Gözalıcı bir ‘pazarlama’ operasyonuyla model olarak sunulan AKP

Le Monde’da Hamit Bozarslan, Vincent Duclert, Ferhat Taylan imzasıyla yayınlanan ve Avrupa’yı AKP ve Türkiye’de son yaşananlar konusunda uyaran önemli bir makale yayınlandı… Fransızca’dan çevirisini bilginize sunuyoruz…

DEMOKRAT HABER

Arap Devrimlerinin ertesinde Avrupa, İslamcı partilerin yükselişi karşısında kapıldığı korkulara çözümü Türkiye’deki Hükumet ve onun lideri Recep Tayyip Erdoğan’da görüyor. Madem ki Arap devrimleri Türk AKP modelinden (İslami muhafazakar özgün bir demokratik yol) ilham alıyorlar, endişelenecek bir durum yok, özgürlüğe doğru ilerleme sorunsuz devam edecektir. Bu türden bir teselli özellikle uluslar arası politika yorumcuları tarafından dile getiriliyor.

Öte yandan Türk siyasetinin realitesine ucuz tesellilerle rahatlamak amacıyla değil gerçeği görmek amacıyla bakıldığında kaygılanmak için pek çok neden var. Zira meşhur Müslüman demokrasi (Avrupa’da Hıristiyan demokrasiden bahsedildiği şekliyle) onda görülmek istenen erdemleri haiz değil. Etnik azınlıkların payına düşenler ve ifade özgürlüğünün durumu, bunun kanıtı.

Sınır Tanımayan Muhabirler’in 29 Ekim tarihli bildirisinin altını çizdiği gibi Kürt sorununu ya da AKP’nin tahakkümünü konu edinmeye cüret eden bağımsız medyaya karşı kıyasıya mücadele ciddi boyutlara ulaştı. Fettullah Gülen’in dini hassasiyetlere dayalı örgütlenmesinin Emniyet ve Devlet içindeki etkisini konu alan ve daha yayınlanmadan sansürlenen bir kitabın yazarı olan Ahmet Şık, düşünce suçu nedeniyle tutuklanmış olan 67 gazeteciden sadece biri.

Türk vatandaşları olarak devletin Kürtlere karşı şiddet kullanmasına karşı çıkmak, Kürtlerin haklarının tanınmasını talep etmek, onların bireysel haklarını ve kültürel çoğulculuğu savunmak ya da sadece kamuoyunu bilgilendirmek, emniyet güçleri ve hukuk sistemi tarafından uygulanan ve giderek daha sistematik hale gelen bir baskı unsuru oluyor.

Bu bakımdan Ekim ayı Türk demokratlar için en kritik aylardan biri oldu. 4 Ekim Günü, bir mühendis, İstanbul’daki Bilgi Üniversitesinde Doktora öğrencisi ve çok önemli araştırmaları yayınlayan Belge Yayınlarında editör olan Deniz Zarakolu, mecliste temsil edilen legal Kürt Partisi BDP’nin akademisinde “Aristo’nun Politikası” konulu bir konferans vermiş olması gerekçe gösterilerek tutuklandı. Daha sonra evinde sorgulanma ve tutuklanma sırası araştırmacı ve çevirmen Ayşe Berktay Hacımirzaoğlu’na geldi.

28 Ekim günü, Marmara Üniversitesinden tanınmış bir Siyaset Bilimi ve Anayasa Hukuku Profesörü olan Büşra Ersanlı, İstanbul’daki Bilgi Üniversitesinde “Türkiye Cumhuriyeti tarihinin tartışmalı meseleleri” konulu bir paneli yönetmesinden bir gün önce tutuklandı. Aynı gün, Belge yayınlarının yöneticisi (ve Deniz’in babası), aynı zamanda İnsan Hakları Derneğinin kurucu üyesi ve PEN Türkiye tutuklu yazarlar Komitesinin eski başkanı Ragıp Zarakolu da göz altına alındı. BDP’nin İstanbul’daki bürolarında da araştırma yapan polis 48 kişiyi daha sorguladı. Beşiktaş Adliyesinden duruşmaya çıkmalarına kadar Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu’nun tutuklu kalmaları kararı çıktı.

