyanın dört bir yanından, Amerika’dan, Avusturya’dan, Almanya’dan, İngiltere’den katılmış kahraman gençler var. Özgür yaşama tutkulu, cesur ve fedakâr insanlar var. Her şey göz önündedir ve Rojava kapalı bir rejim değildir. Bütün bunların yalan olduğunu basın yaydı. Bunu AKP hükümeti yapıyor.

Peki, TC sınırları içerisinde kaç milyon Arap var? Bu Araplar anadillerini konuşabiliyorlar mı, “Arap’ız” diyebiliyorlar mı? Suriye’deki Arap’ın, Hesekê’deki Arap’ın hakkını Türkiye mi savunuyor? Halkları katleden, kültürleri, dilleri yok etmiş olan Türkiye mi Arap’ın hakkını savunuyor! TC sınırları içerisindeki Araplar ne durumdalar? Sınırın ötesindeki Arap’ın hakkını savunabilmesi için önce kendi yönetimindeki Arap halkının haklarını versin. Dilini, kültürünü özgürce yaşama imkanını versin. Irak’ta, Suriye’de Türkmenleri en fazla bu faşist diktatörlükler katletti. Türkiye her zaman bu diktatörlüklerle ittifak halinde oldu. Saddam yönetimi ile ittifak halinde oldu. Esad yönetimi ile de ittifak yaptı, “iki devlet bir hükümetiz” diyecek kadar ilişkileri ileri gitti.

En çok baskı ve zulüm uygulayan rejimlerin dostu olacaksın, kendi sınırın içerisindeki Arap’ın adı bile olmayacak, her türlü hakareti onlara yakıştıracaksın, kültürel soykırımdan geçireceksin ondan sonra da başka bir yerdeki Arap’ın hakkını savunduğunu söyleyeceksin! Bunu söylemeye Türkiye’nin hakkı yoktur.

Böyle bir politika ispatlansın herkesten önce biz ona karşı mücadele ederiz, karşı çıkarız, ama bir suçlamadır hem de her gün Arap halkının özgürlüğü-kurtuluşu için onlarca üyesini şehit veren YPG-

PKK ve KCK yönetiminin değerlendirmeleri, yorumları üzerine “Kandil HDP’ye talimat veriyor” deniyor. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?

Biz bir özgür gücüz. Kendimizi de tartışıyor değerlendiriyoruz, dünyayı da tartışıyor değerlendiriyoruz. Herkese ilişkin görüş belirtiyoruz, herkes de kendinden daha fazla bizim hakkımızda konuşuyor. Bize dair konuşulanların hepsi bize talimat mı vermektir, yok. Biz öyle algılamıyoruz, öyle kimseden de talimat almıyoruz.

Türkiye ortamını değerlendirirken sadece HDP’yi değerlendirmiyoruz, onlarca parti var, sol-sosyalist güç var, düzen partileri var, hepsini değerlendiriyoruz. En çok AKP’yi konuşuyoruz. Ben bir HDP’yi konuşuyorsam beş AKP’yi konuştuğumu söyleyebilirim. Eğer HDP’ye olanlar talimatsa, AKP’ye olan da talimat sayılmalı. Böyle değildir. Bizim kimseye talimat verme ihtiyacımız da yoktur. Kendi kararlarımızı, görüşlerimizi uygulayacak güce, örgüte sahibiz. Biz bir eylem gücüyüz. Başka partilerle dostluk kuruyoruz, ittifak yapıp birlikte çalışıyoruz, ama düşüncelerimizi başka partiler uyguluyor da biz sadece düşünce üreten araştırma grubu değiliz. Dünya alem nasıl bir eylem gücü olduğumuzu görüyor. 40 yıldır PKK kendini kanıtlamış bir güçtür.

Bunun gerçekleşmesi için de gerçekten de iki temel kriter var. Bunu söylemek ne talimat vermek ne de birilerinin hakkını savunmak, öyle değil. Böyle bir demokratik dönüşümü sağlayacak mücadelenin, yönetimin içinde HDP’nin önde olması gerekli. Çünkü 7 Haziran’da diğer partiler kaybetti, HDP kazandı. HDP bu çizgiyi savundu. HDP’siz bu olabilir mi? Olamaz. Dolayısıyla HDP’siz bir demokratik yönetim, demokratik süreç artık Türkiye’de olamaz.

O zaman sadece mecliste değil, hükümet ortağı da mı olmalı?

Her yerde HDP olmalı. HDP buna göre bir politika yürütmeli. Şimdi toplum böyle sorumluluk vermiş “beni temsil et, demokratik değişim dönüşüm yap” demiş olan bir hareket. “Ben bunu yapmıyorum geri çekileceğim” diyebilir mi?

Hak sana sorumluluk veriyor, görev veriyor. Sen kazanan olarak çıkmışsın. Çelişki oldu, biz ben bunu açık söyleyebilirim. Bir taraftan “tek kazanan biziz” diyeceksin, diğer taraftan “muhalefet oluyoruz” diyeceksin. O zaman kazanan iktidar olmuş demektir. Yüzde on alırsın, yirmi alırsın bu mesele değil, sen kazanmışsın.

Mesela HDP Eşbaşkanlarına, Cumhurbaşkanı hükümeti kurma görevini vermeli. En çok oy arttıran, toplumun meyil ettiği, Türkiye’nin geleceğini ifade eden HDP’dir. AKP, CHP daha çok oy almış olabilirler. Bu mele değildir. Eski oylarından düşmüşlerdir, geriliyorlar. Gelişmekte olan toplumun Türkiye’nin geleceğini çizmesini istediği parti HDP oluyor.

Bu bakımdan: Bir; HDP’siz bir yönetim kesinlikle demokratik olamaz. 7 Haziran seçim sonuçlarını temsil edemez. İki; Önder Apo’nun özgür yaşar ve çalışır hale getirilmesi. Bu süreci bütün buraya kadar getiren, bunun düşüncesini ortaya çıkaran, örgütünü yaratan, bütün tehlikelerden koruyarak Türkiye’yi demokratik anayasa yapacak, yasal reformlar yapacak, barışa ve demokrasiye kavuşabilecek bir noktada tutan tek kişi Önder Apo’dur. Herkes bu gerçeği görmelidir.

Her halde AKP ve CHP hükümet kurmak istiyor. HDP’siz olmaz. Demokrasi programsız olmaz. Bir AKP, CHP hükümeti hangi çözümü gerçekleştirecek, değişimi yapacak, programı hayata geçirecek belli olmalıdır. Bir demokratikleşme programı olmalıdır, restorasyon programı değil. Demokratik dönüşüm ve yeniden yapılanma programı, bunu da ancak HDP’nin katılımıyla olur. MHP’de katılsın. Devlet Bahçeli o kadar ters davranmamalıdır. Bu AKP’yle taban kavgası için yapılıyor. Oy almayı, oy kaybetmemeyi buna bağlamak yerine millete hizmet etmeye, demokratikleşmeye bağlamak daha doğrudur. O bakımdan yani öyle bir çizgide kalmak yerine, gelişmeleri  7 Haziran seçim sonuçlarını okuyarak onlarda değişim, dönüşüm yapabilmeliler.

Türkiye politikası PKK’siz olamaz. Demokratikleşme, demokratik dönüşüm ve yeniden yapılanma yönündeki her türlü çabaya sonuna kadar destek vereceğiz, mevcut sistemi sürdürmek isteyen yeni özel savaş hükümetleri kuran herkese karşı da kahramanca direneceğiz. İkisine de hazırız.(Kaynak ANF haber)

Son Güncelleme: 30.06.2015 13:13
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.