'Bu insanlık suçu temizlenmeli'

Nurettin Yedigöl 30 yıl önce gözaltına alındı. Onunla birlikte içeriye giren arkadaşları Yedigöl'ün ağır işkenceler sonucu öldürüldüğünü söylüyor ama Yedigöl hala bir 'kayıp', hala bir mezarı yok. Kardeşi Muzaffer Yedigöl bir kez daha yineliyor: “Devlet en azından özür dilemesini bilmeli. Yapanları cezalandırmalı...”

 

Sol görüşlü bir genç 
Nurettin Yedigöl 1955 Erzincan doğumlu. Dört kardeşin en büyüğü. Çiftçilikle uğraşan bir aileden geliyor. Zor şartlar altında okulunu bitiriyor. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesini kazanıyor. 1973’te İstanbul’a geliyor. Onunla aynı dönemde Abdullah Gül de hukuk okuyor. Yedigöl, sol görüşlü olduğu için sol gruplara katılıyor. 77’de üniversiteyi bitiriyor. Birçok işte çalışıyor. 12 Nisan 1981’de İdealtepe’de yakalanarak gözaltına alınıyor. Bir daha kendisinden haber alınamıyor. Diğer tutsakların tanıklıklarına göre gözaltında kafasına çivi çakılarak elektrik veriliyor, ağır işkenceler sonucu öldürülüyor. Yedigöl'ün tüm işkencelere rağmen hiç kimsenin adını vermediği de biliniyor. 

 

Onlar ara sıra hatırlanıyor; yıldönümlerinde ya da bir ‘devlet büyüğü’nün ağzından düşen kelimeler arasında gündeme geliyorlar. Hepsinin isteği aynı ve yıllardır da bir umutla bekliyorlar: Acılarının biraz olsun azalması için, kaybedilen yakınlarının bir mezarı olsun, onları kaybedenler cezalandırılsın istiyorlar.

Cumartesi Anneleri her Cumartesi toplanmaya devam ediyor. Daha düne kadar devletin muhatap bile almadığı kayıp yakınları, Cemil Kırbayır ve Tolga Ceylan’ın akıbetinin araştırılmaya başlanmasıyla biraz olsun umutlanmıştı ama bir süre sonra kendi yakınlarıyla ilgili hiçbir şey yapılmadığını gördüklerinde tekrar başa döndüklerini ya da doğrusu hep başlangıçta olduklarını gördüler.

Muzaffer Yedigöl de onlardan biri… Ağabeyi Nurettin Yedigöl 12 Nisan 1981’de gözaltına alındı. Ve bir daha asla kendisinden haber alınamadı. Onunla birlikte içeriye giren arkadaşları, Nurettin Yedigöl’ün ağır işkenceler sonucu öldürüldüğünü söyledi. Ama devlet ne göz altına alındığını ne de böyle bir işkenceyi kabul etti. Hepimiz çok iyi biliyorduk ki, devlet işkence yapmaz, devlet vatandaşını öldürmezdi. Bu ülkede toplu mezarlar da yoktu. Bu bilgiler 'çoğunluğa' o kadar sirayet etmiş bir şeydi ki, Cumartesi Anneleri ciddiye alınmadığı gibi, yıllarca başka amaçlara hizmet etmekle suçlandı.

Nurettin Yedigöl’ün gözaltına alınışının üzerinden 30 yıl geçti ve kardeşi Muzaffer Yedigöl ağabeyinin kaybedilişini bir daha anlatıyor:

Ağabeyim sol görüşlüydü ve aktif olarak sol grupların içindeydi. 77’de üniversiteyi bitirdi. Birçok işte çalıştı. Fabrikada müdürlük bile yaparken işçilerin haklarını savunuyordu. Ben İstanbul’a okumaya geldiğimde her hafta sonu ağabeyimin yanına giderdim. O doktor arkadaşlarıyla kalıyordu. 12 Nisan 1981’de bir düğünde görüştük. Gece sende kalmak istiyorum dedim. İzin vermedi. “Sen ablanlarda kal, işlerim var benim.Haftaya kalırsın” dedi.

