İklim değişikliğinde 'geri dönülmez' noktaya doğru

Barış Kınık -ANF

Londra - Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) tarafından yayınlanan bir raporda, 2017'ye kadar acil önlemler alınmadığı takdirde sera gazı salınımı nedeniyle dünya ortalama sıcaklık değerinin 2 derece artışının önüne geçilmesinin artık mümkün olamayacağı uyarısı yapıldı. Bilimciler tarafından 2 derecelik sıcaklık artışı küresel iklim değişikliğinde "geri dönülemez nokta" olarak kabul ediliyor.

UEA'nın son yayınladığı geleneksel yıllık değerlendirme raporunda endişe verici bilgiler bulunuyor. Enerji kaynaklı sera gazı salınımının 2010 yılında 30,4 gigatona ulaşarak tarihi bir rekor kırdığı belirtilen çalışmada, önümüzdeki beş yıl içinde sera gazı salınımlarını azaltmak için radikal adımlar atılmadığı takdirde ortalama sıcaklıkların 2 derece artmasının garanti altına alınacağı ve bunun dünya için yıkıcı sonuçlar yaratabileceği ifade edildi.

İklim değişikliği konusunda çalışan bilimciler uzun zamandır 2 derecelik artışın "geri dönülemez nokta" olduğunun ve bu seviyeye ulaşıldığı takdirde dünyanın ciddi bir yıkımla karşılaşacağının altını çiziyor. Bilimciler tarafından geliştirilen senaryolarda bu seviyenin aşılması durumunda dünya üzerinde yaşayan türlerin üçte birinin ortadan kalkacağı, sıcak hava dalgaları nedeniyle kitlesel ölümler yaşanacağı, tarımsal üretimin dramatik şekilde düşeceği ve büyük bir kıtlığın baş göstereceği ve deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle yüz milyonlarca insanın göç etmek zorunda kalacağı tahmin ediliyor.

Raporda ayrıca daha da kötümser bir senaryoyla mevcut trendin devam etmesi halinde 2035'e kadar gerçekleşecek karbon salınımıyla ortalama sıcaklıkların 3,5 derece artacağının garanti altına alınmış olacağı ifade edildi. Birçok uzman, UEA tarafından ifade edilen 3,5 derecelik artışın gerçekleşmesi halinde dünyanın şimdiki haliyle ilgisinin kalmayabileceğini ve böyle bir durumda tahmin bile edilemeyecek felaketlerin yaşanacağını dile getiriyor.

Atmosfere salınan sera gazının ısındırıcı etkisi anında değil, belli bir zaman geçmesinin ardından ortaya çıktığı için bu konuda erken adım atılması büyük önem taşıyor. Son on bin yıldır istikrarlı olan ortalama sıcaklık değerleri, endüstrileşmenin başladığı 19. yüzyılın ortalarından beri atmosferdeki karbondioksit oranının artışıyla 0,76 derece yükseldi. Son on yılda sayıları ikiye katlanan doğal felaketlerin arkasındaki temel nedenin bu artış olduğu düşünülüyor.

Yapılan hesaplamalar şimdiye dek gerçekleştirilen hava kirliliği nedeniyle ortalama sıcaklıkların 0,5 derece daha artmasının kesinleştiğini gösteriyor. Bu birikim nedeniyle ortalama sıcaklıklarda yaklaşık 1,5 derecelik artışın çoktan kesinleştiğini belirten iklimbilimciler, bunun sonuçlarını görmemizin artık sadece zamana kaldığını ifade ediyor.

Sıcaklık artışları dünyanın farklı bölgelerinde daha hızlı yaşanıyor. Örneğin Avrupa ve çevresinde sıcaklıklar ortalama değerlerden daha hızlı yükseliyor. Bu nedenle birçok iklimbilimci, şimdiye dek ortalama sıcaklıkların 1 derece arttığı Akdeniz çevresi, Orta Doğu ve Afrika’nın küresel ısınmanın yıkıcı sonuçlarıyla daha erken ve daha sert şekilde yüzleşebileceğini dile getiriyor.

Bunlara ek olarak sıcaklık artış değerlerinin doğrusal bir seyir izlemeyebileceğinin de altını çizen iklimbilimciler, denizlerin karbon emme kapasitesinin ani olarak düşmesi gibi beklenmedik gelişmelerle küresel ısınmanın kimsenin tahmin edemediği bir hıza ulaşabileceğini belirtiyor.

Endişelendirici uyarının UEA gibi muhafazakar ve geleneksel olarak iş dünyasına yakın duran bir kurumdan gelmesi de dikkat çekiyor. Uzun zamandır birçok çevre tarafından petrol endüstrisinin görüşlerini yansıtmakla ve gelecek projeksiyonlarında ağırlıkla yenilenebilir enerji yerine kirli fosil yakıtları esas almakla eleştirilen kurum, son yıllarda özellikle iklim değişikliği konusunda tutucu tavrını değiştiriyor ve ciddi uyarılarda bulunuyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.