Yunanistanlı aydınlardan deklerasyon

Dün sabah Yunanistan'da Eleftherotypia gazetesinde yüzlerce aydın, düşünür, gazeteci ve akademisyen tarafından bir deklarasyon yayımlandı.

 

Boğaziçi Üniversitesi’nden Yrd. Prof. Vangelis Kechriotis, kendisinin de imzaladığı bu metnin daha geniş toplumsal bir hareketin başlangıcı olmasının hedeflendiğini söylüyor.

 

Yunanistan’da yaşananlara ilişkin aydınların deklarasyonu şöyle:

 

TOPLUMU VE DEMOKRASİYİ SAVUNMAK İÇİN

 

Yunan toplumu, krizden olduğu kadar, krizle mücadelenin çıkışsız tariflerinden de sınava tabi tutuluyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası Yunanistanı'nda büyük mücadeleler ve fedakârlıklar sonucu elde edilmiş olan pek çok kurum yok edilmeye çalışılıyor: Sosyal güvenlik politikaları, sağlık sistemi, eğitim, ulaşım, doğal ortam ve kent ortamı, güvenli yaşama imkanı, halihazırda eksik ve değersizleşmiş bir sosyal devletin Yunan versiyonunu oluşturan tüm temel unsurlar bugün yerle bir ediliyor. Bunun sonucunda da toplum nefessiz bırakılıyor.

 

Bu çelişkinin baskısını devamlı olarak yaşamaktayız: Yoksulluk mu, yoksa iflas mı? Halbuki söz konusu olan bir çelişki değil, iki olumsuzun bir arada bize önerilmesidir: Hem yoksulluk, hem iflas. Üç ayda bir tanık olduğumuz, Yunanistan'ın Avrupa Birliği'nden kovulma tehdidi, etik olarak sorunlu ve ekonomik açıdan yıkıcıdır, çünkü Avrupa'yı kararsızlığın, ekonomik istikrarsızlığın ve krizin derinleşmesinin merkezi unsuruna dönüştürerek ağır düşüşü kuvvetlendirmektedir.

 

Her geçen gün, 2. Memorandum'un oylanmasıyla doruğa ulaşan, krizle mücadele politikasının, hem bir kurtuluş ve çıkış yöntemi sağlamadığı, hem de Yunanistan'ın senelerdir hastalıklı olan siyasetine ve ekonomisine tedavi uygulamadığı, ancak sosyal adaletsizliğe dayalı yıkıcı bir süreç olduğu aşikardır.

 

Krizin bedelini, onyıllarca devletten ve kamu çıkarından faydalananlar değil, kırılgan toplumsal gruplar ödemektedir. Şu an yaşadığımız, sosyal Avrupa modelinin öngördüğü ve uç ekonomik ve toplumsal eşitsizlikler yaratan, zenginliğin ve iktidarın devasa bir yeniden dağıtılması girişimidir. Aynı zamanda ırkçılığı ve yabancı düşmanlığını da içeren güçlü bir milliyetçilik yeniden hortlamış durumdadır.

 

"Reform" kavramının sözde kullanımı, krizin aşılmasının imkânsızlığını gösteren bir örnek niteliğindedir. Krizden, yenilenme ve güçlü bir kurumsal restorasyonla çıkmayı ümit edenler bile, dayatılan "reformlar"ın toplumu dağıttığının farkına varmaktalar. İçte hakim olan ve dışarıya da yayılan söylem, ahlakçı, cezalandırıcı ve itham edicidir. Her tür karşı çıkış ve eleştiri, "popülist", "loncacılık" veya "Avrupa karşıtlığı" olarak damgalanıyor. Önce darbe sonrası dönem ve bu dönemin ülkeye getirdiği demokrasi ruhu damgalandı, şimdi ise hükümete katılımıyla Radikal Sağ'ın aklanmasına tanık olduk. Aynı zamanda, ülkeyi "kurtaracak" olan "uzman" hükümetlerden, teknokrat ittifaklardan bahsediliyor. Çökmekte olan eski düzene karşı manidar hayal kırıklığı hissiyatından faydalanan ve popülist yöntemler kullanan güçlü antidemokratik ve totaliter eğilimler söz konusudur.

 

Ancak borç sözleşmelerinin karşısında "milli gurur" taşıyan bir söylemin aksine, tabii ki bu eski düzeni savunmuyoruz.

 

Yunanistan ve Avrupa, birbirini besleyen bir krize gömülmektedirler. Öyle bir kriz ki bu; Birliğin kurumsal zaaflarını açığa çıkarmakla kalmıyor, muhafazakar iktidarların neoliberal tarifler uygulayarak bu krizi nasıl kabul edilemez bir şekilde işlettiğini de gösteriyor. Ne kadar zor görünüyor olsa da, küreselleşmeye yeni bir anlam kazandıracak, tarihsel, ahlaki ve siyasal değerleri sunacak olan sosyal ve demokratik bir Avrupa için çalışmak zorundayız. Çünkü çözüm, ulusal ölçekte olamayacaktır, kıtamıza -hatta daha da ötesine- hitap etmek durumundadır. Bugün Yunanları küçümsüyorlar, yarın, güvensizlik ve kin duygularını besleyerek başka halkları küçümseyecekler. Avrupa tarihinde yıkıcı bir andır söz konusu olan. Böylelikle Yunanistan'la dayanışma, ilerici Avrupa'nın tamamı için siyasal bir mücadele alanıdır.

 

Bu kaba ve sınıf odaklı söylem karşısında, yurttaşların -özellikle de şu an kriz dolayısıyla zarar görmüş olanların- ihtiyaçlarını ve deneyimlerini merkeze alan bir eleştirel düşünceyi önermek durumundayız. Bu metni imzalayanlar olarak, toplumun ve demokrasinin müdafaası için güçlü bir cephenin inşa edilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Adalet, dayanışma ve demokrasinin temel ilkelerinde, yani liberal ve demokratik bir yönetimde yurttaşın özelliklerini oluşturan unsurlarda ortaklaşan, kelimelere yeni bir anlam vermeyi, farklı bağlılıkları olan yurttaşları ve toplumsal alanlar arasında bir yaratıcı iletişim sağlamayı hedefleyen, farklı alanlardan insanları bir araya getirecek olan büyük bir ittifak...

 

"Çıkmaz yol" mantığını, kolektif gururumuzu altüst ederek Yunan toplumunu itham eden temelsiz önyargıları reddederek, Yunanistan içinde ve dışında krizin sonuçlarını göstermeyi amaçlıyoruz.

 

Yunanistan krizi, içinde yaşadığımız tarihsel dönemi temelden sarsan daha genel bir krizin parçasıdır. Böyle bir geçiş döneminde, toplumun gerçek anlamı kadar demokrasi ve yurttaşlık kavramlarının da zedelenme tehlikesi altında olduğunun farkına varılması ayrıca önemlidir.

 

DEMOKRAT HABER

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.