Diyanet İşleri terledi: Alevilik ihmal edildi!

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu Başkanı Leonard A. Leo ve beraberindeki heyetin zor sorularıyla karşı karşıya kaldı.

Görmez, Alevilik konusunda kurum olarak ihmalleri olduğu yönündeki eleştirileri doğru bulduğunu ifade ederek, "Ancak talepler oluşmamıştı" dedi.

Görmez, ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu Başkanı Leonard A. Leo ve beraberindeki heyeti makamında kabul etti.

Komisyon üyelerine Türkiye'deki din özgürlüğü ve Diyanet İşleri Başkanlığının işleyişi hakkında bilgi veren Görmez, dini özgürlüklerin insan vicdanının derinliklerine hitap etmesi bakımından bütün özgürlüklerin temelini oluşturduğunu belirtti.

TERLETEN SORULAR

Din özgürlüğünün önemine işaret eden Görmez, Leo'nun "Diyanet İşleri Başkanlığının hem dini kontrol altında tutmaya çalıştığı hem de laiklik baskısı altında olduğu" iddialarına "Din hizmetini kamu hizmeti saymak, din hizmetlerinin organizasyonuna yardımcı olmak, dini kontrol altında tutmak anlamına gelmez. Diyanet İşleri Başkanlığının üç önemli yönü vardır: Kamusal olması bakımından bir kamu kuruluşudur. Bütçesi devlet tarafından verilen bir kurumdur. Kamusal olmanın yanında özgür ve sivil olmak, dinin doğru, bilimsel bilgisiyle hareket etme prensibini doğurmuştur. Bu sayede Diyanet, kimseden dini ve teolojik konularda talimat almaz" diye konuştu.

Başkan Yardımcılığı döneminde Avrupa Birliğinin Yargı ve Temel Haklar faslında müzakerelere bizzat katıldığını anlatan Görmez, heyetin yönelttiği "Laik bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığının bir kamu kuruluşu olmasını hangi laiklik anlayışıyla açıklayabiliyorsunuz" sorusu üzerine, Belçika, Almanya, Danimarka ve İngiltere'deki benzer uygulamaları örnek verdiğini söyledi.

Diyanet'in, özgür ve sivil olduğunu vurgulayan Görmez, Türkiye'de 85 bin cami bulunduğunu ve tüm camilerin halk tarafından yapılmasının, kurumun sivil yönünü güçlendirdiğini dile getirdi. Dini bilginin üretilmesi ve hizmete dönüşmesi sürecinde Diyanet'in kimseden talimat almasının mümkün olmadığını ifade eden Görmez, Türkiye'de dini azınlık çevrelerini, önemli birtakım sorunların varlığına rağmen yakından takip ettiklerini ve ilgilendiklerini kaydetti.

Görmez, "Dini azınlıkların inançlarına gelecek en küçük bir baskıyı kendi dinimize yapılmış bir baskı olarak görürüz" diye konuştu.

Türkiye'nin ve Diyanet İşleri Başkanlığının, son zamanlarda din ve ifade özgürlüğü konusundan büyük mesafeler kat etmesinin önemli bir durum olduğunu vurgulayan Görmez, "Her şeye mazeret olur ancak dini özgürlüklere mazeret olmaz" dedi.

-ALEVİLERİN TALEPLERİ-

Komisyon Başkanı Leo'nun, "Alevilerle ilgili Diyanet İşleri Başkanlığının neden bir çalışma yapmadığını" sorması üzerine Görmez, "Alevilik konusunda kurum olarak ihmallerimiz olduğu doğrudur. Ancak talepler oluşmamıştı. Talepler oluştuktan sonra düşündük ve ilk olarak Aleviliğin bütün yazılı kaynaklarını neşrettik. Daha sonra camilere gelen vatandaşlarımız ve Sünni din görevlilerimizin, Alevilik konusunda bilgilenmelerini sağladık" diye konuştu. Mehmet Görmez, Alevilik kaynaklarının yayınlanması çalışmalarına bizzat Alevi büyüklerinin de katıldığını hatırlattı.