Emniyetin Terörle Mücadele birimleri tarafından yönetilen ve KCK Operasyonları adı verilen bu tutuklamalar, Türk aydınlarının, hukukçularının ve akademisyenlerinin Türkiye’de azınlık haklarına ve bireysel haklara saygılı bir demokrasi inşa etme çabasını tahrip etmeyi hedeflemektedir. Hükümet, barışa ve bilgilendirmeye yönelik bu çalışmaları engellemek için güç kullanmakta ve denetimi altında tuttuğu adalet sistemine güvenmektedir.

2009’dan beri ifade özgürlüğünü kullanmayla ilgili olarak 8000 kişi tutuklandı. Burada Erdoğan Türkiye’sinin 1980’lerin generaller rejiminden hiç de aşağı kalmayan yüzü ortaya çıkmaktadır. Her koşulda bu olanların son haftalarda yüceltilen İslami demokrasiyle hiç ilgisi yoktur.

Türkiye, demokratlar, sanatçılar, bağımsız aydınlar bakımından çok zengin bir ülke. Binlercesi yıllardır, aşırı milliyetçiliğin geriletilmesi, askeri rejimin işlediği suçların aydınlanması, Ermenilere dair hafızanın savunulması ve tarihin özgürleşmesi, insan haklarının korunması, toplulukların birbirine yaklaşması yani başka bir deyişle özgürleşmesini istedikleri ülkelerinde insan hakları ve kadın haklarına saygı duyulması için cesur bir mücadele veriyor.

Türkiye’yi demokrasiye götürecek olan yol kesinlikle, uyguladığı baskı politikasının gerçekliğini örtmek için kullandığı dezenformasyon yöntemlerinin bağımlısı olmuş bir hükumetin kaçamak manevraları değil, sivil toplumun özgürlüklere yönelik entelektüel çabası olacaktır. O Türk hükümetidir ki Arap Baharına dair ilk değerlendirmelerinde yönetimdeki diktatörlere (Muammer Kaddafi ve Erdoğan’ın iyi dostum dediği Beşar Esad’a) destek vermiştir.

Türk demokratlarına neler olacağı bütün Avrupa’yı ilgilendirir. Türk demokratlarının mücadelesi Türkiye’nin geleceğini olduğu kadar Avrupa’nın da geleceğini belirleyecektir. Bunu hiçbir zaman unutmayalım. Ortak bir ideal uğruna özgürlüklerinden olan ve cezaevinde duruşmaya çıkmayı bekleyen Ayşe, Büşra, Deniz, Ragıp ve diğerleri için mücadele edelim.

Türk Demokrasisinin gözalıcı bir “pazarlama” operasyonuyla Arap dünyası için bir model olarak sunulduğu bir zamanda bu son tutuklama dalgası AKP iktidarının işleyiş biçimini bir kez daha açığa çıkarıyor: Kürt siyasi hareketini bitirmek, ülkenin doğusundaki çatışmaların durması için çalışan Türk aydınları suçlu durumuna düşürmek, her türlü muhalefeti bertaraf etmek için devlet aygıtını kullanmak, medyanın tamamını sindirmek ve bütün bunların üstüne de Avrupalıları yanıltmak için demokrasi havarisi kesilmek. Burada bize satılmaya çalışılan “Doğu için iyi” (Bon pour l’Orient) bir demokrasidir.

Biz terörizmle mücadele adına Türk toplumunu terörize eden bu stratejiyi ifşa ediyoruz. Bir araştırmacı gazeteci terörist değildir, siyasetle ilgilenen bir akademisyen suçlu değildir. Bağımsız bir editör hain değildir. Bu kadınlar ve erkekler Türkiye’nin onurudur. Düşünce suçu tutuklularının serbest bırakılması için toplumu Türk Hükümeti üzerinde baskı uygulamaya çağırıyoruz. Avrupa devletlerinin anjelism’den vazgeçip (sahte bir ideale sığınarak kendini kandırmak) tarihle yüzleşmesini talep ediyoruz.

Hamit Bozarslan

Vincent Duclert

Ferhat Taylan

Le Monde 11.11.2011

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.