Gezi'de gözünü aldılar ferini alamadılar

RUKEN ADALI - ANF

Çağdaş, Haziran ayaklanmasına tek gözünü verdi. Ancak o, gencecik yaşında ödediği bedeli büyük bir olgunlukla karşılamış durumda, “O büyük isyanın mütevazı birer parçası oldum” diyor. Gezi Şehit ve Gazileri Platformu'nun kurulmasına emek harcayarak mücadelenin içinde yer almaya devam eden Çağdaş'ın ve diğer Gezi gazilerinin tek gözlerinin feri, karanlığı aydınlatacak!

19 Aralık Cezaevi Katliamı'nda kimyasal silahla derisi eritilen, saçları yakılan Hacer Arıkan, "Ben devrime güzelliğimi verdim. Bizim devrimimiz bu nedenle güzel olacak" demişti. Yıllar sonra, Haziran ayaklanmasında, gençler devrime ya bedenlerini ya da gözlerini armağan etti.

Çağdaş Küçükbattal, o bedeli ödeyen gençlerden biri.

Çağdaş, ayaklanmanın 2. günü, polis tarafından gözünden vuruldu. Sonra tedavisi bitmeden tutuklanmak istedi. Tepkiler üzerine, cezaevine konulmadı ancak ev hapsine alındı. İki aydır ev hapsinde. Son bir kaç haftadır ayağında elektronik kelepçe var.

Ancak, O, evinden de mücadelenin içinde. Gezi Şehit ve Gazileri Platformu'nun oluşturulmasında aktif olarak yer aldı.

Çağdaş, 31 Mayıs gününü, sonrasını ve platformun kuruluşunu ANF'ye anlattı.

Gözünü kaybettiği günü anlatırken bile, gülümsüyor Çağdaş. Anlaşılan o gözünün feri hiç sönmeyenlerden.

'AĞZIMA SÜREKLİ KAN DOLUYORDU'

Bir gün önce yaşanan polis saldırısının ardından, 31 Mayıs akşam saat 19.00'da da Taksim'de toplanma çağrısı yapıldı. Çağdaş da binlerce insan gibi o çağrıya uydu.

"Saat 17.00 gibi kitle toplanmaya başladı ama inanılmaz bir kitle vardı. Taksim'in şantiyeye çevrilmesinden de insanlar yararlanmıştı, herkesin elinde barikat kurmak için bir malzeme vardı. İnsanlar İstiklal Caddesi'nin başına doğru ilerliyorlardı. Ellerinde bir demir parçası ya da bir tuğla vardı. O ara polis çok sert bir şekilde saldırdı. Benim daha önce hiç görmediğim büyüklükte bir barikat kuruldu. Fransız Konsolosluğu'nun hemen önüydü. Polis çok sert saldırınca, kitle, Tarlabaşı Bulvarı'na yöneldi. Tünel yeni kazılmıştı. O tünele barikatlar kuruldu. O barikatlar biber gazlarının etkisiyle alev aldı. Bir sarmaşık vardı. Polis, oraya gizlenip, mermi atar gibi hedef gözeterek gaz bombası atıyordu. Orada Selim gözünden vurulmuş. O anda haberimiz olmadı. Sonrasında ayaklarından, başından vurulanlar oldu.

Saat 21.00 gibiydi. Başımın hızlıca döndüğünü hissettim. Çok hızlı döndü. Yıldızlar çaktı ve kendimi yerde buldum."

Bilinci tam kapalı değildi ama konuşacak ya da hareket edecek dermanı da yoktu.

"Ağzıma sürekli kan doluyordu" diye anlatıyor. Burnu kırılmıştı, nefes alamıyordu.

Ortalıkta ambulans da yoktu. Daha sonradan ortaya çıkmıştı; ambulanslar polise gaz bombası taşıyordu.

Çağdaş'ı otopark çalışan bir emekçi, Taksim İlk Yardım Hastanesi'ne yetiştirdi.

"Bilincim açıktı. 'Ağzıma kan doluyor' dediğimi hatırlıyorum. Yanımdakilerin panik yapmaması için gözlerim kapalı olmasına karşın, yolu tarif etmeye çalışıyordum."

Bunlar yaşanırken, gözünü kaybedebileceğini hiç düşünmemiş Çağdaş.

