Dersim halkının çığlığını duyun!

Dersim Katliamı kararının alınışının 75. yılında Avrupa ve Türkiye’de yaşayan Dersimliler kayıplarını anmaya hazırlanıyor. Avrupa Dersim Dernekler Federasyonu yazılı bir açıklama yaparak 4 Mayıs’ta Dersim’de olacaklarını belirterek kamuoyunu Dersim halkının çığlığını duymaya ve Türkiye’yi tarihiyle yüzleşmeye davet etti.

 

4 MAYIS’TA DERSİM 1937-38 MAĞDURLARINI ANIYORUZ!

“Tunceli Tenkil Harekatı“ olarak bilinen Dersim halkına yönelik toplu imha kararı 4 Mayıs 1937’de yapılan bir Bakanlar Kurulu toplantısında alındı. Bu karar akabinde Dersim toprakları bombalanarak yüzlerce, kadın, erkek, yaşlı, çocuk sivil öldürüldü. İki yıl aşkın devam eden askeri saldırılarda onbinlerce Dersimli katledildi, bir o kadarı da bilinmedik yerlere sürgün edildi, aileler parçalandı, çoğunlukla Anadolu‘nun batısına tek tek köylere dağıtıldı ve birbirlerini görmeleri yasaklandı. 1938‘de evlatlık verilen ya da kimsesizler yurduna yerleştirilen binlerce çocuğun akibeti hâlâ bilinmemekte.

 

BÜTÜN TOPLUMLAR GİBİ TÜRKİYE DE TARİHİ İLE YÜZLEŞMEK ZORUNDA!

Avrupa Dersim Dernekler Federasyonu Başkanı Yaşar Kaya, “Biz Dersim’liler, bütün bu sürecin kararının alındığı gün olan 4 Mayıs’ta kayıplarımıza sesimizi ulaştırmak istiyoruz. Bunun için dua etmek, mum yakmak, kurban kesmek ve niyaz dağıtmak istiyoruz. Aynı şekilde bu soykırıma varan uygulamaları gerçekleştiren devletin de kendi tarihi ile yüzleşmesini istiyoruz. Dersim’in çığlığı duyulmalıdır. Atalarımızdan onbinlercesinin vahşi bir biçimde katledildiği bu coğrafyada kültürümüz, dilimiz ve inancımızla yeniden ayakta olduğumuzu göstermek istiyoruz“ çağrısıyla kaleme alınan basın metninde bütün toplumlar gibi Türkiye’nin de tarihi ile yüzleşmek zorunda olduğunun altı çizerek devlet yetkililerine bu yüzleşmenin gerçekleştirilebilmesi için devamının getirilmesi çağrısında bulundu.

 

Avrupa Dersim Dernekler Federasyonu’nun Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’a çağrısı şöyle;

“1937-38 yıllarında yaşananları “katliam” olarak değerlendirme ve özür dilemenizden bugüne kadar somut bir adım atılmamıştır. TBMM’de kurulan “Dilekçe Komisyonu” Dersim toplumunun beklentilerini karşılamaktan çok uzaktır. Yapılması gereken karar alma yetkisi de olan ve mağdurların da taraf olduğu Dersim Hakikatlerini Araştırma Komisyonunu kurmaktır. Arşivlerin açılması olumlu bir adımdır, ancak Genel Kurmay Başkanlığının yaptığı “tasnif ediyoruz”, “gizlilik kararını dikkate alıyoruz” yönlü açıklamaları endişelerimizi arttırmaktadır. “Tasnif“ adı altında belgeler ayıklanıp halktan gizlenmemelidir. Arşivler açılmayarak Türkiye tam 75 yıl karanlıkta bırakıldı, daha fazla karanlığa ve belgelerin karartılmasına müsaade edilmemelidir. Söz konusu arşivlerin, akademik/bilimsel kimliğine tüm toplum tarafından ve mağdurların da güven duydukları bir heyet tarafından incelenmesi sağlanmalıdır.

