4+4+4'ten faklı bir endişe


Kemal GÖKTAŞ

http://kemal-goktas.blogspot.com/

 

Okullardaki fiziki güvenlik standartlarının sağlanmaması nedeniyle ortaya çıkan kazalarda hayatlarını kaybeden çocukların aileleri, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanmasını Kademeli zorunlu eğitim getiren ve okula 60-72 ay aralığında başlama şartını getiren yasadaki tehlikelere dikkat çekmek için Ankara'da buluştu.

 

Meclis'te ve Milli Eğitim Bakanlığı'nda yetkililerle görüşecek olan aileler, son 24 ayda 16 çocuğun okullarda çeşitli nedenlerle hayatını kaybettiğine dikkat çekerek ziyaretlerinin amacını "4+4+4 yasası ile okul öncesi eğitim almaksızın okula başlatılacak 5-5.5 yaş aralığındaki çocuklara ilişkin fiziksel güvenlik kaygısını dile getirmek ve okullarda kurulması gereken fiziksel güvenlik denetleme sistemi ile ilgili toplumsal duyarlılık yaratmak" olarak açıklıyor.

 

Gündem Çocuk Derneği'nin destek verdiği aileler, kendi yaşadıkları acıları başka ailelerin yaşamaması için bir araya geldiler. Her biri acı dolu öykülerin taşıyıcısı olan aileler, can alan konuyla ilgili yetkililerin duyarsızlığından şikayetlerini dile getirirken, ölümlerde ihmali olan yöneticilerin cezasız kalmasına da tepki gösteriyor. Aileler "talebiniz nedir?" sorusuna öncelikle hep bir ağızdan "Adalet" diye yanıt veriyor ve ekliyorlar: "Anne babalar ateş onları yakmadan önce bizimle empati kursunlar. Biz de bilmiyorduk böyle olacağını..."

 

ACILAR...

Gündem Çocuk Derneği'nde bir araya geldiğimiz ailelerden anaokulunda tuvalette lavabonun üzerine düşmesi sonucu yaşamını yitiren 6 yaşındaki Efe Boz'un annesi Nurdan Boz, seslerini duyurmak için 550 milletvekiline mail attığını, ancak sadece CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'ndan "Sizin için ne yapabiliriz" diye dönüş olduğunu anlattı. Nurdan Boz, "Oysa biz 12 milyon çocuk için mücadele ediyoruz. Benim çocuğum öldü, gitti. Ama 12 milyon çocuk standartlara aykırı şartlarda eğitim görüyor. Olaylara kaderci yaklaşıyorlar. 'Duvar yıkılır' diyorsunuz. 'Hayır, yıkılmaz' diyorlar. Sonra yıkılıp altında çocuklar can verince 'Takdir-i ilahi' diyorlar. Ben oğlum Efe öldüğünden bu yana hep kabus görüyorum. Efe'den sonra okullarda ölen 12 çocuğa elimi uzatıyorum, ama tutamıyorum" diye anlatıyor yaşadığı acıları.

 

Otomatik kapıya sıkışarak ölen Anıl Erdem'in annesi Ayşe Erdem "Sabah okula gönderiyorsun ölüm haberi geliyor. Geriye kalan herkes ölü. Yaşıyor ama ölü..." diye Boz'un acısını paylaşırken yangı tatbikatında yanarak ölen Onur Akgün'ün annesi Melek Akgün "Oğlum 4 dakika yandı herkesin gözü önünde. Öğretmenleri, oradakiler kimse söndürmeye çalışmadı, kendi kendini söndürmeye uğraştı oğlum. Babasının ağlamaktan gözyaşı kalmadı, katarakt ameliyatı oldu. 'Abi beni kurtar' deyişi gözlerimizin önünden gitmiyor" diyor, gözlerindeki yaşlarla.

 

Başını pencereye sıkıştırıp ölen 9 yaşındaki Fadime Yalçın'ın babası Yaşar Yalçın ise acısını "Ben eve giderken her sabah, her akşam o müdürü görüyordum. Bu insanlık değil. İnsanlık buysa Türkiye'de adalet yok. Biz adalet istiyoruz. Benim eşim hala yürümekte zorlanıyor" sözleriyle ifade ediyor.

 

DUYARSIZLIK...

Aileler, yaşadıkları acıları, yetkililerin duyarsızlığı nedeniyle nasıl artığını da çarpıcı örneklerle anlatıyor. Anıl Erdem'in babası Doğan Erdem "Bana demir kapıyı çalıştıran motorun gücünün 6 ton olduğu söylendi. Milli Eğitim Müdürü'ne sordum, Hayır, 6 ton değil, 3 ton diye yanıtladı. 3 tonu 3 kilo sanıyor" derken Efe'nin annesi Nurdan Boz, en çok "takdiri ilahi" tesellisinin içini acıttığını söylüyor: "İstanbul Milli Eğitim Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Talip bize "Siz çok şanslısınız. O sabi sübyan sizi cennete taşıyacak" dedi. Biz bunu basınla paylaşınca da terfi etti, başkan oldu. Ben oraya acılarımla gitmişim, beni nasıl teselli edersin böyle."

