6-7 Eylül’de ne oldu?

6 Eylül 1955’te Atatürk’ün Selanik’teki evine bombalı saldırı yapıldığı haberi üzerine , 6 Eylül 1955’te ellerinde kazma, balta ve sopalarla sokaklara dökülen binlerce kişi 4 bin 214 ev, bin işyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel vb. 5 bin 317 yeri tahrip etti.

Olaylarda on bir kişi hayatını kaybetti. İbadet yerlerinin içindeki kutsal resimler ve diğer kutsal eşyalar tahrip edildiği gibi, İstanbul’daki 73 Rum Ortodoks kilisesinin tamamı ateşe verildi. Olaylarla ilgili olarak beş binden fazla kişi tutuklandı.



AZINLIKLAR TÜRKİYE’Yİ TERK ETTİ

Türkiye’de toplumsal ve siyasi yaşamın en karanlık dönemlerinden biri olarak anılan 6-7 Eylül’ün ardından, azınlıklar büyük gruplar halinde Türkiye’yi terk etti. Gayrimüslimlerin büyük bir kısmı için yaşananlar, Türk vatandaşı olarak kabul görmediklerinin kanıtı olmuştu. Gayrimüslimlerin, ekonomi üzerindeki etkisi azalmaya başladı.



‘MOZAİK ÇATLADI’

Ülkenin etnik çeşitliliğini belirtmek için yaygın olarak yapılan ‘mozaik’ benzetmesine atıfta bulunan dönemin İçişleri Bakanı Namık Gedik olayların ardından “mozaik çatladı” yorumunu yapmıştı.

YAHUDİLER 6-7 EYLÜL’DE NE YAŞADI

İzmir Yahudilerinden Avram Bey, olaylarla ilgili bilgilerini şöyle aktarmaktadır:

“6-7 Eylül‟de Yahudiler hedef alınmadı. Yani o olayı Yahudilerle ilişkilendirmemek lazım. Bu tabi planlı, programlı bir şey. Hatta Rumların evleri ve işyerleri bir gün önceden işaretlenmiş falan diye de bir sürü tevatür var. Baktığınızda tabi planlı olduğunu gösteren deliller de var. Yahudilere yönelik değildi ama bir korku yaratmıştır tabi. Annem – babam anlatır. O akşam Fuar’da Bogambo diye bir gazino varmış, oradalarmış. İşte (nümayişçiler) girmişler böyle ellerinde bayraklarla, marşlarla. Gazinoyu basmışlar ve eğlenenleri tedirgin etmişler. Tabi eğlenenler arasında Yahudi olan da var, olmayan da var. Korkutulanlar arasında Türkler de var. Şov yapılmış anlayacağınız. Korku, herkese korku. Tedirgin etmişler insanları, olay çıkartmışlar. Tabi Rum aranmış ama Rum yokmuş mekanda. Gitmişler.” (Avram S. ile 08.06.2009 tarihli görüşme.)



İzmir Yahudilerinden Selim F. de “6-7 Eylül‟le ilgili neler hatırlıyorsunuz?” sorsuna şu yanıtı veriyor:

“Evde bir panik ve “biz ne olacağız” korkusu. O zaman bizim evimiz Namık Kemal Lisesi‟nin oradaydı. Gece sokağımız slogan atan, bağırıp çağıran gençlerle dolmuş. Apartmanların demir kapılarını yumruklamışlar ve “Bize Rum getirin, bize Rum verin!” diye bağırmışlar. Dedem balkona çıkmış ve “Burada Rum yok” demiş. Ama tabi kalabalık bilinçli değil ve ayıramaz hangisi Rum, hangisi Yahudi. Kalabalıklar iki şekilde bakar. Müslüman diye bakar, gavur diye bakar. Bizim sokağımızda Rum yoktu tabi ama tedirginliği, korkuyu hatırlıyorum.” (Selim F. ile 09.06.2009 tarihli görüşme.)

Leon Bey”in ise 6-7 Eylül‟e ilişkin tanıklığı şöyle:

“Olaylarda doğrudan hedef biz değildik. Ama biz maalesef çok küçük istisnalarla doğal olarak yara aldık. Kurunun yanında yaş da gitti ama bu çok minimallerde kaldı, diyebilirim. Bir büyük galeyandır o. Millet galeyana geldi ama bu galeyana getirenleri de tabi hesaba katmak gerekir. Galeyan nasıl olur? Provokasyonla. Çok net hatırlıyorum. İzmir‟de evdeydik. Evimiz Mithatpaşa‟daki Mektupçu durağının oradaydı. Olayları radyodan takip ettik ve duyduk ki talan ediliyor bütün Beyoğlu. İzmir‟de münferit bir iki olay oldu. Mesela bizim sokakta sürekli alışveriş ettiğimiz gazeteci bize sulanmaya geldi. Küfrederek, elinde taşlarla… Camları indirecek. Ama komşular mani oldular. Hidayet Ağabeyimiz vardı, kovaladı onu ve bize sahip çıktı. Ertesi gün de o terbiyesiz adam, hiçbir şey yokmuş gibi bize gazete getirdi. Bu tarz şeyler. 6-7 Eylül‟den sonraki ilk cumartesi günü önlem olarak Sinagogların açılmadığını hatırlıyorum. (Leon Bey’le 15.06.2009 tarihli görüşme)


