Küçükçekmece Bisiklet Grubu: Bisikletin üzerinde sınıf farkı yok

52 ülkeyi gezdikten sonra Türkiye’deki bisiklet yolculuğunda Amerikalı gezgin pedalşörün Muğla’da güvenlik şeridinde seyrederken arkadan gelen arabanın çarpması sonucu hayatını kaybetmesi geçtiğimiz haftanın konuşulan haberlerinden biri oldu. İstanbul gibi büyük kentlerde ise trafikte hem ulaşım hem de spor amacıyla bisikleti tercih edenlerin sayısı sürekli artıyor. Ancak iş tercih yapmakta değil, o tercihi hayata geçirmekte. Mega kentin kıdemli ve etkin bisiklet gruplarından Küçükçekmece Bisiklet Grubu’na sorduk: Şehir içinde bisikletle böyle nasıl gidiyor? Anladık ki o bisikletler şehir içinde baya zahmetle ilerliyor. Sürüş deneyimleri içinde dayak yemek de var, grup gezilerinde cumhuriyet savcısından, asgari ücretlisine, pilotundan, öğrencisine pedal çevirirken sosyal, ekonomik farkların bir yolculuk boyunca silinmesi de var.

Röprotaj: Arat Saadetyan / vivaspor

Napıyorsun, şehirde bisiklet ile yolculuğun  nasıl başladı?

Emrah Güçlü: Herkesin olduğu gibi benim de çoçukluk merakımdı bisiklet. Üniversiteye başladıktan sonra bisiklet alma heyecanı oluştu ama çevremdeki insanlar bisikleti nerede süreceksin diye engellemede bulundular. Sonra birgün kafama esti dedim alacağım, gittim aldım. Baktım yollarda gruplar halinde bisikletliler dolaşıyor. Bu nedir ne değildir diye araştırırken internette Küçükçekmece Bisiklet Grubu’nu gördüm. İki senedir beraber pedallıyorum. Bir senedir de üç arkadaş ile yöneticiliğini yapıyorum.

Küçükçekmece Bisiklet Grubu nasıl kuruldu?

Burak Yetkin: Bisiklet grubu şöyle kuruldu. Bisikletin üzerinde büyüdüm. Decatlon mağazasının etkisi oldu. Zıpkın aldıktan sonra bisikletleri gördüm, attım arabaya.  Çıktım ofise geldim. Ortak bu ne dedi, ikinci gün boğaza gittim bisikletle. Haftaiçi öğlen, sahil, evler, rüzgar. Üç boyutlu panorama geziyorsun. Bu nasıl bir şey ya. İnternetten gruplara baktım. 29 Mayıs Bisiklet Grubu vardı. İyi bir kalabalık. Oradaki olay bambaşka. Çocuklarıyla gelenler. Bambaşka bir dünya. Tepeüstü’nden bir arkadaş var burada dediler, onunla tanıştık, tam dönüyoruz, bak dedim bir grup kuralım, biz ikimizi bulduk, başkalarını da buluruz belki dedik. Avantajımız, benim reklam ajansım var, oturup logosunu sayfası, sosyal medyası  peşinden geldi. Arkadaşlar sağ olsunlar. Herkes sahiplendi. İki kişinin grubu aldı yürüdü.

Etkinlikler Neler?

Burak Yetkin: ‘Pag’ımız var. Perşembe akşamı buluşması. Her Perşembe yollardayız. Haftasonları yazın, bazen Cumartesi ve Pazar anne ve çocuklarla tur yapıyoruz. Çocuklara bisiklet kullanmayı öğretiyoruz. Pazar günleri doğa turları var. Cumartesi günleri, özellikle yazın, performans turları yapıyoruz. Rafting yaptık, başka sporları da birlikte yapıyoruz. Bu kadar insan biraraya gelince farklı şeyler de yapmak istiyoruz, drogan bot yarışına girdik mesela.

Grup bisiklet sürmek ile tek başına sürmek arasında ne fark var?

Emrah Güçlü: Ben ilk grup halinde bisiklet sürenleri gördüğümde kafamdan geçen düşünce buydu. Bunlar manyak, E5’te bisiklet mi sürülür diyordum. Sonra  beraber turlara çıkmaya başlayınca bir insanın içine özgüven geliyor, arabaların arasında. Evet, ben bir araç kullanıyorum, bu aracın burada olmaya hakkı var diyorsun. Bilgileniyorsun gruplar sayesinde. Grup halinde olmanın böyle bir faydası var. İlk bisiklete başladığımda, deniz kenarında, göl kenarında, ormanda bisiklet sürerdim. Tabi grupları tanıyınca olay çok daha farklı boyutlara geldi.