Ama o akşam eve gitmiyor. Ertesi gün arkadaşlarının yanına gidiyor. İdealtepe’de arkadaşarı gözaltına alınıyor. Oraya polis pusu kurmuş. Ağabeyim de orada gözaltına alınıyor.Ve bir daha haber alamadık kendisinden. Ağabeyimin görüşleri nedeniyle gözaltına alınıp kaybedilişinin üzerinden 30 yıl geçti. Bu 30 yıl bizden çok şey alıp götürdü.

‘BÖYLE BİR İNSAN YOK’ 
Gözaltından sonra bizim haberimiz yoktu. Ağabeyimin evine gittim, kimse yoktu. Not bıraktım. Ertesi hafta yine gittim yoktu. Daha sonra biz anladık gözaltına alındığını. Yengemin eşi de solcu olduğundan hapis yatıyordu ve o bu işlere uzak olmadığı için onunla birlikte karakola gittik. Ağabeyim için para verdik. Para geri döndü, “böyle bir insan yok” dediler. Elbise, yiyecek verdik, onlar da geri döndü. Aşağı yukarı 1,5-2 ay aradık. Daha sonra babam geldi. Kenan Evren, Bülent Ulusu, İstanbul Valisi Nevzat Ayaz, savcılık… Başvurmadığımız yer kalmadı. Ama her seferinde “böyle bir insan yok” diye cevaplar geldi.

‘ANNEM HALA GELECEK DİYE BEKLİYOR’ 
Babam (İsmail Yedigöl) 1998’e kadar sıkılmadan aradı. 1998 yılında babam kalbine yenik düştü. Annem (Sevcan Yedigöl) ise sağ, 85 yaşında. Hala ağabeyim gelecek diye bekliyor. Öldüğüne inanmıyor. Mezarı yok, cenazesi yok… Televizyon izlerken gözleri hep onu arıyor. Nurettin gelecek diye bekliyor. Babam 20 sene aralıksız aradı. Yılın 3 ayı köydeyse, 9 ayını İstanbul’da geçirdi. Sırf oğlunu bulmak için. Yapmadığı, başvurmadığı yer kalmadı. O dönem herkes bir şey söylüyordu. O yüzden kim ne dese ona bakıyordu.

ÖLÜM İŞKENCESİ 
Aslında arkadaşları 2-3 sene sonra hapisten çıkınca olay da netleşti. Onunla birlikte gözaltına alınan arkadaşları Ümit Efe, Harun Kartal ağabeyimin içeride çok ağır işkencelere maruz kaldığını kafasına çiviler çakılarak, elektrik verilerek işkence gördüğünü ve işkencede öldürüldüğünü söylediler. Ümit Efe bir anısında şunu anlatıyor: “Ben saat 10 gibi alındım. 12-1 gibi de Nurettin’i getirdiler. Ama Nurettin hiç konuşmuyordu. Ona ölüm işkencesi yapıyorlardı. Biz işkence sırasında ağzımıza bir şey koyardık, bağırırdık ama Nurettin’in gıkı çıkmazdı.” “Arkadaşlar susun devrim kazanacak, davamızı satmayın, insanları yakmayın” dermiş. Ve hiç kimsenin ismini vermeden öldürüldü. Hayatına mal olsa da…

'DEVLETE İFTİRA ATMAYIN' 
Daha sonra bunu duruşmalarda da söylediler. Savcılığa ifade verirken de söylediler. Harun Kartal bir ifadesinde şöyle diyor: “İşkenceden sonra elbiselerimi istedim. Nurettin’in elbiselerini getirdiler. Ben de buna Nurettin’in ihtiyacı olur dedim. Onlar da ‘Hayır artık onun ihtiyacı olmayacak’ dediler. Daha sonra “şahidiz, öldürüldü” diye ifade verdi dediler ama savcılık “böyle şey olmaz, devlete iftira atmayın” dedi. Devlet kabul etmiyor.