 

Sayın Başbakan Dersim’de binlerce masumu katleden kimselerin bir kahraman gibi hava limanlarına, kışlalara, cadde ve sokaklara verilen isimlerini kaldırmak çok mu zor, bu basit adımı atmak için neyi bekliyorsunuz.

 

Sayın Başbakan Erdoğan devlette süreklilik vardır o gün bu vahşeti yaşatan devletin başında bugün siz ve Sayın Gül var, sizden beklentimiz Almanya Başbakanı Willy Brandt gibi bir özür dilemeniz ve tarih ile hesapsız yüzleşmenizdir. Dersim’e gelip bizim ile beraber üzüntümüzü paylaşın. Eğer samimi iseniz, Dersim’in acılarını basit politik bir argüman olarak kullanmak istemiyorsanız pratik adımlar atın ve çağrımıza kulak verin. Hukuki siyasi ve ahlaki bakımdan bu özrün gereklerini yerine getirin. Aksi takdirde, bizim acılarımızı suiistimal ettiğiniz inancı doğmakta ve bir hayli sorunlu olan 1930 ve 40’lı yılların ideolojik sorunlarını biz acılı insanlar üzerinden tartışmak isteğiniz görüntüsü oluşmaktadır ki, bu vahim bir hata olur. Biz isteriz ki topraklarımızın acısı dinsin, insan insana kardeş kılınsın. İnsanın acısı, ideolojileri mahkum etmek, ya da başka bir ideolojiyi temize çıkarmaktan daha önemlidir. “

 

Avrupa Dersim Dernekler Federasyonu Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ın yanı sıra bir de CHP ve onun Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na da; “Cumhuriyet tarihinin bütün insanlık dışı uygulamalarının ardında tek parti iktidarının; CHP’nin ırkçı, milliyetçi politikaları yer almaktaydı. Bu gerçeği görerek partinizin politikaları ve katliamdaki rolüyle açıkça ve cesurca yüzleşin ve bunun gereklerini yerine getirin“ çağrısında bulundu.

 

DERSİM HALKININ ÇIĞLIĞINI DUYUN!

Avrupa Dersim Dernekler Federasyonu’nun Dersim Katliamına dair talepleri şöyle;

 

• 4 Mayıs resmen 1937-38’de Dersim’de katliamda katledilenleri anma günü ilan edilmelidir. Hükümet bu konuda bir açıklama yapmalı, özür dilemelidir.

 

• 15 Kasım 1937 tarihinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Dersim Seyitlerinin mezar yerleri açıklanmalıdır.

 

• 1938 tarihinde evlatlık verilen, Çocuk Esirgeme Kurumu yurtlarına yerleştirilen verilen ya da dönemin yetkililerince kendi üzerlerine kaydedilen Dersimli yetim çocukların tam listesi açıklanmalıdır.

 

• TBMM’de ‘Dersim 1937-38 katliamını Araştırma Komisyonu’ kurulmalıdır.

 

• Dersim’i yok etmenin bir parçası olarak planlanan Munzur, Harçik ve Peri Vadileri’ndeki baraj inşaatları durdurulmalı, Dersim halkının feryadına kulak verilmelidir.

 

• Erzincan il sınırları içinde yer alan köylerden toplanarak Zini Gediği’nde katledilen 100 kadar Dersim’li mağdurun kemikleri DNA‘ testi ile tespit edilerek tek tek ve dini törenlerle yeniden defnedilmeleri sağlanmalıdır.

 

• Dersim 1937-38 katliamını da kapsayacak şekilde TBMM’de “Hakikatleri Araştırma Komisyonu” kurulmalıdır.

 

• Bugünkü “Tunceli” il sınırları Dersim’in tarihi sınırları ile değiştirilerek, yeni vilayetin ismi Dersim olarak belirlenmelidir.

 

• Dersim halkının kendi topraklarında kendi dilleri, inancı ve kültürü ile güven içerisinde yaşayabilmesi güvence altına alınmalı ve bu güne kadar uğradıkları zararlar tazmin edilmelidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.