 

POLİS BABADAN ŞÜPHELENMİŞ

Oğlu Umut'u yatılı okulda foseptik çukurunda bulan Ercan Balık ise yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

"Okul müdürü, kapakları kapalı olduğunda mutfağa koku gidiyor diye foseptik çukurlarının kapağını açtırmış. Kapaklar birkaç gün açık kalmış. O sırada Umut düşmüş ama kimsenin haberi yok. Biz de kayıp diye arıyoruz. Sonra hademelerden biri Umut'un kaybolduğu gün foseptik kapaklarının açık olduğunu söyledi. Müdür de saklamış bizden. Açtırdık, öyle bulduk. Üstüne üstlük, polis, oğlumu öldürdüm diye benden şüphelendi. 'Siz yoksulsunuz, çocuğu organ mafyasına mı verdiniz?' diye de sorgulandım."

 

BİR CANIN BEDELİ 18 BİN TL

"23 Nisan'da çocukları koltuğa oturtuyoruz ama sonra gerekli önlemleri almıyoruz. Böyle mi geleceğe hazırlıyoruz?" diye soran Boz'dan sözü okulun otomatik kapısına sıkışarak ölen Anıl Erdem'in babası Doğan Erdem alıyor:

 

"Müdür yüzde 100 kusurlu çıktı ama 2.5 yıl hapis verip 24 taksitte ödenmek şartıyla 18 bin 200 TL para cezasına mahkum ettiler. Bu para benim çocuğumun bedeli mi? Acımı dindirmem için suçluların cezasını çekmeleri lazım. Bir tanesi içeri girse diğerleri de ayaklarını denk alırlar. Adil bir soruşturma yapılsın. Müdür o okulda görevdeyken bilirkişi geliyor. Ben nasıl güveneceğim o raporun sağlıklı olduğuna? Burası Türkiye, yapılmayan bir şey mi?"

 

MÜDÜRLERE ÖDÜL VERİYORLAR

Fadime'nin dedesi Yaşar Yalçın ise cezasızlığa isyan ediyor: "Hiçbir soruşturma yapılmadan takipsizlik verip dosyayı kapattılar. Bir insan ekmek çalıyor, 3.5 yıl ceza alıyor. Bir okul müdürü önlem almadığı için 18 bin TL cezayla kurtuluyor. Burada adalet yok. O ailenin acısını dindirmek için en azından 1-1.5 yıl ceza yatmalı. Müdürün görev yerinin değiştirilmesi de ödül onun için. Sıkıntılı bir okuldan yeni bir okula gitmiş oluyor."

 

Efe'nin babası Kemal Boz da okuldaki ölümlerden dolayı hiçbir sorumlunun ceza almadığına dikkat çekerek "Bizim olaydan sonra da kimse açığa alınmadı. Bir okuldan alıp başka okula gönderiyorlar. Ama çoğunlukla onu da yapmıyorlar, sorumlu müdür o okuldayken soruşturma yapılıyor. Bizim olayda müdür başka bir okula kurucu müdür yapıldı. Protestolara dayanamayıp başka bir okula aldılar. Suçlular memur olunca korumak mı gerekiyor? 6 yaşında bir çocuk ölmüş..." diyor.

 

SUÇU ÇOCUKLARA ATIYORLAR

Birçok olayda kusurun ölen çocuklara atılması da ailelerin en çok tepki duyduğu şeylerden biri. Efe'nin annesi "Milli Eğitim müfettişleri Efe, kendi kusuruyla ölümüne neden oldu diye bilirkişi raporu yazdılar. Bakanlık müfettişleri düzeltti sonra" derken 4. kattan düşerek ölen Anıl Karagöz'ün yakınları bilirkişilerin küçük çocuğu "tali kusurlu" gösterdiklerine ilişkin raporu önümüze bırakıyor.

 

4+4+4 ENDİŞE VERİCİ

Efe Boz'un annesi Nurdan Boz, yeni eğitim sisteminden dolayı endişelerinin büyük olduğunu belirterek şu itirazları yöneltiyor:

 

"4+4+4 çocuklar için yapılmış bir çalışma değil. Çocukları düşünselerdi öncelikle okulların fiziki koşullarını standartlara uygun hale getirirlerdi. 60 aylıkken çocuğu okula göndereceğiz. Peki ama okulun şartları ne kadar uygun? Yaş sınırı küçük. Fiziki şartlar yetersiz. İnanılmaz tehlikeli bir durum var. Anne-babalar çok dikkatli olmalı. Olay olduktan sonra 'Yaramazdı, tendi hatası, takdiri ilahi, tali kusurlu' diyorlar. 4+4+4 teklifinden önce Milli Eğitim Bakanlığı ile yaptığımız görüşmeden sonra İlköğretim Kurum Standartları çıkardı. Biz yetersiz bulduk, değiştirilmesini istedik. Bizim görüşmemizden iki gün sonra Adapazarı ve Balıkesir'de iki çocuk daha öldü.

