5 mahkumun yanarak öldüğü nakil aracı faciasında tek suçlu kapı!

Van'dan Metris Cezaevi’ne nakledilen cezaevi nakil aracının yanıp içindeki beş mahkumun ölmesine ilişkin beraata karar veren mahkeme gerekçeli kararını açıkladı. Kararda, aracın sürücüleri ve jandarma komutanının yangının çıkış nedenini bilemeyeceği belirtilirken, asıl sorumlunun Adalet Bakanlığı olduğu işaret edildi. Mahkumların araçta üç ayrı kilit sistemi ile kilitlenmesi, hücre dizaynında acil çıkış olanağının bulunmaması ve araç teknik şartnamesindeki eksiklikler nedeniyle mahkumların kurtarılamadığı ifade edildi. Ne var ki Adalet Bakanlığı yetkilileri hakkında da takipsizlik kararı verilmişti.

İsmail Saymaz'ın Radikal'de yer alan haberine göre, gerekçeli kararda arızanın aracın kullanımından kaynaklanmadığı, teknik bir arıza olduğu ve sürücü Cafer Sarı’nın da bu arızanın yangına sebep olacağını bilebilecek durumda olmadığı vurgulandı. Sanık Mustafa Kayalı ve İsmail Bostan’ın görevlerinin de aracın teknik sorunlarının çözülmesi değil, mahkumların sevk işlemleri olduğu kaydedildi. Sanıkların aracın kapısını açıp mahkumları kurtarmak için ellerinden geleni yaptıkları ancak yoğun duman ve alevlerden dolayı bunu başaramadıkları ifade edildi. 5 kişinin kurtarılamamalarının ana nedeninin, mahkumların üç ayrı kilit sistemi ile kilitlenmesi, hücre dizaynında acil çıkış olanağının bulunmaması ve araç teknik şartnamesindeki eksiklikler olduğu kaydedildi. Bu nedenle sanıkların kast ve kusurlarının bulunmadığı belirtilerek, beraata hükmedildi.

'RAPORLAR ARASINDA ÇELİŞKİLER VAR'

Ailelerin avukatı Necdet Edemen, nakil aracının proje aşamasından itibaren sorunlu olduğunu, hücre içinde hücre bulunduğunu, kapıların üç yerden kilitlendiğini ve acil çıkış kapısının da uygun bir noktada düşünülmediğini belirtti. Ancak beraat eden sürücünün aracı zorladığını ve komutanın da ilk yardım görevini yerinde getirmediğini ifade etti. Dosyada birbirleriyle taban tabana zıt raporların bulunduğunu vurgulayan Edemen, “Bu çelişkiler giderilmeden raporlardan birini diğeri üstün tutmak doğru değildir. Karara itiraz edeceğiz. Bozulacağını düşünüyoruz” dedi.

İLK RAPOR: BAKIM YETERSİZLİĞİ

Metris Cezaevi’nden 11 Eylül 2011’de yola çıkan cezaevi nakil aracı yedi şehir ve beş ilçe dolaşıp, beş günde 3 bin 166 kilometre kat ettikten sonra, motorundaki arıza nedeniyle 16 Eylül’de tutuşmuştu. Araçta elleri kelepçeli halde bulunan Akif Karabalı (24) ve Abdülsettar Ölmez (35) ile Van Cezaevi’nde yatan ancak İstanbul ’daki bir davanın duruşmasına katılacak hükümlüler Medeni Demir (47), Sinan Askan (18) ve İsmet Erin (33) can vermişti. Sürücü Cafer Sarı ve araçta görevli komutan İsmail Bostan hakkında ‘taksirle adam öldürmeye sebebiyet’ iddiasıyla Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştı.

İlk rapor, Pınarbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’nden üç uzman tarafından 21 Aralık 2011’de hazırlandı. Raporda; araçların servis hizmeti bakımından yeterli ve özenli bir alt bakım görmediği sonucuna varıldı. Raporun sonuç ve kanaat kısmında, “Araçların alt ve üst mekanik aksamındaki bakım eksikliği nedeni ile aşırı yağ sızması ve sızan yağ damlacıklarının motorun sıcak komponentlerine sıçraması sonucu kendi kendine tutuşması ile başlama olasılığının, yangının araçların serviste teknik açıdan yeterli ve ihtimamlı bir alt bakım görmemesi sonucu çıkma ihtimalinin çok yüksek olduğu sonucuna varılmıştır” denildi.

