İsviçre'de barış mitingi: Yapmadıklarımızın da sorumlusuyuz!

Ş. Murat Özten - Özgül Dede / Demokrat Haber İsviçre

21 Eylül Birleşmiş Milletler Barış Günü dolayısıyla, dün (20 Eylül Cumartesi) İsviçre’nin ağırlıklı olarak muhafazakar seçmenlerinin yaşadığı kantonu St. Gallen’de çok sayıda İsviçreli ve değişik ülkelerden göçmen gruplarının katıldığı bir miting düzenlendi.

CaBi Irkçılığa Karşı Buluşma Noktası, Uluslararası Af Örgütü St. Gallen Temsilciliği, Demokratik Kürt Toplum Merkezi St. Gallen Temsilciliği, Sri Lanka İçin Adalet ve Demokrasi Derneği, Doğu İsviçre Dayanışma Ağı, St. Gallen Barış Haftası Grubu, Bodensee Barış Yolu Derneği ve İsviçre Barış Konseyi’nin çağrısı ve pek çok başka kurumun desteğiyle gerçekleştirilen miting saat 14:00’te kanton merkezindeki Bahnhofplatz’da başladı.

“SAVAŞ TARAFLARINA SİLAH TİCARETİNE SON”

Kısa bir konuşmayla mitingi başlatan CaBi Irkçılığa Karşı Buluşma Noktası Temsilcisi sosyolog Marina Widmer mitinge çağrı yapan grupların taleplerini şöyle sıraladı:

- İsviçre Devleti’nin sığınma başvurusunda bulunan savaş mağdurlarının taleplerine daha yüksek oranda olumlu yanıt vermesi,

- Saldırgan savaş taraflarına yapılan her türden silah sevkiyatına ve onlarla yapılan ticarete son verilmesi,

- Savaş bölgelerindeki iç göç ve savaş mağdurlarına yönelik insani yardımın arttırılması ve

-Birleşmiş Milletler Barış Sözleşmeleri’nin harfiyen uygulanması.

Maria Widmer dünkü gazetelerde İsviçre Hükümeti’nin savaş malzemelerinin ihracını düzenleyen yasalarda savaş malzemelerinin daha fazla ihracı lehine esnekliğe gideceği yönündeki haberlere vurgu yaparak “Buna kesinlikle karşı çıkıyoruz“ dedi.

“BU İNSANLAR GÖNÜLLÜ OLARAK GÖÇ ETMİYOR”

Birçok jenerasyonu bir araya getiren ve özellikle yaşlı İsviçreliler’in coşkulu katılımlarının göze çarptığı mitingte ilk uzun konuşmayı İsviçre’nin ilticacılar politikasına yoğunlaşan insan hakları aktivisti ve ilticacılara yardım organizasyonu Solidarité Sans Frontières’nin aktif bir üyesi ve ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına karşı aktif olarak çalışanlara verilen Fischhof ödülünün sahibi olan 69 yasındaki Anni Lanz yaptı. Konuşmasının bazı pasajları Savaş Travması Vakfı yönetim Kurulu üyesi Arne Engeli tarafından okunan Anni Lanz şunları söyledi:

“Hepimiz biliyoruz ki içinde biz İsviçreliler’in de bulunduğu dünyanın en varlıklı %10’u dünya ekonomisinin yarısından daha azıyla yetinmek zorunda kalan geri kalan %90’lık nüfusun acıları pahasına yaşıyor. Biz, yani hammadde fakiri olan İsviçre, diğer ülkelerden hammadde alarak işliyoruz. İnsan haklarını sistematik ve ağır biçimde ihlal eden ülkelere yaptığımız silah ihracatıyla para kazanıyoruz. Herkes biliyor ki bu insan hakları ihlallerinden dolayı yerini yurdunu terk etmek zorunda kalan insanların sayısı 50 milyonu aştı ve bu insanlar gönüllü olarak göç etmiyorlar. Bizler savaş bölgelerinde yaşanan acılardan da bihaber değiliz. Yine biliyoruz ki, savaş nedeniyle en çok göç alan ülkeler aslında yoksul ülkeler. Ve bütün bunları çok iyi bilmemize rağmen hala bu yaşananlarda tarafsız bir ülke olarak sorumluluğumuzun bulunmadığını ve kendi ülkemizi bu kaostan korumamız gerektiğini işliyoruz“.

