Bu da Filistin Büyük Felaketi: NAKBA

Ne yaşanmış ve bitmiş. Ne de geçmişte kalmış bir tarih dilimi. 60 yıldan daha eski. Filistin halkının yaşadığı tüm felaketlerle birlikte anılan, yazılan ve süren bir tarihin adı. Yani Nakba. Ama Filistinliler "Büyük felaketin" 63. yılına bu yıl örgütler arasında yapılan anlaşmayla giriyor.

RAMALLAH/İSTANBUL- İsrail için “Filistin” sözcüğü lanetli gibidir. Çünkü Filistin yok edilemeyen bellek, direnişin en güçlü biçimlerinden biridir. Ama İsrail için "Filistin" sözcüğünün karşılığı neyse Filistinliler için Nakba da o kadar günceldir.

4,5 MİLYON FİLİSTİNLİ MÜLTECİ

Nakba... Filistin topraklarının işgal edilerek 15 Mayıs 1948'de İsrail devletinin kurulmasına verilen ad. Tam olarak karşılamasa da Türkçe'ye ‘felaket’, ‘yıkım’ ya da ‘facia’ olarak çevriliyor. Nakba, bir halkın bilinçli olarak yıkımı, bilinçli olarak felakete uğratılması, bir ülkenin ve vatandaşlarının çok planlı bir biçimde yakılıp yıkılması demek. Arap aydını Konstantin Zureyk tarafından Ağustos 1948’te ortaya atılan Nakba "sürmekte olan" olarak kullandı. Zira 500’den fazla Filistin köyünün haritadan silinmesi 1948’te değil, "siyonist fethi" takip eden yıllar içerisinde gerçekleşti. 1880’lerde Filistinlileri topraklarından sürme mücadelesi Kasım 1947’de doruk noktasına ulaşarak devam etti. Öyle ki siyonist güçler 14 Mayıs 1948’ten önce 700 bin Filistinliyi topraklarından sürdü. 1950’lerde ve 1967 sonrasında da yüzbinlerce Filistinli topraklarından sürüldü.

1948 yılından bu yana Filistin topraklarının yüzde 78’i işgal edildi. Filistinlilerin en az yüzde 60’ı ya göç etmiş durumda ya da topraklarına uzakta bulunan mülteci kamplarında yaşıyor. Bugün 4 milyon 700 bin Filistin'li topraklarından uzakta yaşamak zorunda bırakılıyor. Sadece ağır çekim soykırımın yaşandığı Gazze’de 1.5 milyon Filistinli kuşatma koşullarında hayatta kalmaya çalışıyorlar, yüzbinlercesi İsrail tarafından hukuksuz bir şekilde tutuklanıyor veya öldürülüyor.

128 YILDIR SÜREN BİR ÇAĞ

New York Colombiya Üniversitesi Arap Politikaları bölümünde yardımcı profesör olarak görev yapan Joseph Massad, Nakba'yı şöyle yazıyor: "60 yıldan daha eski bir gerçekliktir ve halen bizimledir, bizimle birlikte yaşamakta, Filistin halkının yaşadığı tüm felaketlerle birlikte tarihi yazmaktadır. Nakba’yı 128 yıldır süren ve halen devam eden tarihi bir çağ olarak değerlendiriyorum. 1881 yılında Filistin’de ilk Yahudi sömürgeleri baş gösterdiğinde, herkes biliyordu ki, bunun sonu gelmeyecek."

"İKİNCİ NAKBA"

Nitekim sonu gelmiyor. Massad'ın “1948 olaylarına verilen isim olarak adlandırıldığından beri, devam eden-mevcut bir eylem” olarak ifade ettiği Nakba, kendini siyonist yerleşim bölgeleri olarak gösteriyor. Sadece Doğu Kudüs'te 60 bin evin yıkılması planlanıyor. Filistinlilerin "İkinci Nakba" olarak nitelendirdiği yerleşim bölgelerine İsraillilerin yerleştirilmesi planlanıyor.

27 YILDA 140 BİN FİLİSTİNLİ'NİN İKAMETGAHI SİLİNDİ

Çeşitli şekillerde sürmekte olan "Büyük felaket" yakın zamanda kendini bir başka biçimde gösterdi. Siyonistlerin, 1967-1994 yılları arasında yurt dışına giden yaklaşık 140 bin Filistinli'nin ikamet haklarını, önceden uyarıda bulunmadan, gizlice iptal ettiği ortaya çıktı. İsrail Merkez İstatistik Bürosu verilerine göre; 1994 yılında Batı Şeria'daki Filistinlilerin sayısının 1 milyon 50 bin kişi dolayında olduğu, böyle yapılmasaydı, nüfusun yüzde 14 oranında artacağı belirtiliyor.

EL HAKİM: GELECEĞİN ASIL SORUSU

Nakba'nın tanığı, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin kurucusu Dr. George Habaş'ın yazılarının derlendiği “Filistin; Düşle Gerçek Arasında” kitabında, "Arap toplumsal güçlerinin, artan düşmanca saldırılara karşı direniş sergilemeyeceğini düşünmek imkânsızdır. Bu yüzden, geleceğin asıl sorusu, canlanma, direniş ve iktidar yolları üzerinde nasıl ustalaşılacağıdır" belirlemesinde bulunuyor.

Halk tarafından El Hakim, yani Bilge olarak adlandırılan Habaş, Filistin için elzem bir değerlendirmede bulunuyor: "İsrail'in gücü, her şeyden önce bizim zayıflığımızda yatıyor.”

