Bugün 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler günü...

Gazeteciler Günüyle, basın organlarının yayın yapma ve halka bağımsızca haber verme özelliğine dikkat çekilmesi amaçlanmaktadır.

Ülkemizde bu durumu layığıyla yerine getirebiliyor muyuz?

Tabii ki de hayır.

Ve neden "gazeteciler" değil de "çalışan gazeteciler" günü?

Bu sorunun cevabı şöyle;

1961 yılında 10 Ocak günü resmi gazetede yayınlanan bir kanun ile basın çalışanlarının bazı hakları yasal güvenceye kavuşmuş.

Şimdi ''212 sayılı yasa'' olarak bilinen düzenleme, iş sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması, sözleşmelere işin türü ve ücret miktarının yazılması gibi gazetecilerin sosyal ve yasal haklarını belirleyen hükümleri içermesinden dolayı her yıl 'çalışan gazeteciler' günü olarak kutlanıyor.

Lakin şuan ki koşullarda 'çalışan gazeteciler' günü denilmesi ne kadar mantıklı tartışmak gerekir.

Birilerinin hoşuna gitmediği haberleri yaptı diye işinden atılan binlerce gazeteciyi yok saymak ne kadar ahlaki bir durum sorgulamamız gerekir.

Gerçekçi olmak gerekirse basın özgürlüğünde son sıralarda yer alan bir ülke olarak böyle bir günü kutlamak bile tuhaf bir durum aslında.

Gazeteciler hapse atılıyor, bugün 146 gazeteci hapiste.

Binlerce gazeteci işsiz.

Sansür almış başını gidiyor.

Medya tekelleşmeden geçilmiyor.

Gazete ve TV’ler kapatılıp, mühürleniyor.

Gazetelere baskın düzenleniyor.

Gazeteciler hedef gösteriliyor.

Gazeteciler dövülüyor.

Binlerce gazeteciye davalar açılıyor.

Böyle bir tabloda bugünü eğlenerek geçirmenin hem vicdani açıdan doğru bulmuyorum.

Haber yaptıkları için cezaevlerine atılan, davalar açılan, şiddet gören, tehdit edilen, patron baskısı altında olan, hedef gösterilen meslektaşlarımızın mağduriyetleri giderildiği zaman gazetecileri gününün bir anlamı olacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.