"Gözünü kaybetme ihtimali o anda hiç aklıma gelmedi. Vurulmadan öncesinde de şunu hissediyordum: Bu bugüne kadar hiç karşılaşmadığımız bir şey. Bunun sonu ya çok sevindirici olacak ya da büyük bir kayıpla ayrılacağız buradan, diye düşünüyordum. Ya devrim olur burada ya da ağır kayıplar veririz. Ama kayba rağmen de kazanımlarımız büyük olur, diye düşünüyordum. Onu ilk anda barikatlar kurulmaya başladığında anlıyorsun. Çünkü benim kuşağımın çok görmediği şeyler. Zaten bizden öncekiler de görmemiş.

Hastaneye gittikten sonra yaralıların çığlıkları bu düşünceyi pekiştiren bir şey oldu. Ama gözüm görmez diye düşünmedim. Hatta gözüm kapalıydı ama gözümle ilgili bir sorun olduğunu düşünmedim. Kaşım açılmıştı, burnum kırılmıştı. Gözüme kan doldu geçici bir körlük yaşıyorum, diye düşündüm."

Çağdaş, sağ gözünün görme yetisini kaybettiğini bir hafta sona öğrenmiş.

"Bir körlük durumu vardı ama geçer diye düşünüyordum. Sanırım, olaydan bir hafta kadar sonra, doktora, 'Herhalde bundan sonraki hayatıma gözlükle devam edeceğim' dedim. O da, 'Umarım öyle olur ama kendini daha kötü bir sonuca hazırla' dedi. İnsan bundan dolayı üzüntü duyar ama çok etkilendiğim bir an olmadı. Herhalde bilinçaltımı hazırlamışım öylesi bir duruma."

Çağdaş, iki ameliyat geçirdi. Bir ameliyat daha olması gerekiyor, yani tedavisi devam edecek.

'BÖYLE BİR İSYANI HAYAL EDİYORDUM'

7 aydır yaşadıklarına rağmen çok net, ikirciksiz ve mütevazı konuşuyor.

"Kimse sonuçta gözünü kaybetmek istemez ama orada verilen bir mücadele vardı. O kadar büyük bir başkaldırı ki! Yıllarca istediğim bir başkaldırı. Sosyalistim, devrimciyim. Böyle bir isyanı hayal ediyordum ve oldu. Ben de o mücadelenin mütevazı birer parçası oldum. Yalnız benim de başıma gelmedi. Beyninden hasar oluşanlar, kaburgaları, ayakları kırılanlar ya da başkaca gözünü kaybeden arkadaşlarımız da oldu. Neden bana oldu, diye hiç düşünmedim. O çok büyük bir mücadeleydi ve ağır bedelleri olacağını biliyordum. Ölen arkadaşlarımız oldu."

Çağdaş, 4 Kasım'da Gezi direnişçilerine yönelik operasyon kapsamında gözaltına alındı, tutuklanmak istendi. Ancak tepkiler üzerine cezaevine konulmadı, ev hapsi verildi. Birkaç hafta önce de ayağına elektronik kelepçe katıldı.

Birkaç yıl önce, muhabirlik yapan Çağdaş, ele avuca sığmazlığıyla dikkat çekerdi. O günlerde de başı beladan kurtulmaz, sık sık gözaltına alınırdı.

Yerinde duramayan Çağdaş evde ne yapıyor?

İlk haftalar yoğun bir şekilde kitap okumayla geçirmiş.

Sonra...

Bilgisayar gelince durum değişmiş. Bir bilgisayar oyunundan bahsediyor Çağdaş, yine bütün zıpırlığıyla. "Özgürce her şeyi yapabiliyorsun oyunda" diyor ve ekliyor: Enerji birikmesi oldukça oyun oynuyorum.

Ancak sadece bu değil. Eve gelen giden eksik olmuyor. Anne ve baba, hala ve babaanne de gelenlerden gidenlerden memnun görünüyor.

Galiba, Çağdaş'ın gözlerinin önünde olmasının etkisi de var bu memnuniyette.

Gelenler arasında Haziran ayaklanması sırasında yaralanan direnişçiler de var. Bu ziyaretler sırasında yapılan sohbetlerde bir platform kurulması fikri oluşuyor.

Toplantılar, hafta sonları Çağdaş'ın evinde yapılıyor.

Önceki gün kuruluşunu ilan platformun amaçları; ailelerin başlattığı hukuki süreçte birlikte hareket etmek, gaz bombası ve plastik mermi kullanımının yasaklanması için mücadele etmek, polislere insanları öldürme yetkisi tanıyan Polis Vazife Salahiyetleri Kanunu ile özel yetkili mahkemeler ve Terörle Mücadele Kanunu'nun kaldırılması için mücadele etmek.

Çağdaş, platformun mücadelenin yeniden büyümesi için çok önemli bir araç olduğunun altını çizerek, tüm direnişçilerden destek istiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.