07 Ocak 2017 Cumartesi 21:03
Portekiz’in tarihi sosyalist lideri Soares hayatını kaybetti

Portekiz’in Salazar diktatörlüğünden çıkışından sonra demokrasiye geçişte önemli rol oynayan eski sosyalist başbakan ve cumhurbaşkanlarından Mario Soares hayata gözlerini yumdu.

Lusa haber ajansının duyurduğu habere göre, Aralık ayı ortalarından itibaren hastanede tedavi gören 92 yaşındaki Soares, bugün yaşamını yitirdi. Soares’in daha önce yaşlılığa bağlı olarak komaya girdiği duyurulmuştu.

Soares, Lizbon Üniversitesi’nde tarih, felsefe ve hukuk eğitimi almıştı.

Portekiz’de ‘modern demokrasinin babası’ olarak da anılan Mario Soares, uzun yıllar üniversitelerde ders verdikten sonra 1933-1974 yılları arasında süren Salazar rejimi (Estado Novo) karşıtı mücadelesi nedeniyle 1970 yılından itibaren Fransa’da sürgün hayatı yaşamıştı.

1973 yılında sürgündeki rejim karşıtlarıyla birlikte Portekiz Sosyalist Partisi’ni kuran ve ilk genel sekreterlik görevini üstlenen Soares, Karanfil Devrimi’yle diktatörlüğün yıkılması ardından 1974’de Dışişleri Bakanı oldu. 1976-1978 ve 1983-1986 yılları arasında başbakanlık görevinde bulunan Soares, 1986’dan 1996’ya kadar ise cumhurbaşkanlığı yapmıştı.

Mario Soares, 41 yıl süren faşist cunta rejimi sonrasında Portekiz’de demokratik yaşamın yerleşmesindeki çabalarıyla öne çıkıyordu. (Kaynak: ANF)

PORTEKİZ'İN UNUTULMAZ LİDERİ MARİO SOARES KİMDİR?

Portekiz politikasına damgasını vurmuş bir lider. Ama Mario Soares aynı zamanda Avrupalı ve Avrupacı bir siyasetçi. İki defa başbakanlık, iki defa devlet başkanlığı yapan politikacı gerçek bir Avrupa Birliği savunucusu. Diktatörlük yönetiminin baş muhalifi, sırf muhaliflerin haklarını savunabilmek için hukuk eğitimi almış.

7 Aralık 1924’te dünyaya merhaba diyen politikacı öğrenciyken bile siyasetten uzak kalamıyordu. Komünizmi savunuyor, Antonio Salazar’ın otoriter yönetimine karşı mücadele ediyordu. Kısa sürede tutuklanacak, ülkeden sürülecek ve Fransa’da sürgün hayatı yaşayacaktı. 1974’te diktatörlüğe karşı yapılan Karanfil Devrimi’nin hemen ertesinde ülkesine geri döndü. Ülkenin otoriter bir diktatörlükten demokrasiye geçtiği dönemde o da başbakanlığa kadar yükseldi.

Ülkesinin Avrupa Ekonomik Topluluğu’na girmesi için vakit kaybetmeden kolları sıvadı. Portekiz kamuoyu o dönem Avrupa’ya oldukça çekimser yaklaşıyordu. Fakat başbakan halkını ikna etmeyi başaracaktı.

“Portekiz bu ortak çabaya dengeli bir şekilde katkıda bulunmaya hazırdır.”

Başbakanın başarılı siyasetini Portekiz halkı ödüllendirmede gecikmedi. 1987 cumhurbaşkanlığına seçildiği yıl oldu. Bu göreve arka arkaya iki defa getirildi. Fakat solcu liderin görev süresinin özellikle ikinci dönemi sağcı hükümetlerle mücadele etmekle geçti. Cumhurbaşkanlığına yeniden seçilme gibi bir hakkı olmaması politikacının Avrupa kurumlarına yönelmesine yol açtı.

2006’da ise sürpriz bir kararla Portekiz siyasi hayatına geri döndü. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yeniden katıldı. Ama Sosyalistler bölünmüş ve eski güçlerinden uzaktı. Ezeli sağcı rakibi Anibal Cavaco Silva seçimlerin ilk turunda zaferini ilan etti. Soares hayal kırıklığına uğramış da olsa Avrupa fikrini savunmaya devam etti:

“Avrupa’nın içinde bile büyük ayaklanmalara şahitlik edebiliriz. Çünkü halklar Avrupa’nın şu halini reddedebilir. Avrupa bu değil. Avrupa başka bir şey, bir diyalog, karşılıklı saygı ve sosyal refah alanı.”

Portekiz’in ve İspanya’nın Avrupa Birliği’ne üyeliklerinin 25. yılı kutlamalarında hazır bulundu. Avrupa Birliği’nin bu önemli sembolü son nefesine kadar Birlik için çalışmaya devam etti. (Kaynak: euronews.com)

Son Güncelleme: 07.01.2017 21:17
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.