Cudi'de ölümü göze alıp, savaşa karşı barış için direnen halk
Macide Şimşek / Demokrat Haber Cudi

Cudi dağında yaşananları yerinde görmek ve aktarmak üzere bölgeye geldik.

Anadolu’da zalimler için zulmün artsın ki çabuk zevalin gelsin derler. “Evet, zulüm edenin sonu çabuk gelir” diyor Meryem Ana da: "Biz buraya ölümü göze alarak geldik, bizim şehitlerimiz bizim kutsalımızdır. Gerilla ve yoksul asker çocukları bizim çocuklarımızdır. Biz ne canlılarımıza, ne ölülerimize ne de doğamıza zarar verilsin istemiyoruz. O yüzden kendi bedenlerimizi ölümlerin, yangınların önüne koyuyoruz".

Cudi dağı atılan ateş toplarıyla üç kez yakılmış ve yangınları söndürmek için dağa çıkmak isteyen Botan (Şırnak, Siirt, Mardin'in Doğusu ve Batman Bölgesi'ni kapsar) halkı ise yangını çıkaranlar tarafından engellenmiş. Ama halk bir yolunu bulup dişiyle, tırnağıyla yangınları söndürmeyi başarmış.

En son Varto'da ölen PKK’lilerin gömüldüğü mezarlığın bombalanması, orada bulunan camii ve cem evinin yerle bir edilmesi, mezarların tahrip edilmesi ve hemen ardından Cudi dağında bombalamanın başlaması ve dağda yeni yapılan PKK mezarlığının tahrip olması nedeniyle Botan halkı özyönetim meclislerinde aldığı kararla canlı kalkan olmak için Cudi dağına çıkmaya karar vermiş.



Dağa çıkışı engellemek isteyen devlet, Şırnak'tan dağa giden bütün yolları jandarma, özel tim, polis, panzer ve Toma’yla kesmiş. Seçilmiş vekillerin uzun görüşmeleri sonucu ellerinde yasağa karşı hiçbir tebligat olmamasına rağmen dağa geçişe izin verilmemiş.

“Savaşı değil de, yaşatmayı” seçtiğini söyleyen Botan halkı, kararlı bir şekilde yolu daha da uzatıp, köy yollarından Cudi'ye varmayı başarmış.



Ben de sekiz gündür halkla Cudi'de birlikte yaşıyorum. Halk çok kararlı "Biz bu güzelim doğanın tahrip edilmesine, ölülerimizin rahatsız edilmesine ve gençlerimizin ölümlerine karşı bedenlerimizi ortaya koyuyoruz, gitmiyoruz ve top atışlarına karşı buradayız" diyorlar. Burada halkın dışında yörenin seçilmiş vekilleri de var.



Buraya geldiğimiz gün bir meclis oluşturdular ve meclisin ayakları olan komünler kurdular. Barınma, sağlık, çevre, güvenlik, yemek, temizlik ve Cudi'deki ekibin dönüşümlü nöbetlerini sağlamak üzere birimler oluşturuldu. Halk çok örgütlü; bir grup hemen işe koyuldu ve tahrip olan mezarlıklar tamir edilmeye başlandı.

Burada akşamları üç ayrı noktada ateş yakılıyor. Obüs toplarının atışları altında ve zılgıtlar eşliğinde halaylar çekiliyor. Kürdistan'da zılgıt ve halay direnişin sembolü olmuş. Top atışları çoğaldıkça ateşler harlanıp, zılgıtlar daha da yükselip sloganlara dönüşüyor. Halkın amacı örgütlü bir Demokratik Özerklikle bu kirli savaşı boşa çıkarmak.



Canlı kalkan nöbetindeki sayımız 300-500 arasında değişiyor. Bugün dağdan giden ve yerlerine dönüşümlü olarak gelecek olan arkadaşlar, bütün yolların, köy yolları da dâhil özel tim tarafından tutulması nedeniyle ne Şırnak'a girebiliyorlar, ne de Şırnak'tan çıkabiliyorlar.



“AĞZINA PİRİNÇ KOYMUYOR”

Bugün burada sayımız 300 kadar. Analar çoğunlukta. Neden buradasın dediğim, Türkçe bilmeyen, Kürtçe konuşan Nebiha Ana, "92 yılında kardeşim Celal'i köyden alıp bir gerilla elbisesi giydirip bütün köylünün önünde taradılar. Celal'in üç çocuğu vardı. Sonra köyümüzü yaktılar ve bizi evimizden, yurdumuzdan sürgün ettiler. Biz köyümüzde pirinç yetiştiriyorduk, hayvanlarımız vardı. Annem o yıllardan sonra ağzına pirinç koymuyor. Biz çok acılar gördük. Sekiz çocuğum var, üç tanesi gerilla. Onlar giderken yolunuz açık olsun dedim. Onlar kendi halkının özgürlüğü için gittiler, kendileri için değil. Köleliği kabul etmedikleri için bu yolu seçtiler. Bu savaşa sebep olan Erdoğan'ı kınıyorum, lanetliyorum. Biz bütün acılara rağmen barış diyoruz ama eğer onlar savaş diyorlarsa kendimizi savunmaya hazırız. Ben de onun için buradayım Cudi'deyim. Çocuklarımız ölmesin, ölen çocuklarımızın kemikleri sızlamasın diye buradayım.”



Botan halkının canlı kalkan eylemi ilk etapta bayram sonuna kadar devam etmek üzere başlatıldı. Bayram sonrası durum değerlendirmesi yapıldıktan sonra devam edip etmeme kararı burada oluşturulan mecliste alınacaktı. Neticede meclis, canlı kalkan eyleminin süresiz biçimde devam ettirilmesi kararı aldı.

Devletin Kürt halkına "Ne ölünüz, ne diriniz; kökünüzü kazıyacağım" mesajı verdiğini düşünüyorlar.

Botan halkının devlete mesajı ise açık: “Özyönetimi kurdum, saldırırsan öz-savunmamı yaparım.”

Tüm yaşananlara, katliamlara rağmen Botan halkı onurlu bir barıştan yana. Burada savaşa karşı barış için direnen bir halk var. Özgürlük ve eşitlik için direniyor ve barışın dilini oluşturuyor. Ama bu halkı duyan yok. Hâlbuki Kürt halkıyla yapılan onurlu bir barış Türkiye halklarının da eşit ve özgür yaşamı demek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.