2 VE 3. RAPOR: BENZİN İSTASYONU SUÇLU

Yargılama başladıktan sonra Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi kazanın meydana gelmesinde kastı ve ihmali olanların kusur yüzdesinin belirlenmesi için Gazi Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Otomotiv Mühendisliği’nden ek bilirkişi raporu istedi. Üç uzman tarafından hazırlanan 20 Mayıs 2013 tarihli raporda; yangının standart dışı yakıt ve soğutma sistemi arızası gibi motordaki eksik bakımlar nedeniyle meydana geldiği sonucuna varıldı. Hakkında takipsizlik kararı verilmiş olan benzin istasyonu en büyük ihmal sahibi kabul edildi. Standart dışı yakıt ikmali yapan Elazığ Çayda Çıra adlı satış istasyonu yetkililerinin yüzde 50 asli, araç komutanının yüzde 20 asli, aracın alım şartnamesini hazırlayanlar ve araç bakım ve onarımından sorumlu servis yetkililerinin yüzde 10’ar, araç komutan yardımcısı ve şoförün yüzde 5’er tali kusurlu olduğu saptandı. Üçüncü rapor, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 3 Ocak 2014’te hazırlandı. Raporda, araç komutanı ve yardımcısına arıza nedeniyle kusur yüklenmezken; araç sürücüsü Cafer Sarı ve araç bakımından sorumlu servis yetkililerinin tali, akaryakıt istasyonu yetkililerinin ‘asli’ fail olduğu iddia edildi.

4. RAPOR: HERKES SUÇSUZ!

Mahkemenin isteğiyle, içinde hukukçuların da bulunduğu yeni bir ek rapor istemesi üzerine İstanbul Teknik Üniversitesi'nden (İTÜ) beş akademisyen ve iki avukatın da olduğu, 9 Şubat 2015 tarihli sonuncu rapor hazırlandı. Fakat bu raporda; benzin istasyonu çalışanlarının, bakım servis yetkililerinin, sürücü ve araç komutanı ile Adalet Bakanlığı görevlilerinin kusursuz olduğu öne sürüldü. Raporda, aracın İstanbul’dan hareketinden itibaren uzun süre kullanıldığından motorda sıcaklığın yükselmesi ve sızan yağların egzoz gazlarıyla tutuşmasıyla yangının çıkmış olabileceği ifade edildi. “Yangının önceden tahmin edilemeyen teknik bir arıza sonucu çıkmış olduğu” savunuldu. Önceki raporun aksine, “yangının standart dışı yakıt kaynaklı olduğu yönünde bir tespitin bulunmadığı ve bakım eksikliğinin yangına neden olduğu varsayımını destekleyen yeterli somut delil bulunmadığı” ileri sürüldü. Ayrıca “yangının aracın üretim hatasından ve ayıplı olmasından kaynaklandığı yönünde yeterli delil bulunmadığı, aracın satın alma sözleşmesiyle yangının çıkışı arasında illiyet bağı bulunmadığı” ifade edildi. Öte yandan, “Sürücüler ve araç komutanının yangının çıkmasına neden olabilecek kusurlu davranışları bulunmadığı gibi araçta yangın çıkabileceğini öngörüp tedbir almalarının kendilerinden beklenemeyeceği” vurgulandı. Raporda, “yangının çıkış nedeninin teknik arıza olarak değerlendirilmesi karşısında, tutukluların hayatını kaybetmesine, tutukluların kapıları kilitli olan hücreler içinde yolculuk yapmak zorunda kalmalarının neden olduğu” savunuldu.

Öte yandan eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Sefa Mermerci ‘hizmetin işlemesinden doğrudan sorumlu oldukları’ için, Van M Tipi ve Muş cezaevleri müdürleri ‘mahpusları uçakla nakletmeyip 1640 kilometrelik işkenceye maruz bıraktıkları’ için, Metris Cezaevi Müdürü de ‘bakımsız nakil aracını yola çıkardığı’ için soruşturuldu. Fakat haklarında kovuşturmaya yer olmadığına hükmedildi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.