Nelson Bey ise 6-7 Eylül‟e ilişkin tanıklığını şu şekilde paylaşıyor:

“Çok net hatırlıyorum. İzmir‟de pek bir şey olmadı ama. O zaman biz Karantina‟da (Küçükyalı) oturuyorduk. O gece bize telefon geldi, cemaat içinden arayanlar oldu ve “İzmir‟de bir takım nümayişler var” dediler, ikaz amaçlı. Biz de ailecek evdeydik. Ama Karantina‟da nümayiş olmadı. Hatta telefonda söylediler, bir Yahudi çiçekçi vardı Şirozer. “Şirozer‟in dükkanı yağmalandı” dediler. İzmir‟de pek bir şey olmadı. Bir tek Yunan Konsolosluğu‟na hücum etmişler ve Fuar‟daki Yunan pavyonuna saldırmışlar. O zaman tabi Fuar açık. Eskiden 20 Ağustos‟tan 20 Eylül‟e kadar Fuar açıktı ve 6-7 Eylül, Fuar zamanına denk geldi.

Nümayişler olmuş tabi. Ama esas itibariyle merkez üssü İstanbul olmuş. (Olaylar planlı mıydı?” sorusuna…) Bir nümayiş olarak hazırlanıp kontrolden çıkan bir hareket…” (Nelson A. ile 10.06.2009 tarihli görüşme)

Aziz Nesin, anılarında 6-7 Eylül saldırılarını şöyle anlatmıştı:

“1955 yılı, 6-7 Eylül gecesi, zamanın hükümeti Kıbrıs konusunda Türkiye’nin duyarlılığını dünyaya göstermek için İstanbul’da el altından bir miting düzenlemişti. O miting serserilerin, ayak takımının ve yoksulların gösterisine dönüşmüş, İstanbul’un bütün baldırı çıplakları sokaklara dökülmüş ve bu mitingin yönetimi hükümetin elinden çıkarak bütün gece İstanbul, özellikle Rum, Ermeni, Yahudi evleri ve malları yağmalanmıştı. Sabah olunca hükümet ne yapacağını şaşırmış, olmayan suçluları bulma telaşına kapılmış ve suçluları bulmuştu. Benim de içinde bulunduğum 60 kadar yazar, şair, çevirmen ve aydın!.. Hepimizi askeri cezaevine tıkmış ve zamanın sıkıyönetim komutanı, ‘Bunlar salkım salkım asılacaklar!’ diye buyruğunu vermişti.”



RUMLARDAN ÇAĞRI

Yunanistan’da bulunan İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu, olayların 60. yıldönümünde, TBMM Başkanı İsmet Yılmaz ve mecliste grubu bulunan siyasi partilerin başkanlıklarına bir dilekçe göndererek 6-7 Eylül’ü kınamalarını istedi. Federasyon, ayrıca dilekçede resmi olarak destek talebinde bulundu.

Merkezi Atina’da bulunan İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu, 6-7 Eylül’ün 60. yıl dönümünde, TBMM Başkanı İsmet Yılmaz ve mecliste grubu bulunan siyasi partilerin grup başkanlıklarına dilekçe yazdı.

Agos Gazetesi yazarı Uygar Gültekin kaleme aldığı haberinde, Rum toplumunun önde gelen sivil toplum örgütlerinden olan İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonunun, Ankara’ya çağrı yaptığını belirtti.

Dilekçe, Federasyon Başkanı Nikolaos Uzunoğlu ve Genel Sekreteri Nikolaos Anagnostopoulos imzasıyla, TBMM Başkanı İsmet Yılmaz, AKP, CHP, MHP ve HDP grup başkanları ve milletvekillerine gönderildi.

6-7 Eylül’ün olumsuz etkilerinin halen devam ettiğinin vurgulandığı dilekçede, “6-7 Eylül günlerinde yaşanan olaylar, büyük bir kırılma yaratmıştır. Cumhuriyet döneminde sayıları 100 binden fazlayken artık 3 binin altına düşmüş ve halen günden güne azalmaya devam ederek yok olmaya mahkûm bırakılmıştır” denilerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2010 yılında yaptığı 6-7 Eylül açıklaması ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Rum toplumuna yönelik ‘geri dönün’ çağrısı hatırlatıldı.



(Kaynak: Şalom- Avleramoz)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.