Elie Metchnikoff uzun yaşamın sırlarını vermişti

Yıllardan 1908..
Nobel Tıp Ödülü töreni.
İsveç Kraliyet Caroline Enstitüsü başkanı konuşuyor.
Kont Mörner diyor ki:
Tıpta son zamanlarda önemli gelişmeler yaşandı.
Devrim niteliğinde buluşlara tanık oluyoruz.
Hastalıklara neden olan mikropları bulup onları yok etmeye çalışıyoruz
Bir taraftan da insan vücudunu bu mikroplara karşı dayanıklı hale getirmek istiyoruz.
Diğer taraftan hastalık geçiren insanlar, kendilerini hasta eden mikroplara karşı daha dayanıklı hale geldiğini görüyoruz.
Hastalık geçirenlerin bağışıklık sistemleri daha çok güçleniyor.

Bu konuşmaya kaynaklık eden ise ELİE METCHNIKOFF 'tur.
1908 Nobel Tıp Ödülü kendisine verilmektedir.
METCHNIKOFF aslında bir Zoolog'tur.
1845 yılında Ukrayna'nın bir köyünde doğmuştur.
Okula başladığında botanik ve jeolojiye ilgi duyar.
Bitki koleksiyonları yapar.
Annesi çocuğundaki bu ilginin gelişmesi için özel hoca tutar.
Lisede temel bilimleri öğrenir. 4 yıllık Üniversite programını 2 yılda tamamlar.
Deniz faunasuna ilgisi arttığında zoolojiye yönelir.
1870 yılında Odessa Üniversitesine Anatomi ve Zooloji Profesörü olarak atandığında 25 yaşındadır.

İlk eşi tüberkülozdan öldüğünde psikolojisi iyice bozulur, üniversitedeki sorunlarla birlikte intihara sürüklenir.
İkinci eşinin yakalandığı hastalıkla mücadele ederken, bilimsel araştırma yapmaya karar verir.
Karısını kanını kendine enjekte eder.
Mikropların savunma sisteminde dönüşümüne inanmaktadır.
1882'de bu hastalıktan iyileşerek çıkar.
Ülkesindeki kaos ve sıkıntılar nedeniyle Odessayı terk eder, İtalya’nın yolunu tutar.
Messina'da zor yaşam koşulları içinde araştırmalar devam eder.
Yılbaşı ağacının dikenlerinden birini deniz lavrasına sokar.
Ertesi gün dikenin etrafında mobil hücreler görür.
Ve Fagozitos teorisi doğar.
1883 yılında ilk makalesini yazar; makalenin teması ''yiyici hücreler bünyeye giren mikropları yok etmektedir''.
Fagositler özel kan hücreleri olup, vücudumuzu işgale çalışan ajanlara karşı savaşan askerlerdir.
Ve bunlar beslenme ve sindirim sisteminde çok büyük görevler yapmaktadırlar.

ELİE METCHNIKOFF zoolog iken birden patalog olduğunu fark eder.

Yapısı gereği eleştirilere ve akademik kısıtlamalara tahammülü yoktur.
Ruh hali depresiftir. Bir çok kez intihara teşebbüs eder.
1885'te Odessa Bakteriloji Enstitüsünün başına geçer.
Şarbona karşı mücadeleye başlar.
1888 yılında kendisine karşı yapılan davranışlardan yılmıştır.
Odessayı terketmeye karar verir.

Parise giderek Louis Pasteur'ü ziyaret eder.
Pastuer onun fagositoz teorisini destekler ve birlikte çalışma olanağı sunar.
Paris'te yaşamının sonuna dek çalışacağı yeni bir dönem başlamıştır.
İmmün sistemi üzerine araştırmalarını yoğunlaştırır.
İnsan vücudunun doğal savunma sistemlerinde bakterilerin önemli olduğu tespitine varır.
Bakterileri ikiye ayırır.
Hastalık yapanlar, hastalıklara karşı direnç sağlayanlar

Yaşlılık üzerine çalışmalarını derinleştirir.
Gerentoloji biliminin kuruluşunu hazırlar.
Sağlıklı uzun yaşamın mümkün olduğunu inanarak beslenme üzerine yoğunlaşır.

