AKP seçmeni yolsuzluk soruşturmasına ne diyor?

Sinan Onuş / BBC TÜRKÇE Ankara

Hafta başında bu yana Türkiye’nin gündemine oturan ‘yolsuzluk ve rüşvet’ soruşturmasına AKP seçmeni nasıl tepki veriyor? Sosyal medya, TV ve gazetelerde taraflar arasında karşılıklı suçlamalar birbirini izlerken sokağın kafası ise oldukça karışık görünüyor.

AKP’nin yoğun oy aldığı Ankara’nın Akdere Mutlu Mahallesi bölgesi, Türkiye’nin birçok ilinden özellikle de Orta Anadolu’dan göç edenlerin yoğun olarak yerleştiği gecekondu semti.

Gelir ve eğitim seviyesi oldukça düşük semtte bir markete giriyorum. Sahibi, SSK emeklisi Hamdi Ünlüoğlu. 2 dönemdir AKP’ninmahalle temsilciliğini yaptığını belirtiyor. 1980 öncesinde MHP’ye, 12 Eylül’den sonra ANAP’a, bir ara DSP’ye oy vermiş. Artık “AK Partiliyim” diyor.

Ünlüoğlu, mahallenin de yoğun olarak AKP’ye oy verdiğini söylüyor. Operasyon için “Hırsızı korumak doğru değil ama hırsızlar mı kesin olarak bilmiyoruz ki” yanıtını veriyor. Sık sık pazardan alınacak bir kilo meyvenin içinde bile birkaç çürük olabileceğini tekrarlıyor ve “Koca partide de fire çıkması normal” diyor.

Kendisiyle baş başa kaldığında vicdanının ne dediğini soruyorum. Gülümsüyor ve “Başbakan’ın birçok tavrını beğeniyorum. Mahalleye bak, herkesin arabası var. Zenginleştik” diye yanıtlıyor.

Tam bu sırada içeri yaşlı bir kadın giriyor. Üç ekmek alıyor, veresiye defterine yazdırıyor. ‘Gecekonduda oturuyorsunuz, ekmeği yazdırıyorsunuz, bu nasıl zenginlik’ diye soruyorum. Ünlüoğlu, “Sırayla. Bunlar da düzelecek” diyor.

Uzaktaki bir evi gösteriyor. Gidiyorum. Ev sahibinin adı Ali Koçlu. O da AKP’nin mahalle temsilcisi. Söze “Kafam biraz karışık” diye başlıyor. Koçlu, “Her şey birbirine girdi. Fethullah Gülen’e karşı olanlar bile şimdi onu savunuyor. Tuhaf. İç ve dış güçlerin Başbakanımıza karşı art niyeti bu operasyon” diyor.

"ARADA KALDIM"

Mahalle sakini Nafiz Yalçınkaya da kurulduğundan beri AKP’ye oy verdiğini söylüyor. “Rahatsız oldum, arada kaldım” diyen, Yalçınkaya, “Yapmazlar diyordum ama üstü kapatılacak gibi. Bizim ayakkabı kutusundan fareler çıkıyor” diye konuşuyor.

Fotoğrafının çekilmesini istemeyen Yalçınkaya, Çözüm Süreci’nde PKK’ya çok taviz verildiğini ileri sürüyor ve “Son operasyon kararsızlığıma tuz biber ekti” diyor.

Aslen Adanalı olan Mehmet Gülmez de iki seçimdir AKP’ye oy verdiğini söylüyor. “İyi bildiğimiz adamlardı. Oy verdiğime pişmanım” diyor. Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin, Diyarbakır ziyareti sonrası fikrinin değiştiğini belirtiyor.

Gülmez, “Kürdistan’a hoş geldiniz sözü, içime battı. Oradan oy alacağım diye cemaatle ters düşmesi yanlış” diyor. Kendisinin Gülen cemaatinden olmadığını vurgulayan ama AKP’yi, iktidara cemaatin getirdiğini öne süren Gülmez, “Onların ekmeğini yedi. Şimdi cephe alması yanlış” diye konuşuyor.

Bu sırada ezan okunuyor. “Bizde yalan yok” diyen bazı mahalle sakinleri konuşmak için beklememi istiyor. Camiden biraz uzakta mahalle meydanında bekliyorum. Namaz bitiyor. Biraz önce “konuşalım” diyenler hızlı adımlarla yanımdan uzaklaşıyor. Sesleniyorum. “Boş ver. Konuşsak ne olacak” diye yanıtlıyorlar.

Yanıma Ruşen Öztürk geliyor. “Ben korkmam, sor” diyor ama soruyu beklemeden konuşmaya başlıyor: “Operasyon, ABD ve İsrail’in başının altından çıktı. İçimizdeki onlar gibiler de oyuna destek verdi. Memleketin kalkınmasını istemiyorlar. Oyum, İslam düşmanlarına karşı yine AKP’ye.”

Öztürk, “yolsuzluk yoktur” demiyor, “Yapan cezasını çeksin ama bir şey çıkmayacak. 28 Şubat’ta tutuklu kalmadı. Birçok davanın hepsi yalan çıktı. Bu da yalan çıkacak” diyor.

Hükümetin, o davaların arkasında olduğunu anımsatıyorum. Öztürk, “O zaman suçlu kimse cezasını çeksin” diye konuşuyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.