“DAYANIŞMANIN PAHA BİÇİLEMEZ DENEYİM HAZİNESİNE SAHİBİZ”

Konuşmasında bu mitinge katılan insanların İkinci Dünya Savaşı sırasında Naziler’den kaçıp gizlice İsviçre’ye gelen savaş mağdurlarına İsviçre Devleti’ne rağmen yardımcı olan bir dizi cesur İsviçreli’nin duygularını taşıdıklarını ifade eden Anni Lanz, İsviçre Devleti’nin ise İkinci Dünya Savaşı dönemindeki karanlık yanıyla ve tarihindeki milliyetçi yanılgılarıyla toplumun önünde yüzleşemediğini belirtti ve “Biz burada bulunanlar geçmişte yaratılan insancıl geleneği tekrar canlandırabiliriz. Çünkü biz direniş ve dayanışmanın paha biçilemez deneyim hazinesine sahibiz. Milliyetçi yalanlarla başa çıkabilme gücü ise bir yandan cesareti, diğer yandan eleştirel ve özeleştirel düşünce tarzını gerekli kılıyor“ dedi.

“SÖZ KONUSU OLAN SADECE CİNAYETLERDİR”

Anni Lanz’dan sonra miting kürsüsüne çıkan ve Demokratik Kürt Toplum Merkezi St. Gallen Temsilciliği adına konuşan Cenk Akdoğanbulut ise konuşmasında adını İslam Devleti olarak değiştiren IŞİD’in katliamlarını mercek altına aldı:

“Bunlar sadece diğer inanç gruplarından olanlara karşı savaşmıyorlar. Ayrıca kendileri gibi düşünmeyen herkesi hedefliyorlar. El Kaide de dahil olmak üzere diğer radikal islami grupları bile inançsız ilan ettiler. Bu teröristler bir gün içinde 1700 Şii’yi öldürmüş olmakla övünüyorlar. Kadınları satmak ve tecavüze sunmak için zincire vuruyorlar. İnternette dolaşan vahşice infaz videolarıyla böbürleniyorlar. Bütün bunların dinle hiçbir ilgisi yoktur. Söz konusu olan sadece cinayetlerdir“.

“YAPMADIKLARIMIZIN DA SORUMLUSUYUZ“

PKK’nin bölgede IŞİD tarafından baskı ve zulme uğrayan halkların koruyucu gücü ve Ortadoğu’daki ilerici politikaların son kalesi olduğunu, bu nedenle meşru görülmesi ve IŞİD militanlarına karşı savaşında desteklenmesi gerektiğini belirten Akdoğanbulut konuşmasını Molière’in sözleriyle bağladı: “Biz sadece yaptıklarımızın değil, yapmadıklarımızın da sorumlusuyuz“.


“SAVAŞ BARONLARININ KAR HIRSI DUR DURAK BİLMİYOR”

Kürsüye son olarak İsviçre Barış Konseyi Başkanı Ruedi Tobler geldi. “Bizi burada biraraya getiren şey dünyada son zamanlarda savaş ve çatışmaların artmasının yarattığı korku ve rahatsızlıktır“ diyerek sözlerine başlayan Tobler sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dün İsviçre Hükümeti silah lobisinin baskısı altında savaş malzemelerinin ihracıyla ilgili yasaların daha da esnetilmesi kararını aldı. Bu kararla İsviçre’nin insan haklarını ciddi ve sistematik olarak ihlal eden ülkelere silah ve diğer savaş malzemelerini satışının önü iyice açılıyor. Savaş baronlarının kar hırsı dur durak bilmiyor ve onlar kendilerini liberal ve hristiyan olarak adlandıran politikacılar tarafından da destekleniyorlar“.

MİTİNGTEN NOTLAR

- Mitinge çoğunluğu İsviçreli, Kürt ve Sri Lankalılar’dan oluşan yaklaşık 400 kişi katıldı. Özellikle yaşlı İsviçreliler hayli coşkulu ve kararlıydılar. Anni Lanz’in konuşması defalarca alkışlarla desteklendi.

- Miting alanında PKK lideri Abdullah Öcalan’ın resminin bulunduğu büyük bir pankart da açıldı. Ayrıca üzerinde “Kürt Halkı’na yönelik katliama son“, “Kobani’ye yönelik saldırılara son“, “Türkiye’ye silah ve diğer askeri malzemelerin sevkiyatı durdurulsun“, “Suskunluğunu kır“ yazan dövizler taşındı.

- Aynı zamanda tarihçi ve öğretmen de olan St. Gallen’li müzisyen Hans Fässler gitarıyla içlerinde Amerikalı muhalif folk müzik sanatçısı Pete Seeger’in “Where Have All the Flowers Gone“ adlı ünlü şarkısının ve bir İtalyan halk türküsü olan “Era Nato Poveretto“nun da bulunduğu dört şarkı seslendirdi.

- Miting’te 11 Ekim tarihinde İsviçre’nin Bern kentinde yapılacak olan “İşkencenin Değişen Yüzü“ adlı sempozyumun duyurusu da yapıldı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.