Burak Yetkin: Bizim grubu kurduğumuz zaman en uzun turumuz, Göl kenarı, Yeşilköy, Fener oldu. Kendimizin performansı var ama yeni insanlar katalım.  Birkaç ay böyle herkesle egzersiz yaptık. Kimse artık turda geri kalmıyor, herkesi toparlarız. Telsizlerimiz var iletişim kuruyoruz. Artık yalnız bisiklete çıkar mıyım diyorum. Ne korna çalan var, ne rahatsız eden var. Unuttuk onları.

Emrah Güçlü: İnsanlar da alışıyor, kalabalık görünce dikkat ediyor. İki kişi olunca taciz oluyor. Kalabalığın bir gücü oluyor.

BİR MECLİS ÜYESİ “HALKALI CADDESİ’NE BİSİKLET YOLU, BENİM HAYALİM” DEDİ İNANMADIK…

Gece sürüşleri ile gündüz sürüşleri arasında bir fark oluşuyor mu?

Emrah Güçlü: Yok bence. Hatta gündüz zannedilenin aksine daha riskli. Gece görünürlüğü daha fazla. Reflektörler, ışıklar daha çok dikkat çekiyor. Bizim grubun geldiği noktada bizim şansımız belediye ile ilişkilerin çok iyi gitmesi.  Yaz spor okullarına bisiklet eklendi. Seneye ortaokul çocuklarına bisiklet alınacak ve çocuklara ileri sürüş teknikleri öğretilecek. Seminerler düzenliyor ve bisiklet yolları üzerine çalışıyoruz. Belediye bizimle ilgilenmez diye düşünüyorduk ama birkaç kapı çaldıktan sonra bisiklete gönül vermiş insanlarla karşılaştık. Bir meclis üyesi,  “Halkalı Caddesi’ne bisiklet yolu benim hayalim” dedi. İnanamadık. Şimdi bunu yapmanın hazırlığı içindeyiz.

Aranızda yarışçı var mı?

Emrah Güçlü: Yarışçı var. Arkadaşlardan biri buradaydı az önce. Profesyonel olarak yarışlara katılanlar var, amatör olanlar var yarışlara katılanlar. Ben Eylül ayında Kapadokya’da yarışacağım. Belediyenin bir talebi var .Küçükçekmece Bisiklet Takımını kurmamızı istiyorlar bizden. Her türlü forma, giyim destek sözünü de verdiler. Başarabilirsek İstanbul’da bir ilçe bisiklet takımı olarak faaliyet göstermeye başlayacağız.  İstanbul’da şu an ilçe bazında tek bisiklet kulübü var Büyükçekmece var.

Yarışma ile sürmek arasındaki fark?

Emrah Güçlü: Yarışma çok farklı çünkü orada egolar devreye giriyor. Dostluk, tatlı rekabet mevcut ama amaç birinci olmak ve hırs ön plana çıkıyor. Şehir içinde aman basalım gidelim yok.  Yarıştaki temponun yarısı ile gidiyorsun. Gruptaki güzellik sosyalleşme. Bizim içimizde emekliler de var, genç çocuklar da var. Ben bazen bunu düşünüyorum. Biz bu adamları kahveye gitmekten, televizyon önünde vakit öldürmekten, uyuşturucu kullanmaktan alıkoyuyoruz.

İnsanlar spor yapmaya heveslilermiş aslında değil mi, pek çok grup kuruldu son zamanlarda?

Burak Yetkin: İstanbul  kocaman su değirmeni. Kimi iki ay gelmiyor, kimi  her zaman geliyor. Rakamlar değişiyor. Ama her sokağa çıkışımız 70-80 bisikletli. Sürekli farklı kişiler geliyor. Hayatında ilk kez bisiklet kullananlar geliyor. İlk geldiğinde 120 kilo sonra oluyor 90 kilo. Normal hayatta iki kelime etmeyen adam, assosyal biri hemen yanına birini buluyor, onunla sürüyor.

Emrah Güçlü: Bisiklet grupları da artık bir araya gelmeye başladı. Sarıkamış Şehitlere Saygı Miting’inde 20’den fazla bisiklet grubu destek verdi. Diğer illerden gelen bisiklet grupları oldu. 500 bisikletli pedalladık.

Burak Yetkin: İsmimiz Küçükçekmece Bisiklet Grubu ama bu akşam bile birçok ilçeden insan geliyor aramıza. İstanbul’da karşıda Pedalşörler var, birlikte geziyoruz. Bisiklet grupları daha çok bir araya gelse daha iyi olur.

Güzergahı nasıl belirliyorsunuz?

Burak Yetkin: Çatalca tarafları hoşumuza gidiyor. Bahçeşehir’den çıkıyoruz, insan sesi azalıyor, araba sesi azalıyor.