‘DEVLET ÖZÜR DİLEMESİNİ BİLMELİ’ 
Şimdi yeni yeni Cumartesi Anneleri’ni kabul ediyorlar. Bizi arkalarında biri var diye oyaladılar yıllarca. Bizim arkamızda acı var, vicdanlı insanlar var. Bizim acılarımız var. Kimi kardeşini, kimi abisini, kimi eşini kaybetti. Annem de Başbakan’la görüşmeye katıldı. Bu önemli çünkü bir başlangıç... Devletin kabul etmesi önemli. Şu andaki hükümet sorumlu değil ama şunu kabul etmek gerekir. Bu insanlar öldürüldü. Devlet en azından özür dilemesini bilmeli. Yapanları cezalandırmalı.

Nurettin Abim 12 Eylül döneminde insanlık dışı işkencelerden geçen binlerce insandan biriydi. Eşitlik, demokrasi, kardeşlik gibi kavramların konuşulduğu günümüzde bile gözaltında kaybedilen insanların akıbeti için kimse bir şey yapmıyor. Suçluların yargılanması için çaba sarf etmiyor. Onu aramaktan vazgeçmeyeceğiz.

‘BİR BELGESEL HAZIRLADIK’ 
Ağabeyim bu ülkenin bir vatandaşıydı. Resmi kayıtlara göre hala yaşıyor görünüyor. Ona yapılanlar kayıt dışı kaldı. İşkencede zalimce öldürülmesi yok sayıldı. İşte onun yok edilmesini anlatmak için ve hiç olmamış gibi davranılmasını anlatmak için bir belgesel hazırladık. Bu belgeseli devletin tüm yetkili mercilerine ulaştıracağız. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne ulaştıracağız. Umarız bu belgesel amacına ulaşacak onu öldürenler ortaya çıkarılacaktır. Ağabeyim gibi öldürülenlere de umut ışığı olacaktır.

‘DEVLETE KİN DUYMUYORUZ’ 
Bizler çok acılar çektik. Abim kaybolduğunda ben başarılı bir öğrenciydim. Ailem benim için de korktuğunda okula devam edemedim. 3 yıl sonra tekrar liseye başladım ama hayatımız alt üst oldu. Liseden sonra üniversite de sağa sola giderim diye evlendirdiler vs. Yani ailemizi böldüler, psikolojimizi bozdular. Düşünmek suçsa, solcu olmak suçsa, Türkiye’nin bağımsızlığını istemek suçsa ağabeyim bu yüzden bedel ödedi. Devlete kin nefret duymuyoruz. Şimdi sadece sorumluların cezalandırılmasını istiyoruz. Mezarını istiyoruz. Bayramlarda ziyaret edebileceğimiz, toprağına dokunabileceğimiz bir mezar istiyoruz. O zaman ‘Bize bir şey olmaz’ diyenleri haksız çıkarsınlar. Ölenler için tarihe bir not düşülsün. Bu insanlık suçu temizlensin… Formalite de olsa gözaltında kaybedilenlerden özür dilemeli. Binlerce kayıp var iki- üç kayıp üzerine gidiliyor. Sadece üzerimizden siyaset yapıyorlar. Eğer samimiysen yanımıza gelin, yanımızda durun. Bir seferlik göstermelik gelmeyin. 1700 tane resmi başvuru var. 17 bin tane kayıp var. Başvuramamış, bilmeyen, korkan ne yapacağını bilmeyen insanlar var. İdeolojisi ne olursa olsun vicdanlı olan bir insan buna karşı çıkmalı.

NTVMSNBC

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
celal gümüş 6 yıl önce

12 eylül darbecileri ve onlara maşa olanlara yönelik davalar hızla açılmalı.toplum olarak sesimizi yükseltmeliyiz.