Din eğitimi konusuna da değinen Görmez, şunları kaydetti: "Türkiye'de zorunlu din eğitimi yoktur. Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi vardır. Türkiye'de yaşayan birinin bütün dinler hakkında bilmesi gereken bilgileri içeren bir derstir. Bu derste bugüne kadar Aleviliğe yer verilmemesi eksiklikti. Ancak bizzat Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda çalışma başlattı ve şu an Alevilik de o dersin üniteleri arasına girmiş bulunuyor. Biz de bunu Diyanet İşleri Başkanlığı olarak destekledik."

Aleviliğin İslam'ın dışında farklı bir din olmadığını belirten Görmez, bunun şahsi fikri olmadığını, tarihsel ve bilimsel bütün kaynakların da bu yönde olduğunu söyledi.

Cemevlerine karşı olmadıklarını, arazi tahsisi gibi konularda destek olunmasının doğru bulduklarını ifade eden Görmez, "Cemevlerini caminin karşısında faklı müstakil bir dinin mabedi gibi gösterecek hiçbir kaynak yoktur. Bu bizim cemevlerine karşı olduğumuz anlamına gelmez. Cemevleri özgür olmalı. Cemevlerine arazi tahsis edilebilmeli. Ancak cemevini caminin karşısında yer alan müstakil bir dinin mabedi olarak göstermek bilimsel ve tarihsel olarak mümkün değildir" diye konuştu.

“DİN ADAMLARI DİNİN OTORİTESİ DEĞİLDİR”

İslam dininde, dinin otoritesinin ancak ilahi vahiy ve Peygamber'in sahih öğretileri olduğunu belirten Görmez, "İslam'a göre din adamları dinin otoritesi değildir" dedi.

Hadis Projesi hakkında da komisyona bilgi veren Görmez, "Bir hadis projemiz var. Harvard'da bu projeyle ilgili olarak seminer verdim. Bu bir reform hareketi gibi gösterildi. Bu doğru değil. Hadislerin yeniden doğru anlaşılmasını hedefleyen bir projedir. Bir yeniden yorumlama çabası diyebiliriz" diye konuştu.

Dini Özgürlükler Komisyonu olarak Türkiye'yi 2006’da ziyaret ettiklerini belirten Komisyon Başkanı Leonard A. Leo, son beş yıl içerisinde Türkiye'de yaşanan gelişmeler ve Diyanet İşleri Başkanlığının işleyişi hakkında bilgi almak üzere bu ziyareti gerçekleştirdiklerini kaydetti.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Metin Sezgin 5 yıl önce

( Leaonard A. Leo, USCIRF baskani). Her yil dini ozgurlukler uzerine raporlar yaziyorlar..Alevileri one surerek aslinda Fetullah ve Hristiyan cikarlari icin calisiyorlar.. 2011 yilindaki raporun n en carpici yonu; " Fetullah ve taraftarlerini azinlik olarak goruyor ve sayilarinin 1 ile 8 milyon arasinda oldugunu soyluyor. Fetullah ve taraftarlarina legal dini ozgurluk taninmadigini vurguluyor.. Gulen Hareketinin( Gulen Movement) ayri legal statusunun taninmadigini soyluyor. 2010 raporu daha vahim.. Ordunun Gulen taraftarlarinin evine Ergenekon'u kullanarak bomba koyup yakalattigini soyluyor. ( Halbuku 100% tam tersi. Pes vallahi... Gazeteci tanidiginiz varsa bunu haber yapsinlar.. 6 yillik bir rapor var.. Yaziklar olsun bu kuruluslari ulkemize sokan insanlara..
2006 ve 2011 yillari arasindaki raporlar icin web sayfasi:
http://www.uscirf.gov/index.php?option=com_content&view=article&id=3376
Lutfen bu raporlar arastirilsin bu insanlar ulkemize sokulmasin( eger hala bizim ulkemizse....