Barzani daveti dış politikada revizyonun parçası mı?

Mahmut Hamsici / BBC Türkçe

Türkiye, son dönemde özellikle Orta Doğu’da yaşadığı sorunlar ile yeni bölgesel ve uluslararası gelişmeler karşısında bölge politikasında revizyona mı gidiyor?

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) lideri Mesut Barzani’nin Diyarbakır ziyareti de, Türkiye’nin Suriye, İran ve Irak’la ilgili politikalarını gözden geçirmeye yöneldiği dikkate alındığında, bu değişim sürecinin bir parçası olarak görülebilir mi?

Bu sorulara 'evet' yanıtı veren gözlemcilerin sayısı fazla.

İddia edilen ‘revizyonun’ nedeni ise, Türkiye’nin Orta Doğu politikasında karşılaştığı zorluklar kadar bölgesel ve uluslararası gelişmeler olarak görülüyor.

REVİZYON İDDİASINI GÜÇLENDİREN GELİŞMELER

Türkiye’nin, Suriye’de Beşar Esad yönetimini silahlı mücadeleyle devirmek isteyen güçlere olan desteğine karşın Suriye’deki krizin uluslararası alandaki çözümünde diplomasi öne çıktı.

Bu dönemde muhalif gruplar arasındaki sorunlar derinleşirken Suriye ordusu ülke içinde yeni kazanımlar elde etti.

Radikal İslamcı grupların ülkedeki artan etkinliği Batı’da kaygı yaratırken uluslararası alanda Türkiye’ye bu radikal grupları desteklediği iddiasıyla yöneltilen eleştiriler arttı.

Ayrıca Rojava’da KCK üyesi PYD’nin güç kazanması, Türkiye’yi PKK’ya yakın bir örgütle ‘sınır komşusu’ yaptı ve PKK ile yürütülen barış görüşmelerinin zora girdiği bir dönemde KCK’yı siyasal olarak güçlendirdi.

Bu gelişmeler Türkiye’yi Suriye politikası konusunda sıkıntıya soktu.

Türkiye’nin Irak ve İran yönetimiyle gerilen ilişkileri ile Suudi Arabistan ve Katar’la kurduğu ittifak, Türkiye’yi uluslararası kamuoyunda ‘mezhepçi’ ve ‘agresif’ bir dış politika izlediği eleştirilerinin hedefi haline getirdi.

Bunlara ek olarak İsrail’le yaşanan sorunlar, AB’ye üyelik sürecindeki yavaşlama, Gezi Parkı protestolarına yönelik hükümetin tavrı, Çin füzesi tartışmaları ve Ankara’nın Erbil'le arasındaki petrol anlaşmasını Bağdat’ı dışlayarak yaptığı iddiaları, Batı’da Türkiye konusunda kaşların kalkmasına neden oldu.

Suriye’deki gelişmeler dışında ABD başta olmak üzere Batı ülkeleri ile İran arasındaki son dönem ılımlılaşan hava da Türkiye’nin bölge politikalarının elden geçirilmesi gereğini ortaya koydu.

Mısır’da Müslüman Kardeşler yönetiminin bir darbe ile devrilmesi de hükümetin bölgedeki en önemli müttefiklerinden birini kaybetmesine yol açtı.

REVİZYONA GİDİLDİĞİNİN İŞARETLERİ

Bütün bu gelişmeler Türkiye’nin Orta Doğu politikasında son haftalarda yaşanan 'yeni ayar arayışlarının' neden olarak görülüyor.

Bu çerçevede, Ankara-Bağdat arasında görüşme trafiği arttı, Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari Türkiye’ye geldi, ardından Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Irak’a gitti.

Önümüzdeki aylarda Irak lideri Nuri Maliki’nin Türkiye’ye gelmesi bunu takiben Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Irak’ı ziyareti bekleniyor.

Benzer bir durum Tahran'la trafikte de gözleniyor. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in Kasım ayı başında Türkiye’yi ziyareti de iki ülke arasındaki ilişkilerde yumuşamanın işareti olarak yorumlanıyor.