 

Okullarda fiziksel güvenlik ile ilgili etkin bir sistem kurulmadan, altyapı oluşturulmadan daha küçük yaştaki (60 ay) çocukların okula alınmaları ile okullarda yeni yaralanma ve ölüm vakaları olacağından endişe ediyoruz.

 

60-72 aylık çocukları okulda toplayacaklar. 60 aylıkların gönderilme zorunluluğu yok deniyor ama sürekli gündemde tutuluyor. 60 aylık çocuklar ana kucağından alınıp okula başlayacaklar. Ruhsal ve fiziksel açıdan deforme olacaklar. 50 kişilik sınıflarda tek bir öğretmen nasıl çocuklara hakim olacak? Aktivite ağırlıklı bir eğitim olacak diyorlar. Kaç okulda uygun kaydırak, oyun araçları, spor alanları var? Bunların cevabını istiyorum. Herkes etrafındaki okullara gidip baksın. Hangi lavaboyu kullanıyor, merdivenlerin basamak mesafesi ne, yüksekliği nasıl, kaydırmaz zeminler var mı?

 

ÖLÜMLERİN HEPSİ DEVLET OKULUNDA

Boz, ölümlerin hepsinin devlet okullarında meydana geldiğine de dikkat çekerek "Özel okulda olsaydı, o okul açık kalır mıydı?" diye soruyor.

 

İstanbul'un göbeğindeki Altay Çeşme İlköğretim Okulu'nun duvarları çökmek üzere. Uzun süredir dilekçeler vermemize rağmen hiçbir şey yapılmadı.

 

"MEDENİ ÜLKELERDE OLMUYOR"

Gündem Çocuk Derneği'nden Onur Yılmaz ise Efe’nin ailesinin 80 bin imza ile bir yıl önce yaptığı başvuru üzerine geçen ay kabul ettiği raporunda okulların çocuklar için güvenli olmadığını tespit ettiğini ve Milli Eğitim Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bu konuda çalışma yapmak üzere görev verdiğini belirterek bu çalışmaların ne aşamada olduğunu bilmediklerini söyledi. Yılmaz "Medeni ülkelerin hiçbirinde iş şansa bırakılmıyor. Çocuğun yaramaz olup olmamasına kalmıyor iş, önlemler alınıyor. Bu yüzden de bizdeki olaylar orada yaşanmıyor" dedi. Türkiye'de okulların fiziki standartları bakımından hiçbir kontrol sistemi olmadığını belirten Yılmaz, "iş okul müdürünün duyarlılığına ve velilerin taleplerine kalıyor. Bu yüzden velilerin okullardaki eksiklikler konusunda çok duyarlı ve talepkar olmaları gerekir" dedi.

 

MECLİS'İ ZİYARET EDEN AİLELERİN ÇOCUKLARI

* Umut Balık (10): Uşak Eşme'de okuduğu yatılı okulun bahçesindeki foseptik çukurunda boğularak öldü.

 

* Fadime Yalçın (9): 25 Mart 2010'da Manisa Demirciler'deki okulunda unuttuğu çantasını almak için içeriye girmeye çalıştığı pencerenin demirine başı sıkıştı.

 

* Efe Boz (6): 12 Mayıs 2010'da İstanbul Maltepe'deki anaokulunda yalnız gönderildiği tuvalette lavabonun üzerine düşmesi sonucu yaşamını yitirdi.

 

* Anıl Erdem (17): İzmir Bornova'da okulunun otomatik kapısına sıkışarak yaşamını yitirdi.

 

* Anıl Karagöz (12): yaşında 5 Nisan 2011'de Ankara Keçiören'deki okulunun 4. katından pencereden düşerek öldü.

 

* Mehmet Ali Yavuz (4): 20 Nisan 2011'de İzmir'de Menemen'deki okulun 8 aydır tamir edilmeyen demir kapısı okul bahçesinde oynayan Mehmet Ali'nin üzerine düştü. Hastanede hayatını kaybetti.

 

* Onur Akgün (17): 28 Kasım 2011'de Bitlis'in Ahlat ilçesinde yangın tatbikatı sırasında okulda ateşin üzerine dökülen tinerin parlamasıyla ağır yaralandı. Beş ay süren tedavisi kapsamında girdiği son ameliyatta yaşamını yitirdi.

 

* Furkan Üzümcü (17): 27 Aralık 2001'de Adapazarı'nda okuduğu okulda ders sırasında elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.