Emrah Güçlü: Ben bir ara Küçükçekmece’den Levent’e işe bisikletle E5’ten gidiyordum.  İşe gittiğim zaman üzerim karbonmonoksit kokuyordu, şaka değil.  Facebook’ta  yazmıştım. “Birgün açık havada karbonmonoksit zehirlenmesinden öleceğim, bu yüzden ölen bir ben olacağım” diye.

Gruptaki yaş ortalaması nasıl?

Burak Yetkin: 18 yaşından küçükleri ailesinin izniyle alıyoruz, 75 yaşına kadar sürücümüz var.

BİSİKLETİN ÜZERİNDE SINIF FARKI YOK

Meslekler?

Emrah Güçlü: Asgari ücretle çalışan insanlardan pilotlara, cumhuriyet başsavcısına, emniyet amirine, Bakırköy İlçe Emniyet Amiri var aramızda. Sınıf kavramı yok. Firma sahibi ile bir başka yerde çalışan işçi birlikte bisiklet sürüyor. Tayt ve forma giyince herkes birbirine benziyor. Spor yapmak eşitliyor.

Burak Yetkin: Bisikletin üzerinde herkes aynı sınıf kavramı yok orada, 60 kişi çalıştıran patron adamla , bir işçiyi harika bir şekilde kaynaşmış bulabiliyoruz mesela. Birbirlerini tanıdıktan sonra da bu daha güzel bir şey olabiliyor. Çünkü başta kimse birbirini tanımıyor. Örneğin bir Başsavcısı abimiz var makamına gittiğimizde önümüzü ilikliyoruz, ama bisiklet sırtında herkes aynı.

SPOR YAPMANIN ZAMANLA İLGİSİ YOK

Bu aslında sokakta spor yapılabileceğine dair de bir mesaj değil mi, hiç de spor salonlarına gerek yok ?

Burak Yetkin: Ben birkaç gün önce eşime söyledim bunu. Spor yapmanın zamanla, parayla ilgisi yok. Fitness salonlarına hapsolmuyorsun. Emniyet Amiri arkadaşımız, yoğun çalışıyor hareket edemiyor , ne yapıyor … Bürosunda bisiklet var,  öğlen yemeğe mi çıkacağım bisikletle çıkıyorum diyor. Yeşilyurttan Kazlıçeşme’ye öğle tatilinde bisiklet sürüyor. Ne zaman yapabilirsen, kaçıyorsun. İsteyince oluyor demek ki.

Kaza geçirdiniz mi?

Burak Yetkin: E5’ten geldim, sağlam bir kaza geçirdim, bir motor çarptı bana. İki çocuğum var. İster istemez düşünüyorsun.

Emrah Güçlü: Beni de 8 kişi dövdü. Geçen Haziran oldu. Bir sene sonra savcı yeni çağırdı. Mevzu düğün konvoyu önü kesildi, iki kişiydik. Fatih’te idik. Arabanın önünün kesildiği yerden geçtim, arkamdaki arkadaş, döndüm ona bakıyorum, ağır bir adam kaldırıma yöneldi, bizim arkadaş da kaldırıma yönelince frene bastı, takla attı, yere düştü. Yerde duran bisikletin üzerinden geçti, düğün konvoyundan bir araba. “Ne yaptın ağabey” diye bağırdım. Adam camdan bana vurmaya çalıştı, ben kaçtım. Ondan sonra araba durdu, adamlar arabadan indi. Bir güzel dövdüler beni orada. İşin saçması mobese vardı, kayıtları istendi ama kaybolmuş. Sadece araç plakasından araç sahibi bulundu. O da dövenleri tanımadığını iddia ediyor.  Savcı’ya dedim ki, ‘Mobese kayıtları kaybolmuş, diğer dövenler ne olacak’ dedim, ‘Bir tanesini buldun ya diğerlerini ne yapacaksın’ dedi.  Böyle de bir ülkeyiz.

BİSİKLET SÜRÜDÜĞÜM İÇİN BANA DELİ GÖZÜYLE BAKIYORLAR

Yeni bir ölümlü bisiklet kazası oldu biliyorsunuz, 52 ülke dolaşan bisikletli bir gezgine Muğla’da araba çarptı.

Burak Yetkin: Evet, aslında biz bu akşamki turumuzu bu kazalara dikkat çekmek için yaptık.  Biz birkaç aydır yemeli içmeli turları bıraktık. Bu işin esas boyutu, tehlike. Kimse bizim farkımızda değil. Bana bisiklet sürdüğüm için deli gözüyle bakıyorlar.  Spotlar hazırladık, broşür bastırdık. Bu akşam turlarımızla broşürleri dağıttık.

