Salih Müslim: Suriye'ye dış müdahaleye karşıyız!

Güney Yıldız / BBC Türkçe

Abdullah Öcalan, 1998 sonbaharında, Yunanistan'la başlayıp İmralı'da sona erecek yolculuğuna başlamasına günler kala, Suriye Kürtleri arasında, rejime karşı mücadele verecek bir örgüt kurulmasına karar verdi.

Türkiye'de devlet yetkililerinin, 14 yıl sonra İmralı'da görüşmelere başlamasında, belki de Öcalan'ın Suriye'den ayrılmadan önce verdiği bu son kararın oldukça büyük bir etkisi var.

ABD ve Türkiye'nin baskısıyla, kendisini ülkeden ayrılmaya zorlayan ve PKK'ya karşı sert bir tutum alan rejime karşı kurulmasını istediği ve birkaç saat içinde temellerini attığı bu örgüt, Suriye güvenlik teşkilatları tarafından iki yıl içinde faaliyet yürütemez hale getirildi.

Ancak, PKK çizgisinin güçlü bir zemine sahip olduğu bölgelerde devam eden örgütlenme, 2003 yılında Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) kurulmasıyla sonuçlandı.

PYD bugün 15 bini kişiyi aşkın silahlı gücüyle, Suriye'nin Kürt bölgelerinin büyük çoğunluğunda kontrolü elinde bulunduruyor. PYD'nin bu gücü, Türkiye'nin Suriye siyasetini zora sokan önemli unsurlardan biri.

Londra'da BBC Türkçe'ye konuşan PYD Eş Başkanı Salih Müslim de şimdi, Türkiye'de Suriye'deki gelişmelerin tetiklemiş olabileceği düşünülen PKK görüşmelerini yakından izliyor ve "Türkiye'nin, bu görüşmelerle birlikte, PYD'ye karşı politikasını da değiştirmeye başlayacağını düşünüyoruz" diyor.

PYD lideri, Türkiye-PKK görüşmeleriyle birlikte Avrupa'da ve Suriye içinde kendilerine karşı tutumlarda değişiklikler gördüklerini de ifade ediyor.

"ÖCALAN'IN TAVSİYELERİNİ GÖRMEZDEN GELEMEYİZ"

Müslim, 1982-83 yıllarında tanıştığı Abdullah Öcalan ve İran'daki PJAK'ın lideri Hacı Ahmed gibi, doğrudan çatışmalara komuta etmeyen, askeri alana uzak bir lider.

Ancak örgütüne askeri olarak oldukça güveniyor. Geçmişte, ayakta kalmak için Suriye'deki durumun mevcut haliyle devam etmesinin gerekli olduğunu söyleyen Müslim, "Bundan sonra süreç nasıl gelişirse gelişsin var olacağız. Kendimizi koruyacak gücümüz var." diyor.

Röportaj ve açıklamalarında bölgesel ve küresel güçlerin tepkisini çekmemeye özen göstererek son derece diplomatik bir dil kullanıyor.

Türkiye'de devlet yetkilileriyle görüşen Abdullah Öcalan'ın PYD adına da müzakerelerde bulunmasını kabul edip etmeyeceklerini sorduğumda, "Evet" demeyen Müslim, "Öcalan yalnızca PKK'nin lideri değil, Kürtlerin bir lideri, dışarda olmamasından dolayı Batıya (Suriye'deki Kürt bölgesi) biraz uzak ama önerilerde bulunabilir. Onun söyleyeceklerini, tavsiyelerini görmezden gelemeyiz" diyor.

"ÖZGÜR SURİYE ORDUSU İLE İTTİFAKIMIZ YOK"

PKK militanlarının Türkiye'den geri çekildikten sonra PYD'ye katılıp katılmayacakları konusunda ise şöyle diyor: "Böyle bir desteğe ihtiyacımız yok. Yeterince iyi yetişmiş savaşçımız var. İhtiyacımız olur ise gündeme gelebilir."

PKK'nın içindeki Suriye Kürtlerinin dahi PYD'ye katılmalarını beklemediğini söyleyen Müslim'e göre "PKK'ye katılanlar nereden olurlarsa olsunlar orada birleşmiş durumdalar, artık Suriye'den ya da İran'dan olarak anılmaları doğru değil."

PYD'nin Türkiye'nin tutumundan bağımsız olarak değiştirmeyi düşünmediği stratejik kararlarından biri ise savaşın kontrolleri altındaki bölgelere yayılmasını engellemeye çalışmak.

Özgür Suriye Ordusu ile birlikte Esad rejimine karşı aktif saldırılarını artırma planları olup olmadığı sorusuna, "Devrim bugün aslından uzaklaşıp bir iktidar savaşına dönüştü. Biz Özgür Ordu'ya bağlı gruplarla bazı yerellerde anlaşmalar yaptık fakat şu anda genel bir ittifak yok. Selefi gruplarla ise herhangi bir işbirliğimiz olmadı, olamaz." diyor.

"TÜRKİYE'NİN KÜRT SORUNU TÜM KÜRTLER İÇİN ÖNEMLİ"

Devlet yetkilileri ile PKK arasında devam eden ve Kürt sorununun şiddetten arındırılmasını hedefleyen görüşmelere karşı beklentisi ise bir hayli yüksek.

"Türkiye'nin kendi Kürt sorununu çözmesi, yalnızca Türkiye'deki Kürtler için değil, tüm Kürtler için son derece önemli." diyen Müslim'e göre, 1923 yılında Ermenistan'da kurulan Kızıl Kürdistan'ın, 1946 yılında İran'da kurulan Mahabad Kürt Cumhuriyeti'nin yıkılmalarında ve İran Şahı ile Saddam Hüseyin'in 1971 yılında Mustafa Barzani'ye karşı anlaşmaya varmalarının arkasında Türkiye'nin büyük payı var.

"Türkiye Suriye'deki Kürtlere de şimdiye kadar engel oldu" diyen Müslim, "Ankara kendi sorununu çözerse, diğer ülkelerdeki Kürtler üzerindeki bu olumsuz etkinin de ortadan kalkacağı" görüşünde.

Müslim, "Belki bundan sonra, Suriye'deki Arap muhalefetle daha iyi ilişkiler içinde olabiliriz. Şimdiye kadar Türkiye, etkisi altındaki grupların bizlerle görüşmesini istemiyordu. Bu tavrı değiştireceklerine inanıyoruz" diyor.

Ancak, henüz Türkiye ile doğrudan bir diyalog kurulabilmiş değil. "Dolaylı bazı mesajlar alıyoruz. Fakat şartsız bir şekilde doğrudan görüşmelere hazırız" diyerek kendi talebini de dolaylı olarak iletmiş oluyor.

DIŞ MÜDAHALEYE 'HAYIR', İSRAİL SALDIRISINA KINAMA

Rejimin kimyasal silah kullandığı iddiaları üzerine yoğunlaşan dış müdahale tartışmasında ise tutumlarının ne olduğunu sorusuna ise şöyle yanıt veriyor: "Suriye'ye dış müdahaleye karşıyız ve olası bir müdahalede Kürt bölgelerini savunuruz. Kürt bölgelerinin dış müdahalede tampon bölge olarak kullanılmasına izin vermeyiz."

Bu bakımdan, Irak işgali öncesinde Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) oluşturduğu birlik ile PYD arasında kurulabilecek paralellikler sınırlı.

İsrail'in Şam'a düzenlediği bombalı saldırıyı da kınayan Müslim, "Suriye'nin zarar görmesine yol açan bu saldırıya fırsat verdiği için Esad rejimini suçladıklarını" da söylüyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.