14 Aralık 2017 Perşembe 19:03
'Ben bu PKK’nin ne kadar komutanı varsa devletin ricası ile görüştüm'

İstanbul'da 2013'te yapılan Newroz kutlamasında yaptıkları konuşma nedeni ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder hakkında "örgüt propagandası yapmak" iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması Çağlayan'da bulunan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Mahkemede savunma yapan Önder, "Bu devletin iktidarı, MGK kararı ile Öcalan ve Kandil dağlarında gerilla ile görüşerek, tarihi bir sorumluluk üstlendik. 180 bin kilometre İmralı ile Kandil arasında mesafe kat ettik. Ben bu PKK’nin ne kadar komutanı varsa devletin ricası ile görüştüm. Devlet, İmralı ve Kandil arasında yapılan görüşmelerden oluşan ortak mutabakatın okunmasıdır. Hiçbir soruşturma kavuşturma yapılmayacak o gün. 7 Haziran sonrası hemen soruşturmaya dönüştürülecek. Buna inanmam beklenemez" dedi.

Mahkemenin SEGBİS ile katılması kararı verdiği Demirtaş’ın katılmayı reddettiği duruşmada, tutuksuz yargılanan Önder ile Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP) üyesi çok sayıda avukat hazır bulundu. TBMM Grup Başkanvekili Pervin Buldan ile çok sayıda HDP yöneticisi de duruşmayı izledi.

Salonda sanıklar için oturacak yer bulunmaması üzerine Önder için avukatların sandalyelerinden tahsis edildi.

‘YASAMA SORUMSUZLUĞU İÇİN İNSANLIK YÜZ YILLARCA MÜCADELE ETTİ’

Kimlik tespiti ardından söz alan müdafi avukat Ercan Kanar, gerek yargılama koşulu, gerekse cezalandırma koşulu bulunmadığından davanın düşmesini talep etti.

Kanar, yasama sorumsuzluğuna atıfta bulunarak, "Yasama sorumsuzluğu özel bir söz özgürlüğüdür. Yasama sorumsuzluğu milletvekilinin temsil ettiği halkın iradesine dayalı sözleri getirilmiş bir hukuki dokunulmazlıktır. Biz burada Anayasa'nın yasama sorumsuzluğunu savunmak zorunda kalıyoruz. Yasama sorumsuzluğu için insanlık yüz yıllarca mücadele etti” dedi.

Venedik Komisyonu içtihatlarına atıfta bulunarak, mahkemeler tarafından iddianamelerin iddia edilmesi gerektiğini söyleyen Kanar, yargının cesaretle karar vermesi gerektiğini savundu.

Kanar, Türkiye yargı tarihinde beyaz sayfa açılması için önemli bir karar olacağını söyleyerek, davanın düşmesini istedi.

CEZAEVİNE GÖNDERİLEN

Avukat Bilal Kalkan ise, müvekkili Selahattin Demirtaş için tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi’ne mahkeme tarafından gönderilen müzakere yazısında 'örgüte üye olmak' suçlamasında bulunması üzerinde durdu.

Müvekkili bu suçlamayla yargılanmadığı için mahkeme heyetinden müzakere yazısının geri çekilmesini isteyen Kalkan, "Şu anda yok hükmünde olan bir yargılamadan kaynaklı buradayız" dedi. 

TALEPLER REDEDİLDİ

Avukatların düşme taleplerine dair mütalaa sunan iddia makamı ise, "Yargılama yapılıp, delillerin değerlendirilmesinden sonra karar verilmesi zorunluluğu olduğundan, dosya kapsamına göre sanık müdafilerinin düşme yönündeki taleplerinin reddedilmesi" talebinde bulundu.