Önümüzdeki aylarda Bakan Davutoğlu ve Başbakan Erdoğan’ın İran’ı ziyaret etmeleri bekleniyor.

Türkiye’nin Suriyeli radikal gruplara destek verdiği iddialarıyla ilgili çeşitli gelişmeler yaşanıyor.

Ayrıca Erdoğan ve Davutoğlu’nun son dönemde vurguladıkları ‘El Kaide’yi desteklemiyoruz’ açıklamalarıyla Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ‘Akdeniz’deki bir Afganistan’ uyarısı eş zamanlı oldu.

PYD lideri Salih Müslim de Türkiye’nin son dönemde kendilerine karşı savaşan radikal İslamcıları desteği kestiği yönünde açıklama yapmıştı.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınırdan Irak Şam İslam Devleti örgütünün mevzilerini bombaladığını açıklaması ve Adana’da Suriyeli muhaliflere gittiği iddia edilen 1200 füze başlığının ele geçirildiği operasyon da göz önüne alındığında ‘Türkiye radikal gruplarla ilişkisini gözden geçiriyor’ yorumları yapılıyor.

Çoğu gözlemciye göre, Barzani’nin ziyaretinin zamanlaması ve kamuoyuna yansıtılış tarzı bu ziyaretin başka nedenler kadar bu revizyonla da ilgili olabileceği görüşünü doğuruyor.

'ROJAVA’YLA İLGİLİ' İDDİASI

Peki Rojava'ya ilişkin Barzani ile Türkiye'nin ortak olduğu anlaşılan kaygıları bu ziyaretin neresinde?

Bazı yorumculara göre, Rojava’da PYD’den rahatsız olan Türkiye, zaten iyi ekonomik ve siyasal ilişkilere sahip olduğu IKBY’yle PKK-PYD’nin bölgede etkisini zayıflatmak için Rojava’ya yönelik ortak bir siyasi proje geliştiriyor.

Washington’dan bulunan gazeteci Mutlu Çiviroğlu, BBC Türkçe’ye konuşurken Rojava'da PYD'nin her geçen gün daha fazla siyasi ve askeri güç kazanırken KDP çizgisinin azaldığını söylüyor.

Çiviroğlu, “Ziyarette PYD’nin gücünün nasıl kontrol edilmesi konusunun gündeme gelmesi hiç şaşırtıcı olmaz” yorumunu yapıyor.

Ziyaretin hemen öncesi Rojava’da KDP çizgisindeki partilerin önemli oranda dışında kalarak bir Kurucu Meclis’in kurulması ve Barzani’nin bu adımı sert dille eleştirmesi de dikkat çekiyor.

Rojava’nın ötesinde genel olarak Suriye siyasetinde de hem Ankara’nın hem Erbil’in Rojava’daki Kürt grupların Suriye muhalefetinin parçası olarak hareket etmelerini destekledikleri de biliniyor.

Dolayısıyla ziyaretin Türkiye’nin Suriye politikası açısından önem taşıdığı da düşünülüyor.

BBC Türkçe’ye konuşan, Londra’daki Open University’den Cengiz Güneş şu yorumu yapıyor: “Türkiye, IKBY’nin stratejik bir ortağı olursa Suriye’deki gelişmeleri daha fazla kontrol edebileceğini ve PKK’yi daha fazla baskı yapabileceğini düşünüyor.”

Ankara-Bağdat yakınlaşmasında nereye düşüyor?

Bu ziyaretin Ankara ve Bağdat arasındaki ilişkilerin normalleşmesi süreciyle bağı olduğu yönünde görüşler de var.

Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan’ın ziyaretle ilgili Star gazetesindeki yazısında buna değinmişti.

