Arnavutluk'ta isyan vakti!

Yaklaşık yirmi bin kişi, hükümet binasının önünde toplanıp iktidardaki muhafazakar hükümetinin istifasını istedi.

Bugünkü gösteriler başbakan yardımcısı İlir Meta'nın karıştığı yolsuzluk skandalı sebebiyle istifa etmesi sonrasında yaşandı.

Muhalefetteki Sosyalist Parti hükümeti yolsuzluklar, iktidar gücünü kötüye kullanma ve son genel seçimlere hile karıştırmakla suçluyor.

Ülkedeki politik belirsizlik, 2009 seçim sonuçlarının muhalefet tarafından kabul edilmemesinden bu yana sürüyor.

AFP'nin haberine göre bugün yaşanan çatışmada 3 kişi hayatını kaybederken, 17 polis yaralandı.

Polise taş atan, polis araçlarını ateşe veren öfkeli kalabalığın başbakan Sali Berişa'nın ofise yakın bir bölgede toplandığı bildirildi.

Bu arada muhalefetteki Sosyalist Parti lideri Edi Rama, göstericilere tepkilerini barışçıl bir şekilde yansıtmaları çağrısında bulundu.

Muhalefet partisi, 2009 yılında yapılan ve İktidardaki Demokrat Parti'nin az farkla kazandıdığı seçimleri tanımıyor ve erken seçim talep ediyor.

Ülkedeki gerilim başbakan Berişa ile başbakan yardımcısı Meta'nın arasının açılması ve Meta'nın istifası sonrasında yükseldi.

Meta bir enerji santrali ihalesine yolsuzluk karıştırmakla suçlanıyor.

Arnavutluk 8 mayısta yerel seçimlere gidiyor. Genel seçim tarihi ise 2013.

'Domino etkisi olmaz. Tunus başka!'

Sabetay Varol / Paris

Tunus son iki haftadır bütün Fransızların dilinde. Az şey değil, 10 milyonluk bu küçük kuzey Afrika ülkesi Arap dünyasının en katı rejimlerinden birini alaşağı etti.

Bu beklenmedik gelişme hem ülkede hem de yurt dışında yeni büyük beklentilere yol açmış görünüyor. Bu ülkeyi iyi bildiğini söyleyen bir akademisyen “Cezayir’de ordu neyse Tunus'ta polis odur” diyerek polis kuvvetlerinin etkisini dile getirmişti.

Akdeniz ruhu

Tunus sözlük anlamında bir polis devletiydi. 10 küsur milyon nüfuslu Tunus’un Fransa’da 600 bin vatandaşı yașıyor. Yani yüzde 6’lık bir Tunuslu diasporası.

Paris'te eskiden her köşe başında Tunuslu bir tatlıcı olurdu. Bu dükkanlarda tatlıdan başka Tunus sandviçi denilen bir yemek de vardı.

Yağda kızartılmış kocaman bir ekmek içine ton balığından kapra çiçeğine, haşlanmış patatesten yeşil ve siyah zeytine akla gelebilecek ne kadar Akdeniz mutfağı malzemesi varsa doldurduktan sonra üzerine iki kașık saf zeytin yağı döküp müşterilerine öyle satarlardı.

Sonradan yerini Almanya'dan ithal Türk iși dönerli sandviçle Amerikan fastfood hamburgerler aldı da, Tunus sandviçi geri plana itildi.

Ama günümüzde hala Paris’in Belleville semtinde çok sayıda Tunus lokantası bulmak mümkün. Kimi kuskus denen zeytinyağında kavrulmuş irmik tanelerinin ekmek yerine geçtiği geleneksel Mağrip yemeği yapan lokanta, kimi de balık lokantası.

Bu yemek kültürü, Tunusluların Fransa başkentinin günlük yaşamındaki öneminin altını çiziyor. Daha mağrur ve dağlı ya da çöl insanı yönleri ağır basan Fas ve Cezayirlilere karșın, Tunuslu deyince Fransızların gözünde Akdenizli, yaşamasını, yemesini içmesini seven sakin insanlar canlanır.

Tunuslu bir dilenci

Bu yüzden olsa gerek son güne kadar Fransız hükümetinin Bin Ali ve rejimini kollar bir tavır içinde olması zaten halkın gözünde prestiji hayli düşük olan Sarkozy ve yönetiminin popülerite katsayısını daha da aşağıya çekti.

Yani kimse Islamcılığa karşı elinde sopa ülkesini koruyan bir rejime arka çıkıldı diye savunma yapamadı. Șimdi de tarihteki güçlü Kartaca’nın varlık gösterdiği bu coğrafyada ılımlı bir yönetim kurulacağı inancı çok yaygın Fransa'da.

Bin Ali’nin kaçtığı günün ertesi günü sokakta sohbete tutuştuğum evsiz barksız, geçimini gelen geçenin verdiği bozuk parayla sağlayan bir Tunuslu da aynı iyimser yaklaşımı sergiliyor.

“1956’dan beri bayrağımız var, bağımsız bir ülkeyiz. Sorumluları ülke dışında aramaktan vazgeçelim. Bin Ali diktatördü ve kaçtı.” demekle yetindi.

Sosyal hiyerarşinin en alt düzeyinde duran bu Tunuslu dilenci aynı bilgelikle, “En kötüsü kimse ağzını açamıyordu, diller çözülsün yeter” diye de ekledi.

Turist kaçar mı?

Tunus, İspanya ve Fasla birlikte Fransızların yurtdışına en çok turist gönderdiği ülkelerin basında geliyor.

Ama “her şey içinde” tatil pazarlayan şirketler bu yaz için çok tereddütlü.

Her ne kadar Türkiye’yi de pazarlayan şirketler Tunus’tan vazgeçecek Fransız turistlerin Türkiye’ye akacağını söylese de, Tunus’la Fransa arasındaki eski ve köklü bağlar yüzünden bu tür açıklamaları dedikodu düzeyinde, ya da en azından aceleci bulanlar çok.

Bir başka turist tipi daha var ki onlar için durum daha da farklı. Tunus'ta deniz kenarında villaları olan Fransızlar...

Bir kısmının ailesel kökleri de Tunus’ta. Örneğin Paris Belediye Başkanı Bertrand Delanoë Tunus doğumlu ve bu ülkeyi vatanı saydığını söyler durur.

Kendini Tunuslu sayan çok ünlü bir başka politikacı geçen yıl ani şekilde ölen, klasik tarz De Gaulle çizgisinin simge ismi Philippe Seguin. Bir de tabii sinema dünyasının unutulmaz adı Claudia Cardinale ve modacı Azaddin Alayia gibi başkaları da var.

Bașa dönersek, Tunus tüm Fransa’nın dilinde, ama durumun öbür Arap ülkelerine dönük domino etkisi yapacağını savunan pek kimse yok. Çünkü “Tunus başka” diye düşünenler ağır basıyor Fransa'da.

BBC Türkçe

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.