Talepler üzerine ara karar veren mahkeme heyeti, "Her ne kadar sanık müdafileri tarafından ayrı ayrı fezlekede düzenlenmeyen suçtan iddianame düzenlendiği, ayrıca söylenen sözlerin Anayasa'nın 83. maddesindeki yasama dokunulmazlığı ve sorumsuzluğu kapsamında kaldığından dolayı derhal düşme kararı ve mükerrer soruşturma sebebiyle beraat kararı verilmesi talep edilmiş ise de, dosya ayrıntılı olarak incelendiğinde sanıklar tarafından söylenen sözlerin Anayasa'nın 83. maddesinde belirtilen yasama dokunulmazlığı ve sorumsuzluğu kapsamında bulunmadığını" gerekçesiyle avukatların taleplerinin reddine karar verdi.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER: CİDDİYETTEN UZAK

Ara karar ardından savunma yapan HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, “Sizin avukatlara yaklaşımınızı yargılıyorum. Sürekli bir baskı uygulamaya çalışıyorsunuz. Ciddiyetten uzak bir özensizlik bu sürecin başından devam ediyor" dedi.

Mahkeme başkanı ise, savunmaları kısa tutmak istemelerine gerekçe olarak gün boyu baktıkları çok sayıda dosyayı gösterdi. 

‘EVRAKLAR AYNI YARGIÇLAR DEĞİŞMİŞ’

Bunun üzerine Önder, "Savunma yapmayı bir zül olarak bilirim. Bu davada ‘savunma’ adı altında savunma yapmak hukuka olan inancıma saygısızlık bilirim. Bu mahkemede niye varım bilmiyorum. Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandık. O günkü duruşmada yargılama çöktü. Evraklar aynı yargıçlar değişmiş. Süreci tetikleyen iki kişinin ifadesi. İki müştekinin ihbarı ile başladı" diye konuştu.

‘BİZ SAVUNMAMIZI TARİHE KARŞI YAPARIZ’

"Bizim dokunulmazlıklarımız kaldırıldı. Bir defalığına mahsus ve topluca kaldırıldı. Bu bir defa işin özüne aykırıdır" diyen Önder, devamında şunları dile getirdi:

"Her fezleke ayrı bir olgudur ve ayrı ayrı görüşülmesi gerekir. Meclis’te topluca dokunulmazlıklarımız kaldırılarak yargı önüne itildik. Ancak tekrardan Meclise dokunulmazlık verildi. İktidar yargılamaktan korktuğu için bunu yaptı. Bizi ancak geçmişe götürerek yargılayabilirsiniz. Şu anda dokunulmazlığı olan bir milletvekiliyim ben. 12 Eylül yargıçlarının şimdi esamesi okunmuyor. Şu anda da bir mefta ile karşı karşıyayız. Ben halkın temsilcisiyim. Biz savunmamızı tarihe karşı yaparız."

Önder'in bu sözü üzerine araya giren Mahkeme Başkanı Akın Gürlek'in "Buyurun tarihe karşı savunma yapın" demesi dikkat çekti.

‘SİSTEM YARGI BAĞIMSIZLIĞINI SIFIRLAMIŞTIR’

Savunmasına devam eden Önder, şunları söyledi:

"İçinde bulunduğum tüm siyasi faaliyetler benim için şeref madalyasıdır. Benim işim söz söylemek. İddia edilen konuşmanın, iddia makamının mantığına göre daha vahimini Meclis’te söyledim. Bu siyasi iktidarın ve Recep Tayyip Erdoğan’ın bir tasarrufudur. Erdoğan daha yargılama başlamadan savcılara talimat verdi. Şimdi görevden alınan savcı ve hakimler birer birer fezleke hazırladı. Bu ülke mahkeme salonlarında kurulmuştur ve dönüştürülmüştür. Bu ülkede yargıya az hakaret edilmedi. Sistem yargı bağımsızlığını sıfırlamıştır. Yargı talihsiz, siyaset ise talihli bir şeydir. Siyaset geçmişinden ders alır. Yargı iki sonuçludur: Ya suçlusunuz ya da suçsuzsunuzdur. Siyasette ise üç sonuçludur. Ya kazanılır ya kaybedilir. Diğer sonucu ise uzlaşıcı olmasıdır.