Nitekim Filistin tarihine son zamanlarına ayrılıklar, çatışmalar damgasını vurdu. Hamas ile El Fetih arasında 4 yıldır yaşanan çatışmalı ayrılık geçtiğimiz günlerde Mısır'ın başkenti Kahire'de imzalanan anlaşmayla "resmen" sona erdi. Anlaşmayla, Batı Şeria ve Gazze Şeridi yönetimlerindeki El Fetih ve Hamas arasında, geçici hükümet kurulması ve 1 yıl içerisinde seçime gidilmesi konusunda uzlaşı sağlandı.

BAĞIMSIZLIK ADIMLARI

İsrail ise, El Fetih lideri Mahmud Abbas'a "Ya Hamas ile anlaşma, ya bizimle" tehdidinde bulunurken, Eylül ayında Filistin'in bağımsızlığının ilan edilmesi gündemde.

Mahmud Abbas yönetimi, 1995'te İsrail'le imzalanan Paris anlaşmasının ekonomik boyunduruğundan kurtulmak için Merkez Bankası kurma ve Filistin parası basma kararı aldı. Bu gelişmenin Eylül ayında Filistin'in bağımsızlığını ilanına bir hazırlık olduğunu belirtiliyor.

Bunun ardından Filistin Özerk Yönetimi lideri Mahmud Abbas, barış görüşmeleri için şart koştuğu yerleşim yerleri planının devam ettirilmesi halinde, "İsrail'in onayı olmadan da Filistin devletini ilan edebilecekleri" mesajını verdi.

Buna karşılık İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman ise yerleşimlerin durdurulmasının mümkün olmadığını söyledi. Filistinli örgütler arasında imzalanan barış anlaşmasının "Filistin-İsrail barışı" için engel olduğunu da söyleyen Lieberman, Kudüs ve diğer bölgelerde yerleşimlerle ilgili hiçbir ertelemenin söz konusu olmayacağını dile getirdi.

BM: FİLİSTİN TANINMAK İÇİN BAŞVURU YAPMALI

Filistin ve İsrail cephesinde bunlar yaşanırken, geçtiğimiz günlerde ise BM tarafından yayınlanan bir raporda, Filistin'de "devlet kurulması sürecinde önemli ilerleme sağlandığı" bildirildi.

BM'nin Ortadoğu Özel Koordinatörü Robert Serry'nin ofisi tarafından hazırlanan raporda, Filistin tarafının, hükümet işlevlerini yerine getirme konusundaki ilerlemesini 6 alanda hızlandırdığı kaydedildi. BM Genel Kurulu Başkanı Joseph Deiss de, Filistin'in bağımsız bir devlet olarak BM'ye nasıl üye olabileceği sorusuna, Filistin'in bağımsız bir devlet olarak BM tarafından tanınmak için BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'a başvuruda bulunması gerektiğini söyledi.

İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman'dan ise, "Filistinliler kendilerinden oldukça eminler ve uluslararası kamuoyu desteğini sağladıklarını düşünüyorlar. Bunun da onlara İsrail ile müzakerelerde uluslararası camiada daha fazla şey elde ettiklerini düşmelerine neden oluyor" yanıtı geldi.

"GERİ DÖNECEĞİZ"

Filistin, Nakba'nın 63. yıldönümüne tüm bu gelişmeler ve Kahire'de yapılan barış anlaşmasıyla giriyor. Filistinli örgütler, "Filistinlilerin doğal hakları olan evlerine geri dönme talebi için yürüyüşler yapılacağını" duyurdu.

Filistinlilerin protestoları ise bugünden başladı. Gazze, Batı Şeria ve Beyt Lahem'de yürüyüş gerçekleştiren halk, Filistin bayrakları ve "geri döneceğiz"in sembolü anahtarlar taşıdı. Gazze'de yapılan eyleme katılan yüzlerce çocuk, 1948'de İsrail tarafından işgal edilen köylerin ve kasabaların isimlerinin yazılı olduğu dövizler taşıdı. İsrail Kamu Güvenliği Bakanı Yitzhak Aharonovitch ise Nakba dolayısıyla Filistinlilerin El Aksa Camisine girmesinin yasaklandığını duyurdu.

MÜBAREK DEVRİLDİ, MISIRLILAR GAZZE'DE

Protestolarda bu yıl bir ilk daha yaşanacak. Mısırlılar, Nakba'nın 63'üncü yılına kuşatma altındaki Gazze'de girmeye hazırlanıyor. İsrail'in uzun yıllar boyunca Gazze'yi kuşatma altında tutmasını protesto edecek olan Mısırlılar, İsrail'in yakın dostu devrik Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek yönetimi tarafından baskı altında tutulmasını da kınayacak.

Tel Aviv yönetimiyle Gazze'nin abluka altında tutulması konusunda işbirliği yapan Mübarek, Gazze'den tek çıkış yolu olan Refah sınır kapısını açmayı reddederek denizden de ablukada olan incecik bir şeridin dünyayla olan bağının kopmasına neden oldu.

Mübarek'in 25 Ocak isyanıyla devrilmesiyle Tel Aviv'le işbirliği donma noktasına geldi, ve devrim Mısır'ın diğer bölge ülkeleriyle ilgili dış politikasında ve hatta Gazze konusunda değişikliklere zemin hazırladı.

ETHA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.