Akdoğan şunları yazmıştı: “Türkiye, Irak merkezi yönetimiyle hızlı bir normalleşme sürecine girerken Kuzey Irak’la da ilişkilerini geriletmeme kararlılığında. Dışişleri Bakanı Davutoğlu Bağdat’ı ziyaret ederek normalleşme yolunda ilk adımı atmış oldu. Davutoğlu, yaklaşmakta olan Irak seçimlerinde tüm kesimlere eşit mesafede olacağımızı ve bu yakınlaşmadan ABD ve İran’ın aynı anda memnuniyet duyduğunu belirtti. TBMM Irak Dostluk Grubu başkanı olarak Meclis Başbakanımızla birlikte bu ay içinde Irak ziyaretinde bulunacağız. Bu da normalleşmenin diğer bir adımı oluşturacak.”

BBC Türkçe’ye konuşan Radikal gazetesinden Fehim Taştekin bu ziyaretin nedenlerinden birinin ‘Bağdat’la kurulan yeni diyalogun Erbil’le de eşgüdümlü hale getirilmesi olduğunu’ söylüyor.

Taştekin şunları belirtiyor:

“Kanaatimce Mesut Barzani’nin Türkiye’ye davet edilmesi de, Kürtlerle barış süreci ve Rojava’daki gelişmelere taalluk eden tarafları bir yana Bağdat’la kurulan yeni diyalogun Erbil’le de eşgüdümlü hale getirilmesi amacı taşıyor.”

“Türkiye Bağdat’ı Erbil’e, Erbil’i Bağdat’a feda etmeden ilişkilerine format atmak durumunda. Burada Kuzey Irak’tan petrol ve doğalgaz taşıyacak boru hatları konusundaki yaşanan belirsizlik öne çıkıyor. Ayrıca elektrik satışı ile ilgili projeler de var. Bağdat yönetimini de işin içine sokacak formüllerin Diyarbakır’da Barzani ile yapılacak toplantılarda müzakere edileceğini sanıyorum.”

Revizyon iddiaları ışığında ziyaretin anlamı, asıl olarak ziyaret gerçekleştirildikten sonra anlaşılacak.

Etkilerini görmek için de muhtemelen dikkatlerin en azından kısa vadede, Suriye'nin kuzeyindeki gelişmelere ve Erbil-Bağdat hakkında olup bitenlere yönelmesi gerekecek.

ABD NASIL BAKIYOR?

Ziyaret ABD’de de yakından takip ediliyor. ABD’nin Kürt siyasi gruplarının Suriye Ulusal Koalisyonu’na katılımını desteklediği ve Rojava’daki KDP çizgisinde daha yakın durduğu biliniyor.

Washigton’dan BBC Türkçe’ye konuşan gazeteci İlhan Tanır, ABD’in Ankara-Erbil-Bağdat hattındaki ilişki beklentisini şöyle yorumluyor:

“ABD için Irak'ın bölünmeyeceği ve Maliki hükümetinin marjinalize edilmeyeceği bir Ankara-Erbil ilişkisi arzu edildiği biliniyor. Son gelişmelerle ilgili yine bu prensibin zedelenmeyeceği bir ilişkinin sürmesinin istendiği görülüyor.”

ABD’nin PYD’nin bazı adımlarından rahatsız olduğu iddia ediliyor.

Mutlu Çiviroğlu bu nedenle PYD’nin de bu yüzden Rusya’yla yakınlaştığını söylüyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki son açıklamasında PYD’nin Rojava’daki özerklik adımından rahatsız olduklarını duyurdu.

Psaki, Suriye'deki Kürtlerin başka bir kolu olan Kürt Ulusal Konseyi'nin de Suriye Ulusal Konseyi'ne katılımını takdir ettiğini belirtti.

Tanır, “ABD bu yönden de Ankara ve Erbil'in pozisyonunu desteklediğini göstermiş oldu” yorumunu yapıyor.

KYB Peşmerge Bakanı Cebbar Yaver, Brüksel'de düzenlenecek olan NATO Uluslararası toplantısına davet edilmesi de bu görüşü destekler nitelikte.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.