'BEN BU PKK’NİN NE KADAR KOMUTANI VARSA DEVLETİN RİCASI İLE GÖRÜŞTÜM'

Ülkemiz son 40 yıllık çatışmalı geçen bir Kürt sorunu söz konusu. Devlet her yöntemi denedi ve sonuç alamadı. En son ortak bir karar alındı. Bu devletin iktidarı, MGK kararı ile Öcalan ve Kandil dağlarında gerilla ile görüşerek, tarihi bir sorumluluk üstlendik. 180 bin kilometre İmralı ile Kandil arasında mesafe kat ettik. Ben bu PKK’nin ne kadar komutanı varsa devletin ricası ile görüştüm. Devlet, İmralı ve Kandil arasında yapılan görüşmelerden oluşan ortak mutabakatın okunmasıdır. Hiçbir soruşturma kavuşturma yapılmayacak o gün. 7 Haziran sonrası hemen soruşturmaya dönüştürülecek. Buna inanmam beklenemez. Hep barış için mücadele ettim. Bu konuşmalar bizzat göstermiş olduğum çabalarındır. Bir gün bu ülkeye barış gelecek."

'BUYRUN SİZ TOPARLAYIN'

Mahkeme Başkanı Gürlek'in "Toparladınız her halde savunmanızı" demesi üzerine Önder, "Buyurun siz toparlayın savunmamı" diyerek savunmasını bitirdi.

REDDİ HAKİM TALEBİNDE BULUNULDU

Önder'in ardında söz alan Avukat Ramazan Demir, mahkemenin ara kararına atıfta bulunarak, 9 Ekim 2012 ve 22 Ocak 2013 tarihli HDP grup toplantılarını hatırlattı.

Demir, "Mahkemenizce verilen ara kararı kabul etmiyoruz. Söylenen sözlerin yasama sorumsuzluğu kapsamında kalmadığını, neye dayanarak karar verdiniz. HDP'nin grup toplantılarındaki konuşmalarını istediniz de bizim mi haberimiz yok? Bu bir ihtisas-ı reydir. Bu grup toplantılarını incelemeden 'Anayasa'nın 83. maddesi kapsamında bulunmadığını' ifade edemezsiniz" diyerek reddi hakim talebinde bulundu.

Avukatların reddi hakim talebinde bulunması üzerine Mahkeme Başkanı Gürlek, duruşma için gün verdi. Avukatların itirazı üzerine dosyayı üst mahkeme olan İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi.

DAVA HAKKINDA

17 Mart 2013 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirilen Newroz kutlamasında HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Sebahat Tuncel ile Sırrı Süreyya Önder konuşma yaptı.

Aynı mitingde konuşma yapan Tuncel hakkında Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinde "Propaganda yapmak" iddiasıyla açılan dava beraat ile sonuçlandı. Ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Demirtaş, Önder ve Tuncel'in dokunulmazlığının kaldırılması için Adalet Bakanlığına başvuruda bulundu. Yapılan başvuru 25 Haziran 2014 tarihinde Bakanlıkça, hangi suçun oluştuğu belirtilmediği için iade edildi. Bunun üzerine savcılık bir kez daha hazırladığı fezlekede "propaganda" suçunun işlendiğini ileri sürerek, tekrardan fezlekeyi Adalet Bakanlığına gönderdi. Ancak savcılık tekrardan hazırladığı fezleke de bu kez "örgüt kurma" suçlaması yöneltti.

Ancak 9 Ekim 2016 tarihinde hazırlanan iddianamede Demirtaş ve Önder hakkında "propaganda"dan dava açıldı. 3 gün sonra ise aynı konuşmaya dair başka bir "propaganda" iddiası ile iddianame hazırlandı.

Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya yetkisizlik kararı verilerek, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

Kaynak: Mezopotamya Ajansı

Son Güncelleme: 15.12.2017 11:13
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.