Barış Atay: HDP'nin yakaladığı bir rüzgar var

Oyuncu Barış Atayın ilk uzun metrajlı filmi Eksik vizyona girdi. Atay, Recep Tayyip Erdoğan ile Kenan Evren’in benzer bir çok yönü bulunduğunu belirterek, AKP’nin “Darbe ile hesaplaşıyorum” diyerek kendi baskıcı sistemini kurduğunu söyledi. Atay, HDP’nin yükselmesinin toplumu kucaklamasından kaynaklandığını belirtirken, Bakur filminin sansürlenmesinin de AKP’nin Kürtlere “Artık size ihtiyacım kalmadı, süreci ortadan kaldırıyorum” mesajını içerdiğini söyledi.

12 Eylül 1980 darbesinin ardından hayatı parçalanan bir ailenin dramını anlatan Eksik filmi, darbeden sonra birbirlerini hiç tanımayan ve ayrı büyümek zorunda kalan iki kardeş olan Deniz ve Devrim ile anneleri Melek’in yıllar sonra bir araya gelişini anlatıyor. Gözaltında kaybedilme, kadına yönelik devlet şiddeti, şüpheli asker ölümleri, ‘80 sonrası gençliğin apolitikliğini, Gezi direnişinde yaşamını yitiren gençleri konu alan filmde, darbeci Kenan Evren ile Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın sol-sosyalist ve devrimcilere yönelik açıklamaları da dikkat çekiyor. 12 Eylül askeri darbesinin getirdiği travma halini çocukluğunda yaşayan Oyuncu Barış Atay, film hakkında ve Türkiye’nin siyasi gelişmelerine ilişkin Dicle Haber Ajansı'ndan Zuhal Atlen ve Sadiye Deniz Eser'e değerlendirmelerde bulundu.

DERDİMİZ POLİTİK ELEŞTİRİ KOYABİLMEKTİ

Filmi çekme amacının hem darbe sancılarının günümüze ne kadar yansıdığını göstermek, hem de birtakım çevrelerin devrimcileri ya da devrim hayallerini aşağılayan bakış açılarını eleştirmek olduğunu dile getiren Atay, ancak bunu, bilindik anlamda bir “propaganda” diliyle değil, bir insan hikayesi olarak anlattıklarını söyledi. Atay, “Derdimiz propaganda yapmak değil, politik eleştiri koyabilmektir” dedi.

FAŞİZMİN TEMSİLCİLERİ DEĞİŞTİ, AMA KENDİSİ AYNI

12 Eylül darbecilerinden Kenan Evren ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sol ve sosyalistlere yönelik konuşmalarının geçtiği sahneye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Atay, o sahneleri almasının nedenlerini de şöyle anlattı: “Kenan Evren’le Recep Tayyip Erdoğan’ın birbirlerine benzer çok yönleri var. Erdoğan, her ne kadar sözüm ona darbeyle hesaplaşıyor ya da Evren’i yargılıyor gibi görünse de şuna dikkat çekmek istedik. Evren, tüm politikasını, darbeyi yaptıktan sonra ülkenin kaos içinde olduğu ve ülkenin aslında kurtarılması gerektiği üzerinden korkmuş olan halka anlattı. Ve bunun karşılığını aldı. Aslında ortada bir kaos yoktu, bir devrim mücadelesi vardı. Halihazırda çok kötü yönetilen bir ülke vardı ve devrimciler o ülkenin aydınlık bir geleceğe ulaşması için bir çaba sarf ediyordu. Ama cunta ve dikta bunu engellemek için korkunç bir baskı kurdu. Günümüze geldiğimizde ise AKP’nin 2002’de gelirken yaptığı ya da söylediği politikaya baktığımızda koalisyonlardan dolayı acı çekmiş bir ülke vardı. Yine sinmiş bir halk vardı ve bunu kullanarak ‘Biz şimdi demokrasi getireceğiz’ diyen bir Erdoğan vardı. Yani, 35 yılda sadece faşizmin temsilcileri değişti, ancak faşizmin kendisi hâlâ aynı. 12 Eylül döneminde Olağanüstü Güvenlik Yasaları vardı şimdi İç Güvenlik Yasası var” dedi.

HDP’NİN YAKALADIĞI BİR RÜZGAR VAR

7 Haziran’da yapılacak genel seçimlerde HDP’nin barajı aşacağına inandığını ifade eden Atay, “Çünkü Türkiye’nin realitesi şu aşamada farklı bir muhalefetin güçlenmesi gerektiğini hisseder pozisyonda. CHP ve MHP’nin kendi tabanı için dahi ciddi eksiklikleri olduğu bazı taleplerini karşılayamadığı bir gerçek. Muhalefetteki yükseliş tek taraflı bir HDP yükselişi olmasa da HDP’nin de yakaladığı bir rüzgar var. Sonuç itibariyle insanlar artık kendi taleplerini karşılayabilecek söylemlere önem veriyor. Yani şu ana kadar salt bir Kürt partisi olarak görülen HDP, Türkiyelileşmek sürecinde özellikle sol-sosyalist çevrelere, Alevilere çağrıda bulunması HDP’nin oylarında artışı sağlayacak önemli referanslar” diye konuştu.

BAKUR’UN SANSÜRLENMESİ KÜRT POLİTİKASIYLA İLİNTİLİ


Ertuğrul Mavioğlu ve Çayan Demirel’in ‘Bakur’ filmine yapılan sansüre ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Atay, Bakur’un yaşadığı durumun salt bir filme yapılan sansürle ilgili olmadığını, yasaklamanın AKP’nin Kürt politikasıyla ilgili değişiminden ayrı düşünülmeyeceğini vurguladı. Atay, “Yasaklama, ‘barış süreci’ diyerek bunca zaman kendisine gerçekten inanan ya da inanmadığı halde bir umutla taleplerine karşılık vermeye çalışan insanların 13 yılın sonunda kandırıp aslında tamam artık ihtiyacımız kalmadığı noktada ‘Ben bu barış süreci denilen şeyi ortadan kaldırıyorum’ tavrının gözle görülür halidir” diyerek AKP’nin bu tür politikalarının Roboskî’de katırların öldürülmesi, Cizre ve Ağrı’da yaşananlarla bağlantılı olduğuna dikkat çekti.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.