Emrah Güçlü: Trafik kanununa göre bisiklet araçtır.

Burak Yetkin:  Bisiklet motorsuz araçtır diye tanımlanıyor. 2918 nolu trafik kanuna göre Bisiklet motorsuz araçtır. Bunu herkes öğrenmeli. Bize trafik polisi camı açıp,  ‘Burada ne yapıyorsun, araba mısın’ diye soruyor. Kentsel dönüşümde mecburi bisiklet yolları var. Arabanın sonu yok.

Emrah Güçlü: Burada bizim devreye girmemiz gerekiyor. Biz istemeliyiz , biz yollarda çoğaldıkça zorunlu kalmalılar .

Burak Yetkin:  Yüz araba ile yüz bisikleti düşünün. 0 karbon , o hava kirliliği. İnsanlara bisiklet sürmenin güvenli olabildiğini göstermemiz lazım. Federasyonu olan bir ülkeyiz. 55 yıllık bir geçmişi var federasyonun. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu olan bir ülkeyiz. Son iki yıldır halkın da bisiklet kullanması yolunda önemli gelişmeler elde ettik.

Emrah Güçlü: Burada bizim devreye girmemiz gerekiyor. Biz istemeliyiz , bisiklet kullanımını artırmalıyız,  zorunlu kalmaları gerekiyor

Burak Yetkin: Kesinlikle İstememiz gerekiyor

BİSİKLET YOLLARININ YETERSİZLİĞİ EN BÜYÜK SORUN

En öncelikli sorun hangisi?

Burak Yetkin: Bisiklet yollarının olmaması.  Gelmeyen kitle gelebilir. Benim müşterim ben İstanbul’da 10 dakika arkama bakmadan bisiklet süreyim hemen gel çıkalım arabayı satıp bisiklet alayım dedi.  Bir şey diyemedim, sustum. Sahilden başlıyorsun, bir yer tıkanıyor, oradan çıkıyorsun, burası tıkıyorsun. Etegre ulaşım yok. Belediyeler baskı yapmaya çalışıyoruz, öneriler vermeye çalışıyoruz. Çocuklara trafik eğitimi bisikletle başlamalı. Federasyon var, benim kızım 8 yaşında, lisanslı bisikletçi yapalım diyoruz, yapamıyoruz. Futbola dönelim, Amatör Spor Kulüpleri Destekleme Derneği varmış. 45 tane futbol kulübü varmış ilçede, ilk kez bisiklet kulübü gelmiş, Futbol mu diye sordu? Yok hayır dedim bisiklet kulübü dedim hem çok şaşırdı, hem çok sevindi.

Çok ilginç biz Lisans etkinliği yaptık , insanlar lisanslı olsun dedik , lisans nasıl çıkartılır onu öğrenelim istedik. Gidince de çok ilginç bir şey ile karşılaştık. İstanbul’da bugüne kadar çıkan bisiklet için çıkartılan lisans sayısı 2800 imiş. Bu yıl mı diye sordum, hayır dedi. Bu inanılmaz düşük bir rakam. Kim bilir kaç yıllık kayıt o. Şimdi Federasyon ile görüştük, doktoru getireceğiz, memur, evrak, fotoğraf, hemen isteyen kişiye lisans çıkacak.

Profesyonelleşmekten  korkmuyor musunuz, işin rengi biraz değişebilir diye söylüyorum?

Amatör kalalım kafasındaydık ama bir şekilde bu brokrsinin içine girmek gerekiyor istemez istemez. Beldiyenin karşısına çıktığımızda biz grubuz dediğimizde ne grubu ya hadi klübü açın gençler dediler. Çok yardımları oluyor sağolsunlar ama bizden dernek olmamızı istiyorlar haklı olarak, zira kanun böyle. Bize destekleri şu an için tümüyle insiyatifleri ile gerçekleştirdikleri bir şey. Ama şunu öğrendik kapıları çalmak gerekiyor. Sağolsunlar onlar da bizi geri çevirmedi.

Bundan sonrası için neler düşünüyorsunuz? Bir hayaliniz var mı peki

Emrah Güçlü: Bir hayalimiz var tabi ki, daha fazla bisiklet yolu elbette ki, K.Çekmece de  Hollanda’da ki gibi bir  yaşam göreyim, gözüm arkada gitmez bunu başarmak istiyoruz.

Burak Yetkin: Apartmandan çıkayım kızımla bütün sahilleri dolaşabileyim, işime gidebileyim , gelebileyim yani bisiklet her yerde gezsin, çok basit bir şey ama İstanbul’da bir o kadar zor işte ama olacak ve olduğunda da çok güzel olacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.