''Yaşam süresini belirleyen sindirim organlarıdır'' vardığı en önemli sonuç budur.
Bağırsaklardaki doğal floranın güçlendirilmesini savunur.

Toksinler üreten mikroplar ortadan kaldırılarak, yaşlanma olayının normal seyrine döndürülmesinden yanadır.
O'na göre insan yaşı normal olarak 120 yıl olması gereklidir.

Kafkasya'da uzun yaşayan insanlar üzerinde yapmış olduğu incelemelerde bunu gözlemlemiştir.
GENÇLİK İKSİRİ dedikleri KEFİR’i inceler.
Anne sütündeki dost bakterileri fermente süt ürünlerinde gördüğünde amacına ulaştığını anlar.
Fermente süt ürünleri içindeki laktik asit bakterilerinin bağırsaklardaki zararlı mikrop üremesini engelleyebileceğini öne sürer.

Herkese fermente süt ürünlerini, ekşimiş sütü, kefir ve yoğurdu tavsiye etmiştir.
Onun sayesinde Avrupa'da hiç tüketilmeyen fermente süt ürünleri Paris'ten başlayarak bütün ülkelerde popüler hale gelmiştir.
Yoğurt ve kefir ile tanışan Avrupalılar uzun yaşamın sırlarını METCHINKOFF 'la araştırmaya başlamışlardır.
Birçok gıda firması, onun yanında çalışmalara katılarak mikrobiyolojik araştırmalardan yararlanır.
Kuruluşlarının temelinde ELİE METCHNIKOFF'un yaşam felsefesi vardır.

1908 yılında Nobel Tıp Ödülü modern İMMÜLOJİNİN kurucusu olarak ona verilir.
1908 yılında başlayan bir asrı aşan yolculuk devam etmektedir.

Bağırsaklar METCHİKOFF’un araştırmaların merkezindedir.
Sindirim sistemi sağlığın temel alanıdır. 
1916 Aralık ayında ölmeden önce arkadaşına ''bağırsaklarıma dikkatli bak, orada çok önemli şeyler olduğunu düşünüyorum'' demiştir.
Kapısını araladığı bakteri dünyasından içeri giren sayısız araştırmacı onun yolundan yürüyerek; Probiyotik bakterileri keşfetmişlerdir.
Sağlıklı ürün ve fonksiyonel ürün konseptleri geliştirmişlerdir.
Dost olan ve sağlığı olumlu etkileyen bu savaşçı bakteriler, hastalıklara yol açan ve bulaşıcı olan mikroplara karşı amansız mücadele verirler.
Bütün besinlerin öğütülüp ayrıştırılıp bir rafineri gibi özlerin meydana çıktığı bir sistem içinde bilim dünyası yeni araştırmalar ile bizlerin bilgi dünyasını aydınlatıyor.
Bu doğal savunma sisteminin mucizevi özelliklerini öğrendikçe şaşırmamak mümkün değil?

107 yıl sonra 2015 tarihinde PROBİYOTİKLERin ne kadar önemli olduklarını toplum kavrayabilmiş midir?

Tıp dünyası ve gıda firmaları ne kadar Probiyotiklerin farkındadır?

Bağışıklık sisteminin kurucusu ve koruyucusu olan probiyotikler hastalıkların tedavisinde yeni roller üstlenmektedirler.
Enfeksiyonlara karşı hastanelerdeki ameliyatlarda tek çare olmaktadır.
Yaraların iyileşmesindeki yararları yeni keşfedilmiştir.
Uzun ve sağlıklı yaşamanın sırlarını taşıyan probiyotikler, insanlığın geleceğini etkileyecek kadar büyük bir hazinedir.
Dünyadaki yaşamın temeli olan bu savunma askerleri durmadan insanların sağlıklı olması için savaşırlarken insanların bunların farkında olmamasının açıklaması çok zordur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.